Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

Bayram

LA İLAHE İLALLAH
 
Üyelik Tarihi
1 Eyl 2005
Mesajlar
7,283
Aldığı Beğeniler
51
Konum
Ankara
Takım
Galatasaray
SAHUR ve İFTARIN FAZİLETİ


Sahur: imsak vaktinden önce kalkılarak yenilen yemeğin adıdır. Peygamberimiz (s.a.v), Sahurda yemek yiyiniz, çünkü sahur yemeğinde bereket vardır (Riyâzüs-Sâlihîn) buyurarak ramazan gecelerinde sahura kalkmamızı tavsiye etmiştir. Ramazan ayında oruç tutacak olan kimsenin, imsak vaktinden önce sahur yemeği yemesi müstehaptır.
Duaların kabul edildiği vakitlerden biri de, ramazan gecelerinde sahur vaktidir. Oruç tutacak kimse, sahura kalktığı zaman, Allah'tan günahlarının bağışlanmasını istemelidir.
Mümkün olduğu kadar, gece ve gündüz Kur'an okumalı, Allah'ı zikirle ve Peygamber Efendimiz'e salât-ü selâmla meşgul olmalıdır. Boş ve lüzumsuz sözlerden, gıybetten kaçınmalıdır.

İftar: Allah rızası için farz veya nafile oruç tutan bir müslümanın, güneşin batmasından sonra orucunu açmak için yediği yemeğin adıdır, iftar zamanı, duanın kabul olduğu mübarek bir vakit, müslümanların duyduğu sevinç, ahirette kavuşacakları cennet nimetlerinin ve yaşayacakları sonsuz sevincin bir habercisidir.
Oruçlunun iki sevinci vardır: Biri iftar ettiği vakit, diğeri de Allah'a kavuştuğu zamandır (Müslim) diye buyuran Hz. Peygamber, iftarın önemini ortaya koymaktadır, iftar soframızda fakir, komşu ve akrabaların bulunması da büyük bir sevinç vesilesidir.
Netice itibariyle, oruçlarımızı şartlarına riayet ederek iftarıyla, sahuruyla birlikte tutmamız, oruçtan beklenen maddî ve manevî faydayı artırıp, ecrinin yükseltileceğine vesile olacağı unutulmamalıdır
 

Rumeysa

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
17 Eki 2005
Mesajlar
3,942
Aldığı Beğeniler
2,483
Konum
İstanbul
Takım
Galatasaray
bu güzel hatırlatmalar için Rabbim razı olsun..
 

zübeyde

abim seni cok özledim:(
 
Üyelik Tarihi
5 Mar 2006
Mesajlar
748
Aldığı Beğeniler
4
Takım
Galatasaray
allah razı olsun allah yar ve yardımcın olsun
 

fzehra

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
9,365
Aldığı Beğeniler
1,490
Konum
İstanbul
güzel bir hatırlatma RABBİM amil olmayı nasip etsin

indi uluhuyyetinde kabul buyursun
 

*perwerder*

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
2 Eyl 2005
Mesajlar
2,975
Aldığı Beğeniler
2
İFTARDA ACELE ETMEK



İftarı acele yapmak ve sahuru geciktirmek sünnettir. Pey­gamber aleyhisselâm bu iki sünneti yapmağa çok dikkat ederdi. Sahuru geciktirmek ve iftarı çabuk yapmak insanın aczini gös­terdiği için bu hususa dikkat etmelidir.

İftarı acele yapmak sünnet diye, saat geldi, güneş battı sanarak orucu bozmak doğru değildir. Çünkü belki saat yanlış­tır. Güneş batmamış olabilir. Bunun için ihtiyatlı davranmak lâzımdır. (Nur-ül-izah) kitabında, (Yıldızlar görününceye kadar orucunu açan iftarı acele etmiş olur). Ve İbni Âbidinde de (iftarda acele etmek, yıldızlar görünmeden önce iftar etmek demektir.) buyurulmaktadır. Akşam namazını da bu vakte kadar erken kılmak müstehaptır.

Güneşin battığı iyi anlaşılınca, önce hurma veya su, zeytin yahut tuz ile iftar edilir. Sonra camide cemaatle akşam namazı kılınır. Ramazan ayında akşam namazları, camilerde cemaatle kılınmayan yerlerde evde cemaatle kılınmalıdır. Bundan sonra akşam yemeği yenmelidir. Sofrada yemekleri yemek, bilhassa Ramazanda uzun süreceğinden, akşam namazının erken kılın­ması ve yemeğin acele etmiyerek rahat yenmesi için namazdan sonra yemek işinin halledilmesi daha münasip olur.

Sahuru geciktirmek sünnet diye güneş doğuncaya kadar uzatmak da orucun sıhhatine mânidir. Sabah namazının vakti girmeden 15-20 dakika kadar önce yemeği yemiş olmak sahuru geciktirmek demektir. Sabah namazının vakti girdikten sonra yemeğe devam etmek ise orucu ziyan 'etmek demektir.

