- Üyelik Tarihi
- 11 Nis 2007
- Mesajlar
- 24,205
- Aldığı Beğeniler
- 22,175
- Takım
- Fenerbahçe
Özüme düştün Özgecan
bütün maviliğinle.
Gökyüzü karardı,
insanların aydınlık yüzüne hicran düştü.
âtimizi ufuklarda boğuyorlar şimdi
ve gözlerin kapalı
ve denizler maviliğini vuruyor kıyıya
Özgecan
hüzünlerimizin üstüne,
tatlı bir tebessüm çekeceğiz
mavi olmadan.
Özgecan
ben hiç çöllerde yürümedim
hiç mağaralarda tefekkür etmedim
hiç hendekler eşmedim küfürle arama
hiç bir mücadelede dişim kırılmadı
sonra sıcak göğün altında
karnıma taş bağlayarak hüzünle yürümedim
ve ağlamadım
diri diri soyunan ve gömülen
körpe genç kızların ardından
ben hiç taşlanmadım
çöllerde hiç yanmadım özgecan
sen gibi
Özüme düştün özgecan
bütün maviliğinle.
İşte bu yüzden dökülürüm damla damla
bu yüzden ölüm ürkütmez beni
bu yüzden, zamanlar ötesinden esip gelen
kelimelerin yeşertir ruhumu
bu yüzden ışık çehrelerimiz ıslak
bu yüzden vurgunlar yiyoruz.
Ve gözlerin / kömür karası gözlerin
ışığı ta yüreklerimize işleyen
ve zamanlar ötesinden
kanatlanıp gelen gür sesin
bir gülün üstüne konan bülbül gibi
konar yüreklerimize.
Ve senden ayrı oluşun hüznüdür
dallarımızdan damlayan
leyla ve züleyha tadında
bir hüzün kaplar içimizi..
Özüme düştün Özgecan
bütün maviliğinle.
Bir medine gününde
hüzünle veda edişin yok mu
içime oturdu o gün bu gün
hüzünlerim oldun, maviliğim oldun
işte bu yüzden severim ben
hüznü ve maviyi
ve sen gibi kırmızı olan çiçeği.
Bu yüzden gül ve hüzün kokar kelimelerim
Özgecan,
alnımı öpen yer
umutlarımı serptiğim mavi gök şahit ki
senden bir sızı var içimde
bu yüzden alnımda çizgi çizgi oldun
bu yüzden kırmızı aktın damarlarımda
Özüme düştün Özgecan
bütün maviliğinle.
Dudaklarım yürek yangınlığımı tutamaz oldu
içinde sakladığım hasretin
??felekleri yakan bir ah ?? gibi
dökülür dudaklarımdan.
Yüreğim yanıyor Özgecan
hasretim maviye
yüreğim kırmızıya çalar.
Parmaklarından süzülen su tadında
bir yağmur gönder bana
uzun kış gecelerinde
keskin kar soğukları yakar içimi
yüreğim çöllerine düşüyor
ve bir yağmur oluyor hasretin
ey, maviliğin ardından bakan kara gözlüm
yangınımsı oluyor seni seven bir yürek
Özüme düştün Özgecan
bütün maviliğinle.
Senin ikliminde
yürek yangınlığını, ten yangınlığını söndüren
serin denizler olmasa da
parmakların vardı, berrak sular akan
sık ağaçlı ormanların yoksa da
bulutların vardı, ağaçlarca gölgeli.
Senin ikliminde Özgecan
çaresiz annelerin
kız çocuklarının ardından döktüğü gözyaşları
daha yere düşmeden kururdu önceleri.
Senin ikliminde
ceylanların bile gözlerinden korku silinmişti.
senin ikliminde figanlar arşa dokunmuyordu
felekler yanmıyordu.
Yalancı titrek sesler duyulmuyordu
insan meclislerinde
Senin ikliminde Özgecan
her şeyin rengi aydınlıktı
her şey anlamıyla maviydi, Özgecan
Özüme düştün Özgecan
bütün maviliğinle.
Hanidir göstermedin yüzünü bana
hanidir ağlatmadın beni
çocukluğumda süslediğin düşlerim
renksiz kaldı şimdi sensizlikte.
Ateşi görürüm şimdi güneşi değil
ateşler içinde uyandığımda kabuslardan
alnımdan süzülen
yüzlere serptiğin serinlik değil
yangınlığımın kor alevidir.
Bana çocukluk düşlerimde uçmayı
öğreten sendin.
Yaş uzadıkça şimdi
kuşlar bile çekildi düşlerimden
vakit geç olmadan Özgecan
bir kez daha ışıtsan düşlerimi
ve ben, bir kez daha süzülsem
mavi gökyüzünde.
Arifhan Akpinar
bütün maviliğinle.
Gökyüzü karardı,
insanların aydınlık yüzüne hicran düştü.
âtimizi ufuklarda boğuyorlar şimdi
ve gözlerin kapalı
ve denizler maviliğini vuruyor kıyıya
Özgecan
hüzünlerimizin üstüne,
tatlı bir tebessüm çekeceğiz
mavi olmadan.
Özgecan
ben hiç çöllerde yürümedim
hiç mağaralarda tefekkür etmedim
hiç hendekler eşmedim küfürle arama
hiç bir mücadelede dişim kırılmadı
sonra sıcak göğün altında
karnıma taş bağlayarak hüzünle yürümedim
ve ağlamadım
diri diri soyunan ve gömülen
körpe genç kızların ardından
ben hiç taşlanmadım
çöllerde hiç yanmadım özgecan
sen gibi
Özüme düştün özgecan
bütün maviliğinle.
İşte bu yüzden dökülürüm damla damla
bu yüzden ölüm ürkütmez beni
bu yüzden, zamanlar ötesinden esip gelen
kelimelerin yeşertir ruhumu
bu yüzden ışık çehrelerimiz ıslak
bu yüzden vurgunlar yiyoruz.
Ve gözlerin / kömür karası gözlerin
ışığı ta yüreklerimize işleyen
ve zamanlar ötesinden
kanatlanıp gelen gür sesin
bir gülün üstüne konan bülbül gibi
konar yüreklerimize.
Ve senden ayrı oluşun hüznüdür
dallarımızdan damlayan
leyla ve züleyha tadında
bir hüzün kaplar içimizi..
Özüme düştün Özgecan
bütün maviliğinle.
Bir medine gününde
hüzünle veda edişin yok mu
içime oturdu o gün bu gün
hüzünlerim oldun, maviliğim oldun
işte bu yüzden severim ben
hüznü ve maviyi
ve sen gibi kırmızı olan çiçeği.
Bu yüzden gül ve hüzün kokar kelimelerim
Özgecan,
alnımı öpen yer
umutlarımı serptiğim mavi gök şahit ki
senden bir sızı var içimde
bu yüzden alnımda çizgi çizgi oldun
bu yüzden kırmızı aktın damarlarımda
Özüme düştün Özgecan
bütün maviliğinle.
Dudaklarım yürek yangınlığımı tutamaz oldu
içinde sakladığım hasretin
??felekleri yakan bir ah ?? gibi
dökülür dudaklarımdan.
Yüreğim yanıyor Özgecan
hasretim maviye
yüreğim kırmızıya çalar.
Parmaklarından süzülen su tadında
bir yağmur gönder bana
uzun kış gecelerinde
keskin kar soğukları yakar içimi
yüreğim çöllerine düşüyor
ve bir yağmur oluyor hasretin
ey, maviliğin ardından bakan kara gözlüm
yangınımsı oluyor seni seven bir yürek
Özüme düştün Özgecan
bütün maviliğinle.
Senin ikliminde
yürek yangınlığını, ten yangınlığını söndüren
serin denizler olmasa da
parmakların vardı, berrak sular akan
sık ağaçlı ormanların yoksa da
bulutların vardı, ağaçlarca gölgeli.
Senin ikliminde Özgecan
çaresiz annelerin
kız çocuklarının ardından döktüğü gözyaşları
daha yere düşmeden kururdu önceleri.
Senin ikliminde
ceylanların bile gözlerinden korku silinmişti.
senin ikliminde figanlar arşa dokunmuyordu
felekler yanmıyordu.
Yalancı titrek sesler duyulmuyordu
insan meclislerinde
Senin ikliminde Özgecan
her şeyin rengi aydınlıktı
her şey anlamıyla maviydi, Özgecan
Özüme düştün Özgecan
bütün maviliğinle.
Hanidir göstermedin yüzünü bana
hanidir ağlatmadın beni
çocukluğumda süslediğin düşlerim
renksiz kaldı şimdi sensizlikte.
Ateşi görürüm şimdi güneşi değil
ateşler içinde uyandığımda kabuslardan
alnımdan süzülen
yüzlere serptiğin serinlik değil
yangınlığımın kor alevidir.
Bana çocukluk düşlerimde uçmayı
öğreten sendin.
Yaş uzadıkça şimdi
kuşlar bile çekildi düşlerimden
vakit geç olmadan Özgecan
bir kez daha ışıtsan düşlerimi
ve ben, bir kez daha süzülsem
mavi gökyüzünde.
Arifhan Akpinar
