Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧
Tarih

SiyahSancaktaR

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
11 May 2021
Mesajlar
4,476
Aldığı Beğeniler
6,294
Konum
Istanbul
Zembilli Ali Cemali Efendi


Osmanlının en parlak döneminde 24 yıl Şeyhülislâmlık yapan devlet adamı...

Bir defasında büyük Osmanlı hükümdarı Yavuz Sultan Selim Han, Hazine-i Âmire memurlarından 40 civarında kişinin, görevlerini ihmal ettikleri gerekçesiyle idamlarını emretti. Bu kararı duyan Şeyhül İslâm Zembilli Ali Cemalî Efendi, memurlara hukukî çerçevede ceza verilebileceğini, bu kişilerin padişah emriyle katledilemeyeceklerini, idamlarının ancak mahkeme kararıyla mümkün olacağını savunarak, Sultana kanun dışı bir uygulamaya yöneldiğini söyleme cesareti gösterdi. Bu hükmün yanlış olduğunu padişaha anlatarak onu ikna etti ve memurların öldürülmeleriyle ilgili kararın geri alınmasını sağladı.

Sert mizaçlı Sultana, kusurlu memurların görevlerine son verebileceğini, fakat onları öldürtemeyeceğini, üstelik şeriata göre; onların katlini gerektirecek bir durumun da bulunmadığını anlattı. Eğer aksini yaparsa, bunun zulmen katletmek olacağını, böyle bir suçtan dolayı, Allahın katl emretmediğini ifade etti. İdamı gerektirecek cezalarda, Şeyhülislâm fetvasının olması gerektiğini de belirterek, Sultanın bir nevi yetki sınırlarını çizdi.

Şeyhülislâm, öldürülmeleri emredilen kişilerin padişah tarafından affedilmesinden sonra Sultana şöyle dedi:

Hünkârım, âhiretinize müteallik olan hıdmeti edâ itdim, şimdi mürüvvete müteallik bir sözüm dahî kaldı. (Ahiretinizi ilgilendiren görevi yerine getirdim, şimdi de yardımınızı gerektiren bir ricam var)

Sultanın, Onu dahî söyle demesi üzerine:

Sultanım, canını bağışladığınız memurlarınızın işsiz güçsüz kalıp el açıp dolaşmaları, padişahlığınızın şanından değildir. Onları eski vazifelerine iade etmelisiniz! dedi.

Bunun üzerine hünkâr tebessüm edip memurları eski işlerine iade etti ve ikazları yerinde bularak Şeyhülislamâ memnuniyetini belirtti.

Ali Cemalî Efendi, idaresi altında yaşayanları iş sahibi yapıp, onların şerefle yaşamalarını sağlamanın, devleti idare edenlerin aslî görevlerinden olduğunu söyleyerek, asırlar sonra, bugün bile çözülemeyen bu hususu, daha o zaman padişaha kabul ettirdi.

* * *

Ali Cemalî Efendi, Osmanlı Devletinin en liyakatli Şeyhülislâmlarından biridir. Fâtihin Şeyhülislâmı Molla Hüsrevin hukukta başlattığı yapılanmayı daha da ileri götürerek, yeni bir devir açmış ve Osmanlı Hukukunun mimarları arasında yer almıştır.
 

SiyahSancaktaR

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
11 May 2021
Mesajlar
4,476
Aldığı Beğeniler
6,294
Konum
Istanbul
Hocasına damat oldu

Ali Cemalî Efendinin tam ismi, Alâeddin Ali bin Ahmeddir. Halk arasında Zenbilli Ali Efendi diye ün salmıştır. Çocukluğunun Konya çevresinde geçtiğine ve ilk tahsilini Karamanda Mevlânâ Hamzadan yaptığına bakılırsa, onun Aksaray doğumlu olduğu söylenebilir. Doğum tarihi kesin değildir.

Bilgisini arttırma düşüncesiyle Karamandan İstanbula gelip Molla Hüsrevin derslerine devam etti. Daha sonra Bursada Sultaniye müderrisi Hüsamzâde Efendinin öğrencisi oldu. Öğrenimini tamamlayınca, hocası onu kendisine asistan edinip kızı ile evlendirdi. Sonraki yıllarda değişik medreselerde müderrislik ve müftülük yaptı. 1503de Sultan II. Bayezid tarafından Şeyhülislâm olarak tayin edildi.

Daha önce, Fâtih Sultan Mehmed tarafından Edirne medreselerine günde 30 akçe ücretle müderris tayin olunmuştu. Bu sırada evli ve bir çocuk babası olan müderris aldığı para ile geçinemiyor, sıkıntı çekiyordu. Fâtih ondaki kabiliyeti sezdiği için kendisine 5000 akçe ile birlikte bir çok da elbise hediye ederek, onu maddi sıkıntıdan kurtardı ve daha iyi şartlarda ilim yapmasını sağladı.
 

