1.Lügat Bilgisi
Risaleleri okurken hiç bir kelimeyi anlamadan geçmemek.Bir çoklarının Risale-i Nur için "okudum anlamadım, dili çok ağır " dediklerini görüyoruz. Dilinin ağırlığının Risale-i Nurun anlaşılmasını güçleştirdiği doğrudur. Çünki Risale-i Nur bundan seksen sene öncesinin diliyle yazılmıştır. Risale-i Nur yazıldığı yıllarda anlaşılıyor ve bu cihette bir güçlükte hissedilmiyordu. Zaten müellif sözler kitabının başında "avam lisanıyla" yani halk lisanıyla, yazıldığını ifade eder.
Aradan geçen seksen sene içerisinde, dilde yapılan muazzam tahribatın neticesinde bu eserler nisbeten anlaşılmaz bir hale gelmiştir. Fakat bu hal yalnızca Risale-i Nurun değil, bundan yüz sene önce yazılmış bütün kitapların bir kaderidir.
Dil alanında yapılan tahribatlar neticesinde, bizler kendi tarih ve kültüründen koparılmış bir millet haline getirildik. Maalesef bu bir vakıadır.
Böyle bir durumda, Risale-i Nurları öğrenmek isteyen kimseler olarak bize düşen vazife nedir?. Ya Risaleleri anlamak için sadeleştireceğiz, ki bu hal eserin orijinaliğini bozacağından ve bir çok manaların da değişmesini ve yokolmasını netice vereceğinden pek isabetli bir yol değildir. Veyahutta biz risalelerde geçen ve bizim kültürümüzün, bizim tarihimizin bir yadigarı olan o kelimeleri öğreneceğiz.
Bir çok insanın hem para hemde vakit harcayarak yabancı dil öğrenmesini yadırgamayan, hatta tasvib ve teşvik edenlerin, dünya ve ahiret saadetleri için risalelerde geçen kelimelerin öğrenilmesini yadırgamamaları gerekir.
2- Risalei Nura muhatap olmak :
Risalei Nuru ilk önce - başkaları için değil - kendi nefsimiz için okumak.
3- Gayeli okuma :
Risale-i nurun gayesini ve hedeflerini, kendimiz için gaye ve hedef kabul etmek. ( bu bahsi müstakil olarak ele alacağız)
4- Kısımlara Ayırmak :
Şu rakamı ezberleyebilirmisiniz : 107114531571.
Birde şunu deneyin : 1071, 1453, 1571.
Birinci şıktaki rakamları ezberlemekte zorlanır, belkide ezberleyemeyiz. Fakat ikinci kısımdakileri çok kolay bir şekilde ezber edebiliriz.
Fark ettiyseniz yukardaki rakamlarla, aşağıdakiler aynı. Fakat birincisi kısımlara ayrılmadığı için zihinde tutmak zor. İkincisi kısımlara ayrılmış olduğu için ezber etmek kolay.
Zihnimizin rakamlar hakkındaki fonksiyonu, metinlerde de caridir. Yani uzun metinleri anlamak ve akılda tutmak zor olurken, kısımlara ayrılmış metinleri anlamak ve akılda tutmak kolay olmaktadır. Aynı zamanda bu yöntemle kısımlar arasındaki bağlantı ve metnin bütünlüğü de daha iyi anlaşılmaktadır.
Eğitimciler bir metni en güzel şekilde anlayabilmenin onu (bütün - parça - bütün) metoduna göre okumakla olabileceğini söylemektedirler. Risale-i Nuru ve Risale-i Nur eczalarını kolay bir şekilde anlamak içinde bizim yapacağımız şey bu usule göre okumak olmalıdır. Bu usule göre okumak, risalelerin, daha kolay anlaşılmasına vesile olur.
