Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

Necmeddin

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
24 Ocak 2006
Mesajlar
10,138
Aldığı Beğeniler
179
Konum
Batman
Takım
Diğer
Oruç kaliteniz artıyor mu?

Sahi geçtiğimiz yılın Ramazan’ındaki sınavınız nasıl geçmişti? Oruçtan kaç aldınız?

Gıybetle delmediğiniz, gözünüzü haramdan, kulağınızı gaflet verici malayaniden uzak tutarak, hakkıyla tutabildiğiniz oruç sayısı kaç?
Tuttuğunuz orucun kalitesi seneden seneye artıyor mu, azalıyor mu?

Peki ya Kuranı kerim dersinde durumunuz nedir?
Kuran ayı Ramazan’da Kuranı kerim dersinde hedeflerinizi tutturabildiniz mi?
Rabbimizin yüce kelâmının şefaatini hak edecek kadar, onunla sıkı bağlar kurdunuz mu?
Onu tane tane ve hislenerek okumaktan, ayetleri üzerinde derin derin tefekkür etmeye, onun inzârıyla sarsılıp titremekten, onun nasihatlerini hayata geçirmeye kadar, her türlü münasebetinizde, samimî bir bağ oluştu mu aranızda?

Yoksa peygamberimizin, “helâk oldu” diye haber verdiği “yarın yaparım” diyenlerden misiniz?

Peki ya namaz dersinden notunuz nasıl?

O dehşetli günde “ilk hesaba çekileceğimiz” dersimiz olan namazdan geçer not alabildiniz mi?
Cemaate devamlılık, vaktinde kılma, tadili erkânın hakkını verme, huşu mevzularında ne kadar ilerleme kaydettiniz? Namazlarınız, kusur ve kabahatlerimizi silip süpüren, bizi gaflet ve kalp katılığından arındıran, apaydınlık buluşmalar mı yoksa kendisi başlı başına kusurdan ibaret, baştan savma yatıp kalkmalar mı?

Ya Zekât’la aranız nasıl?

Ya zekât dersiyle aranız nasıl?
Rabbimizin namazla beraber zikrettiği, namazı dosdoğru kılmanın bir işareti de olan malî ibadetler dersinden kaç aldınız?

Unutmayın bu ders, paranızla aranızdaki münasebetin düzeltilmesinde çok önemlidir. Bu derste ne kadar başarılı olursanız, paranıza o kadar egemen olursunuz. Yoksa siz paranın sadece bekçisi ve hizmetçisiyken, o sizin ortaklarınıza hizmet eder.

Tıpkı Hz. Ebu Zerr’in dikkat çektiği gibi; “Malınızın üç ortağı vardır; Birincisi mal sahibi, yani sensin. İkincisi kaderdir; O, hayır mı; yoksa felâket ve ölüm gibi şer mi getireceğini sana sormaz. Üçüncüsü mirasçındır. O da bir an önce başını yere koymanı (yani ölmeni) bekler, ölünce malını alır götürür, sen de hesabını verirsin. Eğer gücün yeterse sen bu üç ortağın en âcizi olma!”

Evet, malından faydalanma bakımından bu üç ortağınla durumun nasıl? Zekât dersine çalışarak bu ortaklara nazaran malından faydalanma payını artırabildin mi?

Yoksa hâlâ malına yön vermekten aciz, onu ebediyet hesabına aktarmada başarısız mısın? Yine erteleyerek ve ihmal ederek Hz. Ali’nin “cimrilerin zekâtı” dediği nispeti bile vermedin mi?

Sevgili kardeşlerim, bu soruları başta nefsim olmak üzere, hepimize sormak suretiyle, yakında geçireceğimiz büyük imtihanı hatırlatmak istiyorum.

