Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

KIRIKMIZRAP

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
3 Eyl 2005
Mesajlar
910
Aldığı Beğeniler
1
Takım
Galatasaray
Başdöndürücü bir hızla ilerleyen teknolojik gelişmeler, insanların refah se viyesini yarım asır evvel hayal edilemeyecek seviyelere yükseltip hayatı ko laylaştırırken, aynı teknolojik gelişmeler yanlış ellerde insanların huzurunu ka çıran ve insanlı ın varlı ını tehdit eden tehlikeli aletler haline gelmektedir. Tahribin kolaylı ı ve teknoloji harikalarının terör vasıtası olarak kullanıla bilme potansiyeli insanları tedirgin etmekte ve gelece e bakışını karartmak tadır. Mevcut nükleer silahların dünyayı bir de il yüz defa tamamen imha edebilecek güçte ve miktarda oldu unu bilmek de insanlı ın gelece ini sor gulanmasına sebep olmakta ve bir bölgede masum insanlarla beraber hayvan ve bitkilerin de telef olmasına sebep olan biyolojik ve kimyasal kitle imha si lah larının kolaylıkla imal edilebilmesi ve kullanılabilmesi de gelecekle il gili te dirginli i arttırmaktadır. Barış amaçlı imal edilmiş ulaşım araçları orta lı ı sa vaş alanına çevirebilmekte ve bunu önlemekte polisiye ve askeri ted bir ler ye tersiz kalmaktadır.

Hiç bir bebek dünyaya terörist olarak gelmez ve hiçbir çocuk büyüyünce te rörist olma hayaliyle yaşamaz. O halde terörle mücadele en yüksek yaratı lış taki insanın tahrip ve düşmanlık damarlarını besleyen ve depreten hislerin teş hisi ve teskini ile mümkündür. Bu da ancak adaleti, ihsanı ve muhabbeti em reden ve tüm yaratıkların hukukunu muhafaza eden İslâm ile olur. Teröre kar şı en etkin mücadele, kuvvet yerine adalet ve huzuru sa layan hakkın, men faat yerine muhabbet ve cazibeyi netice veren faziletin, çatışma yerine bir lik ve dayanışmayı sa layan yardımlaşmanın esas alınması ile olur; ve bu da bugünkü kuvvet, menfaat ve kavgaya dayalı medeniyetin semavî de er ler le teçhiz edilmesiyle mümkündür.
 

KIRIKMIZRAP

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
3 Eyl 2005
Mesajlar
910
Aldığı Beğeniler
1
Takım
Galatasaray
Terör ve kitle imha silahları söz konusu olunca nedense akla önce Müs lü man lar gelmekte ve bir barış dini olan, muhabbeti esas alan ve masum bir in sanın öldürülmesini tüm insanları öldürmekle bir tutan İslâm ve onun bir mil ya rı aşan mensubu töhmet altında kalmaktadır. Bazı kişi ve devletlerin Müs lü man kimlikleriyle terör olaylarında yer almaları ve kitle imha silahı temini gay reti içinde olmaları da bu önyargıları beslemektedir. İslâm âlemi nin en yük sek makamlarından en gür bir sesle tüm dünyaya ilan edilmelidir ki:

Biz Müslümanlar olarak her ne şart altında olursa olsun, her türlü te rörü ve kitle imha silahlarının kullanımını telin ediyoruz, masum tek bir in sanın öldürülmesini en büyük bir vahşet ve bir insanlık suçu olarak görüyo ruz ve terör ve kitle imha silahlarını kullanmaya tevessül edenleri insanların en aşa ıları ve en vahşileri telakki ediyoruz. Biz Müslümanlar olarak nükleer silahlar dahil elimizdeki mevcut tüm kitle imha silahlarını imha ediyoruz, bu konudaki araştırma ve imalat programlarına son veriyoruz ve üzerimize bu tür bombalar ya sa dahi asla bu silahlarla karşılık vermeyece imizi tüm dünyaya ilan ediyoruz

Böyle bir ilan milyarların zihinlerinde bir atom bombası etkisi yapacak, İs lâmın etrafına örülmüş ve İslâm ile özdeşleştirilmiş kalın evham ve önyargı du varlarını darmada ın edecek ve kitle imha silahlarının kullanımını haklı gös terebilecek tek gerekçe olan asılsız evham ve korkuları kaldırmakla, bu tür silahlara karşı manevî bir koruyucu kalkan oluşturacaktır. Bu ça rı insan lı ın vicdanında yankı bulacak ve tüm dünyada kalıcı barış ve huzurun tesi si ne öncülük edecektir.
 

