Evet, dinin, şeriatın ve Kur'ân'ın yüzden ziyade tılsımlarını, muammalarını hal ve keşfeden; ve en muannid dinsizleri susturup ilzam eden; ve Miraç ve haşr-i cismanî gibi sırf akıldan çok uzak zannedilen Kur'ân hakikatlerini en mütemerrid ve en muannid filozoflara ve zındıklara karşı güneş gibi ispat eden ve onların bir kısmını imana getiren Risale-i Nur eczaları, elbette küre-i arz ve küre-i havaiyeyi kendi ile alakadar eder ve bu asrı ve istikbali kendiyle meşgul edecek bir hakikat-i Kur'âniyedir ve ehl-i iman elinde bir elmas kılınçtır.
Emirdağ Lâhikası, s. 43
Lillahilhamd, Risâletü'n-Nur bu asrı, belki gelen istikbali tenvir edebilir bir mucize-i Kur'âniye olduğunu çok tecrübeler ve vakıalarla körlere de göstermiş. Ona ait medh ü senanız tam yerindedir; fakat bana verdiğinizden, binden birine de kendimi lâyık göremem. Yalnız, pek büyük bir nimete ve muvaffakiyete sizin gibi hakikatli talebelerin iştirak ve sa'y ve gayretleriyle mazhariyetim noktasında, Risâle-i Nur hesabına ebede kadar iftihar ederim.
Kastamonu Lâhikası, s. 8
Kardeşlerim,
Gerçi bu vaziyet, hem muvafığa ve bir kısım memurlara Risâle-i Nur'a karşı bir çekinmek, bir ürkmek vermiş, fakat bütün muhaliflerde ve dindarlarda ve alâkadar memurlarda bir dikkat, bir iştiyak uyandırıyor. Merak etmeyiniz, o nurlar parlayacaklar.HAŞİYE
Haşiye: Ey kardeş, dikkat buyur. Denizli hapsinde, bütün esbab-ı âlem zâhiren Üstadın aleyhinde, idam hükümleriyle mahkemeye verilmişken, Üstad diyor: "Merak etmeyiniz kardeşlerim, o Nurlar parlayacaklar." Bu söz, bak, nasıl tahakkuk etti? (Talebeleri)
Şuâlar, s. 273
Lügatçe:
tılsım: Herkesin bilip çözemediği gizli sır.
muamma: Karışık, mânası zor anlaşılır şey, bilmece.
muannid: İnatçı.
ilzam: Susturma.
mütemerrid: İnatçı.
küre-i havaiye: Hava küre, atmosfer.
hakikat-i Kur'âniye: Kur'ân'a ait olan hakikat.
Lillahilhamd: Ne kadar hamd ve şükürler varsa ve olmuşsa, cümlesi Allah'a mahsustur, O'na gider, O'na aittir.
tenvir: Nurlandırma, aydınlatma.
esbab-ı âlem: Âlemin sebepleri.
Emirdağ Lâhikası, s. 43
Lillahilhamd, Risâletü'n-Nur bu asrı, belki gelen istikbali tenvir edebilir bir mucize-i Kur'âniye olduğunu çok tecrübeler ve vakıalarla körlere de göstermiş. Ona ait medh ü senanız tam yerindedir; fakat bana verdiğinizden, binden birine de kendimi lâyık göremem. Yalnız, pek büyük bir nimete ve muvaffakiyete sizin gibi hakikatli talebelerin iştirak ve sa'y ve gayretleriyle mazhariyetim noktasında, Risâle-i Nur hesabına ebede kadar iftihar ederim.
Kastamonu Lâhikası, s. 8
Kardeşlerim,
Gerçi bu vaziyet, hem muvafığa ve bir kısım memurlara Risâle-i Nur'a karşı bir çekinmek, bir ürkmek vermiş, fakat bütün muhaliflerde ve dindarlarda ve alâkadar memurlarda bir dikkat, bir iştiyak uyandırıyor. Merak etmeyiniz, o nurlar parlayacaklar.HAŞİYE
Haşiye: Ey kardeş, dikkat buyur. Denizli hapsinde, bütün esbab-ı âlem zâhiren Üstadın aleyhinde, idam hükümleriyle mahkemeye verilmişken, Üstad diyor: "Merak etmeyiniz kardeşlerim, o Nurlar parlayacaklar." Bu söz, bak, nasıl tahakkuk etti? (Talebeleri)
Şuâlar, s. 273
Lügatçe:
tılsım: Herkesin bilip çözemediği gizli sır.
muamma: Karışık, mânası zor anlaşılır şey, bilmece.
muannid: İnatçı.
ilzam: Susturma.
mütemerrid: İnatçı.
küre-i havaiye: Hava küre, atmosfer.
hakikat-i Kur'âniye: Kur'ân'a ait olan hakikat.
Lillahilhamd: Ne kadar hamd ve şükürler varsa ve olmuşsa, cümlesi Allah'a mahsustur, O'na gider, O'na aittir.
tenvir: Nurlandırma, aydınlatma.
esbab-ı âlem: Âlemin sebepleri.