Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

fzehra

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
9,365
Aldığı Beğeniler
1,490
Konum
İstanbul
RABITANIN İSBATI

E er denilirse,rabıtaya sabit delil var mıdır? Biz de deriz ki evet vardır.Kitap, sünnet ve kıyas-ı fuhaka ile delil sabittir

Kitap ile sübutu Hak Tealanın: Vebta uu ileyhil-vesiileti kavli şeifidir.Manayı latifi:Allahu Tealanın tarafına takarrub ve yaklaşma için vasıtayı arayınız demektir.

Eger burada vesileden murad rabıta başka bir şey denilirse; biz derizki:mana da umumidir.Vesile aramakla emir sabit oldu ise ; rabıta vesilelerin en faziletlisidir.Çünkü vesile Peygamberimiz allalllahü teala aleyhi ve selemdir yahut vekilleridir.

Yine Hak Tealanın:

Kul in küntüm tuhibbüü-nellahe fettebiuu-nii yuhbib-kümullahü ve ya firü leküm zünüü-beküm.vallahü afüü-rurrahiim

kavli şerifi de rabıtaya işarettir.Rasülüllah Efendimiz Yahudileri azapla korkuttu unda, Yahudiler:Biz Allah-ü Tealayı severiz.O Allah ise kendini seveni azab etmez deyince bu ayeti celile inzal(indirildi) buyuruldu.Manayı şerifi: Ya Muhammed!.. Yahudi ve Nasaraya şöyle söyle:E er siz Allahü Tealayı severseniz bana tabi olun ki Allahü Teala da sizi sever ve günahlarınızı ma firet eder.Allahü Azimüşşan rahmet ve ma firet edici demektir.bu kavli şerif rabıtaya işarettir. dedik.Çünkü tabilerin itba-ı metbuunun ruyetini veyahut tayyülünü iktiza (gerektirir.) eder.Yani bir kimsenin bir kimseye tabi olması tabi olaca ı kişiyi görmesi veya hayal etmesi ile olur.E er öyke olmazsa itba sayılmaz.Yani, bir kimseye tabi olabilmek için tabi olunan o kimse ya görülmeli ya da tayyül edimelidir ki,ancak o zaman tabi olmak sahih olur..peygamberimize tabi de öyledir.Cismani yüzü görülmüyorsa ruhani yüzü tahayyül edilmelidir ki tabi olunabilsin.Bu da rabıta demek olur.

SÜNNET İLE ISBATI

İmam-ı Buhari Hazretlerinin zikretti i vecihle Ebu Bekirs-Sıddik R.a bir gün Hazreti Rasülü Ekrem sallahü Aleyhi ve selleme Ya Rasüllullah!!.Ruhaniyetiniz hasebiyle hayalimden hiçbir zaman ayrılmıyorsunuz buyurdu ki,ruhani yet hasebiyle hayalde olmaktan murad anlattı ımız rabıtadan ibarettir.

Malümdür ki sünnet, ya kavli nebidir ya fiili nebidir yahud takriri nebidir.Kavl-i Nebi Resulu Ekrem Efendimizden sadır olan sözlerdir.Fiili Nebi Rasülullah Efendimiden sadır olan iştir.Takriri Nebi bir kimseden sadır olan işi Rasülü Muhterem s.a.v Efendimiz Hazretleri görüp o işi men etmemesidir.Bu makamda zahiri sünnetten murat takriri sünnet olmasıdır.Çünkü Rasülü Ekrem Efendimiz Hazreti Sıddıki bu tahayyülden men etmedi.

RABITANIN KIYASLA İSBATI

Maksud bizzata, vesile ile ve maksuda muayyen olan şeyleri(vesile oldu u haysiyetle) tahayyül etmekte beis yoktur.Ancak yasak olan, vesileyi, maksut bizzat kılmaktır.Fakat bu makamda hal böyle de ildir.Münkirlerin ise bu iki şey arasını ayırmaya akılları etmiyor.

Bazı tarikatlarda beyan olundu u gibi rabıta temessül yolu ile de olur.Bir kimsenin bir kimsenin suretine girmesine temessül denir.E er mürit mürşidinin suretinde kendisini tahayyül ederse buna temessül yolu ile rabıta denir.Bu şekil yapılan yapılan rabıta bazılarının irat etti i şüpheden uzaktır.

Rabıta galip ve kuvvetli oldu u zamanlarda Mürid her neye baksa şeyhini görür.Yani her şeye nazar etse o baktı ı şey müride şeyhinin suretinde görünür.

