- Üyelik Tarihi
- 26 Eki 2010
- Mesajlar
- 1,166
- Aldığı Beğeniler
- 5
- Takım
- Galatasaray
Oruçlu olan bir kimse, Allahu Tealâ’nin huzurunda vicdaniyla basbasadir. Oruç disaridan görülebilen bir ibadet degildir. Bu sebeple Hz. Peygamber A.S., “oruçta riya yoktur” buyurmustur.
Amellerin kabulü için esas olan ihlâs, müminin düsünce ve fiillerini mahlukatin mülahazasindan uzak tutmasidir. Bütün ibadet ve amellerimizde ihlâsi kazanmanin en tesirli egitimi ise oruçtur. Ihlâsla nefis mücahedesine alisan bir mümin, Allahu Tealâ ile sicak bir irtibat kurar ve böylece Allah’i görüyormus gibi hareket etme kabiliyeti kazanarak “ihsan” mertebesine ulasabilir.
Iftar vaktine kadar Allahu Tealâ’nin kendisine lutfettigi nimetlerden nefsini mahrum birakan oruçlu, bu nimetlerden devamli mahrum olan insanlari kesfeder. Kalbi yumusar, merhameti galebe eder ve elindeki imkanlariyla baskalarini gözetmeye baslar. Fakir fukaraya yardim eder. Evinde iftar ettirir. Böylece makam-mevki farki sözkonusu olmadan toplumda huzur, itimat, muhabbet ve kardeslik gelisir ve büyür.
Burada sadece bir kismini arz etmege çalistigimiz gibi, oruç nefsin kötü olan sifatlarini egiterek iyilestirir. Böylece mümin, gücü nisbetinde nefs-i emmare mertebesinden nefs-i mutmainne makamina dogru yükselir. Bu suretle Allah’in rizasini kazanip atesten korunmus olur. Onun için Hz. Peygamber A.S. buyurur ki: “Oruç atese karsi bir perde, müstahkem bir kaledir.”
Amellerin kabulü için esas olan ihlâs, müminin düsünce ve fiillerini mahlukatin mülahazasindan uzak tutmasidir. Bütün ibadet ve amellerimizde ihlâsi kazanmanin en tesirli egitimi ise oruçtur. Ihlâsla nefis mücahedesine alisan bir mümin, Allahu Tealâ ile sicak bir irtibat kurar ve böylece Allah’i görüyormus gibi hareket etme kabiliyeti kazanarak “ihsan” mertebesine ulasabilir.
Iftar vaktine kadar Allahu Tealâ’nin kendisine lutfettigi nimetlerden nefsini mahrum birakan oruçlu, bu nimetlerden devamli mahrum olan insanlari kesfeder. Kalbi yumusar, merhameti galebe eder ve elindeki imkanlariyla baskalarini gözetmeye baslar. Fakir fukaraya yardim eder. Evinde iftar ettirir. Böylece makam-mevki farki sözkonusu olmadan toplumda huzur, itimat, muhabbet ve kardeslik gelisir ve büyür.
Burada sadece bir kismini arz etmege çalistigimiz gibi, oruç nefsin kötü olan sifatlarini egiterek iyilestirir. Böylece mümin, gücü nisbetinde nefs-i emmare mertebesinden nefs-i mutmainne makamina dogru yükselir. Bu suretle Allah’in rizasini kazanip atesten korunmus olur. Onun için Hz. Peygamber A.S. buyurur ki: “Oruç atese karsi bir perde, müstahkem bir kaledir.”