KIRIKMIZRAP

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
3 Eyl 2005
Mesajlar
910
Aldığı Beğeniler
1
Takım
Galatasaray
Kainat ve insanlarda bir tekemmül ve terakki meyli vardır. Bedi üz za man ın ifadesi ile, Şecere-i âlemde, meyl-ül istikmal vardır. Yani kâinatın, bir a aç gibi bütün zerratı ve eczası kemale meyleder ve kemale do ru yü rü mek tedirler. O umumî meyl-ül istikmalden ayrı olarak, insanda da meyl-üt te rakki vardır. (İşârâtül-İcâz, s. 117) Bu meylin bir tezahürü ola rak, dünya dai mî bir de işim içindedir ve bu de işim hızlanarak devam et mektedir. Da ha güzel yarınlar için hummalı bir faaliyet var ve herkes bir ya rışın içinde. Bu hızlı de işimin arkasındaki itici güç, başdöndürücü bir hızla ilerleyen tek no lo jidir.

İletişim teknolojisindeki gelişmeler, her evin oturma odasına bir yerkü re yi sı dırdı ve bir yerdeki bir olay artık herkesi ve her yeri etkileyebiliyor. Gö rüntüleri TV ekranlarımıza ulaşan insanların ıstırapları ile hüzünlenip saa det leri ile mesut oluyoruz. Hatta olimpiyat gibi genel ilgiyi çeken bir olay, tüm insanları bir aileye ve yerküreyi bir oturma odasına çevirebiliyor. Kulla nı mı yaygın hale gelen internet bilgi akışını hızlandırdı ve küreselleşme süre ci ne de ivme kazandırdı. Artık herkes gerçek anlamda dünyalı oluyor ve dün yanın bir yerindeki bir dert, herkesin derdi oluyor

Televizyon ve bilgisayar ekranlarının, birer ayna gibi bir olayı aynı anda mil yonlarca yerde oluyor gibi gösterebilmesi tahripkar fikirli kişilerin de iş ta hı nı kabartıyor. Medyanın ilgisini çekebilecek boyutta bir olay, bu ekranlar va sıtası ile sanki ço altılıyor ve milyon olay etkisi yapıyor. Çok sayıda insa nın huzurlarını bozuyor, ümitlerini kırıyor ve onları manen öldürüyor. Bu bü yük etki de yeni olaylara dayanak oluşturuyor. Bu sebeple terörle müca de le de medya kuruluşlarına büyük görev ve sorumluluk düşmektedir. Bir te rör ola yını tüm dehşetiyle dünyanın her tarafına yansıtan ve tüm tahripkar un sur ları milyonlarca korumasız zihinlere zerkeden bir medya kuruluşu, do ru, hız lı ve gerçek habercilik adına teröristlerin en büyük işbirlikçisi olmaktadır ve yeni olaylara zemin hazırlamaktadır. Bediüzzamanın Her dedi in do ru ol malı; fakat her do ruyu demek do ru de ildir (Mektubat, s. 265) ve Bâ tıl şeyleri iyice tasvir, safi zihinleri idlâldir (Mektubat, s. 471) prensipleri, med ya çalışanlarına rehber olmalıdır.
 

