Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

Destina1

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
29 Eyl 2005
Mesajlar
310
Aldığı Beğeniler
1
Din ahlakının yaşanmaması bir toplum için olabilecek en önemli tehlikelerden biridir. Zira, din ahlakının yaşanmadı ı toplumlarda, hızla ahlaki çöküntü yaşanır, toplum huzuru ve düzeni bozulur. Üstelik bundan toplumun hemen hemen tüm bireyleri zarar görür. Yakın geçmişte dünyanın çeşitli ülkelerinde bu durumun ibret verici örneklerine rastlanmıştır.

Böyle bir tehlikeyle karşı karşıya gelmemek için dinsizli e karşı fikri mücadele içinde olmak son derece önemlidir. Ancak, bu fikri mücadeleyi yürütürken dikkat edilmesi gereken bazı hususlar vardır. Bunların en önemlilerinden biri ise, dinsizlik tehlikesinin her zaman organize bir hareket olarak ortaya çıkmayabilece idir


Organize Olmayan Dinsizlik


Allahın varlı ı ve birli inin binlerce apaçık delili olmasına ra men bazı insanlar inkarlarında direnirler ve Allahın tüm insanlara emri olan din ahlakını yaşamaktan sürekli olarak kaçınırlar. Şüphesiz, bu çok cahilce bir tutumdur. Çünkü insanın hayatı boyunca arayışında olup istedi i gerçek huzuru, mutlulu u ve güveni bulabilmesinin tek yolu yaratılışına, di er bir deyişle Allahın emretti i din ahlakına göre yaşamasıdır. Din ahlakını yaşamayan bir insanın, imkanları ne kadar geniş olursa olsun, gerçek mutlulu u yaşamasına imkan yoktur. Gün içinde yaşanan ve mutluluk gibi görünen anlar ise hem çok kısa ve geçicidir hem de ço unlukla bu insanlar, gerçekte mutlu de ildirler, sadece mutluluk taklidi yapmaktadırlar.

Din ahlakı insanların sabırlı, merhametli, hoşgörülü, itidalli, vicdanlı kısaca güzel huylu bir hayat yaşamalarını sa lar. Herkesin din ahlakına uygun olarak yaşadı ı bir toplumda ise, huzur ve itidal toplumun geneline hakim olur. Bireyler her zaman sevgiyle, merhametle ve anlayışla karşılık görürler.

Buna ra men bu açık gerçe i inkar eden insanlar, din ahlakının yaşanmaması için büyük bir mücadele yürütürler. Çünkü ço unlukla menfaatleri, din ahlakına uygun olmayan kötülükler üzerine kuruludur. Ancak bu mücadeleyi ço u zaman organize olmadan gerçekleştirirler. Din ahlakına karşı bir durum gelişti inde, birbirini hiç tanımayan, daha önce hiç aynı ortamda bulunmamış kişiler aynı amaçla biraraya gelebilirler. Sokakta daha önce birbirini hiç görmemiş kişilere sorular soruldu unda benzer cevaplar verirler, farklı mekanlarda birbirine benzer mantıklarla neredeyse aynı konuşmaları yaparlar, farklı yerlerde hemen hemen aynı sloganları atarlar. Ve genellikle bunlar tek bir merkezden organize edilmezler, ama şeytani bir etkiyle aynı mantı a sahiptirler. Bu mantık, dinsizli in mantı ıdır.

Dinsizli in mantı ını belirleyen ve yönlendiren ise şeytandır. Şeytanın telkinleri ve yönlendirmesiyle bu insanlar inkar eder, din ahlakına karşı mücadele yürütür. Bu mücadelede dünyanın hemen her köşesinde aynı çarpık mantıkları öne sürer, aynı konuşmaları yapar, aynı hilelere başvurur, aynı tepkileri verir, aynı şekilde davranırlar. Bir ayette Allah, inkar edenlerin şeytanın yolunda mücadele ettiklerini şu şekilde bildirmiştir:

.... inkar edenler ise ta ut (şeytan) yolunda mücadele ederler. öyleyse şeytanın dostlarıyla savaşın. Hiç şüphesiz şeytanın hileli-düzeni pek zayıftır. (Nisa Suresi, 76)

Bir başka ayette ise, şeytanın din ahlakıyla ve samimi olarak iman edenlerle mücadelesi şu şekilde haber verilmiştir:

