Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

eleman

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
24 Haz 2008
Mesajlar
136
Aldığı Beğeniler
0
Takım
Diğer
3352.jpg


Panik Atak İçin Nefes Egzersizi

Bugün özellikle evde, iş yerinde veya herhangi bir ortamdayken aniden atakla karşılaşırsanız, kendinizi nasıl rahatlatabileceğiniz konusunda bilgi vereyim istedim.

Öncelikle kısaca panik atak neydi hızlı bir hatırlatma yapayım. Panik atak, ani olarak, beklenmedik bir anda ortaya çıkan ve rahatsız edici semptomlarla kendisini gösteren bir hastalıktır.

Peki neydi bu semptomlar…?

• Çarpıntı
• Göğüs ağrısı veya göğüste sıkıntı hissi
• Nefes darlığı, boğulacakmış gibi olma
• Aşırı terleme
• Titreme, sarsılma, silkelenme duygusu
• Bulantı, karın ağrısı
• Ani üşüme, ani ürperme, ateş basması
• Başta/beyinde uyuşma, karıncalanma
• Baş dönmesi, sersemlik hissi, düşecekmiş veya bayılacakmış gibi olma duygusu
• Gerçekdışılık duyguları… yani yaşadıkları gerçek mi değil mi gibi çelişkiler yaşama
• Benliğe yabancılaşma
• Ölüm korkusu, kalp krizi geçiriyormuş duygusu
• Kontrolünü kaybedeceği ya da delireceği korkusu

Ortalama düzeyde var olduğu düşünülen bu dürtülerin tamamı görülebilir… Görülmeyebilir de… Dışardan bakıldığında “Aman canım… o kadar da abartılacak bir şey değilmiş!” dedirtebiliyor ama siz gelin de bunları çekene sorun…

Anlatılmaz yaşanır bir durumdur… genellikle bayanlarda rastlıyoruz. Günlük hayatın sıkıntı ve zorlukları içinde bayanların bu tür rahatsızlıklar yaşaması da normaldir sanırım. Rahatsızlığın başlama yaşı her ne kadar değişken olsa da ergenlik döneminde başladığı veya otuzlu yaşlarda bile ilk başlangıç yaşandığı bilinen bir gerçek.

Tipik bir panik atak dakikalarla sınırlıdır sevgili okuyucular. Çoğunlukla 5-10 dakika, nadiren de 20-30 dakika, çok ender olarak da bir saat sürebilir. Adı üzerine ataktır ve gelir… sizi üzer, korkutur, boğar, rahatsız eder… ve hiçbir şey yokmuş gibi çekip gider.

Panik atağı sırasında en yoğun yaşanan duygu “nefes darlığı ve boğulacakmış gibi olma” hissi sevgili okurlar. En fazla yakınılan mesele bu. Boğulacakmış gibi olan kişiler, aşırı soluk alıp vermeye başlarlar. Bu durum, panik atağın bireyler tarafından daha yoğun düzeyde yaşanmasına yol açar. Oysa soluk alıp verme, yani solunum sistemi, istemli olarak kontrol edilebilecek bir işlevdir ve bunun yapılabilmesi halinde panik atağını kontrol altına almak mümkündür.

Peki aşırı soluk alıp vermeyi nasıl kontrol altına alacaksınız…?

Gün içinde farklı zamanlarda, her insan dakikada ortalama 10-12 kez soluk alıp vermektedir. Eğer kişi, bundan daha fazla sayıda nefes alıp veriyorsa, bu sayı mutlaka azaltılmalıdır.

Demek oluyor ki, panik atağın ilk belirtilerini fark ettiğinizde nefes alıp vermemizi yavaşlatırsanız, ciddi bir ataktan uzaklaşmayı da başarmış olursunuz.

İsterseniz sırasıyla ne yapmanız gerektiğini söyleyeyim:

1. Öncelikle rahatlıkla oturup uzanabileceğiniz bir duruma geçin.

