Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧
Tarih

SiyahSancaktaR

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
11 May 2021
Mesajlar
4,476
Aldığı Beğeniler
6,294
Konum
Istanbul
Osmanlı Devletinin gelir ve giderlerini idare eden ve devlet işletmelerinin faaliyetleri ile ilgili çalışmaları yürüten teşkilât. Osmanlı Devletinde ilk mâliye teşkilâtı, Murâd-ı Hüdâvendigârın emriyle Çandarlı Kara Halîl ve Kara Rüstem tarafından kuruldu. Sonraki yıllarda hududun genişlemesi, ihtiyâcın fazlalığı, muhtelif hizmetlere lüzum hâsıl olması üzerine, gelir ve giderlerin mikdâr ve çeşitleri de arttı.
Osmanlı Devletinde şerî ve örfî olarak başlıca iki çeşit vergi vardı. Şerî vergi olan zekât, öşür, harac, cizye ve bunların teferruatı olarak seksen çeşit vergi toplanırdı. Şerî vergiler arasında ganîmetten alınan pay olan pençik (beşte bir) resmi, ilk zamanlarda devletin gelirleri içinde mühim bir yekûn tutardı. Bir müddet sonra devlet, örfî vergiler koyma ihtiyâcını da duydu. Zirâ harpler, kesilmeksizin devam ediyor, yeterli ganimet elde edilemediği için savaşların yüklediği masraflar karşılanamıyordu. Çok mikdârda askerin beslenmesi, donanmanın hazırlanması gibi zaruretler, devleti buna zorluyordu. Harpler sıkıntılı günler yaşayan hazîneyi daha da zor durumlarda bırakıyordu. İşte bunun için avârız ve tekâlif denilen örfî vergiler konuldu.
Resmî adı avârız-ı dîvâniye olan avârız vergisi, aslında olağanüstü hâllerde halka yüklenen mâlî, aynî ve bedenî bir vergi olup, zamanla sürekli hâle geldi. Bunlar donanma için kürek yapmak, kürekçi vermek başta gelmek üzere, ot, saman, zahire vermek, kale, köprü, yol tamirlerinde bedenen çalışmak gibi şeylerdi. On altıncı yüzyıldan başlamak üzere bu cins mükellefiyetler yavaş yavaş belli bir mikdâr para vermeye döndü ve buna avârız akçesi denildi.
Yine rüsûm-ı örfiyeden olup, tekâlif adı altında toplanan vergileri ise şunlar teşkil ediyordu: Mücerred, çift, bennak, ispençe, bâdıhava, arusiyye, cürüm ve cinayet, ihtisah, çift bozan, tapu, bağ, bahçe ve bostan, kovan, çift ve ağıl, yaylak ve kışlak, kaçkun, gümrük vs. Bu vergilerin mikdârı her eyâlete göre o eyâletin kânunnâmesiyle tespit ve tâyin edilirdi.
