Prof. Dr. M. Yaşar Kandemir
ALLAH TEÂLÂ merhameti yarattı; onu yüz parçaya böldü. Bu parçaların her biri gökle yerin arasını dolduracak kadar büyüktü.
Yüz parçanın sadece birini yeryüzüne indirdi.
Bir anne, bu duygu sebebiyle yavrusuna şefkat besler.
Bir hayvan, bu duygudan dolayı yavrusunun üzerine basmamak için aya ını kaldırır.
İnsanlar, cinler, yabanî hayvanlar, kuşlar, kısacası bütün varlıklar bu duygu sayesinde birbirine merhamet eder.
Geri kalan doksan dokuz parçaya gelince; Cenâb-ı Hak onları kıyamet gününde mümin kullarını kurtarmak için yanında alıkoymuştur. Peygamber Efendimiz böyle buyurmuştur.
Gönüllerimizdeki sevgi, Allah Teâlânın bize olan merhametinin bir sonucudur.
Merhamet eden merhamet görür
Yine Peygamber Efendimizden ö rendi imize göre merhamet duygusu, Allaha iman etmeyenler dışında her varlıkta bulunur.
Merhamet edene Cenâb-ı Hak da merhamet eder. Yeryüzündekilere merhamet eden, göktekilerden merhamet görür.
Ama merhamet etmeyene merhamet olunmaz.
Resûlullah Efendimiz, uzunca bir süre ibadet etmek niyetiyle namaza başlardı; fakat a layan bir çocuk sesi duyunca, Belki çocu un annesi cemaatin arasındadır; çocu u a ladı ı için huzursuz olabilir düşüncesiyle namazı çabucak kıldırırdı.
Savaşlarda hem anne, hem de yavrusu esir alınmışsa, onları birbirinden ayırmamayı tembih eder, anne ile çocu unu birbirinden ayıranı Allah Teâlâ kıyamet gününde sevdiklerinden ayırır, derdi.
Küçükleri sevmeli
Sevmeyi, çocuklara şefkat beslemeyi bize Peygamber Efendimiz ö retti.
O lu İbrâhim, Medinenin biraz dışında yaşayan bir süt anneye verilmişti. Allahın Elçisi o lunu görmek için sık sık oraya gider, çocu unu kuca ına alır, öpüp severdi.
Kızı Zeynebin küçük yavrusu Ümâmeyi omzuna bindirir, mescide götürür, çocuk omzunda oldu u halde namaza durur, rükûa varırken onu yere indirir, aya a kalkarken tekrar sırtına alırdı.
Kureyşli kadınları, yavrularına olan şefkatleri sebebiyle, Arap kadınlarının en hayırlısı diye överdi.
Birgün yoksul bir kadın Hz. Âişenin evine geldi. Sırtında iki çocu u vardı.
Hz. Âişe ona üç hurma verdi. O da çocuklarına birer hurma verip ötekini a zına götürürken çocuklar onu da istedi. Kadınca ız elindeki hurmayı onlara paylaştırdı.
Bu yoksul kadının merhametine hayran kalan Hz. Âişe, gördüklerini Resûl-i Ekreme anlatınca Efendimiz şöyle buyurdu:
Bu şefkati sebebiyle, Allah Teâlâ o kadına mutlaka Cenneti vermiş veya onu Cehennemden âzât etmiştir.
Çocukları öpmek gerekti ini de Efendimiz ö retti. Çocuklarını öpmeyenlerin kalbinde merhamet bulunmadı ını söyledi.
Yetimleri korumalı
Allah Teâlâ Yetimi sakın üzme! buyurdu u için Peygamber Efendimiz yetimlere kol kanat gererdi.
Kendi yetimini veya başkasına ait bir yetimi himâye eden kimseyle Cennette yan yana olacaklarını söylerdi.
Yetim hakkı yemekten şiddetle sakındırırdı.
Kurân-ı Kerîm, yetim malı yiyenlerin, karınlarına Cehennem ateşi doldurduklarını bildirdi i için, o da yetim malı yemenin insanı helâk eden yedi günahtan biri oldu unu söylerdi.
Büyükleri saymalı
Çocukları sevmeli, büyükleri saymalıdır. Peygamber Efendimiz çocukları sevip büyükleri saymayanların Müslüman olamayaca ını söylerdi.
Saçı sakalı a armış Müslümanlara saygı göstermenin, Allaha duyulan saygıdan ileri geldi ini ifade ederdi.