Bu fakire şeyhim rabıtayı temessül ile Hazreti Sıddiki Ekber Efendimize rabıtaya emir verdiler.Sıddiki Ekber Hazretlerinin sima-i alilerini şöyle tarif ettiler:Mübarek sakalları ak,mübarek alnı mihrab bir miktar çukurca ve mübarek vech-i saadetleri nürani ve berrak idi.

Kaynak:Mekasidüttalibin
 

Hekimoglu

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
17 Ağu 2005
Mesajlar
1,861
Aldığı Beğeniler
191
Konum
Amerika
Soru : Rabıta ne demektir?

Cevap:

Rabıta, bag, münasebet ilgi, alâka, ba lılık, mensub olmak... gibi anlamlara gelir. Kendi şahsiyetinden sıyrılıp, sözgelimi şeyhin veya Resulullahın şahsiyetiyle bütünleşme, bir ba kurma şeklinde uygulanır.
Malum oldu u üzere, seven sevdi ini hayal eder. Onu kendine yakın hisseder. Hatta rüyalarında bile onunla olur. Onunla aynîleşmek ister. Usta-çırak, hoca-ö renci münasebetleri de rabıtayla alakalıdır. Çırak ustasının hareketlerini, ö renci hocasının söylediklerini hatırlamaya, sanki tekrar o ana dönmeye gayret eder.

İşte, bir müridin mürşidini hatırlaması da böyle bir rabıtadır. Bu rabıta, mürşidin suretine de il, o vücudda sergilenen İslamî özellikleredir. Daha do rusu, öyle olmalıdır. (1) Böyle bir rabıta, mürşitteki kemâl vasıflarının müride yansımasına sebebiyet verecektir. Buna, "fena-fişşeyh" denir. Fakat mürid orada kalmamalı, "fena-firrasul" ve "fena-fillah" makamlarına yükselmeye gayret etmelidir. Yani, şeyhinde fâni olan bir mürid, ondaki güzel özellikleri kazanıp, ondan peygamberde fâni olmaya yönelmeli, daha sonra da, Allah'ta fâni olmalıdır. (2)
Bu fena (fani olma) halleri zevkî birer mesele olmakla birlikte, herkes için şu manada uygulanabilir: Bir insan kendi reyini, fikrini bırakıp hocasının, üstadının yahut şeyhinin iradesini kendi iradesine tercihi ederse bu zatlarda fani olmuş olur. Aynı şekilde, bütün işlerini, hallerini ve sözlerini Allah Resulünün sünnet çizgisine göre ayarlarsa Peygamberimizde fani olmuş olur. Allah'ın emir ve yasaklar manzumesini çok iyi kavrayıp hayatının bütün safhalarının buna göre yönlendirdi i taktirde de fena-fillah makamından bir pay elde etmiş olur.



Kaynaklar:
1. Bkz. Eraydın, Tasavvuf ve Tarikat, s. 135-138
2. Eraydın, Tasavvuf ve Tarikat, s. 384-385

Şadi Eren (Doç Dr.)
 

Günes

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
10 Eki 2005
Mesajlar
555
Aldığı Beğeniler
2
Allah razi olsun paylasimlariniz icin... yanliz benim bi sorum olucak tamda yerinde cok bilmek istedim konu bu rabita sessiz yapiliyo biliyorum bide su konu aklima geldi zikir konusu acaba zikir sesli mi yapilir yoksa sessiz mi bazi lari sesli bazilari sessiz oldugunu söylüyo mesela süleymancilar sesli zikire karsi olduklarini biliyorum kafa karistiriyo biraz hangisi dogru yada makbul bunu ögrenmek istedim. bilen varsa paylasirsa sevinirim..simdiden cok tesekkür ediyorum cevaplariniz icin... :)
 

Hekimoglu

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
17 Ağu 2005
Mesajlar
1,861
Aldığı Beğeniler
191
Konum
Amerika
Soru : Zikir ne demektir?

Cevap:

Zikir, Allahı anmaktır. Kurânın sarih emirlerindendir. Beni anın, ben de sizi anayım (Bakara Sûresi, 152), Allahı çokça zikredin ki, felaha eresiniz (Enfal Sûresi, 45) ayetleri, bu konudaki pek çok ayetten sadece ikisidir.
Zikir iki türlü olur:
1- Lisan ile.
2- Kalb ile.