2. Burnunuzdan derin bir nefes alıp, onu içinizde 10’a kadar sayarak tutun.

3. 10’a geldiğiniz zaman nefesi ağzınızdan verip, kendinize “rahatla, gevşe, kendini iyi hisset” şeklinde komutlar verin.

4. Bu periyodun ardından 3 saniyede nefes alıp, ardından 3 saniyede nefes verin. Ve nefes alıp vermeyi bu tempoyla sürdürün. Böylece her 1 dakikada ortalama 10 kez nefes alıp vermiş olacaksınız. Normal şartlarda alıp vermeniz gereken sayı zaten buydu. Atak sırasında nefes alışverişiniz arttığı için de kalbiniz hızlı hızlı atıyordu. Sayıyı doğal olana indirdiğinizde, atağı durdurmak için ciddi bir iş yapmış olacaksınız. Bu arada her alışınızda “iyi ve güzel olan her şeyi içinize çektiğinizi”, her nefes verişinizde de “sıkıntı ve zorlukları dışarı attığınızı” düşünmeyi ihmal etmeyin.

5. Her 1 dakika sonunda, 10 saniye boyunca nefesinizi tutup, ağzınızdan geri verin. Daha sonra 3 saniyelik döngülere devam edin.

6. Panik atağınız hafifleyinceye ya da ortadan kalkıncaya kadar bu alıştırmaya devam edin.

Ortalama 4-5 dakika sürecek bu minik “Nefes yavaşlatma tekniği” ile, panik atağını kendinizden uzaklaştırma şansınız olacak.

Bireysel destek çalışmalarında danışanlarımıza öğrettiğimiz bu tekniği sizlerle de paylaşmış oldum. Bununla birlikte daha pek çok uygulama var.

Eninde sonunda yapmanız gereken şey, atak gelmeye başladığında, artan kalp ritminizi normale çevirmekten geçiyor. Ritmi normale çevirip, delirmeyeceğinizi, çıldırmayacağınızı, aklınızı kaybetmeyeceğinizi, kontrolün elinizden çıkmayacağını, bunun kısa sürecek bir korku nöbeti olduğunu, birkaç dakika sonra tamamen ortadan kalkacağını düşünmeyi ihmal etmeyin.

Sevgiyle kalın…
Psikolog&Psikoterapist Mehtap Kayaoglu
KAYNAK
----------------------------
nurris.jpg


Manevi Reçete

MARAZ-I VESVESE İLE MÜPTELÂ! Biliyor musun, vesvesen neye benzer? Musibete benzer. Ehemmiyet verdikçe şişer; ehemmiyet vermezsen söner. Ona büyük nazarıyla baksan büyür; küçük görsen küçülür. Korksan ağırlaşır, hasta eder; havf etmezsen hafif olur, mahfî kalır. Mahiyetini bilmezsen devam eder, yerleşir; mahiyetini bilsen, onu tanısan, gider.

Öyleyse, şu musibetli vesvesenin aksâm-ı kesiresinden kesîrü'l-vuku olan yalnız Beş Vechini beyan edeceğim; belki sana ve bana şifa olur. Zira şu vesvese öyle birşeydir ki, cehil onu davet eder, ilim onu tard eder. Tanımazsan gelir, tanısan gider.

BİRİNCİ VECİH - BİRİNCİ YARA
Şeytan, evvelâ şüpheyi kalbe atar. Eğer kalb kabul etmezse, şüpheden şetme döner. Hayale karşı şetme benzer bazı pis hatıraları ve münâfi-i edep çirkin halleri tasvir eder. Kalbe "Eyvah!" dedirtir, ye'se düşürtür. Vesveseli adam zanneder ki, kalbi, Rabbine karşı sû-i edepte bulunuyor. Müthiş bir halecan ve heyecan hisseder. Bundan kurtulmak için huzurdan kaçar, gaflete dalmak ister. Bu yaranın merhemi budur:

Bak, ey biçare vesveseli adam! Telâş etme. Çünkü senin hatırına gelen şetim değil, belki tahayyüldür. Tahayyül-ü küfür, küfür olmadığı gibi; tahayyül-ü şetim dahi şetim değildir. Zira, mantıkça, tahayyül, hüküm değildir. Şetim ise hükümdür.

Hem bununla beraber, o çirkin sözler, senin kalbin sözleri değil. Çünkü senin kalbin, ondan müteessir ve müteessiftir. Belki kalbe yakın olan lümme-i şeytanîden geliyor. Vesvesenin zararı, tevehhüm-ü zarardır. Yani, onu zararlı tevehhüm etmekle, kalben mutazarrır olmaktır. Çünkü hükümsüz bir tahayyülü hakikat tevehhüm eder. Hem şeytanın işini kendi kalbine mal eder; onun sözünü ondan zanneder. Zarar anlar, zarara düşer. Zaten şeytanın da istediği odur.
Risale-i Nur 21.Söz

Risale-i Nur Külliyatının bilgisayar ortamında mümkün olduğu kadar rahat bir şekilde okumak için Buyrun :

http://www.nurris.org/cgi-bin/c.pl?name=NurRis30a_dl&deliver=nurlar_zip

Alternatif

http://www.boxca.com/eleman/bn9afev9k44p/NurRis30a.zip.html

Alternatif

RapidShare: Easy Filehosting

KAYNAK:
http://www.nurris.com/
-----------------
49998641yj2.jpg

Sevgisizlik depresyona neden oluyor

Depresyondaki insanlar geriye dönüp baktıklarında, erken yaşamlarında sevgiden yoksun olduklarını görebilir.

Bakırköy Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nden Doç.Dr. Kemal Sayar, çocukların anne-babalarının sorunları olabileceğini göremediğini belirterek, "anne-babalarının bazı davranışlarının kendi hatalarından kaynaklandığını düşünürler" dedi.

Ailelerin yüksek beklentileri ve kontrol edici tutumlarının olabileceğini vurgulayan Sayar şunları söyledi: "Araştırmalar göstermiştir ki depresyondaki insanlar geriye dönüp baktıklarında, erken yaşamlarında sevgiden yoksun olduklarını görür...

Pozitif bilgi ihtiyacı

"Ailemiz bize sürekli eleştirel yaklaşırlarsa, biz de bu adeti sürdürür ve sürekli kendimizi eleştirmeye başlarız. İçgörü kazanarak ve biraz çaba harcayarak bazı alışkanlıklarımızı değiştirebilir ve kendimize daha esnek davranabiliriz."

Sayar, sevgi, ilgi, korunma yaşantıların eksikliğinin depresyona neden olabileceğini ifade ederek, "nedeni beynimizin belli seviyelerde pozitif bilgi girişine ihtiyaç duyması ve bazı kimyasallar salgılayarak stres seviyesini azaltmasıdır" dedi.

Mutlu durumlar

Dünyadaki bütün insanların kendisini mutlu ya da mutsuz hissettiği ortak bazı durumlar olduğunu belirten Sayar bu durumları şöyle açıkladı:

"Mutluluk yaratan durumlar sevilmek ve istenmek, diğerlerine yakın olmak, kabul edilmek ve ait olmak, arkadaşlara sahip olmak, bir gruba ait olmak, diğerlerinin gözünde değerli olmak, takdir edilmek, beğenilmek, diğerlerine ve kendine çekici gelmek, bir statüye sahip olmak ve saygı görmek. Bunların tersi durumlar ise mutsuzluk yaratan durumlardır."

Sosyal başarı duygularla bağlantılı

Beynin güzel hissettiren şeyleri isteyeceğini kaydeden Sayar şunları vurguladı: "Bunu başaran insanlar sosyal olarak başarılı, diğerlerinin yapamadıklarını yapabilen insanlardır...

"Bu insanların hayatta kalma ve genlerini geleceğe aktarma ihtimalleri daha fazladır. Sosyal başarı bizim duygularımızla bağlantılıdır."
 

eleman

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
24 Haz 2008
Mesajlar
136
Aldığı Beğeniler
0
Takım
Diğer
Dikkatsizliğimden aynı konuyu iki kez açmışım,özür dilerim.

