- Üyelik Tarihi
- 11 Nis 2007
- Mesajlar
- 24,205
- Aldığı Beğeniler
- 22,175
- Takım
- Fenerbahçe
Fırtınadan önce başlayan sessizlik yüreklere selam vererek ilerlerken, sanki kızıllığa davet eder gibi. Kızıl ateşin rengi, kızıl aşkın rengi, kızıl özlemin rengi... Özlemle vurulan yüreklerden akan kanın rengi kızıl...
Aşk ateşinin fısıltılarını duyan yüreklerin fısıl-tıları hep özlemleriyle barışık olan âşıkların yüreklerini kızıl renge boyuyor. Yürekler özlemleriyle büyüyor. Yürekler büyüdükçe de özlemleri artıyor. En çok büyüyen yürek en çok özlemi çeken yürektir. Hani Rabbimiz buyuruyor ya 'Ben hiçbir yere sığmam, sadece mümin kulumun kalbine sığarım.' Özlemimiz yüreğimizle büyürse, misafiri de büyük olacaktır.
Özlem yağıyor yüreğime....
Kardeşlerini özleyen sevgilinin özlemi, asırlar öncesinden yola çıkarak şimdilerde selamlıyor özlem çeken yüreklerimizi. Bu özlemin to-humu elest meclisinde atıldı sevdayla. Belki hatırlamayız kalbimize atıldığı zamanı ama biliriz yüreklerimizin özlemle yoğrulduğunu. Biliriz öz-lemsiz bir yaşantımızın olmayacağını, olamayacağını. Biliriz özlemin hayatımıza nasıl anlam kattığını. Özlem yüzünden çekilen acılara hiç kızmayız, kızamayız ya da kızmamalıyız. Bazen bilinmezlerin sardığı içsel dünyamızda, özlemi-mize yolculuk yaparken boğazımıza düğümlenen gözyaşlarımızı sırf özlediğimiz belli olmasın diye yutmak zorunda kalırız. Acaba asırlar öncesinde yola çıkan özlemin sahibi Peygamber Efendimizin de (s.a.v.) boğazına acı veren kaç tane düğüm atılmıştır ki?
Özlem yağıyor yüreğime...
Özlemlerim bazen acı olup yüreğimi yakıyor. Ardından sevinç olup yüreğimin her hücresine huzur veriyor. Büyük mutluluklar yaşamak için, büyük acılar çekmek gerekmez mi? Özlemlerle yaşamaya alışan yüreğim her seferinde çabuk son bulması için yalvarırken yüce Yaradan'a. Yaradan benim iyiliğim için geciktirirken özlemlerime ulaşmayı, ben her seferinde isyanın eşiğinden dönerken ne kadar basit acılara katlanamadığımı fark ederim özlemlerime ulaştığımda. Özlemlerim her seferinde terk ederken beni, yerlerini mutlaka ama mutlaka sevinçlere bırakır. Bilirim Yaradan'ımın benim iyiliğim için özlemlerimi artırdığını. Bilirim Yaradan'ımın benim iyiliğim için özlemlerime ulaşmamı geciktirdiğini.
Özlem yağıyor yüreğime....
Gecenin bittiğini, tüm haşmetiyle ortaya çı-kıp yakan ve kavuran aynı zamanda da ısıtan güneş haber verir bizlere. Güneş doğmadan önce gece, daha bir siyah daha bir karanlıktır. Gecenin en karanlık vakti sabaha karşı olan vaktidir ne de olsa. Güneş, doğumuyla her yeri aydınlatıp ısıtırken yeryüzünde yaşayan canlılara müjdelerde getirir. Yüreklerimize güneşin doğmasına yakın daha bir acı verir özlemlerimiz. Tam her şey bitti derken, ümitlerimizin boğazı özlemlerimiz tarafından sıkılırken yani ümitlerimiz can çekişirken ansızın doğar güneş yüreklerimize, hayatımıza. Ve beklediğimiz sevinçtir, huzurdur, o an güneş. Ümitlerimizi tekrar yeşerten güneş, daha bir tatlıdır o zaman.