Asıl olan kalbin zikretmesidir. Dil buna sadece bir tercümandır. Yalnız dilde kalan evrad, kalbe intikal etmedikçe, zikir sayılmaz.( İz, Tasavvuf, 243) Tarlada çalışan çiftçinin, dairede çalışan memurun, fabrikada çalışan işçinin Allahı hatırlaması, bir zikirdir. Kurân-ı Kerîm bu kimseleri şu şekilde metheder: Öyle insanlar vardır ki, ne bir ticaret, ne bir alışveriş onları Allahı zikirden, namazı kılmaktan, zekatı vermekten alıkoyamaz. (Nur Sûresi, 37)

Bunlar, dışı sahra-yı kesrette, içi umman-ı vahdette olan kimselerdir. Dış dünya ve bununla meşguliyet, onların gönül âlemlerini bulandırmaz. İç âlemlerinde vahdet ile teneffüs ederler.

Bütün tarîkatların üssül-esası olan zikir, kalbi şeffaflaştırır. Ona letafet kazandırır. O kalbi, ilham esintilerine duyarlı bir alıcı haline getirir.

Şadi Eren (Doç Dr.)


Kaynak:sorularlaislamiyet
 

Günes

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
10 Eki 2005
Mesajlar
555
Aldığı Beğeniler
2
Orjinal Yazarı Hekimoglu
Soru : Zikir ne demektir?

Cevap:

Zikir, Allahı anmaktır. Kurânın sarih emirlerindendir. Beni anın, ben de sizi anayım (Bakara Sûresi, 152), Allahı çokça zikredin ki, felaha eresiniz (Enfal Sûresi, 45) ayetleri, bu konudaki pek çok ayetten sadece ikisidir.
Zikir iki türlü olur:
1- Lisan ile.
2- Kalb ile.

Asıl olan kalbin zikretmesidir. Dil buna sadece bir tercümandır. Yalnız dilde kalan evrad, kalbe intikal etmedikçe, zikir sayılmaz.( İz, Tasavvuf, 243) Tarlada çalışan çiftçinin, dairede çalışan memurun, fabrikada çalışan işçinin Allahı hatırlaması, bir zikirdir. Kurân-ı Kerîm bu kimseleri şu şekilde metheder: Öyle insanlar vardır ki, ne bir ticaret, ne bir alışveriş onları Allahı zikirden, namazı kılmaktan, zekatı vermekten alıkoyamaz. (Nur Sûresi, 37)

Bunlar, dışı sahra-yı kesrette, içi umman-ı vahdette olan kimselerdir. Dış dünya ve bununla meşguliyet, onların gönül âlemlerini bulandırmaz. İç âlemlerinde vahdet ile teneffüs ederler.

Bütün tarîkatların üssül-esası olan zikir, kalbi şeffaflaştırır. Ona letafet kazandırır. O kalbi, ilham esintilerine duyarlı bir alıcı haline getirir.

Şadi Eren (Doç Dr.)


Kaynak:sorularlaislamiyet

yani burda su sonucu cikarabilirmiyiz asil dogru yapilan zikir sessiz olandir.
mesela hem dille hem kalp ile yapanlar var bunlar dogrumu oluyo benim anladigim dogru yani senin anlattigin konuda öyle anlyiorum ama bide su anlami cikardim ki en makbulu kalp ile yapilandir. dogrumuyum?
 

Hekimoglu

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
17 Ağu 2005
Mesajlar
1,861
Aldığı Beğeniler
191
Konum
Amerika
Evet asil olan kalbin zikretmesidir,yanliz dil ile de zikir yapilir ancak yapilan zikir kalbe dokunmaz ise yapmis oldugumuz zikrin bir faydasi olmaz,zikirden de sayilmaz...
 

Günes

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
10 Eki 2005
Mesajlar
555
Aldığı Beğeniler
2
cok sagolun Allah c.c razi olsun inanin cok yardiminiz oldu aklimdaki bir soru yu cözmüs oldunuz.. . :)
 

Hekimoglu

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
17 Ağu 2005
Mesajlar
1,861
Aldığı Beğeniler
191
Konum
Amerika
Orjinal Yazarı Günes
cok sagolun Allah c.c razi olsun inanin cok yardiminiz oldu aklimdaki bir soru yu cözmüs oldunuz.. . :)

Ecmain olsun abla, :)
Rabbim senden de razi olsun insa'Allahuteala
 
Üst Alt