- Üyelik Tarihi
- 23 Eyl 2010
- Mesajlar
- 199
- Aldığı Beğeniler
- 3
- Takım
- Galatasaray
Ruhumdan gelen bir kurşun beni hedef seçti kendine.Beynimdeki bu kurşun yarası ara sıra beni sarmalayıp,allak bullak ediyor duygularımı,hayatımı…Bir nevi ‘’Hadi!’’ diyordu.’’Hadi gel,beni ara,bul artık.’’
Nöbetin teşrifi* tıpkı bir sara nöbetinin gelişi gibi,aniden.Önce içimi tarif edilemez bir aydınlık kaplıyor,sonra bu aydınlık gittikçe büyümeye başlıyor.Büyüyor,büyüyor…! Büyüdükçe yerimde duramıyorum.
Eğer kapatılmışsam,engellenmişsem,istediğim yere gidemiyorsam,mantıkla bağlıysam hayatın gerçeklerine,tükeniyorum.İçinde bulunduğum her dört duvar,zindanım oluyor. Önümde açılan ve beni çağıran o aydınlık yola atamadığım için kendimi,bir hücreye tıkılmış gibi hissediyorum.Bu yaşadıklarım kısa sürüyor,bir süre sonra geçiyor ama geçinceye kadar pençesindeyim nöbetlerin.
Her nöbet,bitiriyor beni.Çünkü zincirlerimi kıramıyorum bir türlü,kaçamıyorum.Anlık arayış ve hissedişler…Neyi aradığını,nerede arayacağını bilmeden.!
En son hoş bir bahar günü yakalandım nöbete.Baharın zaten her zaman hayatımda ayrı bir yeri olmuştur.Her baharla yeniden doğar umutlar,
tomurcuklar.Yeniden doğar dünya.Ruhum da yeniden doğmak istiyor ama yol bulamıyordu.
*O gün!Pencerenin kenarına ılık bahar rüzgarının etkisiyle cama sırnaşan mimozanın mest eden serenadını izliyordum.Ve sürüklendim...
Önce,yine içimi daha önceki nöbette olduğu gibi bir ferahlık kapladı.Hani bazı anlar vardır ya insanın hayatında.Hiç bir neden yokken için içine sığmaz.Uçmak* belki de ölene kadar koşmak istersin,bulunduğun yer her neresiyse.Gerisini düşünmeden,yolunun nerede biteceğini düşünmeden,sevinç naraları ata ata,hülyalarının,ruhunun peşinden koşmak…
Bitimsiz bir aydınlığa gebeydi ruhum artık.Ötesi yok…
Akşama kadar çağırdı beni içimdeki o aydınlık.Ve güneş tüm güzelliğiyle batarken,nasıl kendiliğinden çıkıp geldiyse yine öyle kaçıp gitti.Bir daha ne zaman kapımı çalacağını söylemeden..!
Ve ben yine bırakıyorum kendimi hudutsuzca yaşamaya…
Ta ki,O Allah dostunun cemalini görünceye kadar.
Beni çağıranı buluncaya kadar,kıvrandım nöbetlerde…*
Rabbim herkese hiç olmazsa ömründe bir kere ziyaretine gitmeyi nasib eylesin. *
Gökkuşağı
Nöbetin teşrifi* tıpkı bir sara nöbetinin gelişi gibi,aniden.Önce içimi tarif edilemez bir aydınlık kaplıyor,sonra bu aydınlık gittikçe büyümeye başlıyor.Büyüyor,büyüyor…! Büyüdükçe yerimde duramıyorum.
Eğer kapatılmışsam,engellenmişsem,istediğim yere gidemiyorsam,mantıkla bağlıysam hayatın gerçeklerine,tükeniyorum.İçinde bulunduğum her dört duvar,zindanım oluyor. Önümde açılan ve beni çağıran o aydınlık yola atamadığım için kendimi,bir hücreye tıkılmış gibi hissediyorum.Bu yaşadıklarım kısa sürüyor,bir süre sonra geçiyor ama geçinceye kadar pençesindeyim nöbetlerin.
Her nöbet,bitiriyor beni.Çünkü zincirlerimi kıramıyorum bir türlü,kaçamıyorum.Anlık arayış ve hissedişler…Neyi aradığını,nerede arayacağını bilmeden.!
En son hoş bir bahar günü yakalandım nöbete.Baharın zaten her zaman hayatımda ayrı bir yeri olmuştur.Her baharla yeniden doğar umutlar,
tomurcuklar.Yeniden doğar dünya.Ruhum da yeniden doğmak istiyor ama yol bulamıyordu.
*O gün!Pencerenin kenarına ılık bahar rüzgarının etkisiyle cama sırnaşan mimozanın mest eden serenadını izliyordum.Ve sürüklendim...
Önce,yine içimi daha önceki nöbette olduğu gibi bir ferahlık kapladı.Hani bazı anlar vardır ya insanın hayatında.Hiç bir neden yokken için içine sığmaz.Uçmak* belki de ölene kadar koşmak istersin,bulunduğun yer her neresiyse.Gerisini düşünmeden,yolunun nerede biteceğini düşünmeden,sevinç naraları ata ata,hülyalarının,ruhunun peşinden koşmak…
Bitimsiz bir aydınlığa gebeydi ruhum artık.Ötesi yok…
Akşama kadar çağırdı beni içimdeki o aydınlık.Ve güneş tüm güzelliğiyle batarken,nasıl kendiliğinden çıkıp geldiyse yine öyle kaçıp gitti.Bir daha ne zaman kapımı çalacağını söylemeden..!
Ve ben yine bırakıyorum kendimi hudutsuzca yaşamaya…
Ta ki,O Allah dostunun cemalini görünceye kadar.
Beni çağıranı buluncaya kadar,kıvrandım nöbetlerde…*
Rabbim herkese hiç olmazsa ömründe bir kere ziyaretine gitmeyi nasib eylesin. *
Gökkuşağı
