Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

Başak

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
1,488
Aldığı Beğeniler
5
Peygamber Efendimiz son derece nezih ve kibardı.
Hiç bir şeye bagırıp çagırmazdı.
Çarşı ve pazarda sakindi.
Kötülüge kötülük ile karşılık vermezdi.
Daima affeder, musamahakar davranırdı.
Hiç bir şeye eliyle vuruldugu görülmemiş, sadece cihadesnasında vurmuştur.
Hiç bir kadın ve hizmetçiye vurmamış,
hiç bir kimseden intikam aldıgı görülmemiştir.
Ancak Allah cc 'nün haram kıldıgı şeyler müstesna...
Allah cc'nün haram kıldıgı şeylerden biri çignendimi,ona öfkelenir,
adeta arslan kesilirdi.

İki şey arasında muhayyer bırakılsa, kolay olanını seçerdi.
Hane halkı arasında onlardan biri giib olur,ev işlerine bakar,
yardım ederdi.
Kendi işini kendi görür,koyun sagar,temizlik yapardı.

Dilini gerektiginde kullanır,boş sözlerle meşgul etmezdi.
İnsanları birleştirmeye çalışır,nefret ettirmezdi.

Her kavmin büyügüne, onun haysiyetine yakışır şekilde itibar gösterirdi.
Onlara mevkilerine uygun tarzda adamlar gönderirdi.

Herkeze güler yüz gösterir,ashabını gözetir,
hal ve hatırlarını sorar,onları aradı.

(Devam..)
 
H

hayrunisa

Guest
Hiç bir şeye bagırıp çagırmazdı.

Kötülüge kötülük ile karşılık vermezdi.
Daima affeder, musamahakar davranırdı.


hiç bir kimseden intikam aldıgı görülmemiştir.
Ancak Allah cc 'nün haram kıldıgı şeyler müstesna...
Allah cc'nün haram kıldıgı şeylerden biri çignendimi,ona öfkelenir,
adeta arslan kesilirdi.

İki şey arasında muhayyer bırakılsa, kolay olanını seçerdi.

Kendi işini kendi görür,koyun sagar,temizlik yapardı.

Dilini gerektiginde kullanır,boş sözlerle meşgul etmezdi.
İnsanları birleştirmeye çalışır,nefret ettirmezdi.

.​

ALLAH RAZI OLSUN canım. ne mutlu onun gibi yaşayıp onun yolunda gidenlere.. ;(
 

Günes

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
10 Eki 2005
Mesajlar
555
Aldığı Beğeniler
2
bir damlasi icin canimi feda ederdim ne mutlu keske bizlerde öyle olabilsek ;( Rabbim O`nun yolunda gitmeyi nasip etsin ins. ;(
 

Hekimoglu

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
17 Ağu 2005
Mesajlar
1,861
Aldığı Beğeniler
191
Konum
Amerika
Hz.Aise(ra) rivayetine göre; Resulullah(sav) geceleri kiyam ediyorduki ayaklari sisiyordu.O mübarek ayaklari sismeden yatmiyordu.Hz.Aise(ra) sorar; Allah'in Rasulü bunu niye yapiyorsun?Allah senin gecmis ve gelecek Tüm günahlarini magfiret etti. Efendimiz(sav),"Allah'in bu magfiretine karsi ben cok sükreden kul olmiyayim mi?"buyurdular...

Kendimizde bunu göremiyorsak,yan gelip yatiyorsak,Allah'a(CC) karsi nankörlük icindeyiz demektir.

(Alinti)
 

Günes

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
10 Eki 2005
Mesajlar
555
Aldığı Beğeniler
2
Orjinal Yazarı Hekimoglu
Hz.Aise(ra) rivayetine göre; Resulullah(sav) geceleri kiyam ediyorduki ayaklari sisiyordu.O mübarek ayaklari sismeden yatmiyordu.Hz.Aise(ra) sorar; Allah'in Rasulü bunu niye yapiyorsun?Allah senin gecmis ve gelecek Tüm günahlarini magfiret etti. Efendimiz(sav),"Allah'in bu magfiretine karsi ben cok sükreden kul olmiyayim mi?"buyurdular...

Kendimizde bunu göremiyorsak,yan gelip yatiyorsak,Allah'a(CC) karsi nankörlük icindeyiz demektir.

(Alinti)

;(nekadar dogru ....
 

fzehra

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
9,365
Aldığı Beğeniler
1,490
Konum
İstanbul
PEYGAMBERİMİZİN AHLAKÎ ÖZELLİKLERİ
Peygamberimizin ahlâkının en önemli özelli i, Allah vergisi oluşudur. O bütün güzel vasıfları, çalışıp, emek verip, bir çaba sonucu kazanmış de ildir. Onun ahlâkı Allah tarafından ihsan edilmiş, ikram edilmiştir. Yüce Allah onu insanların örnek alaca ı kusursuz, eksiksiz ve seçkin bir şekilde yaratmıştır.

