Neslihan BEYHAN • 63. Sayı / KAPAK KONUSU
İnsan hata yapmaya müsait bir yaradılışa sahiptir. Dolayısıyla bir insandan, daha dar ifadeyle eşinden, mükemmel olmasını beklemek akla muhal, gerçekle bağdaşmayan bir durumdur. Şu durumda özür dilemek ve yapılan özürleri kabul etmek hayatımızın bir parçasıdır. Önemli olan bunların ne zaman, nasıl, hangi yolla yapılması gerektiğini iyi bilmek; eldeki bu yardımcıyı faydalı yerde kullanıp, cimrilik etmemek ve kıymetli eşinin gönlünün onarılmasını geciktirmemektir. Eşler arası iletişimin güçlenmesinde, sorunların çözümünde en etkili sözlerden biridir zira özür dilemek. Yaptığı yanlışa pişman olmak evlilikte eşler için adeta hayat kurtaran can simitlerindendir. Uzman Psikolog ve Aile Terapisti Çiğdem Demirsoy’a göre “Evlilikte yanlış yapıldığında yanlış yapan eşin özür dilemesi çok manidar. Çünkü kendisinden özür dilenen eş, anlaşıldığını hisseder. Uzlaşıldığını algılar. Hata varsa ve bu eşi tarafından anlaşıldıysa kişi eşi tarafından kabul edildiğini ve ilişkide kendisinin de var olduğunu hisseder ve rahatlar.”
Özür dilemek neden zor gelir?
al böyleyken birçokları için özür dilemek neredeyse dünyanın en zor işidir. Kültürümüzde ve dini anlayışımızda hatalarımıza pişman olmak, Yaratıcı’ya borçlu olduğumuz pişmanlığımızı tövbe ile ortaya koymak günlük yaşantımızın içine sinmiş olmasına rağmen kuldan özür dilemek niçin zor gelir? Bunun çeşitli nedenleri vardır.
• Öncelikle kişi özür dileyince “büyüklüğünden” bir şeyler kaybedeceğini düşünür.
• Özür dilemesi bir anlamda tüm hatanın kendisinde olduğunu düşündürecek diye korkar.
• Muhatabının, özrünü kötüye kullanacağı endişesini taşır.
• Her zaman ilk özür dileyen kişi olduğunu düşünüyor ve içerliyordur.
• Kendini beğenme, kibir gibi kalp hastalıkları baskındır.
• Özrünün kabul edilmeyeceğini düşünüyordur.
• Özür dilemeyi önemsemeyen çevrede yetişmiştir ve kendisi de önemsemiyordur.
Bazı kişilerin özür dilemekte zorlanmasının önemli nedenlerinden birinin, kişinin kendi doğrularını tek doğru olarak görmesi ve benliğinde hataya yer vermemesi olduğunu belirten Psikolog Çiğdem Demirsoy “Böyle kişilerin farklı bakış açısına geçebilmesi ve olayları zihninde esnetebilmesi önemlidir” diyor ve kültürün yanı sıra kişiliğimizi oluşturan diğer unsurların da özür dileme eğilimimizi etkilediğini belirtiyor. Bununla birlikte ne olursa olsun, hangi yaşta bulunulursa bulunulsun kişilik şekillendirme ve kendimizi eğitme yeteneğimizi de hatırlatıyor ve kişisel çabaların yetersiz olduğu durumlarda terapilerle de kişinin kendi doğrusunun tek doğru olmadığını, karşısındakinin bakış açısını algılamayı, yeniliklere açık, esnek hale gelebilmeyi, herkes gibi kişinin kendisinin de hata yapabileceğini ve başkalarının duygularının kendi duygularından farklı olabileceğini anlamayı başarmanın mümkün olduğunu ilave ediyor.
Bazen sırf özür dilenmediği için tartışılır, küçük meseleler sorun haline getirilir. Kişi, eşinin yanlış davrandıktan sonra vurdumduymaz tavırlarına içerler ve kavga etme eğilimi gösterir. Her ne nedenle olursa olsun şeytanın kişiye zorlaştırdığı özür dileme erdemi aslında evliliğin insana verdiği manevi terbiye yolunda bir tuğladır. Evlilik öncesinde kendi kendine her şeyini serbestçe yapabilen, kimseye hesap vermek zorunda olmayan birey; yuva kurduktan sonra alttan almaya, gönül almaya, Allah için eşini hoş görmeye başlar ve manevi gelişimine hız kazandırır.
İncinmek İstemiyorsan İncitme
Gönül erleri, Allah’ın veli kulları insanlarla münasebetlerinde çok ince düşünür ve dikkatli davranırlardı. Kalp kırmaktan çok çekinirlerdi. Bir sözle de olsa kimseyi incitmek istemezlerdi. Çünkü kalbin Allah Teala’nın nazargahı olduğunun şuurunda bir hayat tarzı benimsemişlerdi. Yunus Emre bir kimsenin gönlünü kıranın iki dünyanın da kötü kişisi olduğunu şöyle dile getirir: “Gönül Çalab’ın tahtı,/ Çalab gönle baktı,/ İki cihan bedbahtı, / Kim gönül yıkar ise…”
Bu düşünce tarzını evliliğimizle alakalı değerlendirdiğimizde eşlerin daha da dikkatli olmaları gerektiği ortaya çıkmaktadır. Zira anne-baba ve çocuklar bir gönül gibidir. Birinin gönlünün kırılması aileyi olumsuz etkiler. İşte sosyal hayatta ve özellikle ailede özür dilemek hatanın telafi edilmesinin ilk adımıdır.
Eşler arası iletişimde, “Sana nasıl davranılmasını istiyorsan sen de öyle davran” düşüncesi insanın yaptıklarının farkına daha iyi varmasını sağlar. Bu prensip aslında şu gerçeği telkin etmektedir: İncinmek istemiyorsan ilk adım, incitmemektir. Özür dileyecek davranışlarda bulunmamaktır. Eşler bu düşünce tarzını evliliklerine hakim kıldıklarında hataların telafisi için ne gerekiyorsa yapmaya hazır hale gelirler. Çünkü kimse incinmek istemez.
SEMERKAND AİLE - Aylık Aile Dergisi
Devamı için dergiye abone olun hizmetlerde tuzunuz olsun
Tüm evli kardeşlerimizin yuvaları cennet bahçesi olsun selam dua ile
İnsan hata yapmaya müsait bir yaradılışa sahiptir. Dolayısıyla bir insandan, daha dar ifadeyle eşinden, mükemmel olmasını beklemek akla muhal, gerçekle bağdaşmayan bir durumdur. Şu durumda özür dilemek ve yapılan özürleri kabul etmek hayatımızın bir parçasıdır. Önemli olan bunların ne zaman, nasıl, hangi yolla yapılması gerektiğini iyi bilmek; eldeki bu yardımcıyı faydalı yerde kullanıp, cimrilik etmemek ve kıymetli eşinin gönlünün onarılmasını geciktirmemektir. Eşler arası iletişimin güçlenmesinde, sorunların çözümünde en etkili sözlerden biridir zira özür dilemek. Yaptığı yanlışa pişman olmak evlilikte eşler için adeta hayat kurtaran can simitlerindendir. Uzman Psikolog ve Aile Terapisti Çiğdem Demirsoy’a göre “Evlilikte yanlış yapıldığında yanlış yapan eşin özür dilemesi çok manidar. Çünkü kendisinden özür dilenen eş, anlaşıldığını hisseder. Uzlaşıldığını algılar. Hata varsa ve bu eşi tarafından anlaşıldıysa kişi eşi tarafından kabul edildiğini ve ilişkide kendisinin de var olduğunu hisseder ve rahatlar.”
Özür dilemek neden zor gelir?
al böyleyken birçokları için özür dilemek neredeyse dünyanın en zor işidir. Kültürümüzde ve dini anlayışımızda hatalarımıza pişman olmak, Yaratıcı’ya borçlu olduğumuz pişmanlığımızı tövbe ile ortaya koymak günlük yaşantımızın içine sinmiş olmasına rağmen kuldan özür dilemek niçin zor gelir? Bunun çeşitli nedenleri vardır.
• Öncelikle kişi özür dileyince “büyüklüğünden” bir şeyler kaybedeceğini düşünür.
• Özür dilemesi bir anlamda tüm hatanın kendisinde olduğunu düşündürecek diye korkar.
• Muhatabının, özrünü kötüye kullanacağı endişesini taşır.
• Her zaman ilk özür dileyen kişi olduğunu düşünüyor ve içerliyordur.
• Kendini beğenme, kibir gibi kalp hastalıkları baskındır.
• Özrünün kabul edilmeyeceğini düşünüyordur.
• Özür dilemeyi önemsemeyen çevrede yetişmiştir ve kendisi de önemsemiyordur.
Bazı kişilerin özür dilemekte zorlanmasının önemli nedenlerinden birinin, kişinin kendi doğrularını tek doğru olarak görmesi ve benliğinde hataya yer vermemesi olduğunu belirten Psikolog Çiğdem Demirsoy “Böyle kişilerin farklı bakış açısına geçebilmesi ve olayları zihninde esnetebilmesi önemlidir” diyor ve kültürün yanı sıra kişiliğimizi oluşturan diğer unsurların da özür dileme eğilimimizi etkilediğini belirtiyor. Bununla birlikte ne olursa olsun, hangi yaşta bulunulursa bulunulsun kişilik şekillendirme ve kendimizi eğitme yeteneğimizi de hatırlatıyor ve kişisel çabaların yetersiz olduğu durumlarda terapilerle de kişinin kendi doğrusunun tek doğru olmadığını, karşısındakinin bakış açısını algılamayı, yeniliklere açık, esnek hale gelebilmeyi, herkes gibi kişinin kendisinin de hata yapabileceğini ve başkalarının duygularının kendi duygularından farklı olabileceğini anlamayı başarmanın mümkün olduğunu ilave ediyor.
Bazen sırf özür dilenmediği için tartışılır, küçük meseleler sorun haline getirilir. Kişi, eşinin yanlış davrandıktan sonra vurdumduymaz tavırlarına içerler ve kavga etme eğilimi gösterir. Her ne nedenle olursa olsun şeytanın kişiye zorlaştırdığı özür dileme erdemi aslında evliliğin insana verdiği manevi terbiye yolunda bir tuğladır. Evlilik öncesinde kendi kendine her şeyini serbestçe yapabilen, kimseye hesap vermek zorunda olmayan birey; yuva kurduktan sonra alttan almaya, gönül almaya, Allah için eşini hoş görmeye başlar ve manevi gelişimine hız kazandırır.
İncinmek İstemiyorsan İncitme
Gönül erleri, Allah’ın veli kulları insanlarla münasebetlerinde çok ince düşünür ve dikkatli davranırlardı. Kalp kırmaktan çok çekinirlerdi. Bir sözle de olsa kimseyi incitmek istemezlerdi. Çünkü kalbin Allah Teala’nın nazargahı olduğunun şuurunda bir hayat tarzı benimsemişlerdi. Yunus Emre bir kimsenin gönlünü kıranın iki dünyanın da kötü kişisi olduğunu şöyle dile getirir: “Gönül Çalab’ın tahtı,/ Çalab gönle baktı,/ İki cihan bedbahtı, / Kim gönül yıkar ise…”
Bu düşünce tarzını evliliğimizle alakalı değerlendirdiğimizde eşlerin daha da dikkatli olmaları gerektiği ortaya çıkmaktadır. Zira anne-baba ve çocuklar bir gönül gibidir. Birinin gönlünün kırılması aileyi olumsuz etkiler. İşte sosyal hayatta ve özellikle ailede özür dilemek hatanın telafi edilmesinin ilk adımıdır.
Eşler arası iletişimde, “Sana nasıl davranılmasını istiyorsan sen de öyle davran” düşüncesi insanın yaptıklarının farkına daha iyi varmasını sağlar. Bu prensip aslında şu gerçeği telkin etmektedir: İncinmek istemiyorsan ilk adım, incitmemektir. Özür dileyecek davranışlarda bulunmamaktır. Eşler bu düşünce tarzını evliliklerine hakim kıldıklarında hataların telafisi için ne gerekiyorsa yapmaya hazır hale gelirler. Çünkü kimse incinmek istemez.
SEMERKAND AİLE - Aylık Aile Dergisi
Devamı için dergiye abone olun hizmetlerde tuzunuz olsun
Tüm evli kardeşlerimizin yuvaları cennet bahçesi olsun selam dua ile