Günün birinde iki elimiz yanımıza gelecek ve dünyâdaki hayâtımız sona erecektir. Bu bir hakîkattir. Bu hakîkat karşısında, hayât nedir, ölüm nedir? diye düşünmeyen bir kimse olamaz.
Hayâtın ne olduğunu, dünyâya niçin geldiğimizi, ölümden sonra ne olduğunu bilmek ve öğrenmek, insan olmanın ilk şartıdır. Hayâta niçin geldiğimizi, hayâtın sâhibinden dahâ iyi bilen olur mu? Zâriyât sûresinin 56. âyetinde meâlen; (İnsanları ve cinnîleri ancak, beni bilip itâat, ibâdet etmeleri için yarattım) buyuruluyor.
İnsanların büyük çoğunluğunun, bu hakîkati bilmedikleri, bilenlerin de, bu hakîkate göz yumdukları veyâ ehemmiyet vermedikleri görülmektedir. Bu hakîkati bilmemek veyâ bildiği halde, ona göre davranmamak, inanmamak, bir insan, bilhassa bir Müslümân için, en büyük felâkettir.
Çünkü
Son düzenleme: