Osmanlı döneminde medresede Saçaklı Hoca olarak meşhur olan bir hoca vardı. Ders okutur, talebe yetiştirirdi. Kendisine Saçaklı Hoca dedirten olay şöyle gerçekleşti: Saçaklı Hoca, medresede ders verirken talebenin biri bazen ayağa kalkar, oturur, sağına bakar, soluna bakar dururdu. Talebe bu esnada bir başkasıyla ilgiliymiş gibi bir hal alırdı. Dikkatini dağıtır, kendini derse veremez, dikkatini toparlayamazdı.
Hoca kızdı bir gün:
"N'oluyor sana! Sanki burada değilsin!" diye çıkıştı.
Talebe:
"Efendim Hızır geliyor da ondan" deyiverdi.
Hoca:
"Yalan söylersin! Bu ne biçim Hızır? Ben niçin göremem?" diye çıkıştı ardından.
Talebe:
"Sorayım efendim" dedi.
Hızır tekrar geldiğinde talebe sordu. Hızır Aleyhisselâm dedi ki:
"Senin hocan süsü ile çok uğraşıyor. Medreseye gelirken ayna önünde, cübbe sarık şöyle mi yakıştı, böyle mi yakıştı, diye fazla meşgul oluyor. Bir gurur heykeli kesiliyor. Bu gibi haller manevî terakkîye manidir. İnsanı köreltir. Basiretini bağlar. Göreceğini bile göremez hale getirir."
Talebe bunu hocasına bildirince, hoca o günden sonra aynaya bakmamaya yemin etti. Süslenmeyi bıraktı, üstüne başına bakmaz oldu. Öyle ki, sarığının saçağı eskidi, sallanmaya başladı.
Hoca, Hızır Aleyhisselâm ile görüşebilmek için saçını sarığını toplamaz olunca, sallanıp her taraftan sarkan saçaklarla başı bir tuhaf olmuştu.
Hiç kimsenin uyarısına aldırmayıp kendine çeki düzen vermeyen hoca, nihayet Saçaklı Hoca lâkabıyla anılmaya başladı
Hoca kızdı bir gün:
"N'oluyor sana! Sanki burada değilsin!" diye çıkıştı.
Talebe:
"Efendim Hızır geliyor da ondan" deyiverdi.
Hoca:
"Yalan söylersin! Bu ne biçim Hızır? Ben niçin göremem?" diye çıkıştı ardından.
Talebe:
"Sorayım efendim" dedi.
Hızır tekrar geldiğinde talebe sordu. Hızır Aleyhisselâm dedi ki:
"Senin hocan süsü ile çok uğraşıyor. Medreseye gelirken ayna önünde, cübbe sarık şöyle mi yakıştı, böyle mi yakıştı, diye fazla meşgul oluyor. Bir gurur heykeli kesiliyor. Bu gibi haller manevî terakkîye manidir. İnsanı köreltir. Basiretini bağlar. Göreceğini bile göremez hale getirir."
Talebe bunu hocasına bildirince, hoca o günden sonra aynaya bakmamaya yemin etti. Süslenmeyi bıraktı, üstüne başına bakmaz oldu. Öyle ki, sarığının saçağı eskidi, sallanmaya başladı.
Hoca, Hızır Aleyhisselâm ile görüşebilmek için saçını sarığını toplamaz olunca, sallanıp her taraftan sarkan saçaklarla başı bir tuhaf olmuştu.
Hiç kimsenin uyarısına aldırmayıp kendine çeki düzen vermeyen hoca, nihayet Saçaklı Hoca lâkabıyla anılmaya başladı