KIRIKMIZRAP

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
3 Eyl 2005
Mesajlar
910
Aldığı Beğeniler
1
Takım
Galatasaray
Bu zamanda televizyon karşısına geçip dünyadaki hazin olayları merak ile takip, ruh ve akıl sa lı ına ciddi bir tehdit oluşturmaktadır ve hassas in san ları azap içinde bırakmaktadır. Bediüzzaman, bu şekilde bile bile zarara gir meye karşı ikaz etmektedir: Şimdi küre-i arzda herkes ya kalben, ya ru hen, ya aklen, ya bedenen gelen musibetten hissedardır, azap çekiyor, peri şandır. Bilhassa ehl-i dalalet ve ehl-i gaflet, rahmet-i umumiye-i İlahiyeden ve hikmet-i tâmme-i Sübhaniyeden habersiz oldu undan, nev-i beşere rikkat-i cinsiye, alâkadarlık cihetiyle kendi eleminden başka nev-i beşerin şimdiki elîm ve dehşetli elemleriyle dahi müteellim olup azap çekiyor. Çünkü lüzum suz ve malayani bir surette vazife-i hakikiyelerini ve elzem işlerini bırakıp âfâ kî ve siyasî bo uşmalara ve kâinatın hâdisatına merak ile dinleyerek, ka rı şarak ruhlarını sersem ve akıllarını geveze etmişler. (...) Ben tahmin ediyo rum ki: Bütün küre-i arzın bu yangınında ve fırtınalarında, selâmet-i kalbini ve istirahat-ı ruhunu muhafaza eden ve kurtaran, yalnız hakikî ehl-i iman ve ehl-i tevekkül ve rızadır. (Kastamonu Lahikası, s. 123)

Medeniyetler çatışması telaşının esas sebebi, de işik medeniyetler arasın da ki kavga ve zıtlaşma de il, de işik medeniyet mensuplarının birbirlerine şüp he ve korku ile bakmalarıdır. Yani, birbirlerini tanımamaktan gelen ev hamdır. Daha yakın ve daha sıcak ilişkiler kurarak oluşacak güven ortamı, bu evhamları da ıtacak ve genel barışın tesisine yardımcı olacaktır. Bediüz za man geçen asrın başlarında bazı etnik grupların tecavüzlerinin se bebini de ben zer şekilde izah eder: Zannediyorum tecavüzleri, eskiden siz den tahayyül et tik leri tecavüze karşı bir teşeffi-i gayz [intikam] ve bundan sonra sizden te veh hüm ettikleri tecavüze karşı bir nümayiş [gösteri] gibidir. E er ta ma mıy la iman etseler ki, tecavüz sizden olmaz, adalete kanaat ede ceklerdir. (Mü na zarat, s. 31) Bu tür evhamlar günümüzde de savaş sebebi olabilmekte ve ev hamların giderilmesiyle de karşılıklı güven tekrar tesis edilebilmektedir.
 

KIRIKMIZRAP

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
3 Eyl 2005
Mesajlar
910
Aldığı Beğeniler
1
Takım
Galatasaray
Osmanlı İmparatorlu u döneminde de işik din mensuplarının Kudüs ve Fi listinde yüzyıllar boyunca barış ve güven içinde yanyana yaşamış olması gös teriyor ki global barış ve huzur mümkündür, yeter ki temel insan hakla rı na ve adalete riayet edilsin ve hukuk önünde herkes tam eşit olsun. O böl ge nin barış ve hoşgörü kültüründen gelen insanları bugün teröre tevessül edi yor larsa, bu de işimin sebepleri araştırılmalıdır. Bu dış etkiler ortadan kaldı rı lınca o bölgeye tekrar barış ve huzur gelecektir.

İnsanda en mühim ve esaslı bir his, korku hissidir. Hayatı korumak için ve rilen bu his, suiistimal edilince hayatı tahrip eder ve cehenneme çevirir. Sin si propagandacılar kamuoyunu yönlendirmekte bu korku damarından çok is ti fade etmektedirler. İnsanların evhamlarını tahrik ederek ve büyüterek bir çok haksızlıkları mazur gösterebilmekte ve insanları hassas oldukları birçok ko nuda duyarsız hale getirebilmektedirler. Ard niyetli kişiler, bu hissi toplum mü hendisli inde etkili bir alet olarak kullanabilmektedirler