Her Ramazanda olduğu gibi, önümüzdeki ayda da Allah ile münasebetimiz ciddî bir şekilde sınanacak. Evet, bütün zamanlar Allah’ın. Bütün günlerin, gecelerin, saatlerin, ayların sahibi o. Ama Cuma günü gibi, kandil geceleri gibi Ramazan ayı gibi bazı zamanlar var ki, onların yeri ayrı.

Rabbimizle irtibatımız ne kadar?

Çünkü bu zamanlar, bizim Rabbimizle münasebetimizi ölçebileceğimiz ve ölçülmekte olduğumuz zamanlar. Kendimizi ölçelim, Ramazan ayına verdiğimiz ehemmiyet ne kadarsa Rabbimizle olan münasebetimize olan itinamız da o kadardır.

Eğer; bu ayın gelip geçtiğini meşrubat reklâmları sayesinde fark eden; nüfus kâğıdında “Dini: İslâm” yazmak dışında İslâm’la bir alâkası olmayanlardan isek, (Allah korusun) bizim Rabbimizle bir irtibatımız yok demektir.

Eğer; Ramazan’da anadan babadan görme bir adet olarak sahura kalkan, ama sabah namazını kılmadan yatan; aç, susuz durmak ve akşam alelâcele sigarayla iftar etmek dışında, oruçla hiçbir manevî bağ kurmayan, teravih saatinde televizyon karşısında pinekleyen gafil Müslümanlardan iseniz, Rabbimizle bağınız da o kadar demektir.





Yok, eğer Ramazanınız, sene boyunca hiç terk etmediğiniz ibadetlerin bir kat daha arttığı ve derinleştiği bir ay olarak geçiyorsa ne mutlu size! Siz Rabbinizle kuvvetli bir münasebete sahipsiniz ve her Ramazanda bunu bir kat daha kuvvetlendiriyorsunuz.

Evet, her Ramazanda hepimiz bir imtihandan geçiyoruz. Bütün imtihanlar gibi bu imtihanın da asıl maksadı “ikaz”dır.

Öğretmenler öğrencilerini, sene boyunca imtihandan geçirirler ki, öğrenci durumunu ölçsün ve eksikliklerini fark etsin. Böylece sene sonu gelmeden önce çalışsın. Son imtihandan önce, fırsat elden kaçmadan önce halini düzeltsin.

Öyleyse bu Ramazan’a bize ihtarda bulunan bir öğretmen sayarak, kulak verelim de yaptığı uyarıları değerlendirelim. Ramazan’ın elimize tutuşturduğu karnenin aynasında kendimize bir bakalım.

Ey nefsim!

Evet, ey nefsim!
İşte bir Ramazan daha geliyor ve eline bir karne tutuşturup geçip gidecek.

O karnede yazan notları görmek istiyorsan, bak bakalım kendine; meselâ oruç tutarken ne hissediyorsun? Gün boyunca açlıkla, susuzlukla, halsizlikle muhtaçlığını fark edip kulluğunu itiraf ederek, Rabbinin hükümranlığına boyun eğiyor musun?

Hazır kalbin yumuşamışken, Allah’ın yüceliğini tefekkür edip ona karşı mahcubiyetle sarsılıp ağlayabiliyor musun? Yoksa en büyük düşmanımız olan şeytanın geçiş yollarını daraltan, cehennem kapılarını kapatan, Dost hediyesi bir dost olan oruçtan, şuna buna şikâyet mi ediyorsun?

Teravih namazlarını kılarken kendine bir bak bakalım. Rabbine ibadet etmenin ürpertili haşyeti içinde, O’nun huzurunda dikilip hesap vereceğimiz günün şuurunda ve ona kul olmanın zevkiyle mi kılıyorsun? Yoksa seni meşgul eden hesap çoğu zaman “Bugün çok yorgunum, yirmi rekât kılmasam olmaz mı? Hem daha Ramazan’ın başı sayılır. Daha sonraki günlerde daha çok kılarım” hesabı mı?

