İnternetten indirilmiş bir yazı okunuyordu... "Said Nursî'den Fethullah Gülen'e Gözyaşı Medeniyeti" başlıklı yazının giriş kısmından sonra devam eden ifadelerinde şöyle deniliyordu:
"Bizim bu gruba biraz uzak durmamızın bir başka sebebi de aslında o grup mensuplarının bize uzak durmalarıdır. Buradaki arkadaşlarımız bir Toktamış Ateş'e gösterdikleri ilgiyi, iltifatı, irtibatı doğrusu mümin kardeşlerinden biraz esirgemektedirler. On beş yıldır oturduğum Gebze'de ilk defa geçenlerde bu arkadaşlarımızdan bir görüşme talebi geldi. Oradan gelen arkadaşlarımızla bir araya gelip konuştuk. Baktık ki, imanımız bir, hedeflerimiz bir, okuduğumuz kitaplar bir. Aynı duygular ve arzularla yanıp tutuşuyoruz. Ayrılırken hepimiz de bu görüşmenin ne kadar da geciktiği kanaatini taşıyorduk. Ben inanıyorum ki, Fethullah Gülen cemaati mensupları, yabancılara gösterdikleri ilginin yarısını mümin kardeşlerine gösterseler, onları tenkit edenler de dâhil, herkesin duasını alacak, muhabbetlerini ziyadeleştireceklerdir. Bilhassa farklı gruplardan olan Risale-i Nur talebelerinin, kendilerine özel muhabbetleri olduğunu ve onları da kendileri gibi düşündüklerini biliyorum. Az bir irtibatın ve teveccühün çok hayırlara vesile olacağına da inanıyorum. Geçenlerde bu işlerle pek ilgisi olmayan entelektüel bir arkadaşımız bir yerde bir kıyaslama yaptı:
- Başka gruplar boş vakitlerinde hizmet ediyorlar, onların ise 24 saatleri hizmet.
Belki bu konu çok zamandır zihnimde olduğu için midir bilmem, bu bildik hakikat beni derinden etkiledi. Evet bizim boş zamanlarımızda yaptığımız işi onlar her an, 24 saat yapıyorlardı. Elbette ki, bu samimi çalışmalarının neticesini de Müsebbibü'l-esbab (Allah) halk ediyordu. Doğrusu hizmet tarzlarında, metotlarında, sosyal ve siyasî alanlarda birtakım çekincelerim olabilir. Ancak bu, ortadaki planlı, programlı, sistematik, bilinçli, fedakârâne olan iman hizmetini de görmezlikten gelmemi gerektirmemeli. (...)
Bu hizmetler için dünyanın diğer ucuna gözü açık (kapalı değil) giden kardeşlerimizi de tebrik ediyor, muvaffakiyetleri için dua ediyorum. Yine yukarıdaki arkadaşımız anlatıyor:
- İstanbul'da güzel bir semtte evi, arabası olan, çocukları buradaki özel okullarına giden önemli bir mevkideki bir elemanlarını Kuzey Irak'ta görevlendirmişler. Yaşamanın bile tehlikede olduğu bu yere gidip gitmeyeceğini sormuş arkadaşımız.
- Elbette demiş o kişi, hizmette bizim için bütün dünya aynıdır. Bu inanç, bu azim, bu fedakârlık karşısında şaşırıp kaldım, diyor entelektüel arkadaşımız. Ancak işin peşini de bırakmamış. Ailece görüştükleri elemanın bir de hanımına sordurmuş, hanımı vasıtasıyla. Hani kadınlar biraz duygusal olur ve çabuk isyan ederler ya!
- Bizim hizmet için yer seçme gibi bir lüksümüz yok, demiş elemanın hanımı. Nereye gönderilirsek oraya gider, hizmetimizi yaparız.
- Pes, diyor arkadaşımız. Bu iş ancak bu kadar olur. Bu kardeşlerimizin gayretleri, fedakârlıkları, çalışmaları karşısında gözlerimiz yaşarmadan edemiyor. Zaten Fethullah Gülen bize yüzyıllardır unuttuğumuz, ağlamayı tekrar öğreten adam değil mi? Onun kurmak için gecesini gündüze kattığı Gözyaşı Medeniyeti' için ona yardım edelim, dua edelim, çok dua edelim." (Levent Bilge)
Bu yazı okunduktan sonra takdir edildi ve "Bize güzel bir hatırlatma yapılmış... Sağ olsun..." denildi. Levent kardeşimize teşekkür ederiz.
