Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

eslem

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
2 Eyl 2005
Mesajlar
1,072
Aldığı Beğeniler
2
Soru:

Orucun sırları, mükemmel bir orucun batınî (iç âlem, kalble alâkalı) şartları nelerdir?
Cevab:

Bismillâhirrahmanirrahim.

Bu hususta İmam-ı Gazali şöyle der:(66) Bilmiş ol ki oruç üç derecedir: 1- Avamın orucu.

2- Havasın orucu.

3- Ahassül-havasın orucu.

Avamın orucu: İki uzvu (mide ve tenâsül uzvunu) kaza-i şehvetten korumaktır. Yani yemek, içmek ve cinsi münasebetten sakınmaktır.

Havasın orucu: Bu yukarıdaki esaslara riayet ile beraber gözünü, kula ını, dilini, elini, aya ını ve di er azalarını günahtan korumaktır.

Ahassül-havasın orucu: Avam ve havassın orucundaki hususlara riayetle beraber, kalbini, hasis emeller, dünya düşüncelerinden sıyırmak ve Allahtan başka herşeyden çekerek bütün mevcudiyetiyle, Allahü Teâlâya ba lanmak ve hatırına Ondan başkasını getirmemektir. Bu gibilerin gönlüne Allah ve ahiretten başka birşey geldi i anda oruçları bozulur. Dünya namına birşey düşünseler yine oruçları bozulur. Ancak dünyanın ahirete yarayışlı kısmını düşünmek mani de ildir. Hatta bu mevkie sahip olan erbab-ı kulûb Kim ramazan günü akşamı ne ile iftar edece ini düşünürse, bunun günahı, defterine yazılır. Çünkü bu aziz ve celil olan Allahü Teâlâya itimadın ve vadedilen rızka yakinen inanmanın azlı ındandır, dediler.

Bu mertebe peygamberler, sıddiklar ve mukarrebler rütbesidir. Bu rütbenin lâf ile tafsilâtına girişmeyelim de amelen tahakkukuna çalışalım. Bunların orucu, himmetlerini herşeyden keserek bütün mevcudiyetleri ile Allahü Teâlâya yönelmektir.
 

eslem

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
2 Eyl 2005
Mesajlar
1,072
Aldığı Beğeniler
2
Salihlerin orucu ve sırları
Havassın, yani salihlerin orucu bütün azaları günahlardan korumaktır, demiştik. Bunun tamamı altı şey iledir:

1- Gözü korumak:

Kalbini meşgul edecek, kendisini Allahı hatırlamaktan alıkoyacak, şeran bakılması çirkin ve mekruh olan herşeyden gözünü çekip korumaktır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.): Şehvet nazarı ile bakmak, şeytanın zehirli oklarından bir oktur. Kim Allah korkusuyla onu terkeder yani şehvet gözü ile bakmazsa, Allahü Teâlâ ona öyle bir iman nasib eder ki, zevkini kalbinde duyar.(67)

Cabir (r.a.) ve Enes (r.a.) den rivayete göre Resûl-i Ekrem (s.a.v.): "Beş şey orucu bozar (yani sevabını azaltır): Yalan konuşmak, gıybet etmek, kovuculuk yapmak, yalan yemin, şehvetle bakmak(68) buyurmuştur.
2- Dilini korumak:

Dilini, hezeyan, yalan, gıybet, ko uculuk, a ız bozuklu u, galiz söz ve mücadeleden koruyarak bu gibi sözlerden çekmektir. Zikir, tesbih ve Kuran okumakla meşgul etmektir. İşte dilin orucu da budur. Süfyan-ı Sevrinin Gıybet orucu bozar dedi ini, Beşir İbn Haris kendisinden haber vermiştir. Leysin rivayetine göre, Mücahid de: Yalan ile gıybet, orucu bozar demiştir.


Yine Resûl-i Ekrem (s.a.v.): Oruç, (bütün fenalıklardan ve cehennemden) bir kalkandır. Sizden biriniz oruçlu oldu u vakit cahillik edip kem söz söylemesin. Şayet birisi kendisiyle itişme e veya kendisine karşı a ız bozma a kalkışırsa; ben oruçluyum, ben oruçluyum diye mukabelede bulunsun(69) buyurmuştur.


"Resûl-i Ekremin (s.a.v.) zamanında idi ki oruç tutan iki kadın akşama do ru, açlık ve susuzluktan helak olacak vaziyete geldiler; oruçlarını bozmak için müsaade almak üzere Resûl-i Ekreme bir kişi gönderdiler. Peygamber Efendimiz de bir bardak verdi ve onlara, yediklerini bu barda a kusmalarını söyle, buyurdu.

Onlardan birisi safi kan ve et kusarak barda ı yarı doldurdu, di eri de aynı şekilde kusarak barda ı doldurdular. Bu vaziyetten herkes şaşırmıştı. Peygamber Efendimiz:

Bunlar, Allahü Teâlânın kendilerine helal kıldı ı şeyden oruç tuttu ve fakat haram etti i şey ile iftar ettiler buyurdu. (Sonra da bunu açıklayarak) Birisi di erinin yanına sokuldu ve halkın gıybetini yaptılar. İşte şu gördü ünüz yedikleri insan etleridir buyurdu.
 

eslem

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
2 Eyl 2005
Mesajlar
1,072
Aldığı Beğeniler
2
3- Kula ı korumak:

Kula ı, şeran dinlenmesi yasak olan herşeyden muhafaza etmektir. Konuşulması yasak olan her şeyin, dinlenmesi de yasaktır. Binaenaleyh, gıybete susmak, seyirci kalmak haramdır. Resûl-i Ekrem (s.a.v.): Gıybet eden ve onu dinleyen, günahta ortaktırlar buyurmuştur. Çünkü gıybet edeni dinleyen olmasa, kimse kimsenin aleyhinde konuşamazdı.