Hepinizden Allah cc razı olsun.Hastalara şifa,dertlilere deva versin.Cumanız mübarek olsun....



Panik Atak Düşüncesinden Uzaklaşmak İçin
________________________________________

Panik atak ile mücadele etmenin en etkin yolu; atağı olduğu gibi kabul etmektir. Bırakın panik atak gelsin ve yapabileceği en kötü şeyi yapsın. Panik atak artmayacaktır ve en korkunç kısmını zaten yaşamıştınız. Bir daha yaşamak sizi öldürmeyecek ve silinmez yaralar oluşturmayacaktır.
Rahatlama teknikleri düzenli ve günlük olarak yapıldığında çok yarar sağlar. Özellikle uzun dönemde, daha sakin ve az tepkili olduğunuzu fark edeceksiniz.
a. Karından nefes alma tekniği
b. QR – Altı saniyelik rahatlama molası
c. Sakinleştirici bir taş
d. İki dakikalık rahatlama molası
e. Beş dakikalık rahatlama molası
f. Yarım saatlik rahatlama molası
g. Sesli meditasyon
h. Derin rahatlama denetimi
i. gibi rahatlama teknikleri uygulanabilmektedir
.Kendinizle; şu anda panik atak var mı? Olursa ne olur ve nasıl olur? Hadi şu anda yaşayayım! Ne tür belirtiler oluşuyordu? gibi soruları yaşamalı ve cevaplamalıyız.
Panik anında kişinin kendini gevşetmesi veya rahatlatması, panik atağın oluşmasını engeller. Bunun için de kaçmamayı, gelen atağı göğüslemeyi öğrenmeliyiz. Bunun için de:
a. Yavaşlayın ve durun, nefes egzersizleri yapın.
b. Bedeninizin ağırlığını hissedin.
c. Sağlığınız üzerine düşünün. Bunun sadece bir şartlanma olduğunu, aslında fiziksel hiçbir şeyinizin olmadığını düşünmeye çalışın.
d. Sonra da kendinize zaman tanıyın.
Sizin yapabileceğiniz bedensel egzersizler; yüzme, yürüyüş, yerinde koşma, ip atlama, jogging, jimnastik hareketleri, bisiklete binme ve kürek çekme olarak sıralanabilir.
Egzersize başlarken, ısınma hareketlerini tercih edip, bitirirken günlük işlerinize dönmek için kendinize 5 dakika dinlenme zamanı ayırın.
Yine ağırlık kaldırarak yapabileceğiniz kuvvet antremanları, farklı davranışlardan seçebileceğiniz hareketler de bedensel egzersizler içinde yer alır.
Sinirli ve öfkeli olduğunuz zamanlarda, öfkenizi bir başka objeye (örneğin, yastığı yumruklamak, bir resme bağırıp çağırmak, hayali objesine bağırmak) çevirerek rahatlayabilirsiniz.
Geçmişi analiz ederek, şu ana kadar yapmak isteyip de, korkup yada çekinip yapamadığınız şeyleri bir düşünün. Sizleri bundan alıkoyan ne idi? Bundan sonraki davranışlarınızı bu sonuca göre yönlendirmemeniz gerekir.
Yeni bir şey yapmak, genellikle olaylara yeni bir bakış açısı geliştirmenizi gerektirir. Genellikle insanlar belirli bir kalıba yapışır kalır, onun dışına çıkamazlar. Bu sabit bir bakış açısı ve değişime karşı direnç demektir.
Eskiden yapmak isteyip de, korktuğunuz yada çekindiğiniz için yapmadığınız şeyleri yapabildiğinizde (örneğin, bisiklete ilk defa binmeye çalıştığınızda veya araba kullanmayı öğrenirken) herhangi bir şekilde her yapışınızda, bunun sizi derin ve içsel olarak doyurduğunu hissedersiniz. Çünkü mücadele etmekle tanışmış, başarı hissini tatmışsınızdır ve bu da sizi mutlu etmiştir.
• İçinizdeki cesur ben’i yüceltin ve sesini daha fazla açın.