5- Risale-i Nur Eczalarını kısımlara ayırırken bazı noktalara dikkat etmek :
Risale-i Nur Eczalarını kısımlara ayırırken bazı noktalara dikkat etmek gerekir. Şöyle ki:
Risale-i Nur eczaları ( Hüküm - Misal - Hakikat - Hisse ) olmak üzere 4 kısma ayrılır. Umumiyetle metnin ilk cümlelerinde bir HÜKÜM ortaya konulur. MİSALlerle bu hüküm tavzih edilir, anlaşılır bir hale getirilir. Daha sonra HAKİKAT bu misaller üzerine bina edilerek ispat edilir. En son olarak anlatılan mevzudan bizim çıkarmamız gereken ders, HİSSE ortaya konulur. ( Küçük sözleri karşılaştırınız)
Bu dört kısım bazı yerlerde açık bazı yerlerde ise zımni olarak mevcuttur. Dikkatli bir bakışla bunu fark etmek mümkündür. Mesela küçük sözlerde bu çok açık olarak görünür. Pencereler risalesi, 33 penceredir ve mevzu tevhiddir. Her pencerenin başında zimni olarak "Allah vardır" hükmü mevcuttur. Mukaddimede bu zikredildiği için diğer yerlere luzum görülmemiştir.
6- Kısımlara ayırın ve numaralandırın :
Mevzuları her zaman "ama mutlaka- kısımlara ayırın. Bazı yerlerde bu taksimatı yaparken metni numaralandırın.
Mesela 6. pencere 12 maddedir ve müellif her bir maddenin başında "nasılki" "öylede" ifadeleriyle buna işaret eder. ( 6. pencereyi ilkönce numaralandırmadan sonrada numaralandırarak okuyun.)
Ayet-el kübranın "cevvissema'dan bahseden kısmı 4 maddedir ve buna "sonra" kelimeleriyle işaret edilir.
Reşhaların sonunda kuranın tekraratı 5 maddede zikredilir ve "hem" kelimesiyle buna işaret edilir. (hem'ler ekseriyetle paragraf başlarıdır)
Misalleri çoğaltmamız mümkündür. Başta da dediğimiz gibi metni kolayca anlamanın şartı metni kısımlara ayırmaktır. Aksi halde metni anlayamayız veya az anlarız.
7- Anahtar Kelimelere Dikkat Etmek :
Dikkat edilecek başka bir hususda, Risalelerde çokça geçen anahtar niteliğindeki kelimelerdir. Bu kelimelere dikkat etmekte mevzuun daha iyi anlaşılmasına yardım eder. Bu kelimeler: Şöyleki, Nasılki, Mesela, Ezcümle, Öylede, ( veya aynen öylede ) Evet, Hem, Madem-Elbette, İşte, Demek, Elhasıl kelimeleridir..
1. ŞÖYLEKİ : Kendisinden önceki mübhem, kapalı bir cümlenin açıklanacağına işarettir.
2. NASILKİ - MESELA : Bu iki kelimeden sonra daima misal gelir.
3. EZCÜMLE : Anlatılan mevzuya dair bir kaç misalin anlatılacağını ifade eder.
4. AYNEN ÖYLEDE : Misallerden hemen sonra gelen bu kelime, hakikate geçileceğine işaret eder.
5. EVET : Bir iddiadan sonra, bu iddianin izah veya ispat edileceğine işarettir.
6. HEM : Hemler ekseriyetle paragraf başı veya madde başlarıdır.
7. Madem "ELBETTE : Her hangi bir şey ispat edileceği zaman mademlerle deliller ( öncüller ) ortaya konulur. Elbette kelimesinden sonra iddia ispat edilir. (netice )
8. İŞTE : Bazen misal ve hakikat arasında, bazen de neticenin beyan edileceği zaman kullanılır.
9. DEMEK "ELHASIL : İkisi de neticeyi gösterirler.
8- Fihrist ve Şemalar :
Herhangi bir şeyi anlamak, idrak edebilmek ancak onu ihata etmekle mümkündür. İhata edilemeyen bir şey anlaşılmaz, veya anlaşılsa da nakıs ve cüz'i olur. Büyük, uzun risaleler çokları tarafından ihata edilemediği için anlaşılmaz olarak nitelendiriliyor, veyahut bu risaleleri okuyanlar onun bütününden değil, ancak bir kısmından istifade edebiliyorlar.
Bu tarz risaleleri ihata edebilmek, ancak bu risalelerin fihristelerini veya şemalarını çıkarmakla olur. Ayrıca risalelerde geçen bazı uzun karışık gibi görünen mevzularında tablolarını yapmak gerekir. Haritalar sayesinde ihata edemediğimiz büyük kara parçalarını, devletleri tanıyabiliriz. Fihrist ve şemalarda, bizim ihata edemediğimiz risaleleri, ihata etmemize, kavramamıza vesile olur.
