- Üyelik Tarihi
- 3 Eyl 2005
- Mesajlar
- 910
- Aldığı Beğeniler
- 1
- Takım
- Galatasaray
Kalpte nefis ve heves yerine imanın hükmetti inin işaretleri fani dünya dan ziyade ebedî ahirete müteveccih olmak, olayların dünyadan ziyade ahi re te bakan yüzüyle alakadar olmak ve dünyaya sadece ahiretin bir tarlası ol ma sı hasebiyle de er vermektir. Nitekim Bediüzzaman, bir kısım dindar ve âlim in sanların bile cemaati ve câmiyi bırakıp radyo dinlemeye koşarlarken, dün ya yı altüst eden ve İslâm dünyasının gelece ini yakından ilgilendiren İkinci Dün ya Savaşına kendisinin niye ilgi duymadı ını ve Acaba bundan daha bü yük bir hâdise mi var? diye soranlara şu cevabı verir: Evet, bu ci han har binden daha büyük bir hâdise ve bu zemin yüzündeki hâkimiyet-i âmme da vasından daha ehemmiyetli bir dava (...) şu ki: Herkesin iman mu kabilinde bu zemin yüzü kadar ba lar ve kasırlar ile müzeyyen ve bâki ve daimî bir tar la ve mülkü kazanmak veya kaybetmek davası başına açılmış. E er iman ve si kasını sa lam elde etmezse kaybedecek. Ve bu asırda, maddiyunluk tau nuy la çoklar o davasını kaybediyor. (Şualar, s. 203) Keza, İslâm tarihinin en kri tik harbi olan Bedir Harbinde mücahitler Resulullahın emriyle cemaatle na maz kılmışlardır ve cemaat sevabını almak en büyük bir dünya hadisesine ter cih edilmiştir (Emirda Lahikası-2, s. 246) Durum böyle iken, aklı başında bir mümin Kuranın Kim bir cana kıymamış birini öldü rürse, bütün in san ları öldürmüş gibidir (Maide Sûresi, 32) şiddetli tehdi dine karşı ebedî ha ya tını riske atıp terör olaylarına tevessül edebilir mi? E er ediyorsa, bu mu az zam bir iman zaafiyetini gösterir ve bu kişinin ilk önce kalbindeki bu en teh li keli hastalı ı tedavi etmesi gerekir.
Kişiler, iman seviyelerini kalplerindeki kardeşlik ve düşmanlık hislerini tar tarak tayin edebilirler: İman bütün eşya arasında hakikî bir uhuvveti, irti ba tı, ittisali ve ittihad rabıtalarını tesis eder. Küfür ise, bürudet gibi bütün eş yayı birbirinden ayrı gösterir ve birbirine ecnebi nazarıyla baktırır. Bunun için dir ki, müminin ruhunda adavet, kin, vahşet yoktur. En büyük bir düş ma nıy la bir nevi kardeşli i vardır. (Mesnevî-i Nuriye, s. 69)
Risale-i Nur talebeleri her zaman asayişin muhafızları olmuşlar ve her tür lü terör ve anarşiden uzak durmuşlardır. Çünkü Risale-i Nurun mesle i nin esası şefkattir ve imanı takviye etmektir. Milyonlarca Nur Talebeleri, te rör le en etkin mücadelenin hakikî imanı elde etmekle oldu unun şahitleri dir ler. Risale-i Nurun esas mesle i olan şefkat, hak ve hakikat ve vicdan, biz le ri şiddetle siyasetten ve idareye ilişmekten men etmiş. Çünkü tokada ve be la ya müstehak ve küfr-ü mutlaka düşmüş bir-iki dinsize müteallik yedi-se kiz ço luk-çocuk, hasta, ihtiyar, masumlar bulunur. Musibet ve bela gelse, o bî ça re ler dahi yanarlar. (...) Bu vatanın ve bu milletin hayat-ı içtimaiyesi bu acip za manda anarşilikten kurtulmak için beş esas lâzım ve zarurîdir: Hür met, mer hamet, haramdan çekinmek, emniyet, serserili i bırakıp itaat etmek tir. Ri sale-i Nur hayat-ı içtimaiyeye baktı ı zaman, bu beş esası kuvvetli ve kudsî bir surette tesbit ve tahkim ederek, asayişin temel taşını muhafaza etti ine de lil ise; bu yirmi sene zarfında Risale-i Nurun, yüz bin adamı vatan ve mil le te zararsız birer uzv-u nâfi haline getirmesidir. (Şualar, s. 349)
Kişiler, iman seviyelerini kalplerindeki kardeşlik ve düşmanlık hislerini tar tarak tayin edebilirler: İman bütün eşya arasında hakikî bir uhuvveti, irti ba tı, ittisali ve ittihad rabıtalarını tesis eder. Küfür ise, bürudet gibi bütün eş yayı birbirinden ayrı gösterir ve birbirine ecnebi nazarıyla baktırır. Bunun için dir ki, müminin ruhunda adavet, kin, vahşet yoktur. En büyük bir düş ma nıy la bir nevi kardeşli i vardır. (Mesnevî-i Nuriye, s. 69)
Risale-i Nur talebeleri her zaman asayişin muhafızları olmuşlar ve her tür lü terör ve anarşiden uzak durmuşlardır. Çünkü Risale-i Nurun mesle i nin esası şefkattir ve imanı takviye etmektir. Milyonlarca Nur Talebeleri, te rör le en etkin mücadelenin hakikî imanı elde etmekle oldu unun şahitleri dir ler. Risale-i Nurun esas mesle i olan şefkat, hak ve hakikat ve vicdan, biz le ri şiddetle siyasetten ve idareye ilişmekten men etmiş. Çünkü tokada ve be la ya müstehak ve küfr-ü mutlaka düşmüş bir-iki dinsize müteallik yedi-se kiz ço luk-çocuk, hasta, ihtiyar, masumlar bulunur. Musibet ve bela gelse, o bî ça re ler dahi yanarlar. (...) Bu vatanın ve bu milletin hayat-ı içtimaiyesi bu acip za manda anarşilikten kurtulmak için beş esas lâzım ve zarurîdir: Hür met, mer hamet, haramdan çekinmek, emniyet, serserili i bırakıp itaat etmek tir. Ri sale-i Nur hayat-ı içtimaiyeye baktı ı zaman, bu beş esası kuvvetli ve kudsî bir surette tesbit ve tahkim ederek, asayişin temel taşını muhafaza etti ine de lil ise; bu yirmi sene zarfında Risale-i Nurun, yüz bin adamı vatan ve mil le te zararsız birer uzv-u nâfi haline getirmesidir. (Şualar, s. 349)