O dünyaya gözünü açıp kapayıncaya kadar hep aynı huy ve ahlâk üzerinde yaşamıştır. Ondaki güzel vasıflar yaratılışında mevcuttu. Onu e iten, edep ve ahlâkın en üstün özellikleriyle süsleyen Yüce Rabbidir.

İşte bundan dolayı, onu kendisine örnek kabul eden insan, onu ne kadar taklit edebilirse, o kadar istifadesi fazla olur, o nurdan aldı ı feyiz, o nisbette ço alır.

Peygamberimizin ahlâkının en belirgin özelliklerinden birisi de, insan yaratılışında var olan birbirine zıt ve ters huyları en mükemmel şekilde ba daştırıp, bütün duyguların ideal noktasını bulmasıdır. Hiçbir şekilde aşırılı a kaçmadan, orta yola, do ruya ulaşmasıdır.

Peygamberimiz, herkesin arzu edip de bir türlü ulaşamadı ı en üstün de erleri ve olgunlu u mükemmel bir şekilde hayâtı boyunca ümmetine göstermiş, bütün insanlı ın gözleri önüne sermiştir.

Bazı anlar olmuş, en cesur bir fedai olarak, düşmanın kat kat üstünlü üne hiç aldırmadan, binlerce düşmana tek başına meydan okumuştur. Ama bu halinde bile yumuşak kalplili ini, merhametini geri bırakmamıştır.

Meselâ bir savaş sonrası, öldürülmüş olarak gördü ü düşman çocuklarına o kadar acımıştı ki, düşman da olsa çocukların öldürülmemesi gerekti ini, çünkü onların suçsuz ve Cennetlik olduklarını haber vermişti.

O, bütün insanlı ın kurtuluşu ve İslâmın dünyaya yayılması gibi yüce bir gaye için zihnini yorarken; bu arada binleri bulan ve Arabistan'ın her tarafına dal budak salan ümmetinin halini ve işlerini düşünürken; çevresinde bulunan yoksul ve fakir Müslümanları hiçbir zaman unutmamış; kendi çoluk çocu unu, onların e itim ve ihtiyaçlarını da ihmal etmemiştir. Birincisini büyük görürken, öbürünü küçümsememiştir.

Bu kadar a ır ve sorumluluk isteyen bir görev üzerinde bulundu u halde, o yine kendisini Rabbine vermiş, günün büyük bir kısmını ibadet ve zikirle geçirmiştir.

Kalbi her an Allah'a ba lıdır. Bu haliyle dünya ile ilişkisini kesmiş gibi görünse de, yine o dünyanın içindedir. Bütün işlerinde Allah'ın rızasını gözetmiştir.

Peygamber Efendimiz, dâva arkadaşlarını gözü gibi korumuş, onlara ana-babalarından görmedikleri şefkat ve yakınlı ı göstermiş, kendi şahsına yapılan kötülü ü affetmiş, intikam almayı düşünmemiştir. Kendisini öldürmek için tuzak kuranları yakaladı ında serbest bı-

rakmış, ama Allah düşmanlarını asla ba ışlamamış, onların yakasını bırakmamıştır.

İçi bozuk, dıştan Müslüman gibi görünen münafıkların kalbine devamlı Cehennem korkusunu vermiş, âhiretteki acı hallerini hatırlatmıştır.

İslâm toprakları, güneyde Yemen'e kuzeyde İran ve Suriye sınırına dayandı ı sırada Peygamberimiz, Arapların sultanı, Arabistan'ın hakimi idi. Savaş sonrası düşmanın bırakıp gitti i mallar ve ganimetler mescidin içini doldururken, en kıymetli mallar Müslümanların eline geçti i halde, yine o kuru bir hasır üzerinde yatacak kadar engin ruhlu; içi ot dolu bir yastı a yaslanacak kadar mütevazı; her türlü imkân mevcutken, açlık sıkıntısı çekecek kadar kanaatkar ve tok gönüllü idi.

Hz. Ömer'in "Bizans kralı ve İran şahı dünya nimetleri içinde yüzerken, Resulullah kuru hasır üstünde yaşıyor" diyerek a laması üzerine, Sahabîsinin gönlünü hoş tutan yüce Peygamberimiz:

"Yâ Ömer, varsın, Kisra ve Kayser dünya nimetlerinden zevklerini alsınlar, keyif sürsünler. Âhiret nimeti bize yeter" diyerek tevekkül ve rızasını dile getiriyordu.

Peygamberimizin ahlâkı bir meleke halindeydi, öz olarak mevcuttu. Güneş nasıl ışık saçar, çiçekler nasıl rengi ve kokusuyla ortalı ı Cennete çevirip burcu burcu kokular saçarsa; a açlar nasıl türlü türlü meyveler verir, yaratılışlarında var olanları ortaya çıkarırsa; Resul-i Ekrem Efendimizin ahlâkî hayâtı da o şekilde normal bir seyir içinde cereyan ediyordu.

