- Üyelik Tarihi
- 1 Eyl 2005
- Mesajlar
- 1,716
- Aldığı Beğeniler
- 5
Manila'da 6 aydır Risale-i Nur okuyarak 15 gün önce İslamla şereflenen, İngilizce hocamızın
güzel bir mektubunu orijinali ile birlikte berâ-yi mâlumât arz ediyoruz.
FİLİPİNLER'DE RİSALE-İ NUR'A OLAN İHTİYAÇ
Allah'ın emirleri karşısında boyun eĞmek ve teslim olmak, onun iyiliklerine, bize olan şefkatine ve rahmetine karşı fıtri bir mukabeledir. Said Nursi'nin Sözler isimli kitabından birkaç bölüm okuduktan sonra anladım ki; bu, şu ana kadar benim ulaştıĞım nihai neticedir.
Müsaade ederseniz, size İslam'a giriş hikayemden bahsetmek istiyorum.
Ben, Katolik bir toplumda doĞdum ve bulu çaĞına kadar tamamen bu ortamda yetiştim. çocukluktan çıktıĞımda, kilisenin vermiş olduĞu mesajlardaki tutarsızlıkları anlamaya başladım ve de kilise liderlerinin iki yüzlülüĞü, bana bunların gerçek HıristiyanlıĞı temsil etmedikleri kanaatini verdi. Bu hayal kırıklıĞı, beni Katolik kiliseden ve dolayısıyla zamanla da Allah'tan uzaklaştırdı. Üniversiteye gelene kadar, artık ben Allah'ın (haşa) olmadıĞına (olsa bile bize ehemmiyet vermediĞine) iyice inanmaya başladım. Yıllarca dini merasimlerden ve içinde dini mana içeren her şeyden kaçtım. Kendimi her şeyi bilen ve herşeye gücü yeten bir Zat'ın olmadıĞı noktasında ikna ettim. Hesap verecek birinin olmadıĞı bir hayat bana daha kolay göründü. Hayatıma bir açıklık getirmek ve bir mana vermek için, hayatımın mutlak prensipleri olarak cihan-şümul adaleti, sulhu ve uyumluluĞu kendime rehber edindim, ama "Halk edici bir Zatın mevcudiyeti" fikrini asla.
güzel bir mektubunu orijinali ile birlikte berâ-yi mâlumât arz ediyoruz.
FİLİPİNLER'DE RİSALE-İ NUR'A OLAN İHTİYAÇ
Allah'ın emirleri karşısında boyun eĞmek ve teslim olmak, onun iyiliklerine, bize olan şefkatine ve rahmetine karşı fıtri bir mukabeledir. Said Nursi'nin Sözler isimli kitabından birkaç bölüm okuduktan sonra anladım ki; bu, şu ana kadar benim ulaştıĞım nihai neticedir.
Müsaade ederseniz, size İslam'a giriş hikayemden bahsetmek istiyorum.
Ben, Katolik bir toplumda doĞdum ve bulu çaĞına kadar tamamen bu ortamda yetiştim. çocukluktan çıktıĞımda, kilisenin vermiş olduĞu mesajlardaki tutarsızlıkları anlamaya başladım ve de kilise liderlerinin iki yüzlülüĞü, bana bunların gerçek HıristiyanlıĞı temsil etmedikleri kanaatini verdi. Bu hayal kırıklıĞı, beni Katolik kiliseden ve dolayısıyla zamanla da Allah'tan uzaklaştırdı. Üniversiteye gelene kadar, artık ben Allah'ın (haşa) olmadıĞına (olsa bile bize ehemmiyet vermediĞine) iyice inanmaya başladım. Yıllarca dini merasimlerden ve içinde dini mana içeren her şeyden kaçtım. Kendimi her şeyi bilen ve herşeye gücü yeten bir Zat'ın olmadıĞı noktasında ikna ettim. Hesap verecek birinin olmadıĞı bir hayat bana daha kolay göründü. Hayatıma bir açıklık getirmek ve bir mana vermek için, hayatımın mutlak prensipleri olarak cihan-şümul adaleti, sulhu ve uyumluluĞu kendime rehber edindim, ama "Halk edici bir Zatın mevcudiyeti" fikrini asla.