Bediüzzaman, daimî korku içinde yaşamanın hayatı zehir etti ini belirt mek te ve şahsî meselelerde bile geçmiş düşmanlıkları unutup barışmayı tav si ye etmektedir: Size hem dünya azabından, hem âhiret azabından kurtara cak bir hakikati beyan etmek, kalbime ihtar edildi. O da şudur: Mesela, birisi birinin kardeşini veya bir akrabasını öldürmüş. Bir dakika intikam lezzetiyle bir katl, milyonlar dakika hem kalbî sıkıntı, hem hapis azabını çektirir ve maktulün akrabası dahi intikam endişesiyle ve karşısında düşmanını düşün mesiyle, hayatının lezzetini ve ömrünün zevkini kaçırır. Hem korku, hem hid det azabını çekiyor. Bunun tek bir çaresi var. O da Kuranın emretti i ve hak ve hakikat ve maslahat ve insaniyet ve İslâmiyet iktiza ve teşvik ettikleri olan barışmak ve musalaha etmektir. Evet, hakikat ve maslahat sulhtur. (Söz ler, s. 152)
 

KIRIKMIZRAP

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
3 Eyl 2005
Mesajlar
910
Aldığı Beğeniler
1
Takım
Galatasaray
Bediüzzaman, kalpte düsmanlık hissi beslemenin kendine düşmanlık ol du unu ifade etmekte ve kendini sevenin düşmanlık ve intikam fikrinin kal bi ne girmesine izin vermemesini tavsiye etmektedir. Bu tavsiye ülkeler için de geçerlidir. Bu hakikati iyi gören Almanya ve Fransa, İkinci Dünya Sava şın dan hemen sonra geçmiş düşmanlıkları maziye gömerek kalıcı barışın te mel lerini atmış ve Avrupada çı gibi büyüyen bir barış birli i hareketini baş latmıştır.

İnsanların ve insanlı ın terakki etmesi ve dolayısıyla genel huzur ve barı şın önündeki en büyük engel, kişilerin bakış açısını daraltan ve herşeye kuş ku ve düşmanlıkla baktıran taassuptur. Taassubun sebebi cehalettir ve onun da ilacı marifettir. Bediüzzaman, taassup engelinin medenileşmekle kalk mak ta oldu unu ifade etmektedir: Siyah bir gözlü ü takan adam herşeyi si yah ve çirkin görür. Kezalik, basîret gözü de nifak ile perdelenirse ve kalp kü für ile peçelenirse bütün eşya çirkin ve kötü görünür ve bütün in sanlara, bel ki kainata karşı bir bu z ve bir adavete sebep olur. (İşârâtül-İcâz, s. 95)

Zaman rüzgarını arkaya alıp yelkenleri şişirebilmek ve ça ı yakalayabil mek için zamanın akışını iyi okumak ve ona göre hareket etmek lazımdır. Yok sa futboldaki tabiriyle ofsayta düşülür ve tüm emekler boşa gider. Bu gün kü hastalıkları yüz sene evvelki tıp ilmi ve ilaçlarıyla tedavi etmek ne ka dar geçersizse, günümüzün toplumsal ve toplumlararası problemlerini de yüz se ne evvelki metotlarla halletmek o kadar geçersizdir. Günümüzün prob lem leri ve boyutları geçmişe nazaran çok farklı ve onların halli çok farklı bir yak laşımı gerektiriyor. Mesela, geçmiş zamanlarda kişi veya toplum hare ket le rine akıl ve ilim yerine hissiyat hükmederdi ve neticede taassup ve ihti laf yay gın idi. Kişiler ve toplumlar, delillerle aklı ikna yerine bu hisleri okşa ya rak yönlendirilirdi. Günümüzde hissiyat yerine akıl, ilim, hukuk, hakkani yet ve kamu yararı hakimdir ve ça ın bu de erlerini yakalayan ülkelere haklı ola rak ça daş ülkeler denmektedir. Geçmişe taassupla sıkı sıkı yapışıp zama nın de erlerine sırtını çeviren ve hatta zamana savaş açan ülkelerin geri kal mış lı ı da medar-ı ibrettir. Mazinin karanlık derelerinde mahsur kalan ülkeler bu tabloyu iyi irdelemelidirler.
 

