Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

alperen98

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
1 Eyl 2005
Mesajlar
253
Aldığı Beğeniler
1
RAMAZANA GİRERKEN

Ramazan ayı:

1-Ramazan; yaşamı düzene sokmayı,insanı olgunlaştırmayı, insanları kaynaştırmayı, ve yardımlaşma duygusunu güçlendirmeyi hedefler. Manevi e itim ayı.

2-Başı rahmet,ortası bereket getiren ve sonu cehennemden azad olmayı temin eden bir aydır.

3-Yıllık manevi temizlik ayıdır.

Bu ayın faydaları:

1- İnsan, Allahın emrine itaat etmeyi ve sabrı ö renir.

2-Nefis,aç bırakılarak terbiye edilir,ruh güçlenir ve yenilenir.

3-İnsanı kötülükten korur. Lealleküm tettegun(2/183) Şehevi duygular frenlenir. Şeytanlar ba lanır, Cennetin kapıları açılır,Cehennemin kapıları kapatılır. İslam ülkelerinde resmi kayıtlara göre Ramazan ayında suç işleme oranında büyük bir azalma oldu u görülmektedir. Bu da Şeytanın ba lanması gerçe ini ispat eder. Oruç kalkandır (H.Ş)

3-Oruç insanı sa lıklı yapar.Oruç tutun sıhhat bulun (H.Ş)

Bu aya mahsus ibadetler:

1-Farz olan Ramazan orucu. İmsak ile başlar,iftar ile sona erer. İmsak anında a ız yıkanmalıdır. (orucun hükümlerini yarın ele alaca ız nasip olursa)

2-Teravih namazı: 20 rekattır. Biz dörder dörder kılmayı tercih ediyoruz. Biz buraya ibadet etmeye geliyoruz,yarış ve antrenman yapmaya de il. Bu sebeple acele etmemiz gerekmez. 20 Rekatın zaman hakkı yirmi dakikadır. Daha hızlısı uygun de ildir.

3Teravih namazını Peygamberimiz üç kez ümmetine kıldırmış, daha sonra ümmetime farz olur korkusuyla kıldırmaktan vazgeçmiş,kendisi kılmıştır. Bu günkü gibi uygulama Hz. Ömer zamanında başlamıştır.

4-Sadaka-ı Fıtr: Bedenin ve sa lı ın zekatı olarak verilir. Bu yıl kişi başına ¬8 olarak tespit edilmiştir.

5-İtikaf: Ramazanın son on gününde camiye kapanarak yapılır. Evde de yapılabilir.Bazı kuralları vardır. Sünnet-i kifayedir.

6-Bayram namazı

Ramazanın Gayesi: Allah nezdinde ve insanlar arasında olgun,saygın ve her yönden temiz bir insan olmasını temin etmek. a) İnancının sahih olması b) Yaşantısının düzgün ve dürüst olması c) İşlerinin yolunda olması

Ayrıca bu ayı iyi de erlendirmek için daha fazla Kuan okumak,dinlemek,anlamaya ve yaşamaya çalışmak gerekir. Cebrail,her ramazan ayında gelir,O güne kadar nazil olan ayetleri okur Efendimiz dinler,Efendimiz okur Cebrail dinlermiş. Mukabele, bu uygulamadan kalma bir sünnettir.

Biz her gün için ayrı bir konuya hazırlanıp gelece iz. Vaazları, vaktinde gelerek düzenli takip edenler, ay sonunda çok şey ö rendiklerini fark edeceklerdir. İslam dini konusunda çok eksi imiz oldu u aşikar. Bunu bir fırsat olarak de erlendirin.

Hatırlatmalar:

1-Ezan saatinden on dakika önce vaaza başlayaca ız ve vakti yirmi dakika aşıraca ız.

2-Çocuklarınızı yanınızda tutun,başı boş bırakmayın. Başı boş çocuklar, içerde namaz kılanları dışarıda komşuları rahatsız ediyorlar. Çocuklarınızı iyi tembihleyin

3-Ön park bize ait de il. Arkası bizim. Başkasının parkını işgal etmemiz ayıp oluyor. Evi yakın olanlar yaya gelsin.

Ramazan ayının hepimize hayırlı ve mübarek olmasını dilerim
 
H

hayrunisa

Guest
17 gün kaldı o güzel aya. insallah hakkını vererek geçiririz. ;(

alperen kardesim allah razı olsun.
 

fzehra

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
9,365
Aldığı Beğeniler
1,490
Konum
İstanbul
Orjinal Yazarı hayrunisa
17 gün kaldı o güzel aya. insallah hakkını vererek geçiririz. ;(

alperen kardesim allah razı olsun.

evet yaa o güzel günlere sayılı günler kaldı

ALLAHÜMME BARİKLENA RECEBE VE ŞAGBAN VEBELLIĞNA RAMAZAN


EY BENİM ALLAHIM RECEB VE ŞAGBANI HAKKIMIZDA HAYIRLI UGURLU MUBAREK KIL ALLAHIM BİZİ RAMAZANA ERİŞTİR
 

y@sin_@y99

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
9 Eyl 2005
Mesajlar
72
Aldığı Beğeniler
0
Ashâb-ı kiram Ramazan'da çoşkulu bir ibâdet iklimine girerlerdi. Kendileri oruçlarına îtinâ ettikleri gibi yavrularının da bu şuurla yetişmesine gayret ederler, onları Ramazan'ın bereketinden istifâde ettirirlerdi. Nitekim Hz. Ömer, ramazanda sarhoş olan birini:

" Yazıklar olsun sana! Bizim çocuklarımız bile oruç tutmaktadır, (Buhârî, Savm, 47) diye azarlarken, ashâbın Ramazan heyecânını, çocukları ile birlikte teneffüs ettiklerini ifâde etmiştir.

Gerçi sahâbe-i kirâm ramazan hâricindeki vakitlerde de nâfile ibâdetlere, bilhassa oruca çok önem vermişlerdir. Pazartesi-Perşembe, eyyâm-ı biyz gibi belirli vakitlerde ve buldukları her fırsatta oruç tutmuşlardır. Hanım sahâbîlerden Rubeyyi bint-i Muavviz -radıyallâhu anhâ- diyor ki:

"Biz aşure orucu tutardık. Küçük çocuklarımıza da tuttururduk. Mescide gider çocuklara yünden oyuncaklar yapardık. Onlardan biri yiyecek için a ladı ında bu oyunca ı ona verir ve iftar vaktine kadar beklemesini sa lardık." (Buhari, Savm, 47; Müslim, Siyam, 136)

Sonra sahâbîler bir oruçluya iftâr ettirmenin, bir açı doyurmanın sevâbı peşinde koşar, devamlı olarak sofralarına misafir ararlardı. Humeyd bin Abdirrahman ashâbın iftarı ile alakalı di er bir hususu şöyle anlatır: Hz. Ömer ve Hz. Osman -radıyallahu anhüma-, akşam namazını, gecenin karanlı ını (ufukta) görür görmez daha iftarı açmadan kılarlar, namazdan sonra da oruçlarını açarlardı. Bunu ramazanda yaparlardı. (Muvatta, Sıyâm, 8 )

Ramazan gecelerinin ihyâsı, ma firet sebebidir. Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem- "Kim, inanarak ve sevâbını Allâh'tan umarak Ramazan gecelerini ihyâ ederse, geçmiş günâhları affolunur." buyurmuştur. (Buhârî, Terâvih, 46) Bu sebeple ashâb-ı güzîn ramazan gecelerinde uzun uzun ibâdet etmeyi itiyad hâline getirmişlerdir. Rasulullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- Ramazan'da, mescidin bir kenarında namaz kılan bir gruba u ramıştı.

-" Bunlar ne yapıyor?" diye sordu.

-" Bunlar, ezberlerinde fazla Kur'an bulunmayan kimselerdir, Übeyy bin Ka'b -radıyallahu anh- onlara namaz kıldırıyor!" dediler. Efendimiz -aleyhissalâtu vesselâm-:

-" İsabet etmişler, ne kadar güzel ve iyi bir şey yapıyorlar!" buyurdular. (Ebu Dâvud, Ramazan, 1/1377)


Hasan Basri -rahimehullah-ın anlattı ına göre Hz. Ömer insanları Übeyy bin Kab'ın yanında toplamıştı. O, bunlara ramazan gecelerinde namaz kıldırmıştı. (Ebû Dâvud, Vitr, 5/1429) Ubeyy -radıyallahu anh- şöyle diyor:

"Ramazanda (teravih) namazından ayrılıp, hizmetçilerden alel acele sahur yeme i getirmelerini isterdik, çünkü vaktin çıkmasından korkardık. (Muvatta, es-Salât fi'r-Ramazân, 7)

Demek ki kendilerini namaza verince, sabahlara kadar ondan ayrılamıyor, imsâk vakti daralınca ancak bırakıyor ve yemeklerini yiyorlardı. Bir de Übeyy -radıyallâhu anh- güzel Kur'an-ı Kerîm okuması ile meşhur olan bir sahabîdir. Bu sebeple insanlara Ramazan gecelerinde Kur'an ziyâfeti de veriyordu.