Düşünceler• zinciri ile panik duygularını tırmandırabilir veya onların önemini azaltabilirsiniz. Bu düşüncelerimizi nasıl yönlendirdiğinize bağlıdır.
• Kendinizle konuşurken, seçtiğiniz kelimelere dikkat edin. Kati, olumsuz ve sert kelimeler (ben bir işe yaramam, bu mümkün değil, bunu asla yapamam, kendimi berbat hissediyorum vb.) yerine; daha esnek ve ılımlı hatta olumlu kelimeler seçmeye çalışın (benim için zor olacak, ne kadar heyecanlandım, vb.).
• Kendinize sihirli ve rahatlatıcı kelimeler seçip, bunları zihinsel olarak anlamlandırmalısınız (ben iyiyim, yapabilirim, hayatım harika gidiyor, iyi şeylerle karşılaşacağım, güzel şeyler olacak, vb.).
Bir şeye inanırmış• gibi davranmanız bile, sizde bir etki oluşturur. O halde yapmak istediğiniz imge oluşturun. Cesaretliymiş gibi, korkmuyormuş gibi hayal edin, olmak istediğiniz gibi davranmayı düşünün.
Bu durumda korkuyu bastırmıyor veya karşılaşmayı• reddetmiyorsunuz. Tam tersine bir korkunuz olduğu gerçeği ile yüzleşiyor, bunu kabul ediyorsunuz. (Korkak davranırsanız, korkunuz büyük olasılıkla yoğunlaşacak; cesaret gösterirseniz bu size güç verecek ve hayatınızdaki önemini azaltacak).
Bir şeyden vazgeçmek istediğinizde yada korktuğunuz bir şeyden• kaçındığınızda, aslında sadece korkunuzu daha çok pekiştiriyor ve büyütüyorsunuz. Tam tersine eğer üstüne üstüne giderseniz, daha fazla yapmaya çalışırsanız, büyük olasılıkla problemi ve sorunu azaltacaktır. Örneğin; yutkunma sorunu olan kişiye, yemeği yutmamaya çalışarak çiğnemesi söylendiğinde, yutmayı başaracaktır. Veya bayılmaktan korkan birine, hemen ayağa kalkıp bayılması istendiğinde, bunun olmadığını görebilirsiniz. Hatta biraz da mizah katarak, ‘hadi bakalım ne kadar iyi bayılabileceksin’ şeklinde alaya da alınabilir.
Otonom sinir sistemini kontrol etmeye çalışmanın bir yolu da, onun zorlanmayacağını bilmek, zorlamadan kaçınmak ve ona tersini yapmaktadır.
• Hayal gücünüzü kullanarak (örneğin, rayların üzerinde yürürken aniden size yaklaşmakta olan bir treni, veya bir otobüse yetişmek için koştuğunuzu hayalederek) otonom sinir sisteminin etkilerini (hızlı nefes alıp - verme, hızlı kalp atışı, göz bebeklerinin büyümesi, vb.) oluşturabileceğiniz gibi; tersi durumda da azaltabilirsiniz. • Sizler onaylanmaya susadıkça, azarlanmak sizi dehşete düşürür.
• Ancak reddedilme, başarısız olmakla eş anlamlı değildir. Yeni bir şeyler için risk alırız, tehlikeyi ve değişimi göze aldığımızda reddedilebiliriz. • Sadece monoton ve tekdüze yaşayan insanlar reddedilmeyi yaşamaz. Reddedilme aslında sizin kişiliğinize değil; yapmak istediklerinize ve değişime yöneliktir.
• Geri çekilme, hayattan kaçış, sosyal ilişkilerden kaçınma ve teslim olma daha az acı verecek bir çözüm gibi görünse de; sonunda bu tür davranışlara ödeyeceğiniz bedel çok ağır olacaktır. • Kendi dikkatinizi; kendi içinizden ve kendiliğinizden dışarıya yöneltmek (diğer insanlara, kitaba, müziğe, vb.) yalnızca panik ataklardan kurtulmanıza yardımcı olmaz; aynı zamanda birlikte vakit geçirilecek çok daha ilginç bir kişi haline gelirisiniz.