Nisbeten mâlî ve idâri muhtar (otonom) olan eyâletler de, gelir ve gider hesap özetleri çıkarıyorlardı. Eyâlet denilen idâri taksimatın başında bir beylerbeyi ve onun emrinde de merkezdeki defterdârlık teşkilâtı tarafından tâyin edilen hazîne defterdârı bulunurdu. Bunun idaresi altında çalışan eyâlet mâliye dâirelerinde tezkireci, muhasebeci, veznedar, mukabeleci, rûznâmeci vb. müdürler ve bunların memurları, toplanan şerî ve örfî vergileri, bu vergilerin harcanabileceği yerlere göre kısım kısım ayırırlardı. Daha sonra eyâletin giderleri hesaplanır ve gelir fazlası, bir liste hâlinde ortaya çıkardı. Beylerbeyiler, her yıl sonunda bu mahallî gelir fazlalarını merkeze göndermek zorundaydılar.
Eyâletlerin gelir fazlalığı, İstanbulda gerek hazîneye bakan, gerekse devletin arazî kayıtlarının bulunduğu defterdârlık teşkilâtına gelirdi. Burada hazînenin giriş ve çıkış kayıtlarını tutan rûznâmçe-i evvel ve sânî kalemleri tarafından eyâlet memurlarına makbuzlar verilerek teslim alınan gelirler deftere kaydedilir ve gelen meblağ hazîneye aktarılırdı.
Osmanlılarda hazîne, iç (enderûn) ve dış olmak üzere iki türlüydü. Sarayın enderûn kısmında muhafaza edilen ve kıymetli eşya, mücevherat, sikke çubukları ve sikkeleri ihtiva eden bir kaç alt hazîneden meydana gelen iç hazîne pâdişâhın malıydı. Pâdişâhın ve sarayın bütün giderlerinin karşılandığı bu hazîneden, devletin sıkışık zamanlarında dış hazîneye aktarma yapılırdı. Başlıca kaynakları bâzı has, mukâtaa ve vakıf gelirleri, Mısır irsaliyesi, darphâne gelirleri ile çeşitli hediye ve caizeler teşkil ederdi. Rûznâmçe kalemi tarafından kayıtları tutulan ve sorumluluğu sadrâzam ile defterdârın üzerinde olan dış hazîne ise devlet hazînesiydi. Devletin bütün harcamaları, kapıkulu ocaklarının maaşları, memur maaşları, savaş giderleri vs. buradan karşılanırdı (Bkz. Hazîne).
 

