Son günlerde ülkemizde yaşanan olaylar hepimizi derinden yaraladı. Şüphesiz vicdan sahibi herkes doğru ve yanlışı açık bir şekilde gördü. Ve tüm bu yaşananlar bir gerçeği daha doğruladı ki, "Su uyur, düşman uyumaz!"
Belki bazılarınız "üff yine mi aynı konu, sıkıldım" veya "sen ne tarafı tutuyorsun görelim bakalım" demiş olabilir ama benim bu yazıyı kaleme almamdaki gaye, birilerini yermek veya birilerini övmek değil. Sadece bir gerçeği vurgulamak ve hatırlatmak. Çünkü kendisini müslüman olarak niteleyen hiç kimse fitneye, husûmete, kavgaya, şiddete sebep olamaz ve olmamalı. Bu yüzden yazımda kimse art niyet aramasın. Tek ricam, beni tanıyan ve tanımayan herkes ön yargısız bir biçimde okusun yazıyı.
"Gezi Parkı Eylemi" olarak ortaya çıkan ve ne yazık ki pek çok kimseyi birbirine düşüren ve toplumda tefrikaya sebep olaylar, aslında tarihe baktığımızda yaşanan bir takım olaylara benzemekte, işin siyasi boyutunu bir tarafa bırakacak olursak aslında çok da masum gözükmemektedir. Çünkü birilerinin de ifade ettiği gibi olaylar "ağaç kesme meselesi" olmaktan çıkıp farklı mülahazalar içermektedir.
İddaa ediyorum eğer mesele sadece ağaç kesme meselesi olsaydı tüm Türkiye buna karşı olurdu. Ancak işin içine Atatürkçü-AKPci, solcu-sağcı, zalim-mazlum vs. düşünceler girince işler çığrından çıktı ve ülkede bir kaos ortamı oluşturmaya çalışanlara gün doğdu adeta. İşin gerçek sahipleri arka planda kalırken meydan bilerek veya bilmeyerek (cahilce) ortalığı savaş alanına çeviren, kamuya zarar veren, ülkeyi itibarsızlaştırmaya güya hükümeti düşürmeye çalışanlarla dolup taştı.
Her açık, içki içen, Atatürk'ü seven, solcu, eyleme gelen, anarşist; her kapalı-sakallı, içki içmeyen, Atatürk'ü sevmeyen, sağcı, eyleme gelmeyen, AKP'nin adamı gibi gösterilerek ülkemizin mutlu, huzurlu ve birlik tablosu yok edilmeye çalışıldı. Oysa kendimden, arkadaşlarımdan, dostlarımdan ve akrabalarımdan bunun böyle olmadığını biliyorum, sizler de biliyorsunuzdur. Hala böyle düşünen varsa yanıldığını ifade etmek isterim.
Evet öfkeden, sinirden ve olayların vehametinde dolayı her iki taraftan hata eden olmuş olabilir, her iki taraftan da karşılıklı mesnedsiz sözler söylenmiş olabilir, her iki tarafta birbirini tahrik etmiş olabilir, her iki taraftan da birbirine nefret gözüyle bakanlar olabilir ancak bunların hiçbiri ne olursa olsun üzerinde yaşadığımız toprağın bizim ve can kadar kutsal olduğu ve düşmanın ekmeğine adeta yağ-bal sürmek olduğu gerçeğini değiştiremez.
İktidarı veya muhalefeti sevmeyebilirsiniz, politikayı veya ekonomiyi iyi bulmayabilirsiniz. Kişilerin peşinden gidebilir veya kişilerden nefret edebilirsiniz ama unutmayınız ki, düşman her zaman düşmandır, onun bu topraklardan alacağı bir zerre kendisi için zafer olacaktır. Bu yüzden, zamanında atalarımız sağcı-solcu, Türk-Kürt, açık-kapalı, senci-benci olmadan tek yürek, tek bilek düşmana karşı olmuşlardır.
Unutmayalım ki, hepimiz insanız hata yapabiliriz, yanlış düşünebilir ve yanlış hareket edebiliriz. Öfkelenmek, sinirlenmek hatta tahrik etmek herkesin doğasında vardır. Ama iş başkasının malına, canına, hakkına zarar vermeye gelince orda durmalıyız. Yaşımız, cinsiyetimiz, makamımız, ismimiz, cismimiz, düşüncemiz ne olursa olsun buna hiçbirimizin hakkı yoktur. Hele bana yapıldı, ben de kat kat fazlasını yaparım demek büyük bir yanılgıdır, felakettir ve kısır bir döngüdür.
Son olarak, düşmanca, art niyetle, kasıtla, zevk duya duya, bilerek ve isteyerek ülkemize, vatandaşlarımıza, ulusal egemenlik ve bağımsızlığımıza, birliğimize, dirliğimize, kardeşliğimize, huzurumuza kast edenler hariç tüm vatandaşlarımıza, kardeşlerimize bir çağrıda bulunmak istiyorum. Gelin haklarınızı birbirinize helal ediniz, gelin yaptıklarınızda karşılıklı olarak özür dileyiniz, gelin kucaklaşınız, düşmana karşı birlik olunuz ve tarihinize dönüp şöyle bir düşününüz; biz kimiz, nerden geldik, nereye gidiyoruz?
Unutmayınız ki, kişiler, ünvanlar, partiler, örgütler, kurum ve kuruluşlar birgün bizim gibi yok olup gideceklerdir. Önemli olan huzur, barış, sukûnet, hoşgörülü ve sağlıklı bir şekilde üzerinde yaşayacağımız bir toprak parçasıdır. Her şeyi parayla alabilir, yapabilir, kurabilir ve kapatabilirsiniz ama toprak parçasını asla! Bu yüzden ülkemize sahip çıkalım, şiddetten uzak durup düşmana fırsat vermeyelim.
İlyas Uçar (Evvâh)
06.06.2013