Ve biz ümitlerimize can çekiştirmeden özlemlerimize ulaşmayı bilmeliyiz. Her özlem bizim bir imtihanımızdır. Ve biz bu imtihanları ümitlerimiz varken, başarıyla verebiliriz ancak. Özlemlerimize huzur içinde ulaşabilmek, ancak ümidimiz yaşarken mümkün olacaktır.
Seyit AYVAZ
Aşk ateşinin fısıltılarını duyan yüreklerin fısıl-tıları hep özlemleriyle barışık olan âşıkların yüreklerini kızıl renge boyuyor. Yürekler özlemleriyle büyüyor. Yürekler büyüdükçe de özlemleri artıyor. En çok büyüyen yürek en çok özlemi çeken yürektir. Hani Rabbimiz buyuruyor ya 'Ben hiçbir yere sığmam, sadece mümin kulumun kalbine sığarım.' Özlemimiz yüreğimizle büyürse, misafiri de büyük olacaktır.
Özlem yağıyor yüreğime....
Kardeşlerini özleyen sevgilinin özlemi, asırlar öncesinden yola çıkarak şimdilerde selamlıyor özlem çeken yüreklerimizi. Bu özlemin to-humu elest meclisinde atıldı sevdayla. Belki hatırlamayız kalbimize atıldığı zamanı ama biliriz yüreklerimizin özlemle yoğrulduğunu. Biliriz öz-lemsiz bir yaşantımızın olmayacağını, olamayacağını. Biliriz özlemin hayatımıza nasıl anlam kattığını. Özlem yüzünden çekilen acılara hiç kızmayız, kızamayız ya da kızmamalıyız. Bazen bilinmezlerin sardığı içsel dünyamızda, özlemi-mize yolculuk yaparken boğazımıza düğümlenen gözyaşlarımızı sırf özlediğimiz belli olmasın diye yutmak zorunda kalırız. Acaba asırlar öncesinde yola çıkan özlemin sahibi Peygamber Efendimizin de (s.a.v.) boğazına acı veren kaç tane düğüm atılmıştır ki?
Özlem yağıyor yüreğime...
Özlemlerim bazen acı olup yüreğimi yakıyor. Ardından sevinç olup yüreğimin her hücresine huzur veriyor. Büyük mutluluklar yaşamak için, büyük acılar çekmek gerekmez mi? Özlemlerle yaşamaya alışan yüreğim her seferinde çabuk son bulması için yalvarırken yüce Yaradan'a. Yaradan benim iyiliğim için geciktirirken özlemlerime ulaşmayı, ben her seferinde isyanın eşiğinden dönerken ne kadar basit acılara katlanamadığımı fark ederim özlemlerime ulaştığımda. Özlemlerim her seferinde terk ederken beni, yerlerini mutlaka ama mutlaka sevinçlere bırakır. Bilirim Yaradan'ımın benim iyiliğim için özlemlerimi artırdığını. Bilirim Yaradan'ımın benim iyiliğim için özlemlerime ulaşmamı geciktirdiğini.
Özlem yağıyor yüreğime....
Gecenin bittiğini, tüm haşmetiyle ortaya çı-kıp yakan ve kavuran aynı zamanda da ısıtan güneş haber verir bizlere. Güneş doğmadan önce gece, daha bir siyah daha bir karanlıktır. Gecenin en karanlık vakti sabaha karşı olan vaktidir ne de olsa. Güneş, doğumuyla her yeri aydınlatıp ısıtırken yeryüzünde yaşayan canlılara müjdelerde getirir. Yüreklerimize güneşin doğmasına yakın daha bir acı verir özlemlerimiz. Tam her şey bitti derken, ümitlerimizin boğazı özlemlerimiz tarafından sıkılırken yani ümitlerimiz can çekişirken ansızın doğar güneş yüreklerimize, hayatımıza. Ve beklediğimiz sevinçtir, huzurdur, o an güneş. Ümitlerimizi tekrar yeşerten güneş, daha bir tatlıdır o zaman.
Ve biz ümitlerimize can çekiştirmeden özlemlerimize ulaşmayı bilmeliyiz. Her özlem bizim bir imtihanımızdır. Ve biz bu imtihanları ümitlerimiz varken, başarıyla verebiliriz ancak. Özlemlerimize huzur içinde ulaşabilmek, ancak ümidimiz yaşarken mümkün olacaktır.
Seyit AYVAZ
ooo: