Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

Hekimoglu

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
17 Ağu 2005
Mesajlar
1,861
Aldığı Beğeniler
191
Konum
Amerika
HACE MUHAMMED BAHAUDDİNİ ŞAHI NAKŞİBENDİ
(Kuddise Sirrûhu)


Künyesi: Buhâra civarında Kasrı Ârifan'dan Hâce Muhammed Bahâeddîni Şâhı Nakşibendidir. Uzunca boylu, bu day tenli ve güzel yüzlüydü. Sakalı büyükçe idi. Boynu nur gibi parlardı. Tatlı dilli ve güler yüzlü olup herkesi istikamete zorlardı. Zahiren halk ile, bâtınen Hak ile idi.

Uzunca boylu, bu day tenli ve güzel yüzlüydü. Sakalı büyükçe idi. Boynu nur gibi parlardı. Tatlı dilli ve güler yüzlü olup herkesi istikamete zorlardı. Zahiren halk ile, bâtınen Hak ile idi. Buharaya bir fersah mesafede Kasrı Arifan'da Sülalei Tahireden Ecdâdı İmamı Caferi Sadık'a ve oradan Hazreti Ali ve Hazreti Fatıma validemize varan sâlih bir babadan ve saliha bir anadan do muşlardır. Henüz ana rahminde iken bir er kokusu duyulmuş ve bu durum manevi babası olan Muhammed Baba Semâsi tarafından ifade edilmişti. Daha çocuk yaşlarda iken büyüklü üne dalâlet eden alametler görülmekte idi. Yaşı ile mütenasip olmayan idrak, dirayet, nuru hidayet kendisinde müşahade ediliyordu.
Şâhı Nakşibendi Hazretleri, kendisine kadar "Hacegân Yolu" olarak anılan tarîkatı, "Nakşibendi" yapan kolbaşı, veliler serdârı bir uludur. Adı Muhammed Bahâüddîn b. Muhammed, nisbesi "elBuhârî"dir. Buhara yakınındaki Kasrı Arifân'dandır. Buranın eski adı Kasr,ı Hinduvan iken, kendilerine nisbetle "Arifler Köşkü" anlamına gelen Kasrı Arifan denildi. İsminin başındaki Şah kelimesi de "Gönül Sultanı" anlamında bir saygı ifadesidir. Şahı Nakşibendi Kuddise sirruhu 718 Muharreminde (1318 Nisanında) dünyaya gelmiş, İslâm âlimlerinin en meşhurlarından olup tasavvufda en yüksek derecelere ulaşmıştır. Asrında ve kendinden sonraki asırlarda onun sebebiyle pekçok insan, hidayete, do ru yola kavuşmuştur.

Bahâeddîni Buharînin ilk hocası, daha do ar do maz kendisini manevi evlatlı a kabul eden ve hakkında çok müjdeler veren Hâce Muhammed Baba Semasi Kuddise sirruhudur. Önce ondan istifade etti. Sonra bu hocası onun yetiştirilmesini en kâmil talebelerinden Emir Külâl Kuddise sirruhuya havâle etti. Seyyid Emir Külâl Kuddise sirruhu Şahı Nakşibendi Hazretlerinin yetişmesi için titizlikle meşgul olup, onu tasavvuufda yüksek derecelere ulaştırdı. Hatta bir gün Ona dediki:

"Şeyhim Muhammed Baba Semmâsi Kuddise sirruhunun senin yetişmen konusundaki emirlerini yerine getirdim. Şu anda hem hâl bakımından, hem de "kâl" bakımından yüksek derecelere eriştiniz. Sadrımda ne varsa sana aktardım. Fakat senin himmet kuşun beni geçti, daha yükseklerde uçuyor. Artık kemâl semasında diledi iniz gibi uçma a tarafımdan mezunsunuz, diyerek icazet verdi. Suhâr'da bir mescid inşaası sırasında beş yüz müridin huzurunda gerçekleşen bu icazetten sonra Şahı Nakşibendi oradan ayrıldı. Bu izinden sonra zamanın büyük şeyhi ve alimlerinden olan Mevlâna Arif Kuddise sirruhunun hizmet ve sohbetlerine yedi sene devam ettiler. Daha sonra yine ululardan Hâce Halil Ata Kuddise sirruhunun hizmetinde ve sohbetlerinde oniki sene bulundu. Nice arif sırlarına vakıf oldu.
Şahı Nakşibendi Kuddise sirruhu çok mütevazi bir hayat yaşardı. Haramlardan titizlikle sakınır, ruhsat yolundan çok, azimet yolunu tercih ederdi. Misafirlerine ikramdan hoşlanır, hediyeye, hediye ile mukabele etmeye çalışırdı. Mahlukatın tümüne şefkat nazarıyla bakardı. Tasavvufdaki ilk hallerini şöyle anlatmıştır:

Tasavvuf hallerinden cezbe hâli ço alıp kararsız düştü üm günlerde, geceleri ay ışı ında kabristanda dolaşırdım. Bir gece devamlı ziyaret edilmekte olan üç büyük zâtın mezarını gördüm. Her birinin kabrinde yanmakta olan birer kandil vardı. Kandillerin ya ı ve fitilleri oldu u hâlde çok sönük yanıyorlardı. Fitillerini hareket ettirmek lazımdı ki, parlak yanıp çok ışık versinler. O kandilleri öylece bırakıp, Hâce Muhammed Vasî Kuddise sirruhunun kabri başına gittim. Orada Ahmed Eckarnevi Kuddise sirruhunun kabrine gitmem işaret olundu, oraya gittim. Bellerinde kılıç takılı olan iki kişi geldi. Bir hayvana beni bindirip yönünü de Mezdâhin tarafına çevirip ayrıldılar. O gece devamlı yol alarak sabaha do ru Mezdâhin mezarlı ına ulaştım. Orada da di er mezarlardaki gibi bir kandil yanıyordu. Fakat o da sönük yanıyordu. Kıbleye karşı oturdum. Bu sırada bana geçkinlik hali geldi. Kıble tarafında gördü üm duvar yarıldı. Gördü üm manzara; yeşil örtüler ile süslenmiş bir taht ve bu taht üzerinde bir zât oturmuştu. Etrafında ise kalabalık bir cemaat vardı. İçlerinde Baba Semmasî Kuddise sirruhu de bulunuyordu. Sâdece Onu tanıyordum. Daha sonra anladım ki bu zâtlar, vefat eden bu yolun büyükleridir. Fakat kürsinin üzerinde oturan kimdir diye merak ediyordum ki, kürsünün etrafında oturanlardan biri bana dedi ki:

Bu zat Hâce Abdûlhâlık Gücdüvanî Kuddise sirruhudur. Etrafındaki cemaat ise Onun Halifeleridir. Sonunda Hocam Baba Semmasi Hazretlerini göstererek bunu hayatta iken gördüm, senin şeyhindir. Sana taç verdi. Onu tanıdın mı?
Evet Hocamı tanıdım, fakat tâcın nerede oldu unu bilmiyorum" dedim.
O senin evindedir. Onu sana keramet olarak verdiler ki bir bela gelecek olsa, onun bereketiyle def edilir
 

Hekimoglu

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
17 Ağu 2005
Mesajlar
1,861
Aldığı Beğeniler
191
Konum
Amerika
Sonra denildi ki: Şimdi dikkat kesil Abdülhalık Gücdüvanî Kuddise sirruhu sana nasihat edecek!
Hâce Hazretlerinin elini öpmek istedim, izin verildi. Yaklaştım, selâm verip edeple elini öptüm. Sonra huzurunda edeple ayakta durdum. Tasavvufda ilerlemek hususunda şöyle buyurdu:
Evladım kabirlerin başında kandillerin sana öyle gösterilmesi senin bu yolda kabiliyet sahibi oldu una alâmettir. Fakat fitil gibi olan kabiliyeti hareketlendirmek lâzımdır ki, bu kabiliyet ortaya çıksın. Hakkın gizli sırları sana açık olsun.

Hangi durumda olursa olsun Dinimizin caddesinde yürümek, Azîmet ve Sünneti Seniyye üzere olmak lâzımdır. Emirlere ve yasaklara uymak hususunda istikamet üzere olacaksın, bidatlerden ve ruhsatla amel etmekten uzak duracaksın. Hadisi Şerifleri ö renip amel edeceksin. Rasûlüllah Sallellahü Aleyhi ve Sellem ve Sahabei Kiramın haberlerini ve izlerini araştırıp inceleyeceksin. Böylece ça ına yetişmeden yüzyüze görüşmeden, Abdülhalık Gücdüvani Kuddise sirruhunun üveysi müridi olmuş, alemi mânada onun terbiyesine girip feyz almıştır.

Abdülhalık Gücdüvani Kuddise sirruhu zamanında gizli zikre önem veren "Hacegân Yolu"nda, Mahmud İncir A nevi Kuddise sirruhu ile cehri ve hafi zikir birleştirildi. Şahı Nakşibendi Hazretleri gizli zikre olan meyilleri sebebiyle bir bakıma Abdülhalık Gücdüvani Kuddise sirruhunun vaz etti i esaslar çerçevesinde ve ondan aldı ı ruhani, üveysi terbiye dairesinde yetişerek yine Hâce tarafından tesbit edilen "On bir esas"ını ihya etmiştir. Nakşibendi yolunu daha sa lı ında iken Buhara, Semerkand ve Maveraünnehir bölgesine yaydı. Güçlü ve müteşerri halifeleri vasıtasıyla yıllarca İslam ülkesinde tesir ve nüfuzunu devam ettirmiştir.
Nakşibendi Hazretlerinin menkibeleri sayılmayacak kadar çoktur. Bır kaçını burada zikredelim.
Şahı Nakşibendi Kuddise sirruhu Peygamberimiz Sallellahü Aleyhi ve Sellemin sünnetine tam uyar ve O'nun yaptı ı şeyleri yapmaya çok gayret ederdi. Her Sünnetini işlerdi. Bir defasında Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam Ashabı Kiram dan bir gurup ile ekmek pişirmişlerdi. Peygamberimiz Sallellahü Aleyhi ve Sellemde mübarek eline bir parça hamuru alıp tandıra koymuşlardı. Bir müddet sonra baktılarki hamurlar pişmiş. Fakat Peygamberimiz Salleallahü Aleyhi ve Sellemin koydu u hamur pişmemişti, oldu u gibi duruyordu. Demek ki ateş Peygamberimizin mübarek elinin de di i hamuru yakmadı. İşte Şahı Nakşibendi Kuddise sirruhu da bu sünneti ihya için talelebeleriyle aynı şekilde ekmek pişirdiler. Ne görsünler tüm hamurlar pişmiş. O'nun koydu u hamur aynen duruyordu. Onun da mübarek elinin de di i hamura ateş tesir etmedi.

Onun talim etti i Nakşilik yolunda en büyük keramet, kerametin gizlenmesiydi. Çünkü Mevlâ Celle Celalühu bazen veli kulunu kerametle taltif ederek, kendisi ile keramet arasında muhayyer bırakarak imtihan eder. Kul gayenin keramet de il, istikamet ve hak rızası oldu unu anlarsa kurtulur, de ilse aya ı sürçer ve tökezler. Maneviyat yolunun en tehlikeli geçidi burasıdır. Şâhı Nakşibendi Hazretlerine göre en büyük keramet, kerameti örtmek ve gizlemektir. Hatta kendisine: "Sizden niçin bu kadar az keramet zuhur ediyor? diye soranlara şu cevabı veriyor: Omuzlarımızda bunca günah yüküne ra men ayakta durabilmekten daha büyük keramet mi arıyorsunuz? Halk içinde Hak ile beraberli i esas alan Nakşibendi Kuddise sirruhu, emaneti zahiren Emir Külâl Kuddise sirruhudan, batınen Abdülhalık Gücdüvani Kuddise sirruhudan almıştır.
 

eslem

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
2 Eyl 2005
Mesajlar
1,072
Aldığı Beğeniler
2
Allah razı olsun güzel bilgileriniz için ..
 

KAMELYAM

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
30 Ağu 2005
Mesajlar
460
Aldığı Beğeniler
2
ALLAH RAZI OLSUN..

ÇOK GÜZEL BİR PAYLASIM... :)
 

KIRIKMIZRAP

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
3 Eyl 2005
Mesajlar
910
Aldığı Beğeniler
1
Takım
Galatasaray
Faydalı aktarımların için sagolasın hekimoglu kardeşim.. Yüregine saglık. Rabbim onların hürmetine affetsin bizleri Amin..
 

KanDamLaSi

Ubeyd
 
Üyelik Tarihi
14 Eki 2005
Mesajlar
7,463
Aldığı Beğeniler
64
$ah-i Nak$ibend kimdir...

eski bir kitap okumu$tum $ahi Nak$ibend idi adi... cok güzeLdi...
tavsiye ederim...
 

Beste

Dert etme Duâ et..
 
Üyelik Tarihi
13 Eki 2009
Mesajlar
11,177
Aldığı Beğeniler
18,751
Konum
Sessiz
Takım
Galatasaray
Paylasim icin Allah razi olsun.
 

nesligul

Hersey sevmekle basladi..
 
Üyelik Tarihi
25 Şub 2011
Mesajlar
781
Aldığı Beğeniler
40
Konum
hollanda
Bende kitapini okumustum..cok guzel ve ibret dolu bir hayat hikayesi var sahi naksibendin( h.z)
Guzel konuyu paylasmissiniz ALLaH CC razi olsun..
Tavsiye ediyorum:
images
 
Üst Alt