Risaleleri okurken hiç bir kelimeyi anlamadan geçmemek.Bir çoklarının Risale-i Nur için "okudum anlamadım, dili çok ağır " dediklerini görüyoruz. Dilinin ağırlığının Risale-i Nurun anlaşılmasını güçleştirdiği doğrudur. Çünki Risale-i Nur bundan seksen sene öncesinin diliyle yazılmıştır. Risale-i Nur yazıldığı yıllarda anlaşılıyor ve bu cihette bir güçlükte hissedilmiyordu. Zaten müellif sözler kitabının başında "avam lisanıyla" yani halk lisanıyla, yazıldığını ifade eder.
Aradan geçen seksen sene içerisinde, dilde yapılan muazzam tahribatın neticesinde bu eserler nisbeten anlaşılmaz bir hale gelmiştir. Fakat bu hal yalnızca Risale-i Nurun değil, bundan yüz sene önce yazılmış bütün kitapların bir kaderidir.
Dil alanında yapılan tahribatlar neticesinde, bizler kendi tarih ve kültüründen koparılmış bir millet haline getirildik. Maalesef bu bir vakıadır.
Böyle bir durumda, Risale-i Nurları öğrenmek isteyen kimseler olarak bize düşen vazife nedir?. Ya Risaleleri anlamak için sadeleştireceğiz, ki bu hal eserin orijinaliğini bozacağından ve bir çok manaların da değişmesini ve yokolmasını netice vereceğinden pek isabetli bir yol değildir. Veyahutta biz risalelerde geçen ve bizim kültürümüzün, bizim tarihimizin bir yadigarı olan o kelimeleri öğreneceğiz.
Bir çok insanın hem para hemde vakit harcayarak yabancı dil öğrenmesini yadırgamayan, hatta tasvib ve teşvik edenlerin, dünya ve ahiret saadetleri için risalelerde geçen kelimelerin öğrenilmesini yadırgamamaları gerekir.
2- Risalei Nura muhatap olmak :
Risalei Nuru ilk önce - başkaları için değil - kendi nefsimiz için okumak.
3- Gayeli okuma :
Risale-i nurun gayesini ve hedeflerini, kendimiz için gaye ve hedef kabul etmek. ( bu bahsi müstakil olarak ele alacağız)
4- Kısımlara Ayırmak :
Şu rakamı ezberleyebilirmisiniz : 107114531571.
Birde şunu deneyin : 1071, 1453, 1571.
Birinci şıktaki rakamları ezberlemekte zorlanır, belkide ezberleyemeyiz. Fakat ikinci kısımdakileri çok kolay bir şekilde ezber edebiliriz.
Fark ettiyseniz yukardaki rakamlarla, aşağıdakiler aynı. Fakat birincisi kısımlara ayrılmadığı için zihinde tutmak zor. İkincisi kısımlara ayrılmış olduğu için ezber etmek kolay.
Zihnimizin rakamlar hakkındaki fonksiyonu, metinlerde de caridir. Yani uzun metinleri anlamak ve akılda tutmak zor olurken, kısımlara ayrılmış metinleri anlamak ve akılda tutmak kolay olmaktadır. Aynı zamanda bu yöntemle kısımlar arasındaki bağlantı ve metnin bütünlüğü de daha iyi anlaşılmaktadır.
Eğitimciler bir metni en güzel şekilde anlayabilmenin onu (bütün - parça - bütün) metoduna göre okumakla olabileceğini söylemektedirler. Risale-i Nuru ve Risale-i Nur eczalarını kolay bir şekilde anlamak içinde bizim yapacağımız şey bu usule göre okumak olmalıdır. Bu usule göre okumak, risalelerin, daha kolay anlaşılmasına vesile olur.