SiyahSancaktaR

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
11 May 2021
Mesajlar
4,476
Aldığı Beğeniler
6,294
Konum
Istanbul
Hem Şeyhül İslâm, hem müderris, hem vakıf nazırı

Ali Efendi, II. Bâyezide Şeyhülislâm tayin edilmesinden kısa bir süre sonra, haftada bir gün ders okutmak şartıyla, halen Bâyezid meydanında bulunan ve şu anda Hat müzesi olarak kullanılan Bâyezid medresesinin müderrisliğine de getirildi. Ayrıca Sultanın, ülkenin değişik yerlerinde bulunan hayratına ait vakıfların nezaretine de memur edildi. Bundan böyle, sonraki dönemlerde II. Bayezid medresesi müderrisliğiyle padişah vakıflarının nezaretinin Şeyhülislâmlara verilmesi teamül haline geldi.

Ali Cemalî Efendi, Sultan Selim Hanın kısa süren saltanatı döneminde de makamını korudu. Kanunî döneminde de vefat tarihi olan 1525e kadar aynı görevde kaldı. Bu duruma göre Şeyhülislamlık hizmetini, Osmanlının bu en parlak döneminde tam 24 yıl aralıksız ifa etti. Sultan Kanunî, ölümünden kısa süre önce, iş göremeyecek derecede hasta olduğunda bile, onu görevinden uzaklaştırmadı, fetvâ işlerinin aksamaması için bu işi yürütmek üzere ulemâdan Şeyh Bahâeddin-Zâde Muhyiddin Mehmedi kendisine yardımcı tayin etti.
 

SiyahSancaktaR

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
11 May 2021
Mesajlar
4,476
Aldığı Beğeniler
6,294
Konum
Istanbul
Fetvâlarını zembille sallandırırdı

Ali Cemâli Efendi, insanlara yardım etmek ve onların işlerini kolaylaştırmaktan büyük zevk alır, fetvâ için başvuranların işlerini, formaliteye boğmadan kısa sürede sonuçlandırırdı. Çalışmalarını konağının üst katında bulunan çardağında sürdürür, iş sahiplerini bekletmemek için onların sorularını çalıştığı odasının penceresinden aşağı sarkıttığı zembille alır, fetvâlarını yine aynı zembille aşağı gönderirdi. Böyle davranmadaki gayesi, halkın üzülmemesiydi. Çeşitli şehirlerden İstanbula gelenler, fetvâlarını hemen aynı gün alırlar, ertesi güne kalıp müftü kapısında çile çekmezlerdi. Bu sebeple halk arasında Zembilli namıyla şöhret buldu.

Bürokrasinin ülkemizdeki haline bakınca, insanın işte çağdaş anlayış bu! dememesi mümkün değil! Osmanlının dünyaya hükmetmesinin temelinde Zembilli Ali Cemâli Efendi gibi, bürokratik engellerle nefislerini tatmin etmek istemeyen, yüksek düşünceli devlet adamlarının iş başında bulunmaları yatmaktadır.
 

SiyahSancaktaR

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
11 May 2021
Mesajlar
4,476
Aldığı Beğeniler
6,294
Konum
Istanbul
Sâhib-i Kerametti

Ali Cemâli Efendi, özel hayatında oldukça sade ve alçak gönüllü, büyük küçük herkese değer veren üstün kişilikli biriydi. Fetvâ makamının fırsat ve imkanları, uzunca bir süre elinde bulunduğu halde, tevazuu hiçbir zaman elden bırakmamış, vefatına kadar alçakgönüllü ve debdebesiz bir hayat yaşamıştı. Zembilli Ali Efendi, devrinin en büyük âlimlerindendi. Fıkıh, usul, edebiyat, lügat, nahiv, tefsir ve hadis alanlarında otoriteydi.

Tasavvuf yönü de vardı. Müstakimzâde, Devhatül Meşâyihinde, onun erbâb-ı hâlden olduğu hususunda herkesin ittifak halinde olduğunu söylemektedir. Dervişlerin devrân ve raksına fetvâ vermiş, hatta buna dair bir de eser kaleme almıştı.

* * *

Lütfi Paşa Tevârih-i Âl-i Osman isimli eserinde, bir defasında Yavuzun atının dizginlerine sarılıp, eğer ahkâm-ı şeriyyeye (dinin hükümlerine) aykırı olan bir emri infaz ettirirse, hâline (saltanattan uzaklaştırılmasına) fetvâ vereceğini yüzüne karşı söylediğini yazar. Sultanları kanun çizgisine çekmeye çalışmıştır.

Osmanlı Devletinde bazı kurumlar onun düzenlemeleriyle ortaya çıktı. Bunların en önemlisi, Şeyhülislâmlığın, vezir-i âzâmdan sonra en yetkili makam haline getirilmesidir. Ayrıca, kazasker tayinlerinin Şeyhülislâmlar tarafından yapılmasını sağladı.

* * *

Ali Cemâli Efendinin, İstanbulun çeşitli semtlerinde cami, mescit, mektep ve hamamı vardır. Sıbyan mektebi Unkapanı Zeyrek yokuşunda, kabri aynı mektebin avlusundadır, ve halen ziyarete açıktır. Galatadaki Arap Camii yakınında, Tersane caddesi ile Üsküfçü sokağı köşesinde bulunan ve Alacamescit namıyla bilinen Zembilli Ali Efendi mescidi, maalesef imar faaliyeti bahanesiyle 1957de yıktırılmıştır.

Araştırmacı Can Alpgüvenç
 
Üst Alt