KIRIKMIZRAP

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
3 Eyl 2005
Mesajlar
910
Aldığı Beğeniler
1
Takım
Galatasaray
Zamanın akışı ve dünyanın gidişatı gösteriyor ki insanlık zamanla ça ın de erlerini benimseyecektir ve ortak de erler etrafında birleşecektir. Bediüz za man, bunu şöyle ifade eder: Mazi denilen mekteb-i hissiyatla, is tikbal de ni len medrese-i efkâr bir tarzda de ildir. (...) Ebna-yı mazinin bir derece safi olan ahlâk ve hâlis olan hissiyatları galebe çalarak, gayr-ı mü nevver olan ef kâr larını istihdam ederek şahsiyat ve ihtilafat meydanı aldı. Fakat ebna-yı müs takbelin bir derece münevver olan efkârları, heves ve şeh vetle muzlim [zul metli] olan hissiyatlarına galebe ederek emrine musahhar eyledi inden, hu kuk-u umumiyenin hükümferma olaca ı muhakkak oldu. İn saniyet bir de re ce tecelli etti. Beşaret veriyor ki: Asıl insaniyet-i kübra olan İslâmiyet, se ma-i müstakbelde ve Asyanın cinanı üzerinde bulutsuz güneş gibi pertev-ef şan [ışık saçan] olacaktır. (Muhakemat, s. 35) İslâm âleminin bu müjdeye ku lak vermesi ve evham ve korkularından artık sıyrılıp ça ın va gonuna bin me si gerekir. Şimdi bu vagonda olanlar yabancı de il, bizim hem cins leri miz dir.

Bugün dünyanın muhtelif yerlerindeki savaş, terör, düşmanlık ve gözya şı na bakanlar karamsarlı a kapılmakta ve istikbalde ihtilafların daha da bü yü ye ce ini ve bizi daha karanlık günlerin bekledi ini ilişkin kötümser tah min lerde bulunmaktadırlar. Bediüzzaman ise istikbale iman ve hikmet dür bü nüy le baktı ında bambaşka bir manzara görmektedir: Fenlerin casus gibi ted ki ka tıyla ve hadsiz tecrübelerle sabit olmuş ki: Kâinatın nizamında galib-i mut lak ve maksud-u bizzât ve Sâni-i Zülcelalin hakikî maksadları, hayır ve hü sün ve güzellik ve mükemmeliyettir. Çünkü kâinata ait fenlerden herbir fen, küllî kaideleriyle bahsetti i nev ve taifede öyle bir intizam ve mükem meliyet gös teriyor ki, ondan daha mükemmel akıl bulamıyor. (Hutbe-i Şamiye, s. 38) İstikbalde ilimlerin ve insanlı ın tam inkişafıyla, elbette in sanlık âlemi de kainattaki bu mükemmelli e uyum sa layacak ve yaratılış a acının en yük sek meyvesi oldu unu gösterecektir. Medeniyet, fazilet, hür riyet; âlem-i in saniyette galebe çalmaya başladı ından, bizzarure terazinin öteki yüzü şey en fe-şeyen hafifleşecektir. (Münazarat, s. 29)
 

KIRIKMIZRAP

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
3 Eyl 2005
Mesajlar
910
Aldığı Beğeniler
1
Takım
Galatasaray
Asayişi muhafaza ve terörle mücadele

İnsan fıtraten güzelli e, mükemmelli e, inayete ve adalete meyillidir ve on ları sever. Bunların zıddı olan çirkinli i, noksanlı ı, bencilli i ve zulmü red deder. Medeniyet, ancak güzel vasıflara haiz ise hakiki bir medeniyet olur ve insanlar için bir terakki vesilesi olabilir. Bunun da ölçüsü itici de il çekici ol mak ve vicdanlarda kabul gören güzel şeyleri netice vermektir. Aksi tak dir de o yalancı bir medeniyettir ve hatta vahşettir ve insanlı ı saadete de il fe la ke te sürükler. Yirminci asrın ilk yarısındaki teknolojik gelişmeler ve hızlı sa na yileşmenin iki dünya savaşını ve milyonlarca insanın ölümünü netice ver me si ve dünyayı bir harabeye çevirmesi buna delildir. Azınlı a menfaat sa la yıp insanların büyük ço unlu unu yoksullu a ve sefalete iten bir olgu da me de niyet olamaz, olsa olsa bir zulüm makinası olabilir

Bugünkü Batı medeniyetinin meyveleri hiç de iç açıcı de ildir. Görü nür de mutlu bir azınlık refah ve israf içinde yaşarken, insanların büyük bir kısmı aç lık ve sefalet içindedir. Bu durum, insanlardaki kıskançlık, kin, ha set, düş manlık ve adaletsizli e karşı intikam duygularını beslemekte ve e er kontrol al tı na alınamazsa, kabaran bu hislerin insana hakim olmasına sebebi yet ver mek tedir. Bu hislerin kontrolüne giren bir insan ise hırsızlık, sabotaj, cinayet, is yan ve terör olaylarına yönelebilmekte ve bu tür tahripkar davra nışlarla asa yiş ve huzuru bozabilmektedir. Bu yüzden, ileriyi görmeyen kısır bir men faat esasına dayanan bugünkü Batı medeniyeti, aslında toplumların ve hatta dün ya nın huzurunu bozacak etkenleri besleyen bir mekanizma vazi fesi gör mektedir. Sonra da bu tehditlerle mücadele için polisiye tedbirlere ve sa vun ma ya büyük maddi kaynaklar ayırmak zorunda kalmaktadır.
 

KIRIKMIZRAP

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
3 Eyl 2005
Mesajlar
910
Aldığı Beğeniler
1
Takım
Galatasaray
Terörü iki kısımda incelemek mümkündür ve her iki kısım da şefkat ve mer hamet hisleri ile alakalıdır. İnsandaki şefkat ve merhamet hissi, şefkat et tik lerini koruma, tehditleri ortadan kaldırma ve düşmanlık edenlere saldırma me yillerinin madenidir. Hatta çok korkakların tavuk gibi şefkat hissinin ka barmasıyla cengaver kesildikleri çok vakidir. İnsanın kalbinde tahkikî iman ve onun neticesi olan tevekkül ve teslimiyet tam hakim de ilse, şefkat edi lenlerin mâdur edilmesi veya öldürülmesi gibi a ır bir tahrik altında gale ya na gelen bu hisler kontrolden çıkar ve uyanan intikam ve tahrip hisleri nor mal de gayet sakin olan kişiye hakim olur. Artık akıl ve vicdan kişiye en gel ola maz ve kişi muvakkat bir deli gibi hareket eder. Böyle a ır hissî baskı al tın da aklî melekeleri sükûta u rayan kişiler hareketlerinden mesul bile ol ma yabilirler ve bu Amerikan hukuk sisteminde masumiyet iddiası için ge çer li bir dayanaktır. Terörün üzerine korkutarak caydırmak gayesi ile şid det ve zu lümle gidenler aslında terörü önlemek yerine şefkat damarını kanat tıkları his sî kişileri yaralı arslanlara çevirmekte ve terörü ve zulmü yaygın laş tır mak ta dırlaraynen arı kovanına çomak sokarak birçok sakin arının ca na var laş tır dı ı gibi. Bu tür kişiler tahrikler kalkıp bu hislerin a ır baskısından kur tu lun ca yaptıklarından pişman olabilirler ve eski sakin hallerine tekrar döne bi lir ler

Daha dehşetli olan ikinci kısım terör ve anarşinin sebebi ise, kalbin fe sa dı, mukaddes de erlerin tahrip olmasıyla kalplerden şefkat ve merhamet his le rinin tamamen silinmesi ve insanın yılan gibi zehirlemekten rahatsız ol ma yan (hatta zevk alan) canavarlar haline gelmesidir. Bu tür insanlar son yıl lar da türemeye başlamıştır ve medeniyeti ve insanlı ın gelece ini tehdit eden asıl tehlike budur. İhtilâl-i Fransavîde hürriyetperverlik tohumuyla ve aşı la masıyla sosyalistlik türedi, tevellüd etti. Ve sosyalistlik ise bir kısım mu kad desatı tahrip etti inden, aşıladı ı fikir bilâhere bolşevikli e inkılap etti. Ve bol şe viklik dahi çok mukaddesat-ı ahlâkiye ve kalbiye ve insaniyeyi boz du un dan, elbette ektikleri tohumlar hiç bir kayıd ve hürmet tanımayan anar şist lik mahsulünü verecek. Çünki kalb-i insanîden hürmet ve merhamet çıksa; akıl ve zekâvet, o insanları gayet dehşetli ve gaddar canavarlar hük müne ge çi rir, daha siyasetle idare edilmez. (Şualar, s. 593)
 

