MİKDÂD BİN ESVED (r a)
İslâmiyeti kabûl eden Hz. Mikdâd ve diğer kimsesiz Müslümanları yakalayıp, elbiselerini soydular. Demirden zırhlar giydirerek güneşin altında, kızgın kumların üzerine yatırarak saatlerce, hattâ günlerce, işkenceleri artırarak devam ettiler.
Müslümanları her gördükleri yerde yakalayıp hapsediyorlar, akla ve hayâle gelmedik işkenceler yapıyorlardı. İşkenceler, sonunda dayanılmaz bir hâl alınca, diğer Müslümanlarla beraber Habeşistana hicret etmelerine izin verildi. Mikdâd bin Esved de, Habeşistana hicret eden ikinci kâfilenin içinde yer aldı. Peygamberimizin Medîneye hicretine kadar orada kaldı. Buradan Medîneye döndü
Hz. Mikdâd cesûr, gözüpek ve fedâkâr bir Müslümandı. Bütün önemli hâdiselerde, ona vazîfe verilirdi. Hîleyle esîr ve şehîd edilen, Hz. Hubeybin mübârek cesedi, müşriklerin elindeydi. Bunu istemeyen Efendimiz, Hz. Ebû Zer ile Hz. Mikdâdı vazîfelendirdi.Her husûsta, Kurân-ı kerîme ve sevgili Peygamberimize uygun hareket ederdi. Kurân-ı kerîmi baştan başa ezberlemişti. Hâfız idi
İslâmiyeti kabûl eden Hz. Mikdâd ve diğer kimsesiz Müslümanları yakalayıp, elbiselerini soydular. Demirden zırhlar giydirerek güneşin altında, kızgın kumların üzerine yatırarak saatlerce, hattâ günlerce, işkenceleri artırarak devam ettiler.
Müslümanları her gördükleri yerde yakalayıp hapsediyorlar, akla ve hayâle gelmedik işkenceler yapıyorlardı. İşkenceler, sonunda dayanılmaz bir hâl alınca, diğer Müslümanlarla beraber Habeşistana hicret etmelerine izin verildi. Mikdâd bin Esved de, Habeşistana hicret eden ikinci kâfilenin içinde yer aldı. Peygamberimizin Medîneye hicretine kadar orada kaldı. Buradan Medîneye döndü
Hz. Mikdâd cesûr, gözüpek ve fedâkâr bir Müslümandı. Bütün önemli hâdiselerde, ona vazîfe verilirdi. Hîleyle esîr ve şehîd edilen, Hz. Hubeybin mübârek cesedi, müşriklerin elindeydi. Bunu istemeyen Efendimiz, Hz. Ebû Zer ile Hz. Mikdâdı vazîfelendirdi.Her husûsta, Kurân-ı kerîme ve sevgili Peygamberimize uygun hareket ederdi. Kurân-ı kerîmi baştan başa ezberlemişti. Hâfız idi