Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
Osman Gâzi, babasından aldığı aşireti yüksek zekâsı ve gayreti sayesinde büyütmüş ve 6 asırlık bir cihan devletinin temellerini atmıştır. Bu büyük Osmanlı sultanı askeri anlamda büyük başarılara imza atarken diğer taraftan devletin devamı ve nizamı için devlet yönetimine dair sırları vermeyi de ihmal etmemişti. Osman Gâzi vefatına yakın oğlu Orhan Gâziye mühim nasihatlerde bulunur. Bu nasihatler asırlarca devam edecek bir devletin adeta anayasası niteliğindedir: Ey Oğul!
1. Dînî vazifelere gösterdiğin ihtimam ve dikkati diğer işlerinin önünde tutmaya devam et, zîra bu farîzaya dikkat, dînin ve devletin düzgün olmasına sebeptir. Dînî hususlarda ihtimamı olmayan veya dinsizliğe ve itikatsızlığa meyleden, büyük günahlardan kaçınmayıp sefâhete ve israfa dalan şahıslara devletinde iş verme. Zira Cenâb-ı Hakktan korkmayan, kullarından hiç korkmaz. Büyük günah işleyenin sadakati olsa, ümmeti olduğu Peygamber-i Zîşânın doğru tebliğleri üzere hareket edip şerîatın hâricine çıkmaz.
2. Zulümden ve bidatten son derece kaçın. Seni zulüm ve bidate teşvik edenleri devletinden uzaklaştır ki o gibi kimseler seni zevâle teşvik etmiş olurlar. Dâima cihâd ederek memleketlerini genişlet. Çünkü uzun müddet sefere çıkılmazsa askerin şecâatine ve kumandanların ilim, tedbir ve malumatlarına noksanlık gelir. Sefer işlerine âşinâ olanların âhirete intikâlleriyle yerlerine tecrübesiz kişiler gelecektir. Bunların acemiliklerinin sebep olacağı noksanlıklardan çekilecek utanç ve görülecek hezimet devlet için büyük bir ayıptır.
3. Beytülmâl-i müslimîni muhafaza ederek devletin servetini çoğaltmaya çalış, gerekli masrafların haricinde akçe telef etmemeye ziyâde ihtimam göster. Sadakatle Cenâb-ı Hakkın rızasını kazanmak için ömrünü harcayan devlet adamlarına riayet et. Bu gibiler vefât ettikten sonra evlat ve âilelerini himâye eyle. İhtiyaç sahiplerinin her türlü ihtiyacını karşılayarak tebaandan bir ferdin malına taarruz etme. Hak edenlere yardım ve ikram edip bunların yakınlarının da ihtiyaçlarını gider. Bilhassa asker tâifesi devletin ruhu ve en mühim cüzü olmakla bunların güzel bir şekilde istihdam edilmelerine çalış.
4. Âlimler, fâzıllar, edipler ve kâtipler devlet bedeninin kuvveti mesâbesinde olduklarından bunlara iltifat ve ikram etmeye gayret et. Bir diyarda bir kemâl sahibi bulunduğunu işittiğinde gönül alıcı bir vesile ile getirip dirlikler ve ihsanlarla memleketinde yerleşmesini temin et. Hükümdarlığın müddetince âlimler, fâzıllar ve bilgi sahipleri çoğalıp şeriat işleri ve devletin siyaseti nizam bula.
5. Kesinlikle askere ve mala mağrur olma. Şer-i şerif ehlini kapından uzak tutma. Benden ibret al ki, bu diyarlara zayıf bir karınca gibi gelip hak etmediğim halde Allâhü Teâlânın bunca büyük yardımlarına mazhar oldum. Bu takdirce benim yolumdan gidip İslâm dinini ve tebaanı koru.
6. Allâhın hakkını ve kullarının hakkını gözet. Beytülmalı dâimâ kontrol altında tut. Şeriatın müsâade ettiği üzere sana âit olana kanaat edip devletin İhtiyaçları dışında mal telef etmemeye gayret et. Senden sonrakilere bu şekilde nasihat etmekten geri durma. Adaletli olmaya ve zulmü kaldırmaya devam et.
7. Teşebbüs ettiğin her işte Cenâb-ı Hakkın yardımına sığın. Tebaanı düşmanların ve zâlimlerin tasallutlarından koru. Malının ve askerinin çokluğuna gururlanmaktan sakın. Haksız yere hiçbir kimseye lâyık olmadığı muamelede bulunma. Kin ve garazdan uzak dur. Doğru yoldan ayrılmaktan kaçın. Halkı hoşnut et.
Kaynak: Tayyar-zâde Ahmed Ata, Tarih-i Ata, c.1 s. 8-10.