Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

Ahmet AY

Réwi
 
Üyelik Tarihi
2 Eyl 2009
Mesajlar
13
Aldığı Beğeniler
0
Konum
Diyarbakır
Takım
Galatasaray
ORTADOĞU ve SAVAŞ(IM) 1



Konuşmama Dolores IBARRURİ'nin çok erdemli bir sözü ile başlamak istiyorum:

"Ayakta ölmek, dizlerinizin üzerinde yaşamaktan çok daha iyidir". İşte bugün sizlerle ayakta ölmek veya diz üstünde yaşamak üzerine değil; ayakta kalarak onurlu bir şekilde yaşamayı konuşup tartışacağız.

Değerli dostlar,

İnsanları soyut veya ideolojik sebeplerden dolayı kategorize etmenin çok doğru bir yaklaşım olmadığını vurgulayarak ifade etmeliyim ki tarih boyunca iyiler-kötüler, güçlü zorbalar-güçsüz mazlumlar, herkesin eşitliğinden yana olanlar-en eşit hatta tek eşit kendileri olanlar arasında zaman zaman yaşam, çoğu zaman da onurlu yaşam mücadelesi var olagelmiştir.

Dünyada onur savaşı(mı)/mücadelesi veren (nicelik olarak az olsa da) entelektüel, akademisyen, eğitimci, hukukçu, hekim, mühendis, öğrenci, esnaf, sanatçı, sade vatandaşlardan oluşan "erler" her zaman bulunmuştur. ("er" ifadesini bay bayan ayırımı yapmadan söylüyorum ve özellikle eğitimli hanım kardeşlerimizin burada bulunmalarından da mutluluk ve onur duyduğumu belirtmek istiyorum)

2000'li yıllara az bir süre kala bu yeni yüzyılın bugün adına Ortadoğu dediğimiz bizim de içinde yaşadığımız coğrafya için kolay bir dönem olmayacağını görmemiz mümkündür.

Doğrusu burada anlatacaklarım kehanet olmadığı gibi pek çoğu hukukuyla, eğitimiyle, siyasalıyla, tıp ve mühendislikleriyle üniversite bitirmiş, bitirmekte olan siz gençlerin de geçen yüzyıllara dair bilgilerinizi güncellemeniz halinde herkesin düşünmediği/beklemediği gelişmelerin olabileceğini tahmin edebilirsiniz. Ama bu tahmin biraz fazla gerçeğe yakın duran bir tahmin. Arapçada "zannı ğalib" derler, yani güçlü sanı...

Hakikaten yeni binyıla gireceğimiz bu birkaç ay içinde güçlü ülkeler dünyanın yeniden yapılandırılması! için çalışmalarını bitirmiş olacaklar. Zira adına ABD İmparatorluğu dedikleri emperyal amaçları için yeni arayışlar ve bunun gereği savaşlar icat eden bu ülkeye şekil verenler -ki yönetim kadrosunun da üstündedirler bunlar-, ekonomik ve siyasi nüfuz olarak daha geniş bir hinterlanda hükmetmek isteyeceklerdir. (Elbetteki başta İsrail olmak üzere Asya ve Avrupadaki uzantılarıyla birlikte).

Doğalgaz ve petrol sıkıntısını giderme, Uzakdoğu ve Ortadoğu ülkelerine Rusya'nın yeniden inmesini engelleme zorunluluğu!, özellikle de gelişmelerine razı olmayacakları ülkeleri buyruk ve boyunduruk altında tutma arzusu vs. sebeplerden dolayı beklenmedik gelişmeler mümkündür. CLİNTON çok hevesli olmasa da G. BUSH'un yarım bıraktığı Irak/SADDAM tehlikesi!, Afganistan'da durmak bilmeyen iktidar savaşları, özellikle Filistin'de İslami Cihad-Hamas ve El Fetih'in ortak hareket etmelerini engellemek için birbirine düşürülmesi, Kore'ler sorunu ve Türkiye'de vesayetçi anlayışa destek olmak, ayrıca PKK, Hizbullah gibi yapılanmalar bu ülkeleri ilgilendirmekte ve de gündemlerini ciddi ciddi meşgul etmektedir.

Peki, dünyaya şekil veren ve ülkelerin yönetici kadrolarını belirleyip besleyen insanlık düşmanı karanlık adamlar bu "büyük" ülkelere ne yaptırmak isteyecekler?

Her şey beklenir...

O dönem ne gerekiyorsa çekinmeden yapılır. Can mı gitmiş; -son bölümde rakamlarla verince dehşeti göreceksiniz- milyonlar gitse tınmazlar. Mal mı gitmiş; talan ettikleri ülkelerden fazlasıyla çıkarırlar. (en çok buradaki birkaç Arap kardeşim özellikle Yemen diyarının fedakâr insanı alınmasın- ki onlar zaten bunun mücadelesini vermektedirler) Kral Şeyhlerinin kasaları sağ olsun!

Ne kimsenin canı ne malı umurlarında değil. Yalnızca "yeryüzünün bir kısmına daha nüfuz edeyim" derdindedirler. Ne olursa olsun tınmazlar. Anlayış; 6 milyardan bir, iki, üç milyon gitse n'olacak ki...

Tek dert amaçları olan nüfuz alanlarını genişletmek...

İşin enteresan tarafı dinler de, ideolojiler de bu amaçları hep taşımışlardır ama tabii ki farklı saiklerle...

Evet, durum bu...

Ne yapacakları konusunda cevabımız:

Her şey mümkün...

O halde "ne yapabiliriz" derdinde olan varsa onlara şöyle bir öneride bulunmak istiyorum; gelin önce geçmişe ve coğrafyamıza bir yolculuk yaparak söyleyeceklerimize anlam katalım.

Haklarını yememek için bir iki noktayı seri bir şekilde de olsa kayıtlara geçmem gerekiyor:

İnanıyorum ve biliyorum ki bu günlere kolay gelinmedi ve bundan sonra yaşanacak daha özgür bir dünya için çalışıp çabalayanlar için de kolay olmayacaktır. Eğer bu gün -ahım-şahım bir durum olmamasına rağmen- çok daha perişan, çok daha zelil, çok daha mağdur değil isek bu "erler"in mücadelesi sayesinde olduğunu söylemek bir borç olarak boynumda olduğunu belirtmem gerekir ve;

Selam o "erler"e!

O "erler"ki yorgunluk nedir bilmezler,

O "erler"ki insanlık için, inançların özgürlüğü için, farklılıkların ilahi takdir olduğunu ve yaşatılması gerektiğine inandıkları için;

Kalemiyle-diliyle, bedeniyle-ruhuyla, zamanıyla-sağlığıyla uygun bulduğu imkânlarla bu "insanlık" mücadelesinde yer alırlar. Ve bu uğurda;

Pişmanlık,

Yorgunluk,

Bezginlik

Ve

Yılgınlık nedir bilmezler...

Bütün dertleri "vahşi duygularını kalbimiz gördükleri bu bölge üzerinden bizleri vurmak" olanlara direnmektir bu "erler"in.

Buna rağmen bu kutlu bölgeyi ne hale çevirdiler?

Bizi nasıl yokluk ve yoksunluğa mahkûm ettiler?

Bu bölgeyi

Kültür ve dinleriyle,

Yeraltı-yer üstü zenginlikleriyle,

Jeopolitik konumu itibariyle (son 10 asrını göz önünde bulundurarak) diyebiliriz ki dünyanın en çok kavga/savaş yaşanan bir bölgesi olan Ortadoğu'da yaşamak cehennemde yaşamak gibidir. Ama bu cehennem insanların kendi ihtiraslarıyla oluşturdukları bir cehennemdir. Yoksa insanlığın ilk evi, ilk tarlası, ilk aşkları burada başlamıştır. Cennet biz insanların eliyle cehenneme dönüştürüldü Ortadoğu'da...

Ortadoğu'dan kastımız;

Mezopotamya "ilk doğuşun"[1], Beytullah "ilk direnişin"[2], Kudüs "ilk tanışmanın"[3], Mısr "ilk aşkın"[4] başladığı yerler ve mücavir topraklardır. (Buna bugün Pakistan, Afganistan ve Hint yarımadası dedikleri Uzakdoğu topraklarını da ekleyebilirsiniz.) Kutsal beldelerin bulunduğu bir coğrafyaya bir de modern asrın teknoloji ve tüketim çılgınlığı için gerekli yeraltı ve yer üstü zenginliklerini kattığımızda onlar için kavganın gerekçeleri tamamlanmış olmaktadır.

Asırlardır bölgede cereyan eden kavgalarda/savaşlarda bu bölgenin halklarına savaşın her türlü entrikası, hilesi ve acımasızlığı kıyas kabul etmez şekilde reva görülmüştür. Halkların kendi seçtikleri (dini, kültürel, tabii) yaşam biçimi kabul görmezken, herkes için vazgeçilmez addedilen 'toprakları üzerinde yaşama hakkı' da çok görüldü.

Öyle dönemler yaşandı ki kimi zaman Anadolu'da, kimi zaman Dımeşk (Şam, yani bu günkü Suriye), kimi zaman Hicaz, bazen Mağrip ve Endülüs, gün geldi Hewler'den sürüldü insanlık, gün geldi Gazze'de bombalara tutulduk. Bazen kılıçtan geçirildik, sırası gelince ipe asıldık. Bazen kimyasal bombalarla imha edildik, gün geldi ensemizden vurulduk. Bazen suikaste kurban gittik, gün oldu faili "malum" meçhullere cezamız kesildi.[5]

Bu yaşananlar bir diğerinden bağımsız, birbirinden ayrı, amaç olarak birbirinden farklı yapılmış değildir. Hayatını sürdürenler de kimi zaman eğitimsiz bırakıldı, zaman uygunsa asimile edildi ve eğer bu da başarılmadıysa entegre planı devreye konuldu.

En son daha bugün, bu saat itibariyle Ortadoğu'da (vahşiliğin doğulusu-batılısı, kuzeylisi-güneylisi olmamasına rağmen) Batılı olup "kendi savaşımlarını" (gelişmiş ülke yöneticilerinin üzerinden) veren caniliğin masum kaldığı yöntemlerle kadınların-kızların, yaşlıların-gençlerin onur ve haysiyetlerini kendi kirli ayaklarının altına alan ve asla bundan pişmanlık duymadıkları gibi bundan vazgeçmeyecek olan insanımsı yaratıklar hüküm sürmektedirler... BM, "Barış Havarileri", B. CLİNTON'lara rağmen!..[6]

Bunu sindirebilen mide ve yüreklere lafımız yok. Öyle yürekler ve mideler ki (bu kullanacağım ifade kimseye ait değilse bana aittir artık, kullanım hakkını istiyorum) "Onurları başkalarının ayakları altında olduğu halde kendi onurlarını değil aynı ayakların altındaki -sözüm ona değere değer verme adına- ekmek kırıntılarını kaldıranlardır."[7] (Peki, kim bunlar? Bireysel anlamda "aşk, geçim, kariyer"[8] gibi gerekçelerle; toplumsal anlamda ise "bizler mustaz'afız, gücümüz yok, Allah'ın yardımını bekleyelim" gibi inanılmaz bahanelerle öteleyip erteleyenlerdir)

Ancak "biz insanız ve bütün insanlar kardeştir, kardeşçe yaşamalarını esas alıyoruz" diyenlerin söyleyecek sözleri, gerçekleştirebilecek eylemleri her zaman için olmuş ve elan da vardır. Bu söz ve eylemler (başka bir yolu kalmamış ise) onların anlayacakları dilden ve türden olmasının kaçınılmazlığına inananlardanım. Asırlardır bu mücadele "anlayanın anlayacağı şekilde" verilmiş ve verilmektedir. (Bundan kastımız kesinlikle "terör" değildir, bu böyle biline...
ORTADOĞU 2 ile devam edecek.


--------------------------------------------------------------------------------

* 1999 yılında Aydın'daki bir programda yaptığım konuşmanın kısmen güncelleştirilmiş özetidir.

[1] Adem ve Havva ilk çocuklarına bu bölgede sahip oldular.

[2] İbrahim, İsmail ve yeryüzünün tanıdığı en kahraman anne Hacer'in İblis'e kutlu direnişi.

[3] Büyük semavi dinlerin tanıştıkları yer.

[4] Dünya üzerinde pek çok aşklar yaşanmasına rağmen Kur'an'a konu olan Yusuf için Aziz'in Hanımı'nın duyduğu aşk.

[5] Şimdilerde asit kuyularında kemiklerimiz çıkmakta.

[6] Daha ilk aylarını yaşayan OBAMA'lara rağmen.

[7] Sözü daha sadeleştirmem gerek: "Ayaklar altındaki onurlarını kurtarmaya yüreği yetmeyenler ancak yerden ekmek kırıntıları toplayarak övünebilirler", galiba güzel oldu.

[8] Bu ifadeden -haşa- aşkı küçümsediğim sonucu çıkarılmamalıdır. Amacım tarafımca "kutsal" addedilen aşkta uyum ve onurun esas alınmaması sonucu oluşan komplikasyonlara dikkat çekmektir ki son bölümde mücadelede uyum babından bu konuyu da işlemeyi düşünüyorum. Bu sonbaharın son yakıcı sıcağında iyi gider diye düşünüyorum.
 

kuddusmeryem

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
24 Eyl 2009
Mesajlar
5
Aldığı Beğeniler
0
Takım
Galatasaray
islam dunyasi ve mazlum dunya ayrilmamali. ittifaklar kurmali. sagol degerli ustadım.ilk askin basladigi mekan... cok anlamli bir ifade.
 

rosa

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
2 Eki 2009
Mesajlar
5
Aldığı Beğeniler
0
Takım
Galatasaray
eyvallah diyosunuzya hep eyvallah
 
Üst Alt