Teravih namazı süresince seni meşgul eden düşünce, ebedi hayatının hazırlığı mı, yoksa aklın bayram alışverişiyle, temizliğiyle, ziyaretleriyle meşgul olarak mı dikiliyorsun.

Evet, her Ramazan bir imtihan mevsimi!

Ne olur, yaz tatiline rast gelen bu Ramazan’da, hayatımızın bu çok önemli hakikatinden gafil olmayalım! Gezip tozmaya, gülüp eğlenmeye dalıp da bizi ihtar eden Ramazan’a kulaklarımızı tıkamayalım.

Çünkü bu Ramazan’dan sonra bir fırsatımız daha olacak mı bilmiyoruz. Gerçi hayatımızda daha onlarca Ramazan olsa bile, yükselebileceğimiz cennet makamları sonsuz sayıda olduğu için yine de fazla değildir.

Hele bizler gibi, Ramazan’ın arındırmasına muhtaç, kusurlu kullar için ondan istifade etmemek büyük kayıp olur… Bilhassa Ramazan’ın son on gününe çok itina gösterelim. Kalbimiz yumuşamış, ibadet hissiyatına yatışmışken, dünyalık meşgalelerle tekrar katılaştırmayalım.

Ramazan etkinlikleri ‘karnaval’ mı?

Son zamanlarda belediyelerimiz, şehir meydanlarında Ramazan etkinlikleri düzenliyor. Bunların bir kısmı iftar vermek gibi, ilâhîli programlar gibi müspet, güzel şeyler… Bir kısmı ise Ramazan ruhuna pek de yakışmayan gürültülü patırtılı faaliyetler…





Esasen Ramazan şenlikleri, çocuk ve gençlere Ramazan neşesini tattırmak için bir fırsat olarak görülebilir. Her kesimden insanın iftar neşesiyle kaynaşması, elbette güzel bir gelenektir.

Hem yılbaşı geceleri eğlenceli geçerken, bayramlarımızın pek ciddi görevlerle geçmesi, yeni neslin kendi geleneklerimize olan ilgisini menfi etkileyebilir. Bu sebeple, ecdadımızın da Ramazan gecelerinde çoluk çocuk için Hacivat-Karagöz gibi oyunlar oynattırdıklarını biliyoruz.

Ne yazık ki zamanla dini gayret azalınca bu şenlikler maksadından uzaklaşmış ve kantocu kadınların oynatılması gibi asla Ramazana yakışmayacak hallere girmiş.

Öyleyse bizler de aynı hatayı yapmayalım. Ramazan faaliyetlerinin Ramazana uygun olmasına itina gösterelim. Hem çocuk ve gençlerimiz, dinen sakıncası olmayan faaliyetlere katılıp neşelenseler de biz yetişkinler, Ramazan’ın altın kıymetindeki gecelerini bu karnavala benzer faaliyetlerde, zaman harcayarak heba etmeyelim.

Efendimizin Ramazanı

Peygamber Efendimiz Ramazan ayına çok ehemmiyet verirdi. Hatta Ramazan ayına olan hürmetinden ötürü onun gelişine hazırlık olarak, Şaban ayında oruç tutardı.

Peygamberimizin Ramazan dışında hiçbir ayı tam oruçlu geçirmediği, ancak en çok Şaban ayında oruç tuttuğu bildirilmiştir. Şaban ayının son günlerinde ise oruç tutmayı bırakırdı. Ramazan hilâliyle birlikte oruca başlardı. Bu ay geldiği zaman, bütün ibadetlerinde artış olurdu.