20.03.2006
çok gzüel bir yazı
abdullah aymaz abimizin yazısı....
"Bizim bu gruba biraz uzak durmamızın bir başka sebebi de aslında o grup mensuplarının bize uzak durmalarıdır. Buradaki arkadaşlarımız bir Toktamış Ateş'e gösterdikleri ilgiyi, iltifatı, irtibatı doğrusu mümin kardeşlerinden biraz esirgemektedirler. On beş yıldır oturduğum Gebze'de ilk defa geçenlerde bu arkadaşlarımızdan bir görüşme talebi geldi. Oradan gelen arkadaşlarımızla bir araya gelip konuştuk. Baktık ki, imanımız bir, hedeflerimiz bir, okuduğumuz kitaplar bir. Aynı duygular ve arzularla yanıp tutuşuyoruz. Ayrılırken hepimiz de bu görüşmenin ne kadar da geciktiği kanaatini taşıyorduk. Ben inanıyorum ki, Fethullah Gülen cemaati mensupları, yabancılara gösterdikleri ilginin yarısını mümin kardeşlerine gösterseler, onları tenkit edenler de dâhil, herkesin duasını alacak, muhabbetlerini ziyadeleştireceklerdir. Bilhassa farklı gruplardan olan Risale-i Nur talebelerinin, kendilerine özel muhabbetleri olduğunu ve onları da kendileri gibi düşündüklerini biliyorum. Az bir irtibatın ve teveccühün çok hayırlara vesile olacağına da inanıyorum. Geçenlerde bu işlerle pek ilgisi olmayan entelektüel bir arkadaşımız bir yerde bir kıyaslama yaptı:
- Başka gruplar boş vakitlerinde hizmet ediyorlar, onların ise 24 saatleri hizmet.
Belki bu konu çok zamandır zihnimde olduğu için midir bilmem, bu bildik hakikat beni derinden etkiledi. Evet bizim boş zamanlarımızda yaptığımız işi onlar her an, 24 saat yapıyorlardı. Elbette ki, bu samimi çalışmalarının neticesini de Müsebbibü'l-esbab (Allah) halk ediyordu. Doğrusu hizmet tarzlarında, metotlarında, sosyal ve siyasî alanlarda birtakım çekincelerim olabilir. Ancak bu, ortadaki planlı, programlı, sistematik, bilinçli, fedakârâne olan iman hizmetini de görmezlikten gelmemi gerektirmemeli. (...)
Bu hizmetler için dünyanın diğer ucuna gözü açık (kapalı değil) giden kardeşlerimizi de tebrik ediyor, muvaffakiyetleri için dua ediyorum. Yine yukarıdaki arkadaşımız anlatıyor:
- İstanbul'da güzel bir semtte evi, arabası olan, çocukları buradaki özel okullarına giden önemli bir mevkideki bir elemanlarını Kuzey Irak'ta görevlendirmişler. Yaşamanın bile tehlikede olduğu bu yere gidip gitmeyeceğini sormuş arkadaşımız.
- Elbette demiş o kişi, hizmette bizim için bütün dünya aynıdır. Bu inanç, bu azim, bu fedakârlık karşısında şaşırıp kaldım, diyor entelektüel arkadaşımız. Ancak işin peşini de bırakmamış. Ailece görüştükleri elemanın bir de hanımına sordurmuş, hanımı vasıtasıyla. Hani kadınlar biraz duygusal olur ve çabuk isyan ederler ya!
- Bizim hizmet için yer seçme gibi bir lüksümüz yok, demiş elemanın hanımı. Nereye gönderilirsek oraya gider, hizmetimizi yaparız.
- Pes, diyor arkadaşımız. Bu iş ancak bu kadar olur. Bu kardeşlerimizin gayretleri, fedakârlıkları, çalışmaları karşısında gözlerimiz yaşarmadan edemiyor. Zaten Fethullah Gülen bize yüzyıllardır unuttuğumuz, ağlamayı tekrar öğreten adam değil mi? Onun kurmak için gecesini gündüze kattığı Gözyaşı Medeniyeti' için ona yardım edelim, dua edelim, çok dua edelim." (Levent Bilge)
Bu yazı okunduktan sonra takdir edildi ve "Bize güzel bir hatırlatma yapılmış... Sağ olsun..." denildi. Levent kardeşimize teşekkür ederiz.
20.03.2006
çok gzüel bir yazı
abdullah aymaz abimizin yazısı....