SiyahSancaktaR

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
11 May 2021
Mesajlar
4,476
Aldığı Beğeniler
6,294
Konum
Istanbul
Mâliyenin Gelir ve Gider Kalemleri[/h]Muhâsebe-i evvel (Baş muhasebe): Osmanlı mâliye teşkîlâtının en mühim kalemi olan muhâsebe-i evvel diğer kalemlerin de bağlı bulunduğu yer idi. Dâire başkanına muhâsebe-i evvel veya baş muhasebeci denirdi. Devletin bütün cizye, mukâtaa ve bâzı eyâlet gelirleri, darphâne, matbah, tersane, arpa eminlikleri, baruthâne ve bunların emsali ve nüzul emânetleri, kasabbaşılık ve bina emini hesapları, hep bu dâirede tedkîk edilir, denetlenirdi. Yânı Osmanlı Devletinin bütün gelir ve giderleri baş muhasebede kayıtlı idi.
Cizye muhasebesi: Esas olarak hıristiyan ve yahûdîlerden alınan cizyenin her türlü idarî ve mâlî işine, cizye kâğıtlarının hazırlanıp dağıtımına ve özellikle cizye vergisinin tahsîline bakardı. Toplanan cizyelerin makbuz ve senetleri bu kalemde hazırlanır, zamanı gelince mühürlenerek torbalar içinde mühürlü olarak cizye memurlarına verilir ve bu torbalar Muharrem ayı başlarında şerî mahkemelerde kâdıların huzurunda açılırdı.
Harameyn muhasebesi: Bu kalem, selâtin câmilerle mukaddes beldelerin (Mekke-Medîne, Kudüs) evkafı gelirlerinin tahsîl ve sarfı ile uğraşırdı. Güneydoğu Anadoluda Mardin, Nusaybin, Kilis, Birecik, İskenderun; Batı Anadoluda, Aydın, Menemen, Suğla ve Güney Anadoluda Antalya gümrüğü gelir kaynakları bu kalemce denetlenirdi.
Harameyn mukâtaası: Harameyn muhasebesi kaleminin konusuyla ilgili bâzı gelir kaynakları bunun denetimindeydi. Bâzı mütekâid ve duâcı vazîfeleriyle has tevcihleri bu kalemde yapılırdı.
Mevkûfât: Bu kalem, özellikle bedel-i nüzül ve bedel-i sürsat denilen ordunun zahîre ihtiyâcını karşılamaya yönelik, alınan avârız türü vergilerin idaresi ile görevliydi. Bu bakımdan rüsum kalemi de denilmektedir. Ayrıca bütün hudut boylarındaki debboylar, harp zamanında vilâyetlerin askerlere verdikleri tahsîsât, sefer hâlindeki askere verilecek iaşe vesâiti ve devletin iaşe için verdiği ot, saman, yem ile paşalara ve ordunun arkasından giden sivillere verilen para işlerine bu büro bakardı.
Mukâtaa-i evvel (Baş mukâtaa): Özellikle Rumelide; Rusçuk, Silistre, Yergöğü vs. gibi yerlerdeki nezâret ismi verilen çiftlikler ile, Filibe, Tosya, Tatarpazarı ve diğer yerlerden alınan pirinç resmi; Enez, Ahyolu, Selânik ve diğer memleketlerden alınan tuz resimleri, Karadeniz ve Akdenizdeki balık avı ve resimleri, baltalık ve ormanların iltizâma verilmesi gibi vazifelerinin yanında bu bölgelerdeki bâzı vazîfe, has ve sâlyâne tahsislerini denetlerdi.
Mâden mukâtaası: Mâden iltizâmı kalemi de denilen bu büro, Eflak ve Boğdanın, Bohemyalı göçebelerin vergilerini, altın ve gümüş mâdenleri iltizâm gelirlerini, tütün zirâatı üzerine konan vergileri ve yine aynı eşya üzerine konan transit rüsumunu, İstanbul dâhil Rumeli eyâletlerinden alınan gümrük resmini, Rumeli kıptîlerinin cizye ve ispençe vergilerini denetlerdi.
Bursa mukâtaası: Bursa, Biga, Bolu, Adapazarı, Kastamonu, Çankırıdaki bâzı mukâtaalarla mîzân-ı harîr (ipek kapanı) mukâtaasının ve Akdeniz adalarındaki çeşitli mukâtaaların gelirlerini denetler, Rumelideki bâzı kale muhafızlarının mevâcib hesaplarını tutardı.
İstanbul mukâtaası: Payitaht ile Edirnenin iaşe işleri ve ihtisâbı, Selanik, Yenişehir, Tırhala mukâtaaları işlemlerine bakardı. Memleketin ipeklerinden alınan mîzân rüsumu ve altın ve gümüş mamulleri üzerine konan resimlerle de bu kalem ilgilenirdi.
 