Efendimizin ibadet hayatını en iyi bir şekilde bilen, müminlerin annesi Hz. Âişe radıyallahu anha anlatıyor: “Resulullah sallallahu aleyhi vesellem, Ramazan ayında diğer aylarda görülmeyen bir gayrete girerdi. Ramazanın son on gününde ise çok daha şiddetli bir gayrete geçerdi. Son on günde geceyi ihya eder, ailesini de (gecenin ihyası için) uyandırırdı, izarını da bağlardı, (hanımlarından uzaklaşırdı.)” (Buhârî, Fadlu Leyleti'l-Kadir: 5; Müslim, İ'tikâf: 8, (1175))

Peygamberimiz “farz kılınır” veya “farz zannedilir” diye teravih namazını cemaatle kıldırmaktan kaçınmış olsa da ashabını Ramazan gecelerini ihya etmeye teşvik etmişti. Kendisi de ferdi olarak nafile namaz kılardı. Ama cemaat teşkil ederek namaz kılanları görünce de engel olmamış, uygun bulmuştu.

Ramazanda daha bir cömertleşirdi

Peygamber efendimiz çok cömertti, hayırseverdi. Bilhassa Ramazan ayında “akarsu gibi cömert” olduğu bildirilmiştir.
Ashabına da Ramazan ayında daha çok sadaka vermeyi teşvik ederdi. Çocukluk çağı peygamberimizin yanında geçmiş olan Hz. Enes (r.a.) anlatıyor: “Resûlullah (s.a.s.)’a:
‘Ramazan’dan sonra hangi oruç eftaldir?’ diye sorulmuştu, şu cevabı verdi: ‘Ramazanı ta'zim için Şaban!’ Tekrar soruldu:
‘Hangi sadaka eftaldir?’ ‘Ramazan’da verilen!’ cevabını verdi.” (Tirmizî, Zekat: 28, (663))

Malum olduğu üzere Ramazan ayı, Kur’an ayıdır. Peygamberimizin her yıl bu ayda Hz. Cebrail’le Kur’anı Kerim’i hatmettiği bilinir. Vefat edeceği yıl, itikâfını yirmi güne çıkardığı ve Kur’anı Kerim’i iki kere mukabele ettiği, rivayet edilmiştir.

Efendimizin hadislerinden, Ramazan ayını nefsin çirkin huylarından arınmak için bir fırsat görmek gerektiğini anlıyoruz. Hazır bu ayda şeytanlar bağlanmışken, rahmet kapıları açılmışken, nefsin şımarıklığı kırılmışken her türlü iyiliği adet edinip her türlü kötü huydan vazgeçmek gerekmektedir.

Allah u Teala hepimizi gafletten uyandırsın. Ramazan’ı, hakkımızda gayretimize şahit olan bir şefaatçi kılsın da şikâyetçi kılmasın. Âmin.

HATİCE KÜBRA ERGİN
gülistan dergisi
 
Son düzenleme:

Geceler

Sükut_u Sonbahar
 
Üyelik Tarihi
11 Nis 2007
Mesajlar
24,205
Aldığı Beğeniler
22,175
Takım
Fenerbahçe


Allah u Teala hepimizi gafletten uyandırsın. Ramazan’ı, hakkımızda gayretimize şahit olan bir şefaatçi kılsın da şikâyetçi kılmasın. Âmin.

Aminnnnn Ya Rabbel Alemin
Cenab-i Hak razi ve memmun olsun insaAllah agbim paylasan ömrüne bereket tesekkürler
Selam ve Dualarimla.......
 

Acizane

hizmet..hicret..sehadet..
 
Üyelik Tarihi
15 Eki 2007
Mesajlar
3,148
Aldığı Beğeniler
27
Konum
ankara
Takım
Diğer
Allah u Teala hepimizi gafletten uyandırsın. Ramazan’ı, hakkımızda gayretimize şahit olan bir şefaatçi kılsın da şikâyetçi kılmasın. Âmin

amin amin külli ecmain ...

imtihana 2 gün kaldı hadi bakalım sınav sonuçları nasil olacak ramazana girmeden ramazan hazırlıgı yapmak gerekiyormus ben bu sene bunu cok iyi anladim yoks aramazanda hazırlanılmıyor hazır oldugun hazırlandıgın kadar yasıyorsun o kadar ...
 
Üst Alt