Öyle ki, her gören, Peygamberimizin o faziletle birlikte yaratıldı ı kanaatine varırdı. Hiç kimse ondan o fazilete aykırı bir şeyin görülece ine inanmazdı. O her zaman muhtaçlara yardım eder; zayıfları korur; tatlı sözlü, güler yüzlü bulunur; izzet ve vakarını muhafaza eder; tevazu ve hoşgörüsünü hiç kimseden esirgemezdi. Güneş nasıl ki, Allah'a inananın da, inanmayanın da üzerine do arsa, Peygamberimizin dünyayı kaplayan şefkati de küçük-büyük, gençihtiyar, müslim-gayr-i müslim herkese aynı şekilde yayılırdı.
 

TebessüM

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
1 Eyl 2005
Mesajlar
1,558
Aldığı Beğeniler
9
Rabbim bizi de Kuran ahlakıyla ahlaklandırsın inş
Hayatımızda alabilecegimiz en güzel örnek
Efendimiz s.a.v
 

Başak

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
1,488
Aldığı Beğeniler
5
Arkadaşlar ve annecigim, yazılarınız ve katkılarınızdan dolayı teşekkür ederimm...
 

Başak

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
1,488
Aldığı Beğeniler
5
İyiyi sever,çirkini begenmezdi.

Her işte orta yolu tutar, ihtilafı aşırılıgı sevmezdi.
Her şeye layık oldugu degeri verirdi.
Hakka riayete çok dikkat eder, hakkı asla çignemezdi.

İnsanların hayrını diler,hayatlarını korurdu.
Herkese nasihat eder,iyiligini isterdi.
Yardım edenleri, birbirinin hayrına çalışıp birlik olanları severdi.

Bir yere oturup kalkarken daima Allah cc'yü zikr ederdi.

Bir cemaatın yanına vardıgında, nerede yer varsa oraya otururdu.
Başkalarına (rahatsızlık verip omuzlarına) basarak dip sedire
(baş köşeye) geçmek istemezdi, Ümmetine de bunu tavsiye ederdi.
Meclisinde eşitlige çok dikkat eder, birini digeri üstüne tutmazdı.
Bir şey sorana rahatlıkla cevap verir,
herkesin ihtiyacını görmeye çalışır,koşardı.
İnsanların hepsine bir baba gibi davranırdı.

Hak hususunda (hukuk mevzuun da)onun nazarında bütün insanlar eşitti.
Onun meclisi ilim,hayır, feyz, haya ve emniyet meclisi idi.....
Yüksek sesle konuşulmaz, kimsenin ayıbı söylenmez, kusurlar dile dolanmazdı.
Herkes müsavi idi, insanların birbirine üstünlügü ancak takvasıyla olurdu.
Meclisinde küçükler sevilir, büyükler sayılır, İhtiyaçlar karşılanır,
gripler barınır himaye görürdü.

(Devamm..)
 

Başak

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
1,488
Aldığı Beğeniler
5
O, daima güler yüzlü ve neşeli idi.
Ahlakı yüceydi.
Yumuşak huylu idi, lutuf ve ihsanda bulunmayı severdi.
Katı yürekli asla degildi.
Bagırıp ça ırmaz, gürültü koparmazdı.
Ayıplayıcı ve cimri degildi.

Sevdiklerinden yüz çevirir, hoşlanmadıgı bir soruya cevap vermez,
suküt ile karşılık vermiş olurdu.

Kendisi için dünyada üç şeyi terk etmiştir.
Kavga, kibr-i gurur ve malayani. (boş luzumsuz söz ve fiil)
İnsanlar hakkında üç şeyi bırakmıştır;
Dolayısıyla kimseyi zemmetmez, kusurlarını araştırmaz ve ayıplamazdı;
ancak sonu hayırlı olursa konuşurdu.
Osöze başlayınca, yanındakiler başlarında kuş varmışta
(adeta onu uçurup kaçırtmamaya çalışır gibi)sakin sakin dinlerlerdi.
Ancak o sözünü bitirip susunca konuşurlardı.
Onun yanında asla çekinmezlerdi.
İçlerinden konuşan olursa sükünetle dinler, sözünü bitirmesini beklerdi.

Ashabı bir şeye gülse o da gülerdi; onların hayret ettigi bir şeyi o da
hayretle karşılardı.
Bir yabancı gelip bir yalnışlık yaparsa, onun yaptıgı kabalıga sabır gösterir,
musamaha ile karşılardı.

Bir hacet sahibi birşey istese, onu vermelerini emrederdi.
Kimsenin fazla övmesini istemez, kimsenin sözünü kesmezdi.
Şayet haddi aşarsa, o zaman keser ve oradan ayrılırdı.

Gayet sakin, yumuşak tabiatlı, cömert, düzgün konuşan,
muaşereti (geçimi) gayet tatlı ve en şerefli bir ailedendi.

Onu İlk defa gören kimseyi, bir heyecan kaplardı;
fakat görüşüp konuşunca rahatlar ve onu severdi.

Onu vasf edenler şöyle derlerdi;
Ondan öncede ondan sonra da onun benzerini görmedim.


(Şemail-i Tirmiziden hülasa edilmiştir.)
 
Üst Alt