- Üyelik Tarihi
- 13 May 2010
- Mesajlar
- 724
- Aldığı Beğeniler
- 12
Eskiden büyüklerimiz, "1 çeşit zeytin var sofrada, diğer yeşil zeytinin işi ne?"
derler ve fazla gördükleri yiyecekleri sofradan kaldırtırlardı. Böylece Ramazan
sofralarımız olabildiğince sade bir hale gelirdi.
Küçükken bunun sebebini anlayamazdık, ancak Ramazan ayının, oruç
tutmanın anlamını kavradıkça biz de çocuklarımıza aynı öğütleri verir olduk.
Bu sıcak yaz günlerinde herkese hayırlı Ramazanlar dilerim. 2-3 senedir
Ramazan ayının sıcak havalara rastlaması sonucu insanın sabrı ve dirayet gücü
biraz daha önem kazandı. Artan şehir nüfusunun büyük bir bölümünün binalar
içinde veya masa başı işlerde çalıştığını ve güneşin kavurucu sıcaklarından
korunmasının mümkün olduğunu düşünsek de ne yazık ki güneşin altında
çalışmak zorunda olanlar için nefis terbiyesi biraz daha zor olsa gerek. Ancak
büyük bir sabır ve inançla oruçlarını tutarlar, tutmaya çalışırlar.
Yine büyük şehirlerde, neredeyse her semtin merkezinde açılan alışveriş
merkezleri, her köşe başında açılıp mahalle bakkallarının sonunu getiren büyük
marketler, mağazalar veya lokantalar tüketimi körüklüyor. Kimsenin de bireysel
olarak bu tüketim çılgınlığına "Dur" demeye niyeti var gibi görünmüyor. En
azından şehir merkezlerinin içinde açılan devasa alışveriş merkezlerinin
sayısının artmasından durum öyle anlaşılıyor. Peki 12 ayın içinde en hayırlısı
olan Ramazan'ı yaşarken ve oruç tutarken, yediklerimiz ve içtiklerimiz
konusunda kendimizi sınırlıyorsak, bu süreç içinde, cebimizden çıkan paranın
tüketim çılgınlığına hizmet etmesine 1 ay "Dur" dememiz gerekmez mi?
Aklıma bu sorular takıldığı zaman, kıymetli çocukluk zamanlarım aklıma gelir.
Eskiden büyüklerimiz çok çeşitli yiyeceklerle hazırlanan sofrayı gördüklerinde, "1
çeşit zeytin var sofrada, diğer yeşil zeytinin işi ne?" veya "Sofrada peynir var
iken bir başka peynirin işi ne?" derler ve sofradan fazla gördükleri yiyecekleri
kaldırtırlardı. Böylece Ramazan sofralarımız olabildiğince sade bir hale gelirdi.
Belki küçükken anlayamazdık bunun sebebini, ancak daha sonraları, Ramazan
ayının, oruç tutmanın anlamını kavradıkça biz de çocuklarımıza aynı öğütleri
verir olduk.
Büyük şehirlerde lokantaların Ramazan ayına özel yemekler çıkartması belki
doğal karşılanabilir, ancak bu yemeklerin ve Ramazan sofralarının şölen içinde
geçmesi ve bir kutlama havasında olması, oruç tutma niyeti ile bağdaşamaz.
Düşünün, her insanın midesinin büyüklüğü sadece avucunu sıktığı zamanki
büyüklüktedir. Gereğinden fazla yemek yenince, mide esnek yapısından dolayı
genişler, vücudu fazlasıyla meşgul eder ve sonrasında sindirim sistemini yorar.
Saatlerce aç kalan bir bünye için, bu ani değişiklik ise çeşitli sağlık
problemlerine yol açabilir. Peki, ama oruç, aç kalmanın ne demek olduğunu,
belki de hiç bilmediğimiz aç insanların 30 gün değil 365 gün ne hissettiğini
anlamak ve nefis terbiyesi için tutulmuyor mu?
Kavurucu sıcakların hüküm sürdüğü bu günlerde iftar ve sahur sofralarınızdan
meyve hoşaflarını eksik etmeyin. Su içmeyi ise ihmal etmeyin. Sofranız az ve
öz olsun. Haftaya "tekne orucu"nu nasıl tuttuğumuzu anlatacağım, buluşmak
dileğiyle...
_____________
kaynak: www.annemmutfakta.tv