Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

Acizane

hizmet..hicret..sehadet..
 
Üyelik Tarihi
15 Eki 2007
Mesajlar
3,148
Aldığı Beğeniler
27
Konum
ankara
Takım
Diğer


Ramazan’dan geriye, ihlas, sevgi ve ibadet neşesi kalmalı


SERHAT ŞEFTALI
ramadan.jpg


Bugün arife.
Yarın bereketi ve maneviyatıyla bizi saran Ramazan’ı uğurlayacak ve bayramı kucaklayacağız. Sevgi ve mutluluk içinde sevdiklerimizle bayramlaşacağız.




Ramazan neşvesi bizden hiç gitmesin, hiç ayrılmasın. Bu arzuyla bayramı kutlarken Ramazan’ı 11 aya yayabilmenin gayretinde olmalıyız.

Çocukları boş çevirmeyin: Bayram neşe demektir. Çocuklar içinse bir başka neşe ve sevinçtir. Kapınızı çalan, belki bir daha hiç gelmeyecek, belki bir daha hiç görmeyeceğiniz minikleri sevindirin. Minik çikolatalar, gofretler, şekerler, sakızlar, balonlar, kitaplar sizin bayram harçlığınız olsun. Eğer hazırlık yapmadıysanız bugün hâlâ fırsatınız var.


Ramazan, 11 aya rehber olsun: Ramazan’a hep “11 Ayın Sultanı” deriz. Peki bu nasıl olacak? Ramazan’daki yaptıklarımız diğer 11 ay için rehber, örnek olmuyorsa, sadece “Ramazan Müslüman’ı” oluveriyorsak bu, ahiret mutluluğu açısından acaba yeterli mi? Ramazan’da alışkanlık haline getirmeye çalıştığımız Kur’an okumayı, vaktinde namaz kılmayı ve gece kalkmayı devam ettirmeliyiz.

Gıybet ve kötü sözü unutun: Oruçluyuz diye gıybet, yalan, kötü söz ve beddua gibi kerih şeylerden daha uzak durduk. Artık oruçlu değiliz diye bunlara geri mi döneceğiz?! Tabii ki hayır! Bir aylık tecrübe artık tüm yıla yayılmalı.

Bayram namazına çocuklarla gidin: Bayram neşesine çocukları da ortak edin ve onların da dinimizi öğrenmesine vesile olun. Bayram sabahı, bayram namazına yaşı uygun çocuklarınızla birlikte gidin. Anneler de kız çocuklarını tatlı dil ve sevgiyle bayram sabahında kaldırıp bayram hazırlığına yardımcı olmalarını teşvik etmelidir.

Büyüklere saygıyı sizden görsünler: Büyüklerin ellerinin öpüleceğini, gelen misafire nasıl hoşgeldin denileceğini ve nasıl güleryüzlü olunması gerektiğini siz öğretin çocuklarınıza. Şekerin, kolonyanın, tatlının nasıl ikram edileceğinin provasını bugünden yapabilirsiniz.

Arkadaş davetleri devam edebilir: Ramazan’ı vesile yapıp dostlarımızı, yakınlarımızı iftarlara davet ettik. Kimi zaman öğrencileri, kimi zaman da hiç tanışmadığımız komşularımızı sıcak bir tas çorbanın kardeşliğinde ağırladık. Bu sıcaklığın devam etmesi adına oruç olmasa da ihmal etmemeliyiz. Bu sevginin oluşması adına bir yıl beklemeyin...


Bayram harçlıklarına müdahale etmeyin: Çocukların bayram harçlıklarını ev bütçesinin yaması olarak düşünmeyin. Çocukların paralarını da ellerinden almayın. Ama çocukların büyüklerin el öpmesini bayram harçlığı olması gibi algılamasını da güzel sözlerle önleyin. Çocuğunuzun parayı nereye harcayacağına siz karar vermeyin. Eğer böyle bir endişeniz varsa bu, bayramda öğretilecek bir durum değildir.

Mezarlıkları ziyaret edin: Ahirete intikal etmiş, ömrünü tamamlamış yakınlarınızın, anne-babalarınızın mezarlarını imkanınız varsa mutlaka ziyaret edin. Ziyarete çocuklarınızı da götürün. Onlara mezarının başında Fatiha’lar, Yasin’ler hediye edin.

Küskünlüğü bitirin, barış için siz adım atın: Akrabalarınız, komşularınız, arkadaşlarınız arasında bir dargınlık söz konusuysa bu bayramı bir fırsat bilin. İlk adımı siz atın. İlk adımı atanın daima sevapta en önde olduğunu unutmayın. Dargınlıklar, uhuvveti zedeler. Bereketi engeller. Öfkelenmeden, kötü sözler sarf etmeden, sabırla ve Allah rızası için adım atın. Velev ki karşı taraf olumlu cevap vermedi; olsun siz görevinizi yapmış olmanın mutluluğunu yaşayın.

Huzurevleri ve hastaneleri ziyaret edin: Bayramlar çoğu insan için sevinç günleri olsa da, toplumun bir kesimi için de hüzün günleridir. Çocuklarından, anne-babalarından, akrabalarından uzakta olanlar bayramın hiç olmazsa yarım gününü bir yetimhanede, bir huzurevinde geçirebilse ne güzel olur. Hayatının bahar ya da sonbaharını yaşayan insanları sevindirmenin sevabı tahmin edebileceğimizin çok üstündedir. Bayramda asıl sevinmeye muhtaç olanlar kimsesiz, yalnız ve bakıma muhtaç insanlardır.

