- Üyelik Tarihi
- 1 Eyl 2005
- Mesajlar
- 1,716
- Aldığı Beğeniler
- 5
Allah Resûlü vahiyle müeyyed ufkuyla devleti ayakta tutacak dinamikleri çok iyi tesbit etmiş ve bunları israf etmeden yerli yerinde kullanmıştır. O, büyük erkân-ı harpler yetiştiren.. ilim düşüncesini coşturan ruha ve mânâya giden yollar açan sanatkâr düşüncelere yüksek gayeler belirleyen iç içe bir derinlikler menşurudur. O, kendi döneminde bir sürü erkan-ı harp yetiştirmiştir. Kendinden sonra, cihânın fethine uzanan yolda,
Hâlid'den Ukbe'ye,
Ukbe'den Ahnef'e,
ondan Tarık'a
ve ondan da Muhammed bin Kasım'a..
kadar nice büyük erkân-ı harpler yetişmiştir ki, münhasıran bu zaviyeden o büyük oluşumun kaynak ve mimarına baktığınız zaman, O'nu yalnız askerlikle iştigâl etmiş sanırsınız. Günümüzdeki Akkad gibi pek çok araştırmacı, saadet asrını, dehâya açık istidatların harmanı gibi görürler.
Evet, 'Hz. Muhammed Medresesi', istidatları alabildiğince yükseltebilen ve yükseltmiş olan biricik medresedir. O medreseye uğrayan herkes, tabiatının müsaadesi ölçüsünde, aklî, kalbî, rûhî bütün melekelerini geliştirebilmiş ve dehalaşmıştır.
Hz. Ebu Bekir, askerî, idarî ve ilmî bir dâhi..
Hz. Ömer, Osman, Ali (ra) birer böyle dâhi..
Halid, Sa'd, Ebu Ubeyde,
A'lâu'l-Hadramî,
Ka'ka' birer askerî dâhi...
Ve daha yüzlercesiyle o ışık çağı âdeta bir dehâ çağı görünümündedir. Daha doğrusu, o çağ, insandaki isti'dat ve kabiliyet sermayesinin zerresi dahi heder edilmeden değerlendirildiği, nemalandırıldığı bir altın çağdır.. ve yüzlerce dâhi ile mâmurdur.
devam edecek
Hâlid'den Ukbe'ye,
Ukbe'den Ahnef'e,
ondan Tarık'a
ve ondan da Muhammed bin Kasım'a..
kadar nice büyük erkân-ı harpler yetişmiştir ki, münhasıran bu zaviyeden o büyük oluşumun kaynak ve mimarına baktığınız zaman, O'nu yalnız askerlikle iştigâl etmiş sanırsınız. Günümüzdeki Akkad gibi pek çok araştırmacı, saadet asrını, dehâya açık istidatların harmanı gibi görürler.
Evet, 'Hz. Muhammed Medresesi', istidatları alabildiğince yükseltebilen ve yükseltmiş olan biricik medresedir. O medreseye uğrayan herkes, tabiatının müsaadesi ölçüsünde, aklî, kalbî, rûhî bütün melekelerini geliştirebilmiş ve dehalaşmıştır.
Hz. Ebu Bekir, askerî, idarî ve ilmî bir dâhi..
Hz. Ömer, Osman, Ali (ra) birer böyle dâhi..
Halid, Sa'd, Ebu Ubeyde,
A'lâu'l-Hadramî,
Ka'ka' birer askerî dâhi...
Ve daha yüzlercesiyle o ışık çağı âdeta bir dehâ çağı görünümündedir. Daha doğrusu, o çağ, insandaki isti'dat ve kabiliyet sermayesinin zerresi dahi heder edilmeden değerlendirildiği, nemalandırıldığı bir altın çağdır.. ve yüzlerce dâhi ile mâmurdur.
devam edecek