SiyahSancaktaR

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
11 May 2021
Mesajlar
4,476
Aldığı Beğeniler
6,294
Konum
Istanbul
Mâliyenin Gelir ve Gider Kalemleri[/h]Muhâsebe-i evvel (Baş muhasebe): Osmanlı mâliye teşkîlâtının en mühim kalemi olan muhâsebe-i evvel diğer kalemlerin de bağlı bulunduğu yer idi. Dâire başkanına muhâsebe-i evvel veya baş muhasebeci denirdi. Devletin bütün cizye, mukâtaa ve bâzı eyâlet gelirleri, darphâne, matbah, tersane, arpa eminlikleri, baruthâne ve bunların emsali ve nüzul emânetleri, kasabbaşılık ve bina emini hesapları, hep bu dâirede tedkîk edilir, denetlenirdi. Yânı Osmanlı Devletinin bütün gelir ve giderleri baş muhasebede kayıtlı idi.
Cizye muhasebesi: Esas olarak hıristiyan ve yahûdîlerden alınan cizyenin her türlü idarî ve mâlî işine, cizye kâğıtlarının hazırlanıp dağıtımına ve özellikle cizye vergisinin tahsîline bakardı. Toplanan cizyelerin makbuz ve senetleri bu kalemde hazırlanır, zamanı gelince mühürlenerek torbalar içinde mühürlü olarak cizye memurlarına verilir ve bu torbalar Muharrem ayı başlarında şerî mahkemelerde kâdıların huzurunda açılırdı.
Harameyn muhasebesi: Bu kalem, selâtin câmilerle mukaddes beldelerin (Mekke-Medîne, Kudüs) evkafı gelirlerinin tahsîl ve sarfı ile uğraşırdı. Güneydoğu Anadoluda Mardin, Nusaybin, Kilis, Birecik, İskenderun; Batı Anadoluda, Aydın, Menemen, Suğla ve Güney Anadoluda Antalya gümrüğü gelir kaynakları bu kalemce denetlenirdi.
Harameyn mukâtaası: Harameyn muhasebesi kaleminin konusuyla ilgili bâzı gelir kaynakları bunun denetimindeydi. Bâzı mütekâid ve duâcı vazîfeleriyle has tevcihleri bu kalemde yapılırdı.
Mevkûfât: Bu kalem, özellikle bedel-i nüzül ve bedel-i sürsat denilen ordunun zahîre ihtiyâcını karşılamaya yönelik, alınan avârız türü vergilerin idaresi ile görevliydi. Bu bakımdan rüsum kalemi de denilmektedir. Ayrıca bütün hudut boylarındaki debboylar, harp zamanında vilâyetlerin askerlere verdikleri tahsîsât, sefer hâlindeki askere verilecek iaşe vesâiti ve devletin iaşe için verdiği ot, saman, yem ile paşalara ve ordunun arkasından giden sivillere verilen para işlerine bu büro bakardı.
Mukâtaa-i evvel (Baş mukâtaa): Özellikle Rumelide; Rusçuk, Silistre, Yergöğü vs. gibi yerlerdeki nezâret ismi verilen çiftlikler ile, Filibe, Tosya, Tatarpazarı ve diğer yerlerden alınan pirinç resmi; Enez, Ahyolu, Selânik ve diğer memleketlerden alınan tuz resimleri, Karadeniz ve Akdenizdeki balık avı ve resimleri, baltalık ve ormanların iltizâma verilmesi gibi vazifelerinin yanında bu bölgelerdeki bâzı vazîfe, has ve sâlyâne tahsislerini denetlerdi.
Mâden mukâtaası: Mâden iltizâmı kalemi de denilen bu büro, Eflak ve Boğdanın, Bohemyalı göçebelerin vergilerini, altın ve gümüş mâdenleri iltizâm gelirlerini, tütün zirâatı üzerine konan vergileri ve yine aynı eşya üzerine konan transit rüsumunu, İstanbul dâhil Rumeli eyâletlerinden alınan gümrük resmini, Rumeli kıptîlerinin cizye ve ispençe vergilerini denetlerdi.
Bursa mukâtaası: Bursa, Biga, Bolu, Adapazarı, Kastamonu, Çankırıdaki bâzı mukâtaalarla mîzân-ı harîr (ipek kapanı) mukâtaasının ve Akdeniz adalarındaki çeşitli mukâtaaların gelirlerini denetler, Rumelideki bâzı kale muhafızlarının mevâcib hesaplarını tutardı.
İstanbul mukâtaası: Payitaht ile Edirnenin iaşe işleri ve ihtisâbı, Selanik, Yenişehir, Tırhala mukâtaaları işlemlerine bakardı. Memleketin ipeklerinden alınan mîzân rüsumu ve altın ve gümüş mamulleri üzerine konan resimlerle de bu kalem ilgilenirdi.
 