4- Di er uzuvları korumak:

El ve ayak gibi di er uzuvlarını fenalıktan, midesini iftar vakti şüpheli lokmadan korumaktır. Çünkü helal yemekten oruç tutup haram ile iftar etmekte bir mana yoktur. Böyle oruç tutanlar, bir ev yapaca ım diye bir şehri yıkanlara benzer. Zira helâl lokma, nevi itibariyle de il, çoklu u itibariyle zararlıdır.

Oruç bunu azaltmak içindir. Zararı dokunur korkusu ile ilacın ço unu içmekten kaçınıp (az da olsa) zehir içme e yeltenen elbette ahmaktır. İşte haram da dini öldüren bir zehirdir. Helal ise ço u zararlı ve fakat azı faydalı olan bir ilaçtır.

Bazıları, bunlar akşam vakti haram ile orucunu açanlardır. Di er bazıları da gıybet eden oruçlulardır, dediler. Çünkü gıybet haramdır. Bir kısmı da, bunlar azalarını günahlardan korumayan kimselerdir, dediler. O halde, bilhassa oruç tutan bunların hepsinden sakınmalıdır.
 

eslem

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
2 Eyl 2005
Mesajlar
1,072
Aldığı Beğeniler
2
5- İftar vakti az yemek:

İftar vakti, helâl yeme inden de tıkabasa karnını doldurmayacak şekilde az yemektir. Allah katında kapların en kötüsü, helâlden bile olsa tıkabasa dolmuş olan midedir. Gündüz yemedi ini, akşam bir oturuşta toplayıp yerse; şehvetini yenmek ve Allahü Teâlânın düşmanı olan şeytanı kahretmek nasıl mümkün olur? Halbuki birçokları bunun aksine olarak, yiyeceklerini ramazana ayırıp çeşitli, mütenevvi ve nefis yemeklerle akşam sofrasına oturup di er aylarda yemediklerini bu ayda yeme i, itiyad haline getirmişler (Bu, istenen neticeyi vermez). Mâlumdur ki oruçtan maksat takvaya ulaşmak için biraz acıkmak ve şehveti kırmaktır.

Orucun ruhu ve sırrı, fenalı a baş vurmakta şeytanın yolları olan kuvvetleri zayıflatmak ve yok etmektir. Bu da ancak az yemek ile mümkündür. Bunun için iftarda di er akşamlardaki gibi yemelidir. Yiyece i iki ö ünlük yeme i akşamdan bir araya toplar, hepsini birden yerse bu oruçta kâr (sevap) yoktur. Hatta açlı ı tatması ve bedeninin zayıfladı ını duyması için gündüzleri fazla uyumamak da orucun adabındandır. İşte o vakit kalbi cilâlanır, her gece biraz daha hafifleşir. Teheccüdünü, gece namazını ve evradını kolaylıkla yapar. Umulur ki bu sayede şeytan kalbine yaklaşamaz da meleküt aleminin gizliliklerini görmüş olur. İşte Kadir gecesi, meleküt aleminin esrarından bazı sırların keşfolundu u gecedir.
 

eslem

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
2 Eyl 2005
Mesajlar
1,072
Aldığı Beğeniler
2
6- İftardan sonra korku ile ümit arasında olmaktır.
Acaba orucu kabul olunan mukarreblerden mi, yoksa orucu kabul olunmayan gazaba u ramış kimselerden midir? Bunu düşünmelidir. Hatta yalnız oruçta de il, yaptı ı her ibadetin sonunda bunu düşünmelidir. Hasan İbn Ebûl-Hasan el-Basri bayram günü bir cemaatin gülüşüp e lendi ini görünce: Allahü Teâlâ ramazan ayını müsabaka meydanı gibi yaratmıştır. İnsanlar ibadetle müsabaka ederler. Müsabakayı kazananlar necat bulur, kaybedenler helak olur. Müsabaka kazananların kurtuldu u, kaybeden münkirlerin haib ve hasir oldu u böyle bir günde zevk u safaya dalan kimseye cidden şaşılır. İyi dinleyin: Vallahi ortadan perde kalkıp hakikatler oldu u gibi tecelli edeydi, ameli makbul olanın sevinci kendisini e lenceden, ameli merdûd olanın hasreti de kendisini gülmekten alıkordu demiştir.

Ahnef İbn Kaysa Artık ihtiyarladın, oruç seni düşürüyor, yani tutmayabilirsin demek istediler. Ahnef: Ben onu uzun bir yolculuk için azık alıyorum, bugün onun zahmetine katlanmak, yarın Allahü Teâlânın azabına dayanmaktan ehvendir dedi. İşte orucun batınî manası budur ve orucun böyle tutulması lâzımdır. Bütün bu bilgilerden sonra şayet, fıkıh alimlerinin, yemesini, içmesini ve cinsi münasebetini terk eden kimsenin orucu sahihtir dediklerinin daha ne manası kaldı dersen; derim ki:

Bilmiş ol ki: Zahire göre hüküm veren alimlerin isbat etti i bu zahiri şartların delilleri, bizim batınî şartlarda, hele gıybet ve benzerlerinde getirdi imiz şu delillerden çok zayıftır. Fakat onlar ancak, dünyaya yönelen gafillerin tatbik edip kabul edebilecekleri mümkün olan şeyleri teklif edebilirler.
 
Üst Alt