Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

fzehra

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
9,365
Aldığı Beğeniler
1,490
Konum
İstanbul
kardeşlerim ben bu yazıyı hanımlar bölümünede yazıp paylaşabilirdim.. fakat bu yazı sadece genç kızlarımızı ilgilendirdiği kadar genç beyleride ilgilendiriyor kanaatindeyim ...
çünkü burda yaşanan olayda her nekadar genç kızımız madur edilip günaha girmişsse buna sebeb olanında elbette kat be kat hatası vede günahı var..

yani hanıma haram olan şey erkeğe helal deyildir ... onun için genelde paylaşmak istedim ... herkez okusun yorumunu kendi iç dünyasında vicdanında yapsın...hakikaten bu yazıyı yazan öyle samimi vede pişmanlıklar içerisinde yazmışki okuyupta duygulanmamak üzülmemek hiçten deyil.. lütfen genç kızlarımız çok iyi okuyun çünkü burdaki yazılanlar herkezin başına gelecek cinsten hayatın kendisinden birebir yaşanmış ibret sahneri dolu bir yazı..onun içindirki bu yazıyı defalarca çok dikkatli okumanızı tavsiye ederim...RABBİM hepimizin yar ve yardımcısı olsun..


Müslüman flörtçüler" üzerine ibretli bir mektup!


Sizlere ibretli bir mektup sunacağım. Neredeyse yoruma hiç gerek yok; gerçekler tüm açıklığıyla ortada. Evet, Dilruba rumuzuyla yazan kardeşimizin mektubunu aktarıyorum:.

Çok değerli Cemil Ağabey! Son zamanlarda evlilik, cinsellik ve gençlik üzerine kaliteli çalışmalar yapıyorsunuz. Ben de bir genç olarak yarama parmak bastığınız için bu yazıyı yazmak ihtiyacı duydum.

Ben erkeklerle hiçbir zaman muhatap olmadım. Lisede hocalarımla bile konuşurken başımı öne eğer, edep ve saygıyla onlarla konuşurdum. Hayatımda erkek olarak sadece babam ve ağabeyim vardı. Üniversiteye geldiğimde dindar, müsbet ve İslâmî bir bölümde okuyan bir beyle tanıştım. Ciddi olarak görüşüyorduk. Bu görüşmeler sırasında ben, kendi hayamla oturmaya, kalkmaya ve konuşmaya dikkat ederdim. Bildiğim dinî ve imanî hakikatları açıklamaya çalışırdım. Sonuçta muhatabım, sadece iman hakikatlarından haberdardı, ama içli dışlı değildi. Evliliğimizi, ileride nasıl bir hayat kuracağımızı, dünya ve ahiret saadetini, kısacası her şeyi meşru daire içinde konuşmuştuk. Bu görüşmeler sıklaşınca işin içine ister istemez nefis ve şeytan karışmıştı. Ben ise ona, bazı tutum ve davranışlarının yanlış olduğunu, yapmaması gerektiğini, meşru olmayan lezzetlerin haram olduğunu, branşı gereği bunları asıl kendisinin anlatması gerektiğini ifade etmeye çalıştımsa da, nafile... Sonunda bir nefis taşıdığım için ben de bu havaya kapılmıştım. İş ciddiye dönüşünce ailesinden sorun çıktı. Böylece bütün söylemler suya düştü. Yaptığım hatalar, günahlar, haram lezzetler bana kaldı.

Olayın üzerinden uzun bir zaman geçmesine rağmen ben sürekli vicdan azabı duyuyorum, her zaman, her namazda tevbe ediyorum. Ağlamadığım gün ve gece yoktur. Ben kendimi affedemediğim halde Rabbim beni nasıl affedecek, onu düşünüyorum; düşündükçe kahroluyorum. Üzüldüğüm şey, dinî ve imanî hakikatlardan haberdar olan birisi olmama rağmen nasıl oluyor da, bu tür şeyleri yapmışım? Benim gibi olan yüzlerce kız var. Size anlatamayacağım hüzün ve pişmanlıklar içerisindeyim. Bunu Cenab-ı Haktan başka kimse bilemez herhalde.

Benim suçum, ciddi olarak evliliği düşünmemdi. Benim suçum dindar, dinî hakikatlardan haberdar bir insana güvenmekti. Suçum, Doğu kökenli olup, ailesinin beni kabul etmemesiydi. Suçum, dünya ve ahiret saadetini sağlamayı düşünmem, lüks ve şatafatlı bir hayatı istemememdi. Suç üstüne suç sayabilirsiniz...

Bu olaydan sonra dindar bile olsa erkeklerden nefret etmeye başladım. İçimde onlara karşı kin ve düşmanlık vardı. Evliliğe kapalı kalmıştım.