• Okşarken ve okşanırken, olumlu sosyal ilişkiler yoluyla endişelerinizi, gerginliğinizi ve korkularınızı giderirsiniz. Okşanmak için okşamanız, verici de olmanız gerekir, en azından kendi sağlığınız için… • Başkalarına güvenme ve ait olma sosyal bir ihtiyaçtır ve doyurulmalıdır.
• Bir başkasını sevmek ve ona aşık olmak, hayatı daha güzel görmenizi, neşelenmenizi sağlayacaktır. • Panik atak geçirdiğini diğerlerinin öğrenmemesi için, genelde insanlar eve kapanarak, sosyal ortamlardan kendilerini soyutlarlar. Bu ise panik atakları daha fazla arttırmaktan ve hayatınızı çekilmez kılmaktan başka bir işe yaramaz.
• Çevrenizde bir sosyal ağ oluşturmaya çalışın. Bu size hem kendi problemlerinizden uzaklaşmayı, hem de hayatı daha pozitif değerlendirmenizi sağlayacaktır. • Unutulmaması gereken bir prensip de; panik atak geçiren tek kişi siz değilsiniz. Etrafınızda haberiniz olmasa da veya size söylemeseler de, aynı problemi yaşayan birçok kişi vardır.
• Pozitif gruplar içinde yer almaya çalışın. Etkili ve başarılı bir grup için olumlu enerji üretimi gereklidir. İnsanlar birbirlerinin daha iyi olduklarını gördükçe, umut olduğunu fark ettikçe, yalnız olmadıklarını ve kendilerinin de o grubun üyesi olduğunu gördükçe hem grupta, hem de kendilerinde olumlu gelişmeler olmaya başlayacaktır. • Panik ataklarına duyarlı olan kişiler genelde, çok kolay etki altında kalır. Bu nedenle etrafınızda veya bulunduğunuz grupta olumsuz insanları barındırmayın.
Panik Atak Düşüncesinden Uzaklaşmak İçin4
• Cesaret; zor olan bir şeyi yapmak istemektir. Korkuya rağmen ulaşılması gereken bir amaç için yapılır.
• Cesaret; panik atak söz konusu olduğunda; kaçma duygusu ortaya çıktığında, bunun geçici olduğunu ve başa çıkmanın en iyi yolunun rahatlamak ve kaçmamak olduğunu bilmektir.
• Ya panik atak olursa düşünceleri geldiğinde, “ne fark eder, gelirse gelsin, hiç mi yaşamadım” diyebilmektir.
• Bir yere gitmek isteyip de, panik atak geçirmekten korktuğunuzda, başkalarının önünde aptal durumuna düşmekten çekindiğinizde; “canı cehenneme, kimin umurunda” diyebilmektir.
• Aslında başkalarının hatalarını ve kusurlarını bağışlamak, kendinizi bağışlamaktır. Eğer birilerini de üzmüşseniz, bunun için özür dileyin, bu sizi rahatlatacaktır.
• Hayatta her şeyi kontrol altında tutamayacağınızı, sadece olumlu ve iyi şeylere yönelerek kendinizi koruyabileceğinizi unutmayınız. Bunun dışında oluşabilecek kötü şeyler her zaman mümkündür ve çoğu zaman da engelleyemeyiz. Bunlar için de inanç ve iman en iyi ilaçtır.
• İnsanlar dengede oldukları için genelde değişime karşı dirençlidirler. Değişimin oluşması için, sizleri motive edici kaynaklar bulmalı ve teşvik etmelisiniz. (Örneğin, konsere bilet almak, bir toplantı yada davete geleceğinize söz vermek, vb) • Rahatsız olduğunuz ortamlara girerken, bu ortamlarda kendinizi meşgul edecek uğraşılar bulun (Elişi, kitap okuma, müzik dinleme, vb.)
• Bütün her şeyi planlayın, sonra da rahatlayın ve dikkatinizi elinizdeki işinize verin. • Dışarı çıkarken; nasıl göründüğünüze değil, kendinizi nasıl hissettiğinize odaklanmalısınız. Ancak giyiniş ve tarzınız da size ayrı bir rahatlık verecektir.
• Önemli bir olaydan önce biraz heyecanlı olmak normaldir ve olayın önemi sizin heyecanınızı belirleyecektir. Heyecan ve stres olmadan optimum performansa ulaşmanız mümkün değildir, ancak fazlası da olumsuz etki yapar.
• Normalden daha fazla heyecan duyduğunuzda, kendiniz için olayın önemini en aza indirecek mantık yürütmelisiniz. Örneğin, dünyanın sonu olmadığını, hayatınızı tamamen etkileyemeyeceğini, vb. Böylece kendinize; bunun bir yarış olmadığını, savaş durumu olmadığını söyleyerek, kendinizi yatıştırırsınız.
Panik atak yaşayan kişiler genelde sabırsızdır. Bunu engellemek için zamanınızı iyi planlayın. Örneğin, randevunuz için evden daha önce çıkmayı deneyebilirsiniz. • Bir anda tek bir şey yapın, her şeyi bir arada yapmaya çalışmayın.
• Bilinçli olarak yavaş hareket edin. Bu sizin gerginliğinizi azaltarak, daha sakin olmanızı sağlayacaktır.
• Ya olursa sorularından kurtulmaya çalışmayın. Hatta bu soruları günün bir saatinde cevaplamak için not alın, hepsine birden zaman ayırarak cevap verin. • Ya olursa sorularını cevaplamak için, o konularla ilgili bilgi eksikliklerinizi gidermeye çalışarak, daha fazla detay edinin. Örneğin, trenlerin istasyon aralarında durmasının trafik işaretlerine uymaları gerektiği için olması, uçakların kaza istatistikleri, asansör kazaları ve bozukluklarının giderilmesi gibi.
• Belirli bir tehlike arzeden durumlarda heyecanlandığınızda yada korktuğunuzda, etrafınıza bakının ve insanları inceleyin. Diğer insanların da endişeli ve korkulu olduklarını göreceksiniz.
• İnsan olduğunuzu asla unutmayın. Doğal olarak ara sıra sinirlenerek, kızgınlık oluşabilir. Bu anları da sevinçleriniz gibi yaşayın. • Olayları kontrol altına alabildiğinizde, bunları kendi isteklerinize göre yönlendirme gücünü de kazanabilirsiniz. Örneğin, yemek düzensizliği olduğunda panik atak yaşayabileceğinizi biliyorsunuz. Yemek düzenini değiştirip panik atak yaşadığınızda, bunun yediğiniz çikolatalar veya içtiğiniz kahveler sonucunda olduğunu, bedelini de ödediğinizi biliyorsunuz.
• Kendi ben’iniz de dahil olmak üzere, birileri tarafından gözlenmek kişiyi doğru şeyleri yapmaktan uzaklaştıracaktır. Dikkatinizi ve ilginizi dışınızdaki dünyaya çevirin. Örneğin, 10 dakika odada tüm hareketlerinizi, duygularınızı, düşüncelerinizi, nefes alış - verişlerinizi, kalp atışlarınızı çok dikkatle analiz edin. Ne hissederdiniz?
• Panik ataklarınız için; iyileşmeyi istemelisiniz, sizi iyileştirecek şeyleri yapmalısınız. Hiç kimse bunları sizin için yapamaz. • Daha önce yapmayı istediğiniz bir şeye veya ilgi duyduğunuz bir alanda çalışmaya yoğunlaşmaya çalışın. Boş olan zamanlarınızı bu alanlara yöneltin, boşlukları saymaktan çok daha iyi olduğu gibi, panik ataklardan da kurtulmanıza yardım edecektir.
• Zorlandığınız ve çekindiğiniz konularda dayanma gücünüzü teşvik edin, olumlu yönlerinizi görün ve taktir edin. Başardığınızda bu size büyük bir keyif verecek ve dayanma gücünüzü arttıracaktır
 
Üst Alt