İkrâma büyüklerden başlamayı tavsiye ederdi. Bir gün bununla ilgili bir rüyasını anlattı:
Rüyamda dişlerimi misvaklıyordum. Yanıma biri di erinden daha büyük iki kişi geldi. Ben misvakı küçük olana verdim. Hayır, büyü e vermelisin! diye beni uyardılar. Ben de onu büyü e verdim, buyurdu.
Söz ve konuşma hakkının öncelikle büyüklerde oldu unu söylerdi. Bir defasında büyüklerinden önce söze başlayan bir gence Büyü ünü tanı! buyurmuştu.
E er bir genç, yaşından ötürü bir ihtiyara saygı gösterirse, yaşlandı ı zaman ona hizmet edecek kimseler verilece ini müjdelerdi.
Büyükler neredeyse bereket oradadır buyururdu.
Hayvanlara
merhamet etmeli
Peygamber Efendimiz bize, hayvanlara merhamet etmeyi ve onlara iyi davranmayı da ö retti.
Bir gün bakımsızlıktan karnı sırtına yapışmış bir deve gördü. Orada bulunanları:
Şu konuşup derdini anlatamayan hayvanlar hakkında Allahtan korkunuz! diye uyardı.
Atış tâlimlerinde canlı hayvanı hedef tahtası yapmayı şiddetle yasakladı.
Yüzüne damga vurulmuş bir eşe i görünce çok üzüldü ve Müslümanları bu tür davranışlardan sakındırdı.
Günahkâr birini merhameti sebebiyle Allah Teâlânın ba ışladı ını anlatıyordu. O kimse susuzluktan dili dışarı çıkmış bir köpek görmüş, onu sulamak için kuyuya inip su çıkarmıştı.
Öte yandan bir kediyi hapsedip ona yiyecek, içecek vermeyen bir kadının bu yüzden Cehennemlik oldu unu haber verdi.
Hayvanları keserken onlara eziyet etmemeyi, canlarını yakmamayı tembih etti. Hattâ serçeyi keserken ona merhamet edene Allah Teâlânın âhirette merhamet edece ini söyledi.
Bir serçeyi, yemek için de il de e lence olsun diye öldürenin, âhirette bu yaptı ının hesabını verece ini bildirdi.
ALLAH TEÂLÂ merhameti yarattı; onu yüz parçaya böldü. Bu parçaların her biri gökle yerin arasını dolduracak kadar büyüktü.
Yüz parçanın sadece birini yeryüzüne indirdi.
Bir anne, bu duygu sebebiyle yavrusuna şefkat besler.
Bir hayvan, bu duygudan dolayı yavrusunun üzerine basmamak için aya ını kaldırır.
İnsanlar, cinler, yabanî hayvanlar, kuşlar, kısacası bütün varlıklar bu duygu sayesinde birbirine merhamet eder.
Geri kalan doksan dokuz parçaya gelince; Cenâb-ı Hak onları kıyamet gününde mümin kullarını kurtarmak için yanında alıkoymuştur. Peygamber Efendimiz böyle buyurmuştur.
Gönüllerimizdeki sevgi, Allah Teâlânın bize olan merhametinin bir sonucudur.
Merhamet eden merhamet görür
Yine Peygamber Efendimizden ö rendi imize göre merhamet duygusu, Allaha iman etmeyenler dışında her varlıkta bulunur.
Merhamet edene Cenâb-ı Hak da merhamet eder. Yeryüzündekilere merhamet eden, göktekilerden merhamet görür.
Ama merhamet etmeyene merhamet olunmaz.
Resûlullah Efendimiz, uzunca bir süre ibadet etmek niyetiyle namaza başlardı; fakat a layan bir çocuk sesi duyunca, Belki çocu un annesi cemaatin arasındadır; çocu u a ladı ı için huzursuz olabilir düşüncesiyle namazı çabucak kıldırırdı.
Savaşlarda hem anne, hem de yavrusu esir alınmışsa, onları birbirinden ayırmamayı tembih eder, anne ile çocu unu birbirinden ayıranı Allah Teâlâ kıyamet gününde sevdiklerinden ayırır, derdi.
Küçükleri sevmeli
Sevmeyi, çocuklara şefkat beslemeyi bize Peygamber Efendimiz ö retti.
O lu İbrâhim, Medinenin biraz dışında yaşayan bir süt anneye verilmişti. Allahın Elçisi o lunu görmek için sık sık oraya gider, çocu unu kuca ına alır, öpüp severdi.