KIRIKMIZRAP

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
3 Eyl 2005
Mesajlar
910
Aldığı Beğeniler
1
Takım
Galatasaray
Teörle mücadelede kaba kuvvet ile kalıcı sonuç alınamaz

Terörle mücadelede en büyük yanılgı, teröristlerin sayıca az ve kaynakça za yıf olduklarından dolayı terörün polisiye ve askerî tedbirlerle önlenebile ce i zannıdır. Terörle mücadelede kuvvet üstünlü ü geçerli bir kriter de il dir. Çün kü terör tahriptir ve tahrip kolaydır. Az kuvvetle çok büyük tahribat ya pı la bilir. Bazen tek bir kişi tek bir kibritle koca bir bölgeyi içindeki evle riyle be ra ber yakabilir ve yüzlerce itfaiyeciyi en modern teçhizatları ile bera ber ça re siz bırakabilir. Bediüzzamanın ifadesi ile Ekseriyet-i mutlaka ile da la let ve şer, menfîdir ve tahriptir ve ademîdir ve bozmaktır. Ve ekseriyet-i mut la ka ile hidayet ve hayır, müsbettir ve vücudîdir ve imar ve tamirdir. Her kes çe malûmdur ki: Yirmi adamın yirmi günde yaptı ı bir binayı, bir adam, bir gün de tahrip eder. Evet bütün âzâ-yı esasiyenin ve şerait-i hayatiyenin vücu duy la vücudu devam eden hayat-ı insan, Hâlık-ı Zülcelalin kudretine mah sus oldu u halde; bir zalim, bir uzvu kesmesiyle, hayata nisbeten ademî olan mev te o insanı mazhar eder. Onun için Et-tahribü eshel durub-u emsal hük mü ne geçmiş. İşte bu sırdandır ki: Ehl-i dalalet, ha kikaten zaîf bir kuvvet ile pek kuvvetli ehl-i hakka bazen galip oluyor. (Lemalar, s. 70)

Ödüllendirerek veya korkutarak yapılan mücadelenin etkisi yüzeysel ve ge çicidir. Terörle etkin ve kalıcı mücadele ancak insanların tahrip ve düş man lık hislerini uyandıran, besleyen ve harekete geçiren unsurlarla mücadele ile mümkündür. Bu hisler canlı kaldı ı sürece, terörle mücadele gayretleri bo şa gider. Bu da fikirlere hükmeden, kalpleri ısındıran, hakimiyetini vic dan lar üzerinde daima muhafaza eden hak ve hakikate tabi olmakla olur. Be diüz za man bunu veciz bir şekilde şoyle ifade eder: Tergib [ra bet ver dirme] ve ya terhib [korkutma] hilesiyle ancak yalnız bir tesir-i sathî edip ve akla karşı sedd-i turuk [yol kesme] edecektir. Şu halde amak-ı kulûbe [kalblerin de rin lik leri] nüfuz ve erakk-ı hissiyatı [ince hisler] tehyic ve şükûf-misal [gonca gi bi] olan istidadatı inkişaf ettirmek ve kâmine [gizli] ve nâime [uyuyan] olan seciyeleri ikaz ve tenbih ve cevher-i insaniyeti feverana [coşma, dep reş me] getirmek ve kıymet-i nâtıkıyeti [konuşmaklık] izhar et mek, şua-ı hakika tın hâssasıdır. Evet kasavet-i mücessemenin [cisimleşmiş kalp katılı ı] misal-i müşahhası olan ved-i benat [kızların diri iken gömül mesi âdeti] gibi umûr lar dan kalplerini taskil etmesi [cilâlandırmak] ve rik kat-i letafetin leması olan hayvanata merhamet, hattâ karıncaya şefkat gibi umûr ile tezyin etmesi; öy le bir inkılab-ı azîmdir hususan öyle akvam-ı be devide ki, hiçbir kanun-u tabiiyeye tevfik olmadı ından, hârikulâde oldu u musaddak [do rulu u tas dik edilmiş] kerde-i erbab-ı basirettir. Basiretin varsa tasdik edeceksin. (Mu ha kemat, s. 151)
 
Üst Alt