 

Geceler

Sükut_u Sonbahar
 
Üyelik Tarihi
11 Nis 2007
Mesajlar
24,205
Aldığı Beğeniler
22,175
Takım
Fenerbahçe
Emegine saglik Acizane kardesim manidar paylasimin icin tesekkürler
Cenab-i Hak razi olsun insaAllah
Selam ve Dualarimla.......
 

makbergülü1

~~makbergülü~~
 
Üyelik Tarihi
1 Eyl 2010
Mesajlar
776
Aldığı Beğeniler
10
Takım
Galatasaray
Ramazan gider, kazandırdığı ibadet alışkanlığı devam eder!


Ramazan-ı Şerif'te dinî şuur kazanmış insan, Müslümanlığını elbette Ramazan ayı ile sınırlamaz, Ramazan'dan sonra gömlek çıkarır gibi dinî hayatı çıkarıp da eski gaflet gömleğini giymeye yönelmez.

Belki Ramazan'da kazandığı ibadet alışkanlıklarını iyice benimser, Ramazan sonrasında da aynen devam ettirme sadakati gösterir, bir ihmal ve terk yanlışına düşmez. Zira Rabb'imizin emrettiği Müslümanlık günlük aylık değil, ömür boyu devam eden Müslümanlıktır. Nitekim ibadetin son nefese kadar sürmesi gerektiğini emreden Rabb'imiz, Hicr Suresi'nin son ayetinde "Sana ölüm gelinceye kadar Rabb'ine ibadete devam et!" buyurmaktadır.

Onun için Müslüman 'Ramazan gitti, dinî hayat bitti' demez. Ramazan gider; ama kazandırdığı dinî hayat kalır, ibadet alışkanlığı son nefese kadar devam eder. Kimse Ramazan Müslüman'ı durumuna düşmek istemez.

Diyelim ki, bir insan Ramazan boyu beş vaktine beş daha ilâve etmiş, sabahlara kadar namaz kılmış, akşamlara kadar da oruç tutmuş, elinden tesbihini, başından takkesini düşürmeyen bir sofu insan hâline gelmiş, tebrik ve takdir edilecek sevimli bir hal almış. Ama bu titizlik ve dikkat, sadece Ramazan ayına mahsus kalmış, Ramazan'dan sonra tesbihler, takkeler sandığa, dinî görevler gelecek Ramazan'a bırakılmış.

İşte bu, Allah yanında en makbul hal değildir. Allah'ın insanlara ihsan ettiği el, ayak, göz, kulak gibi eşsiz nimetleri nasıl sadece Ramazan ayına mahsus kalmıyor, ömür boyu kullanıyorsak, O'nun emirlerine olan itaatimiz de Ramazan ayına mahsus kalmamalı, ömür boyu devam ettirmeli, son nefese kadar sürdürmeliyiz. Nasıl havasız, susuz yaşayamazsak, ibadetsiz de yaşayamaz hâle gelmeliyiz. Ramazan ayı bize bu aşkı ve alışkanlığı kazandırmış olmalıdır. Hatta bayramda bu konuyu kendi vicdanımızda değerlendirmeli, Ramazan'da kazandığımız ibadet alışkanlığımızı Ramazan'dan sonra da eksiksiz devam ettirme kararı almalıyız vicdanımızda. Bayramda aldığımız bu karar bize, Ramazan'ı tam değerlendirenlerden olduğumuzu da ifade etmiş olur. Çünkü dinî hayatımızı firesiz devam ettirme kararından daha mühim bir karar olamaz hayatımızda.

1960'larda görev yaptığım Süleymaniye Camii'nin baş imamı merhum Sadık efendinin bir Ramazan Müslüman'ı hatırasını her Ramazan tebessümle hatırlarım. Ramazan boyunca camiden ayrılmayan fakat bayram namazından sonra gelerek kendisinden helallik isteyen cemaatten biri şöyle der:

- Hocam, Ramazan boyunca bize vaaz ettin, namaz kıldırdın hakkın geçti, helal et, gelecek Ramazan'da yine görüşmek üzere haydi Allah'a ısmarladık, kalın sağlıcakla!. Merhum şöyle devam ederdi sohbetine:

- Bayram namazında camiden böyle helalleşerek ayrılan bu efendi kardeşimiz, başında takkesi, elinde tesbihiyle evinin yolunu tutar. Kapıya gelince hanıma seslenir:

-Hanım aç kapıyı da al şu takkeyi, tesbihi, sandığın en emin yerine sakla. Gelecek Ramazan'da yine lazım olacak. O zaman tekrar isteyeceğim bunları senden..

İşte bu tip Müslümanlık Allah'ın ve Resulü'nün istediği Müslümanlık değildir. Hadis bu eksik anlayışı şöyle tashih etmektedir:

-"Efdal'ül amali edvemü-ha!" Amellerin efdali, az da olsa en devamlı olanıdır. Ramazan'dan sonra bırakılanı değil..

Bu itibarla, gönlümüzün istediği, Ramazan'da kazandığımız ibadet aşk ve şevkimizi Ramazan'dan sonra da sürdürüp ömür boyu devam ettirmek, Rabb'imizin "Son nefesine kadar ibadetine devam et!" emrine büyük bir dikkatle uyarak Ramazan Müslüman'ı durumuna düşmemektir.
Yazar: Ahmed Şahin
 
Üst Alt