5- Risale-i Nur Eczalarını kısımlara ayırırken bazı noktalara dikkat etmek :
Risale-i Nur Eczalarını kısımlara ayırırken bazı noktalara dikkat etmek gerekir. Şöyle ki:
Risale-i Nur eczaları ( Hüküm - Misal - Hakikat - Hisse ) olmak üzere 4 kısma ayrılır. Umumiyetle metnin ilk cümlelerinde bir HÜKÜM ortaya konulur. MİSALlerle bu hüküm tavzih edilir, anlaşılır bir hale getirilir. Daha sonra HAKİKAT bu misaller üzerine bina edilerek ispat edilir. En son olarak anlatılan mevzudan bizim çıkarmamız gereken ders, HİSSE ortaya konulur. ( Küçük sözleri karşılaştırınız)
Bu dört kısım bazı yerlerde açık bazı yerlerde ise zımni olarak mevcuttur. Dikkatli bir bakışla bunu fark etmek mümkündür. Mesela küçük sözlerde bu çok açık olarak görünür. Pencereler risalesi, 33 penceredir ve mevzu tevhiddir. Her pencerenin başında zimni olarak "Allah vardır" hükmü mevcuttur. Mukaddimede bu zikredildiği için diğer yerlere luzum görülmemiştir.
6- Kısımlara ayırın ve numaralandırın :
Mevzuları her zaman "ama mutlaka- kısımlara ayırın. Bazı yerlerde bu taksimatı yaparken metni numaralandırın.
Mesela 6. pencere 12 maddedir ve müellif her bir maddenin başında "nasılki" "öylede" ifadeleriyle buna işaret eder. ( 6. pencereyi ilkönce numaralandırmadan sonrada numaralandırarak okuyun.)
Ayet-el kübranın "cevvissema'dan bahseden kısmı 4 maddedir ve buna "sonra" kelimeleriyle işaret edilir.
Reşhaların sonunda kuranın tekraratı 5 maddede zikredilir ve "hem" kelimesiyle buna işaret edilir. (hem'ler ekseriyetle paragraf başlarıdır)
Misalleri çoğaltmamız mümkündür. Başta da dediğimiz gibi metni kolayca anlamanın şartı metni kısımlara ayırmaktır. Aksi halde metni anlayamayız veya az anlarız.
7- Anahtar Kelimelere Dikkat Etmek :
Dikkat edilecek başka bir hususda, Risalelerde çokça geçen anahtar niteliğindeki kelimelerdir. Bu kelimelere dikkat etmekte mevzuun daha iyi anlaşılmasına yardım eder. Bu kelimeler: Şöyleki, Nasılki, Mesela, Ezcümle, Öylede, ( veya aynen öylede ) Evet, Hem, Madem-Elbette, İşte, Demek, Elhasıl kelimeleridir..
1. ŞÖYLEKİ : Kendisinden önceki mübhem, kapalı bir cümlenin açıklanacağına işarettir.
2. NASILKİ - MESELA : Bu iki kelimeden sonra daima misal gelir.
3. EZCÜMLE : Anlatılan mevzuya dair bir kaç misalin anlatılacağını ifade eder.
4. AYNEN ÖYLEDE : Misallerden hemen sonra gelen bu kelime, hakikate geçileceğine işaret eder.
5. EVET : Bir iddiadan sonra, bu iddianin izah veya ispat edileceğine işarettir.
6. HEM : Hemler ekseriyetle paragraf başı veya madde başlarıdır.
7. Madem "ELBETTE : Her hangi bir şey ispat edileceği zaman mademlerle deliller ( öncüller ) ortaya konulur. Elbette kelimesinden sonra iddia ispat edilir. (netice )
8. İŞTE : Bazen misal ve hakikat arasında, bazen de neticenin beyan edileceği zaman kullanılır.
9. DEMEK "ELHASIL : İkisi de neticeyi gösterirler.
8- Fihrist ve Şemalar :
Herhangi bir şeyi anlamak, idrak edebilmek ancak onu ihata etmekle mümkündür. İhata edilemeyen bir şey anlaşılmaz, veya anlaşılsa da nakıs ve cüz'i olur. Büyük, uzun risaleler çokları tarafından ihata edilemediği için anlaşılmaz olarak nitelendiriliyor, veyahut bu risaleleri okuyanlar onun bütününden değil, ancak bir kısmından istifade edebiliyorlar.
Bu tarz risaleleri ihata edebilmek, ancak bu risalelerin fihristelerini veya şemalarını çıkarmakla olur. Ayrıca risalelerde geçen bazı uzun karışık gibi görünen mevzularında tablolarını yapmak gerekir. Haritalar sayesinde ihata edemediğimiz büyük kara parçalarını, devletleri tanıyabiliriz. Fihrist ve şemalarda, bizim ihata edemediğimiz risaleleri, ihata etmemize, kavramamıza vesile olur.