SÂDIKA
I.
bir gülü budar gibi kendini benden kesip uzaklaşıyor...
nereye gidiyorsun, ne yaparım... diye soramıyorum bile
ait olduğu yer burası değil. gelip geçicilik ona da bağışlanmış.
var eden, var ettiğine yokluğu da verdi. uzaklaşana gitmeyi ve geride kalana yitirmenin kederini bağışladı.
bu kavuşma-uzaklaşma, bu keder bir hatırlatmayı kurmak istiyor sanki.
sınıyor ya da soruyar; sâdık mısın?
çünkü bir ayrılıkla başlamıştı insanın yeryüzü serüveni. yani bir kederle...
insanın ilk çilesi ve akıttığı ilk gözyaşı yitirmenin kederindendi. saflığın elden kaçırılışı...
ve sonra yitirilen masumiyete duyulan yakıcı özlem... ne yitirişin kederini unutabildi sâdık insan, ne de özlemekten vazgeçti...
şimdi yitirilen her mutluluk bu kederin derinliğini görünür kılıyor. mutluluktan çok hüzün var elde...
hüzün; uzaklaşanı geri çağıran ümit. ya da onun seni geri çağırdığını duyumsatan insiyak. ve sâdık olan
kayıtsız kalamaz bu çağrıya. bu yüzden hem hep ümitli, hem hep hüzünlüsün...
II.
ayrılık, unutmayacak kadar yakıcıysa. uzaklaşanın bıraktığı hasret büyüyen bir alevse. uzaklaşandan kim ayırabilir kalbi?
kim onun yok olduğuna inanabilir? kim vazgeçebilir ondan?
sâdık olan yitirmeyendir. ya da hep geri çağrılan...
I.
bir gülü budar gibi kendini benden kesip uzaklaşıyor...
nereye gidiyorsun, ne yaparım... diye soramıyorum bile
ait olduğu yer burası değil. gelip geçicilik ona da bağışlanmış.
var eden, var ettiğine yokluğu da verdi. uzaklaşana gitmeyi ve geride kalana yitirmenin kederini bağışladı.
bu kavuşma-uzaklaşma, bu keder bir hatırlatmayı kurmak istiyor sanki.
sınıyor ya da soruyar; sâdık mısın?
çünkü bir ayrılıkla başlamıştı insanın yeryüzü serüveni. yani bir kederle...
insanın ilk çilesi ve akıttığı ilk gözyaşı yitirmenin kederindendi. saflığın elden kaçırılışı...
ve sonra yitirilen masumiyete duyulan yakıcı özlem... ne yitirişin kederini unutabildi sâdık insan, ne de özlemekten vazgeçti...
şimdi yitirilen her mutluluk bu kederin derinliğini görünür kılıyor. mutluluktan çok hüzün var elde...
hüzün; uzaklaşanı geri çağıran ümit. ya da onun seni geri çağırdığını duyumsatan insiyak. ve sâdık olan
kayıtsız kalamaz bu çağrıya. bu yüzden hem hep ümitli, hem hep hüzünlüsün...
II.
ayrılık, unutmayacak kadar yakıcıysa. uzaklaşanın bıraktığı hasret büyüyen bir alevse. uzaklaşandan kim ayırabilir kalbi?
kim onun yok olduğuna inanabilir? kim vazgeçebilir ondan?
sâdık olan yitirmeyendir. ya da hep geri çağrılan...