Şu rivâyet de ashâbın Ramazan ve sâir vakitlerde geceleri nasıl de erlendirdi ini göstermektedir: Müzzemmil suresinin baş tarafı indi i zaman mü'minler, Ramazan ayındaki kalkışları gibi geceleri kalkarlardı. Bu hâl surenin (ruhsat getiren) son kısmı nâzil oluncaya kadar devam etti. (Ebu Davud, Tatavvu, 17/1305) Bu, Müzzemmil suresinin son kısmı nâzil olduktan sonra kalkmaz oldular, mânasına gelmemektedir. O zamana kadar farz olarak kalkıyorlardı, bundan sonra nâfile olarak devam ettiler, demektir. Çünkü hadis-i şerifte: Gecede bir saat vardır ki, müslüman bir kimsenin Allah'tan, dünya veya ahirete müteallik bir hayır talebi, o saate rastlarsa, Allah diledi ini ona mutlaka verir. Bu saat her gecede vardır buyrulmuştur. (Müslim, Müsafirin, 166)

Müslüman olmak amacıyla Âlemlerin Efendisi ne gelen Sakîf kabilesi heyeti Medîneye Ramazanda girmişlerdi. Peygamber -aleyhisselâm- onları, kalbleri yumuşasın diye, Mescidde misâfir etti. (Ahmed, IV, 218 ) Temsilciler, geceleyin okunan Kurân-ı Kerîmi, ashabın teheccüd namazında okudu u sûreleri ve müslümanların beş vakit namazlarında saf oluşlarını seyretmekte idiler. (Vâkıdî, III, 965) Onlara İslâmın farzları ve ahkâmı ö retildi. Fahr-i Kâinât -sallallâhu aleyhi ve sellem-, Ramazanın kalan kısmında oruç tutmalarını da onlara emretti. Bunun üzerine Bilal-i Habeşi, sahur ve iftarlıklarını yanlarına götürmeye başladı. (Vâkıdî, III, 968 ) Bu heyetten Evs bin Huzeyfe şöyle anlatır: "Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem- bir gece yatsıdan sonra uzun müddet yanımıza gelmedi.

«- Yâ Rasûlallâh! Yanımıza gelmekte niçin geç kaldınız?» diye sorduk. Peygamber (s.a.v.) :

« Her gün Kur'ân dan bir hizb okumayı kendime vazife edinmişimdir. Bunu yerine getirmedikçe, gelmek istemedim» buyurdu. Sabaha çıkınca ashâb-ı kirâma: «Siz Kurân ı nasıl hizipleyip okursunuz?» diye sorduk. Onlar:

« Biz sûreleri ilk üçünü bir hizb, sonra devamındaki beş sûreyi ikinci bir hizb, daha sonra sırayla yedi, dokuz, on bir ve on üç sûreyi birleştirerek birer hizb yaparız. En son olarak da Kâf sûresinden sonuna kadar Mufassal sûreleri bir hizb yaparak Kur ân-ı Kerîm i (yedi kısımda) okuruz» dediler. (Ahmed, IV, 9 ; İbn-i Mâce, Salât, 178 )

Ashâb-ı kirâm Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem-e:


Hangi sadaka daha faziletlidir? diye sorunca,

Ramazan ayında verilen sadaka buyurmuşlardı. (Tirmizi, Zekat, 28/663) Bu sebeple sahâbîler zekâtlarını umumiyetle Ramazanda vermeye çalıştıkları gibi Fıtır sadakalarını ve nâfile infâklarını da bu ayda fazlasıyla verirlerdi. (Buhari, Keffârâtu l-Eymân, 5 ) Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem- sadaka-i fıtrın müslümanlardan büyük-küçük, kadın-erkek, her bir hür ve köle üzerine bir sa hurma veya bir sa arpa olarak farz kılındı ını bildirmişti. (Buhârî, Zekât, 70-78 ; Müslim, Zekât, 13) İhtiyaç sâhipleri hakkında da:

Onları bu (bayram) gününde aç dolaşmaktan kurtarınız! buyurmuştu. (İbn-i Sad, I, 248 )