Ben artık şefkat tokatlarını yemiştim, aklım başıma gelmişti. Bu mektubu gençlere örnek olsun diye yazıyorum. Hiç kimse, Benim konuştuğum, görüştüğüm kişi temizdir, dürüsttür, dindardır, güvenilirdir, muhafazakârdır deyip, kendini kaptırmasın. Çünkü olaylar başka mecralara kayıyor. İnsan geçmişine dönüp baktığında ahlar, hüzünler, senelerce unutulmayacak izler, gözyaşları ve günahların kara lekesi belleğinde kalacaktır.

Bu musibet bana ne kadar aciz, zayıf ve çaresiz olduğumu, dünyanın gayri meşru lezzetlerinin bir yedirip bin tokat vurdurduğunu, bir an bile nefis ve şeytanla baş başa kalmanın ne büyük yaralar açtığını öğretti. Belâ ve musibetlere karşı sürekli istiğfar etmek gerektiğini, tevbe kapısının açık olduğunu, her şeyde bir hayır ve hikmet bulunduğunu, esma-i hüsnadan birinin de Tevvab olduğunu, hata işleyip nefis muhasebesi yapmakla Hz Yunus'un (a.s.), sabrederek Hz. Eyyub'un (a.s.) meyvelerine ulaştığımı gösterdi.

Bunları hiç kimseye anlatmış değilim. Siz gençlik sorunlarıyla ilgilendiğiniz için, gençlerin ibret alması niyetiyle yazıyorum.

...

Evet, acı bir tecrübe yaşamış bir kardeşimizin bu içler acısı feryadına, umarım genç kardeşlerimiz kulak verir.

Bu mektup gösteriyor ki, kız erkek arkadaşlığında, tarafları mutsuz edecek sayısız sorun ve tuzak var. Meşru ölçülerin dışına taşıldığında telâfisi zor, belki imkânsız kayıplar söz konusu olabiliyor.

Okuyucum, Bu görüşmeler sıklaşınca işin içine ister istemez nefis ve şeytan karışmıştı. Ben ise ona, bazı tutum ve davranışlarının haram olduğunu ifade etmeye çalıştımsa da, nafile... Sonunda bir nefis taşıdığım için ben de bu havaya kapılmıştım diyor mektubunda. Acaba bugüne değin, İki namahrem baş başa kaldıklarında üçüncüleri şeytandır hadisini duymamış mıydı? Peygamberimizin (a.s.m.) bu uyarısı, insanların kendi fıtratlarını iyi tanımalarıyla yakından ilgili. İnsan bu şekilde yaratılmış. Onun fıtratı dün nasılsa bugün de öyle ve yarın da aynı olacak.

İş ciddiye dönüşünce ailesinden sorun çıkması, neredeyse bütün erkek kız ilişkilerinde ortaya çıkan bir sorun. Gençlerin kendi kendilerine gelin güvey olmaları, olumlu bir sonuç doğurmuyor. İlişkilerin duygularla değil, akılla yönlendirilmesi, hikmet ve muhakemenin şekillendirdiği bir stratejinin olması şart. Aşk, sadece maddeden ve duygudan ibaret görülürse, önündeki engellerle savaşmak güçleşir. Kişi sevmesini bildiği kadar, sağlıklı ve kalıcı bir mutluluğun önündeki engellerle savaşmasını ve sonuç almasını da bilmelidir.

Eğer bunlar dikkate alınmazsa,
Yaptığım hatalar, günahlar, haram lezzetler bana kaldı diyen genç gibi, ah vah edilir, ama mutsuz sonuç değişmez.

Bu gencin, şu uyarısı da, pahalıya mal olan önemli bir tecrübe: Hiç kimse, Benim konuştuğum, görüştüğüm kişi temizdir, dürüsttür, dindardır, güvenilirdir, muhafazakârdır deyip, kendini kaptırmasın. Çünkü olaylar başka mecralara kayıyor.

Bir kişi temiz, dürüst ve dindar olunca, dinî emir ve yasakların muhatabı olmaktan çıkıyor mu? Hiç kimse Peygamberimiz (a.s.m.) ve ashabı kadar temiz, dürüst ve dindar olamaz. Oysa Rabbimizin cinsellik, iffet ve edeb konusundaki emir ve yasaklarının ilk muhatabı onlar değil miydi? Allah'ın Resulüne yasak olan bir davranış, kime serbest olabilir ki?
Ağır tahrik ve baskı altında bulunan gençlerin meşruiyet dışına çıkarak kendilerini tatmin etmeleri mümkün değil. Ancak evlenmeden bu ağır imtihanı göğüsleyebilmeleri de zor.