SiyahSancaktaR

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
11 May 2021
Mesajlar
4,476
Aldığı Beğeniler
6,294
Konum
Istanbul
Bu eyâletler merkez mâliye teşkilâtına düzenli olarak avârız haneleri yoluyla bağlıydılar. Bu hânelere göre toplanan avârız ve bedel-i nüzül gelirleri merkeze gönderilirdi. Her eyâlette, merkezî hazîneye gönderilecek gelirlerle ilgili bir defterdâr ile tımar gelirlerini denetleyen bir tımar defterdârı bulunurdu. Pâdişâh hasları ile sahipsiz kalan zeamet ve tımarların gelirleri defterdârlar tarafından toplanıp hazîneye gönderilirdi.
Has ile idare edilen yirmi dört eyâlet vardı. Bunlar: Rumeli, Anadolu, Karaman, Diyarbakır, Şam, Sivas, Erzurum, Van, Budin, Cezâyîr-i bahr-i sefîd, Halep, Maraş, Kıbrıs, Girid, Bosna, Tameşvar, Trablus-ı Şam, Trabzon, Kefe, Rakka, Şehrizûr, Çıldır, Kars ve Musul idi.
Sâlyâne ile idare edilen eyâletler: Bu eyâletlerin beylerbeyilerine dirlik tahsîs edilmediğinden, bu beylerbeyiler başında bulundukları eyâletin hazînesinden, umumiyetle mikdârı kanunnâmelerle tesbit edilmiş nakit sâlyâne (yıllık) alırlardı. Bu statüdeki bölgeler tımar sisteminin dışında olduklarından bütün vergi gelirleri doğrudan devlete âiddi. Bu eyâletlerin gelirleri, defterdârlar tarafından toplanıp, beylerbeyine, sancak beylerine bu meblağdan sâlyâne ve kul taifesi için ulufe ayrılır, fazlalık olması hâlinde, bu; irsaliye adı altında merkeze gönderilirdi. Sâlyâne ile idare edilen eyâletlerden sâdece; Mısır, Bağdâd ve Basra eyâletleri her yıl düzenli olarak İstanbula irsaliye gönderirlerdi.
Sâlyâne ile idare edilen yerler; merkezî hazîneyi besleyen en önemli eyâlet olan Mısır beylerbeyi ile sancakbeylerinin çoğu sâlyâneli olmakla beraber, bâzı sancakbeyleri haslı olan Bağdâd, Bağdâdın fethiyle Osmanlı ülkesine katılan ve iltizâm suretiyle beylerbeyilerine tevcih edilen Basra, devlete üç yılda bir hediye gönderen Garb ocakları, gelirleri sâlyâneyi dahi karşılamadığı için Mısır hazînesinden desteklenen Habeş, Bağdâdın fethiyle Osmanlı idaresine geçen Lahsa, nazarî olarak sâlyâneli eyâletler arasında olan fakat on yedinci yüzyıldan îtibâren mahallî imâmlar tarafından yönetilen ve gelirleri beylere ve Mekke muhafız kuvvetlerine tahsis edilmiş olan Yemen, Girid, Kaptanpaşa eyâleti de denen Cezâyir-i bahr-i sefîdin sancaklarından üçü (Sakız, Nakşa, Mehdiye), Kıbrıs eyâletinin üç sancağı (Girne, Baf, Magosa), Halebin iki, Şamın üç sancağından ibaretti.
Tâbi devletler: Bunlar her yıl Osmanlı Devletine belli bir mikdâr vergi veren ve ihtiyâç ânında askeriyle birlikte orduya katılmak zorunda olan Kırım hanlığı, Osmanlı Devleti sınırları içinde olan ve her sene cizye ödeyen Eflak ve Boğdan voyvodalıklarıyla Erdel krallığı, iç işlerinde serbest, dış işlerinde Osmanlı Devletine bağlı olan ve her sene cizye ödeyen Dobrovnik Cumhuriyeti (Adriyatik kıyılarında), Kafkasyada bulunan ve devlete her yıl vergi veren yarı müstakil, Gürcü, Dadyan, Açıkbaş krallık ve melikliklerinden ibaretti.

1) Osmanlı Devletinin Merkez ve Bahriye Teşkilâtı; sh. 319 v.d.2) Osmanlı Mâliyesi (A. Tabakoğlu)3) Mufassal Osmanlı Târihi; cild-1, sh. 1455
 
Üst Alt