Ashâbın Rasûlullâh tan yansıyan bu güzel ahlâkı tarih boyunca ecdâdımızda da devam etmiştir. Bu yüce ahlâkın bir yansımasını Hâlide Nusret Zorlutuna şöyle anlatır: Eskiden -pek o kadar eskiden de sayılmaz, kırk sene evveline kadar- bizde muhteşem konakların yanı başında küçük, mütevâzi, tertemiz evce izler vardı. Bunlarda az gelirli âileler, mütekâit (emekli) ihtiyarlar, dul nineler, yetim, öksüz torunlar sükûn ve refah içinde yaşarlardı. Evet, refah içinde! Zira büyük konaklara arabalarla taşınan kışlık ve Ramazanlık erzaktan bu küçük evlerin hisseleri gizlice ayrılır, gizlice gönderilirdi. Yardım alanın izzet-i nefsini korumak bâbında bu gizlili e bilhassa dikkat edilirdi. Ninelerimiz, «Sa elin verdi inden, sol elin haberi olmamalı.» derlerdi. Şimdi oldu u gibi, giydirilen çocukların foto raflarını gazetelere basıp dünya âleme ilan etmezlerdi& Fakir âilelerin Ramazan erzâkını ve kimsesiz yavruların bayramlık kıyafetlerini tam zamanında yetiştirirlerdi... (İslâm Mecmuası, sene: 1956, sayı: 7, s. 21)

Allâh Rasûlü: Ramazan ayında yapılan umre tam bir hac sayılır, yahut da benimle birlikte yapılmış bir haccın yerini tutar müjdesini vermişti. (Buhârî, Umre, 4) Bu sebeple ashab-ı güzîn Ramazanda daha fazla umre yapmaya gayret ederlerdi.

Ramazan ayında bulunan ve bin aydan daha hayırlı olan Kadir gecesini ihya etmek her müslümanın arzusudur. Cenâb-ı Hak zamanını gizli tuttu u için Peygamber Efendimiz ve ashabı Ramazanın son on gününde îtikâfa girerlerdi. Bu, Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem-in sünneti idi. Hz. Âişe -radıyallâhu anhâ-nın haber verdi ine göre, Rasûl-i Kibriyâ Efendimiz Ramazan ayında, ibâdet husûsunda di er aylarda görülmeyen bir gayret içerisinde olurdu. Ramazanın son on gününde ise, kendisini daha fazla ibâdete verirdi. Bu günlerde geceyi ihyâ eder, âilesini uyandırırdı. (Buhârî, Fadlu Leyletil-Kadir, 5)

Ashâb-ı kiram Ramazanda böylesine ibâdete teksif olmakla birlikte di er işlerini de ihmal etmiş de illerdi. Hatta onlar Ramazanda cihâda bile çıkmışlardı. Nitekim Allâh Rasûlü ile birlikte Bedir Gazvesini ve Mekke Fethini Ramazanda yapmışlardı. O'ndan sonra da kendileri pek çok sefere bu ayda çıkmış, Ramazanın bereketi ile cihâdın faziletini birleştirmişlerdi. (Müslim, Sıyâm 90; Tirmizi, Savm, 18/710) ; Nesâi, Savm 49) Nitekim Ebüd-Derdâ -radıyallâhu anh- şöyle demektedir:

Biz sıcagı çok şiddetli olan bir mevsimde, Ramazan ayında Rasulullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- ile birlikte sefere çıktık. Hararetin şiddetinden herkes elini başına koyuyordu. Aramızda oruçlu olarak sadece Allâh Rasûlü ile İbn-i Ravâha vardı. (Buhari, Savm 35; Müslim, Sıyâm, 108; Ebu Dâvud, Savm 45/2409)

Ramazan, tevbe ile günahlardan arınma ve ibadetlerle kemâle erme zamanıdır. Bu ayda insan kendisine çekidüzen vererek geçmişini tamir edip gelece ine bir yön vermelidir. Kaçırdı ı fırsatları bu ayda yakalamaya çalışmalı, Kadir Gecesi gibi bir imkânı de erlendirmenin yoluna bakmalıdır. Ashâb-ı kirâm bu hususta başarılı olmuş ve bize zengin örnekler bırakmışlardır.
 

alperen98

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
1 Eyl 2005
Mesajlar
253
Aldığı Beğeniler
1
katkilarindan dolayi ALLAH Razi olsun kardesim ellerine saglik
 
Üst Alt