Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

fzehra

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
9,365
Aldığı Beğeniler
1,490
Konum
İstanbul
Ümm-i Ümare Nesibe Hatun

Ümm-i Ümare, Uhud gazasına, kocası Zeyd bin Asım, oğulları Habib ve Abdullah ile birlikte katılarak, secaat ve kahramanlıklar gösterdi. Gazilere su dağıtmak ve yaralarını sarmak vazifesiyle katıldığı savaşın en şiddetli bir anında, Resulullah efendimize saldıran bir müşriki atından aşağı düşürüp öldürdü.
Ok, kılıç ve kalkan kullanarak düşmana saldırırken kendisi de birkaç yerinden yaralandı. Yaralı hâliyle kocasını ve oğullarını savaşa teşvik etti. Düşman, Resulullah efendimize hangi istikametten saldırırsa, hemen kocası ve oğullarıyla oradan müdafaa ederlerdi.

Çarpışmaya koyuldum

Ümm-i Ümare der ki: 'Gündüzün başlangıcında Uhud'a vardım. Halk ne yapıyor bir bakayım dedim. Yanımda bir kirba ve içinde su vardı. Resulullahın yanına kadar gittim. Kendisi, o sırada Eshabı arasında bulunuyordu. Bu zamanda müslümanlar savaş üstünlüğünü devam ettiriyorlardı.
Müslümanlar dağılmaya başlayınca, Resulullahın yanına vardım. Çarpışmaya koyuldum. Kılıçla, okla müşrikleri Resulullahtan uzaklaştırmaya çalıştım. Bu arada da yaralandım. Resulullahın yanında on kişi kalmamıştı. Ben, oğullarım ve kocam, Resulullahın önünde çarpışıyor, müşrikleri ondan uzaklaştırıyorduk.
Bir ara Resulullah efendimiz, benim yanımda kalkan bulunmadığını gördü. Yanında kalkan bulunanlardan birisine buyurdu ki:
- Ey kalkan sahibi, kalkanını çarpışana bırak!
O kimse kalkanını Resulullaha verdi. Ben de Resulullah efendimizden alıp, onunla korundum.
Bize ne yaptılarsa, müşrik süvarileri yaptılar. Atlı bir adam gelip, bana vurdu. Kalkanımla korundum. Ben de onun atının ayaklarına kılıç çaldım. At arkaüstü yıkılınca, Peygamber efendimiz oğlum Abdullah'a şöyle buyurdu:
- Ey Ümm-i Ümare'nin oğlu! Annene, annene yardım et!'
Ümm-i Ümare'nin oğlu Abdullah ibni Zeyd anlatır:
'Uhud günü sol kolumdan yaralanmıştım. Beni, hurma ağacı gibi upuzun bir adam vurmuştu. Resulullah efendimiz; 'Yaranı sar' buyurdu. Anam yanıma geldi. Yaraları sarmak için yanında bulunan hazır bezlerle yaramı sardı.

Herkes katlanabilir mi?

Bu sırada Resulullah efendimiz bana bakıyordu. Annem, yaramı sardıktan sonra, bana dedi ki:
- Kalk yavrucuğum! Müşriklerle çarpış!
Resulullah efendimiz de buyurdular ki:
- Ey Ümm-i Ümare! Senin katlandığın, dayanabildiğin şeye, herkes katlanabilir, dayanabilir mi?
Beni yaralayan müşrik o sırada oradan geçiyordu. Resulullah efendimiz tekrar buyurdular ki:
- İşte, oğluna vuran adam!
Annem, hemen onun önüne geçip, bacağına vurup çökertti. Bunun üzerine, Resulullahın, mübarek dişleri görünecek kadar gülümsediğini gördüm. Sonra buyurdu ki:
- Allaha hamd olsun ki, seni düşmanına muzaffer kılıp, gözünü aydın etti. Öcünü almayı sana gözünle gösterdi.'
Peygamber efendimiz, Uhud savaşında Ümm-i Ümare'nin oğlu Abdullah'a buyurdu ki:
- Ey Ümm-i Ümare'nin oğlu!
Hz. Abdullah, 'Buyur ya Resulallah' deyince, ona, taş atmasını buyurdu.
Hz. Abdullah, önünde gitmekte olan atlı müşrike bir taş attı. Taş, atın gözüne değince, at ürktü ve at da, atlı da yere yıkıldı. Hz. Abdullah taşa tutup, o müşriki yaraladı


DEVAMI VAR...
 

mabed

Bir_Katre
 
Üyelik Tarihi
24 Eki 2005
Mesajlar
2,864
Aldığı Beğeniler
20
allah razı olsun.
 

FurkanCan

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
30 Mar 2006
Mesajlar
1,775
Aldığı Beğeniler
6
Neccaroğullarından Mazin bin Neccar ve hanımı Rebab binti Abdullah Medinede çok itibarlıdırlar, halk gelir onlara akıl sorar. Kızları Nesibe iyilik perisi gibidir, âdeta başkaları için yaşar. İlerleyen yıllarda kendisi gibi hayırdan hasenattan hoşlanan bir gençle (Zeyd bin Asım) yuvasını kurar. Karı koca yetim sevindirmekten, aç doyurmaktan anlatılmaz bir haz alırlar.
Ahir zaman peygamberinin Mekkede tebliğe başladığını duyunca çok heyecanlanırlar. Kul, köle, hatta hayvan hakkından bahis açan, ana babaya hürmeti, akrabayı ziyareti emreden, fuhşu, yalanı, çocuk gömmeyi yasaklayan bu dine girmekte karar kılarlar.

Maaile...
Onların tanıdığı ilk Müslüman Musab bin Umeyr olur. Genç muhacirin sohbetlerinde çok şey öğrenir, Efendimizin aşkıyla yanıp tutuşurlar. Zeyd ve Nesibe oğullarını da yanlarına alır, yola çıkarlar. Git gel Mekke otuz gün... Dile kolay!
O sarı sıcak, o gece ayazı, o toz, o toprak... Yılanlar, çıyanlar, haydutlar...
Ama Akabede Server-i Kâinat ile buluşunca bütün yorgunluklarını unuturlar.
Zeyd biat ettikten sonra Ya Resulallah! der, bizimle birlikte gelen iki mümine var, onlar da size biat etmek istiyorlar.
Bunlardan biri hanımı Ümm-i Ümaredir, diğeri ise Ümm-i Müney (Radıyallahu anhüma).
 

FurkanCan

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
30 Mar 2006
Mesajlar
1,775
Aldığı Beğeniler
6
Bir gün Resulullah efendimiz Ümm-i Ümarenin evini şereflendirirler, mübarek kadın o gün oruçludur lâkin hemen sofra hazırlar. Bunun üzerine Resulullah efendimiz Bir oruçlu, oruçlu olmayanlara yemek yedirdiği zaman, melekler sofra kalkıncaya kadar ona duâ eder buyururlar.
Hazret-i Ebu Bekir de hilafeti yıllarında bu ağzı dualı validemizin kapısını çalar, hâllerini, hatırlarını sorar.
Hazret-i Ömer ganimet dağıtıldı mı kendi hissesine düşen kıymetli kumaşları Ümm-i Ümarye yollar.
Geçtiğimiz asırda Vahhabiler Cennet-ül Bakiyi dağıtırlar, Hazret-i Nesibenin kabri nerededir bilemiyoruz ama ailecek Resul-i ekremle olduklarından şüphemiz yok.
Kimbilir? Belki de Kevser havuzunun yanında
 
Üst Alt