Tabiî evlilik gibi önemli bir sünneti gerçekleştirmek istediğinizde bir dizi imtihanla karşılaşacağınızı da hesaba katacaksınız. Bu imtihanlara hazır olmak, başarıyla çıkmak için de gereken bilgi ve beceriyi edinmek şarttır.

Cemil Tokpınar
 

MeLeK

Benim aşkım askı Verene!
 
Üyelik Tarihi
29 Kas 2005
Mesajlar
5,547
Aldığı Beğeniler
49
Konum
DuA taşan YüreK
Hiç kimse Peygamberimiz (Aleykümselam.m.) ve ashabı kadar temiz, dürüst ve dindar olamaz. Oysa Rabbimizin cinsellik, iffet ve edeb konusundaki emir ve yasaklarının ilk muhatabı onlar değil miydi? Allah'ın Resulüne yasak olan bir davranış, kime serbest olabilir ki?

teyzem cok guzel bır konuya degınmıssınız...cemıl tokpınarı ve yazılarını cok severım takıp ederım...cok hassas olmamıs gerekıyor...kımseye hıcbırsekılde guven olmaz...helekı bızler net ortamındada abılerımızle yada erkek kardeslerımızle muhatap oluyoruz...herzaman sevıyeyı korumalı dıkkat etmelıyız aslında...
Rabbım ıslah eylesın
ve bızlerı bu tur hatalardan korusun
herkes okusun ınsallah
 

sürmeli

Bir_Katre
 
Üyelik Tarihi
20 Ağu 2006
Mesajlar
3,305
Aldığı Beğeniler
26
Takım
Diğer
Söylenecek söz yok herşey burada yazıyor zaten ...
İnşAllah okuyup ibret alanlardan oluruz bir genç kız için en kötü şey olsa gerek. n'eüzübillah
paylaştığın için çok teşekkürler teyzecim çok faideli ibretlik bir paylaşım olmuş Allah cc razı olsun...
 

MuhacirEnsar

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
31 Eki 2005
Mesajlar
6,511
Aldığı Beğeniler
40
Konum
MEDİNE
Takım
Fenerbahçe
evet çok güzel değinmiş ibret alalım....sagol annem
 

esencemrem

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
19 Eki 2005
Mesajlar
1,050
Aldığı Beğeniler
3
Zehra ablacıgım dedigin gibi yoruma hiç gerek yok..gerçekler tüm acıklıgıyla ortada....o kadar hassas bir okadarda çok önemli bir konuya degindiginiz için ablacıgım Rabbim her daim sizden razı olsun...selam ve dua ile...
 

sbetül

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
2 Eki 2005
Mesajlar
923
Aldığı Beğeniler
1
TEYZECİM ÇOK DOĞRU BİR KONU BU YAZIYI OKUYAN BİR GENCİN GÖNLÜNE BİLE BU KORKUYU DÜŞÜRÜP HATIRLATSAN NE MUTLU .
 

fzehra

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
9,365
Aldığı Beğeniler
1,490
Konum
İstanbul
önemine binaen güncelliyorum

okumayanlar okur diye
 

leyli_mercan

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
12 Haz 2007
Mesajlar
492
Aldığı Beğeniler
3
guncellediginiz iyi oldu bizde okuduk insallah dikkat edilmesi gerekn bir konu Allah cc razi olsun
 

Gülistan34

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
11 Mar 2007
Mesajlar
279
Aldığı Beğeniler
1
Zehra abla cok güzel bir konuyu paylasmssin,
Allah razi olsun, bir genc kizin basina gelebilecek en kötü
birsey bu,ins.ibret olur genclerimize simdiki erkekler de
asla güvenilir degil ne kadar müslümaniz deseler bile,
herkes ayni degildir kimseye inanmamak vede güvenmemek lazim
birde Allah korkusu kalmamis insanlarda ama sunu unutmasinlar
kimsenin hakki kimsede kalmaz!!!!!
 

mihru vefa

talib-i aşk
 
Üyelik Tarihi
3 Nis 2007
Mesajlar
200
Aldığı Beğeniler
4
Takım
Galatasaray
Gavs-ı Bilvanisî Seyyid Abdulhakim el-Hüseyni (k.s) edep hakkındaki bir sohbetinde şöyle buyurmuştur:

Bakınız, bu milletin başına ne geldiyse gafletten geldi. Şah-ı Hazne (k.s) gaflet kadar hiçbir kötü hâl yoktur derdi. Kimin başına ne geldiyse nefsinin hilelerinden gafil kaldığı için gelmiştir. Bir kişi kendi kuvveti ile gafleti terk edemiyorsa edebe sarılsın. Şöyle ki, Rabbim her an her yerde beni görüyor diye düşünsün ve o konuda nefsini zorlasın. Açık ve gizli edeplere uymakla insanın kalbi uyanır. Böylece gaflet yok olur.
 
Üst Alt