Kızı Zeynebin küçük yavrusu Ümâmeyi omzuna bindirir, mescide götürür, çocuk omzunda oldu u halde namaza durur, rükûa varırken onu yere indirir, aya a kalkarken tekrar sırtına alırdı.
Kureyşli kadınları, yavrularına olan şefkatleri sebebiyle, Arap kadınlarının en hayırlısı diye överdi.
Birgün yoksul bir kadın Hz. Âişenin evine geldi. Sırtında iki çocu u vardı.
Hz. Âişe ona üç hurma verdi. O da çocuklarına birer hurma verip ötekini a zına götürürken çocuklar onu da istedi. Kadınca ız elindeki hurmayı onlara paylaştırdı.
Bu yoksul kadının merhametine hayran kalan Hz. Âişe, gördüklerini Resûl-i Ekreme anlatınca Efendimiz şöyle buyurdu:
Bu şefkati sebebiyle, Allah Teâlâ o kadına mutlaka Cenneti vermiş veya onu Cehennemden âzât etmiştir.
Çocukları öpmek gerekti ini de Efendimiz ö retti. Çocuklarını öpmeyenlerin kalbinde merhamet bulunmadı ını söyledi.
Yetimleri korumalı
Allah Teâlâ Yetimi sakın üzme! buyurdu u için Peygamber Efendimiz yetimlere kol kanat gererdi.
Kendi yetimini veya başkasına ait bir yetimi himâye eden kimseyle Cennette yan yana olacaklarını söylerdi.
Yetim hakkı yemekten şiddetle sakındırırdı.
Kurân-ı Kerîm, yetim malı yiyenlerin, karınlarına Cehennem ateşi doldurduklarını bildirdi i için, o da yetim malı yemenin insanı helâk eden yedi günahtan biri oldu unu söylerdi.
Büyükleri saymalı
Çocukları sevmeli, büyükleri saymalıdır. Peygamber Efendimiz çocukları sevip büyükleri saymayanların Müslüman olamayaca ını söylerdi.
Saçı sakalı a armış Müslümanlara saygı göstermenin, Allaha duyulan saygıdan ileri geldi ini ifade ederdi.
İkrâma büyüklerden başlamayı tavsiye ederdi. Bir gün bununla ilgili bir rüyasını anlattı:
Rüyamda dişlerimi misvaklıyordum. Yanıma biri di erinden daha büyük iki kişi geldi. Ben misvakı küçük olana verdim. Hayır, büyü e vermelisin! diye beni uyardılar. Ben de onu büyü e verdim, buyurdu.
Söz ve konuşma hakkının öncelikle büyüklerde oldu unu söylerdi. Bir defasında büyüklerinden önce söze başlayan bir gence Büyü ünü tanı! buyurmuştu.
E er bir genç, yaşından ötürü bir ihtiyara saygı gösterirse, yaşlandı ı zaman ona hizmet edecek kimseler verilece ini müjdelerdi.
Büyükler neredeyse bereket oradadır buyururdu.
Hayvanlara
merhamet etmeli
Peygamber Efendimiz bize, hayvanlara merhamet etmeyi ve onlara iyi davranmayı da ö retti.
Bir gün bakımsızlıktan karnı sırtına yapışmış bir deve gördü. Orada bulunanları:
Şu konuşup derdini anlatamayan hayvanlar hakkında Allahtan korkunuz! diye uyardı.
Atış tâlimlerinde canlı hayvanı hedef tahtası yapmayı şiddetle yasakladı.
Yüzüne damga vurulmuş bir eşe i görünce çok üzüldü ve Müslümanları bu tür davranışlardan sakındırdı.
Günahkâr birini merhameti sebebiyle Allah Teâlânın ba ışladı ını anlatıyordu. O kimse susuzluktan dili dışarı çıkmış bir köpek görmüş, onu sulamak için kuyuya inip su çıkarmıştı.
Öte yandan bir kediyi hapsedip ona yiyecek, içecek vermeyen bir kadının bu yüzden Cehennemlik oldu unu haber verdi.
Hayvanları keserken onlara eziyet etmemeyi, canlarını yakmamayı tembih etti. Hattâ serçeyi keserken ona merhamet edene Allah Teâlânın âhirette merhamet edece ini söyledi.
Bir serçeyi, yemek için de il de e lence olsun diye öldürenin, âhirette bu yaptı ının hesabını verece ini bildirdi.