Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧
Tarih

SiyahSancaktaR

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
11 May 2021
Mesajlar
4,476
Aldığı Beğeniler
6,294
Konum
Istanbul
On yedinci asrın meşhûr târihçisi. İsmi, Mustafa Nâim Efendidir. 1655 (H. 1065)de Halebde doğdu. 1716 (H. 1128)de Morada Ballubadra (Paliopatras) kasabasında vefât etti. Genç yaşta Halebden İstanbula gelip Saray-ı hümâyûnda baltacılar koğuşuna girdi. Halebde başladığı tahsilini İstanbulda Enderûn mektebinde devam ettirdi. Daha sonra Dîvân kalemi kâtibliği vazifesini ve bu arada Nâimâ mahlasını aldı.

Genç yaştan beri ilmî araştırmalara büyük merakı olan Nâimâ, sarayda ve İstanbulda bulduğu iyi imkânları değerlendirerek, târih, astroloji ve edebiyat dallarında bilgisini genişletti. Bu gayretleri neticesinde 1682de Dîvân-ı hümâyûn kâtipleri arasında vazîfe aldı. Bu vazîfede iken reîsülküttâb Râmî Mehmed Paşa ile Rumeli kazaskeri Yahyâ Efendi tarafından himaye gördü. Târih ilmine karşı çok meraklı idi. Ayrıca Haleb kütübhânelerindeki târih kitablarından öğrendiği bilgiler ona ayrı bir vasıf kazandırmış ve îtibâr sağlamıştı.

Nâimâ 1700 senesinde Amcazade Hüseyin Paşa tarafından resmî târih yazıcılığı yâni vakanüvistlik vazîfesine tâyin edildi. Sadrâzam Amcazade Hüseyin Paşa Şârih-ül-Menâr adlı eseri verip, esas kabul etmek suretiyle, bir târih yazmasını istedi. Bunun üzerine Osmanlı târihinde meşhur bir eser olan Ravdat-ül-Hüseyn fî Hülâsâ-i Ahbâr-il-Hâfikayn adlı eserini yazdı. Bu eseri yazmasında ve diğer hususlarda kendisine çok yardımı dokunan sadrâzam Amcazade Hüseyin Paşaya çok minnetdâr kaldı. Meşhur eserini de ona ithaf etti. O da kendisine takdim edilen bu eseri beğenip, müellife ihsânlarda bulundu. Nâimânın yazdığı bu târih kitabı, 1574 senesinden 1659 senesine kadar seksen seneye yakın bir dönemin hâdiselerini anlatmaktadır.

Nâimâ, Edirne vakasına kadar Amcazade Hüseyin Paşanın maiyyetinde çalıştı. Edirne vakasından sonra Dâmâd Molla Hasan Paşa ve Dâmâd Ali Paşanın yanında çalışmaya başladı. Maîyyetinde çalıştığı devlet erkânı, başarılı ve verimli çalışmasını beğendi. Bu sebeple güven ve sevgi kazandı. Netîcede 1704de Dîvân-ı hümâyûn kâtibliğinden defter emînliğine birkaç ay sonra da Anadolu muhâsibliğine tâyin edildi. Kısa zamanda yüksek makamlarda vazîfe alan Nâimâ, rivayete göre zamanının devlet idarecileri hakkında bâzı sözleri sebebiyle 1706da Hanya kalesine sürgün edildi. Çorlulu Ali Paşanın yardımıyla sürgün yeri Bursaya çevrildi. Bilâhare affedilerek tekrar İstanbula döndü.

Bir müddet devlet idaresinde çeşitli vazifeler yaptıktan sonra, ilme çok meraklı olan Dâmâd Şehîd Ali Paşanın emrine verildi. Nâimâ onun yanında kısa zamanda yükselip, 1709da tekrar Anadolu muhasebecisi oldu. 1712de yeniden defter emînliğine 1713dede baş muhasebecilik vazîfesine tâyin edildi. Bu vazîfelerindeki başarısı ile, Ali Paşanın güvenilir maiyyeti arasına girdi. Bu sırada sadrâzam Aii Paşa, Mora üzerine bir sefer yapmayı kararlaştırdı. Nâimâ bu seferin neticesinden endişelendiği için sefere tarafdâr olmadı. Ancak sefer yapılıp, Mora yarımadası fethedildi. Bundan sonra Nâimâ Morada iken tenzîl-i rütbe kabilinden tahrîr kâtibliğine tâyin edildi. Buna çok üzülen Nâimâ bu vazifede iken 1716da Baltubadra (Paliopatras)da vefât etti. Kabri oradaki Fethiye Câmii civarındadır.

Nâimânın yazdığı Osmanlı târihi, şehnâmelerden sonra Osmanlı vakanüvisleri arasında önemli bir yer tutmaktadır. Nâimâ Târihi diye de tanınan bu eserine, doğu ve batının haberlerinin hülâsası, Hüseyinin bahçesi mânâsında Ravdat-iü-Hüseyin fî hülâsâti ahbâr-ı hâfıkaynadını vermiştir. Eseri yazarken asrının kendinden önceki meşhur tarihçilerinden, târih hâdiseleri yaşamış olan güvenilir kimselerden istifâde etmiştir. Kaynakları, Kâtib Çelebinin Fezlekesi, Düstûr-ul-amel veMîzân-ül-hak adlı eserleri, İbn-i Haldunun Mukaddimesi, ÂlîninNasîhatüsselâtîni, Peçevî, Abdi Paşa Vakayinamesi,Karaçelebizâde Abdülazîz ve Vecîhî târihleridir. Asıl kaynağı ise,Şârih-ül-menârzâde Târihi müsveddeleridir. Çeşitli dillere tercüme edilen eser, 1734de İbrâhim Müteferrika tarafından iki cild hâlinde basıldı. 1843, 1863 ve 1866 senelerinde tekrar basıldı. 1863 baskısı altı cild halindedir.

Nâimâ, eserinde yaşadığı devrin sosyal hayâtını tasvir etmiş ve hâdiselerin iç yüzünü aydınlatmayı ihmâl etmemiştir. Eseri îmâlı ve sâde üslubuyla Dünyâ ve Türk tarihçilerinin takdirlerini kazanmıştır.



1) Kâmûs-ül-alâm; cild-6, sh. 4593

2) Büyük Türk Klasikleri; cild-7, sh. 151

3) Rehber Ansiklopedisi; cild-13, sh. 18

4) Âlimler ve Sanatkârlar; sh. 207

5) Resimli Türk Edebiyatı Târihi; cild-2, sh. 694

6) Osmanlı Târihi (Uzunçarşılı); cild-4, kısım-2, sh. 594
 
Üst Alt