Gerçekten şeytanlar, sizinle mücadele etmeleri için kendi dostlarına gizli-ça rılarda bulunurlar... (Enam Suresi, 121

Ayette de bildirildi i gibi, inkar edenlerin dinsizli in propagandasını yapmaları ve din ahlakına karşı mücadele etmeleri için onları asıl yönlendiren güç şeytandır. Yani, şeytanın ça ırmasıyla organize olmasalar da ortak hareket edebilirler. Şeytan, farklı dillerden ve farklı ırklardan insanlara din ahlakına karşı olmaları için aynı telkinleri verir. Onlar da şeytani yönlendirmeyle aynı şekilde hareket ederler. Gerekli bir durum oluştu unda, şeytanın ilhamıyla, taraftarları ne yapmaları gerekti ini hemen anlarlar, hangi cümleleri söyleyeceklerini, hangi mantıkları kuracaklarını, hangi yolları izleyeceklerini bilirler. Bunun neticesinde de organize olmamış bir dinsizlik hareketi ortaya çıkar.

İman Edenlerin Sorumlulu u

Allahın iman edenlere bildirdi i en büyük sorumluluklardan biri, iyili i emretmek ve kötülü ü menetmektir. Bir Kuran ayetinde şu şekilde buyrulmuştur

Tevbe edenler, ibadet edenler, hamd edenler, (İslam u runda) seyahat edenler, rükû edenler, secde edenler, iyili i emredenler, kötülükten sakındıranlar ve Allahın sınırlarını koruyanlar; sen (bütün) müminleri müjdele. (Tevbe Suresi, 112)

Müminlerin bu sorumlulu u yeryüzünde kötülü ü yaygınlaştırmak için çaba yürütenlere karşı da ciddi bir fikri mücadele içinde olmalarını gerektirir. Bu önemli sorumlulu u yerine getirirken, hedefin do ru belirlenmesi -Allahın izniyle- sonuca çok daha çabuk ulaşılmasına vesile olacaktır. Bunun için müminlerin karşılarındaki asıl tehlikenin organize olmamış dinsizlik yani şeytanın telkiniyle büyüyüp gelişen dinsizlik oldu unun bilincinde olmaları gerekir. Allah Kuranda şeytanın insanlara çok farklı yönlerden yaklaşıp, onları şaşırtaca ını haber vermiştir:

Dedi ki: Madem öyle, beni azdırdı ından dolayı onlar(ı insanları saptırmak) için mutlaka Senin dosdo ru yolunda (pusu kurup) oturaca ım. Sonra muhakkak önlerinden, arkalarından, sa larından ve sollarından sokulaca ım. Onların ço unu şükredici bulmayacaksın. (Araf Suresi, 16-17)

Bu nedenle şeytanın telkinleri ve hileleri farklılıklar gösterebilir, ama özünde mantı ı aynıdır. Bu tehlikeyi etkisiz hale getirmenin yolu ise açıktır: Din ahlakının yaygınlaşması için sürekli çaba içinde olmak. Bunun için de, Allahın varlı ının ve birli inin apaçık delillerinin sürekli anlatılması, insanları din ahlakından uzaklaştıran felsefe ve akımların çarpıklıklarının ortaya çıkarılması, din ahlakının insanlara kazandıraca ı güzelliklerin gündemde tutulması son derece önemlidir. Geniş çapta yürütülecek bu fikri mücadele, şeytanın kimi insanlar üzerindeki etkisini kıracak ve insanların din ahlakına ısınmalarına vesile olacak hayati bir yoldur. Ve, Allahın izniyle, Allah bu yolda mücadele edecek kullarına başarı ve zafer müjdelemiştir:

Andolsun, (peygamber olarak) gönderilen kullarımıza (şu) sözümüz geçmiştir: Gerçekten onlar, muhakkak nusret (yardım ve zafer) bulacaklardır. (Saffat Suresi, 171-172)

.... inkar edenler ise ta ut (şeytan) yolunda mücadele ederler. Hiç şüphesiz şeytanın hileli-düzeni pek zayıftır. (Nisa Suresi, 76)

Gerçekten şeytanlar, sizinle mücadele etmeleri için kendi dostlarına gizli-ça rılarda bulunurlar... (Enam Suresi, 121)
 
Üst Alt