Saate -ve takvime güvenilmediği zaman, müezzinlerin de saate göre bazen ezanı erken okuyabileceği düşüncesi ile, önce akşam namazını kılmalı, sonra iftar etmelidir. Böylece iftar yine, yıldızlar görünmeden önce olur. Ya'ni acele edilmiş olur ve oruç, bozulma tehlikesinden kurtulur. Akşam namazından önce ezan ve ikamet okumakla ve namaza hazırlanıp niyyet etmekle, biraz vakit geçeceği için namazın vaktinden önce kılınma tehlikesi azdır. Eğer namaz daha vakit girmeden kılın-mışsa tekrar kılmak da mümkündür. Fakat, oruç, namazdan önce bozulursa ziyan olmak tehlikesi vardır. Çünkü takvim, saat, kandil, top ve ezan yanlış olunca oruç kurtulmaz. Bu hususta şahit olduğum bir hâdiseyi anlatmakta faide vardır:

Birkaç sene önce, bir mecmuada iftarın acele edilmesi hak­kında yazdığım bir yazı üzerine samimi bir arkadaş, bu vesikalı mühim yazıma itiraz etti. Ramazan günüydü. Akşama az kal­mıştı. Yerebatan caddesinden geçerken minarenin ışıkları yandı. Arkadaş, cebinden bir hurma çıkararak orucunu açtı. Bir hurma da bana verdi. (Sen de namazdan sonra açarsın) dedi. Minareye tekrar baktık ki, ışıklar sönmüş. Arkadaş bir tuhaf oldu. Camiye gittik. Müezzin efendiye minarenin ışıklarının niçin yanıp söndüğünü sorduk. Caminin içindeki lâmbaları yakacağı yerde yanlışlıkla minarenin düğmesine basmış oldu­ğunu söyledi. Fakat arkadaşın orucu bozulmuş, zayi olmuştu. Hemen taşı gediğine koydum: (İslâm âlimlerinin vesikalı yazıla­rına inanmayıp minarenin ışığına güvenenin hâli budur.) dedim.
 

*perwerder*

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
2 Eyl 2005
Mesajlar
2,975
Aldığı Beğeniler
2
Bu ayda dört şeyi çok yapınız!



Peygamber efendimiz devamla şöyle buyurdu:

Bu ayda dört şeyi çok yapınız! Bunun ikisini Allahü teâlâ çok sever. Bunlar, Kelîme-i şehâdet söylemek ve istiğfâr etmektir. İkisini de, zaten her zaman yapmanız lâzımdır. Bunlar da Allahü teâlâdan Cenneti istemek ve Cehennem ateşinden O'na sığınmaktır. Bu ayda, bir oruçluya su veren bir kimse, kıyâmet günü susuz kalmıyacaktır.

(Sahîh-i Buhârî)deki bir hadîs-i şerîfte de Peygamber efendimiz şöyle buyurdu:

Bir kimse, Ramazan ayında oruç tutmayı farz bilir, vazîfe bilir ve orucun sevabını, Allahü teâlâdan beklerse, geçmiş günahları affolur.

Bu hadîs-i şerîften anlaşılıyor ki, orucun Allahın emri olduğuna inanmak ve sevap beklemek lâzımdır. Günün uzun olmasından ve oruç tutmanın güç olmasından şikâyet etmemek şarttır. Günün uzun olmasını, oruç tutmayanlar arasında güçlükle oruç tutmayı, fırsat ve ganîmet bilmelidir.

Câbir bin Abdullah hazretlerinin haber verdikleri bir hadîs-i şerîfte, Peygamber efendimiz şöyle buyurdu:

Allahü teâlâ benim ümmetime, Ramazan-ı şerîfte beş şey ihsân eder ki, bunları hiçbir peygambere vermemiştir:

1- Ramazanın birinci gecesi, Allahü teâlâ mü'minlere rahmet eder. Rahmet ile baktığı kuluna hiç azap etmez.

2- İftâr zamanında, oruçlunun ağız kokusu, Allahü teâlâya, her kokudan daha güzel gelir.

3- Melekler, Ramazanın her gece ve gündüzünde, oruç tutanların affolması için duâ eder.

4- Allahü teâlâ, oruç tutanlara, âhırette vermek için, Ramazan-ı şerîfte Cennette yer ta'yîn eder.

5- Ramazan-ı şerîfin son günü, oruç tutan mü'minlerin hepsini affeder. Yâni Ramazan ayının tamamını oruçlu geçirenleri affeder.n
 

sürmeli

Bir_Katre
 
Üyelik Tarihi
20 Ağu 2006
Mesajlar
3,305
Aldığı Beğeniler
26
Takım
Diğer
Allah cc razı olsun...
 

Bayram

LA İLAHE İLALLAH
 
Üyelik Tarihi
1 Eyl 2005
Mesajlar
7,283
Aldığı Beğeniler
51
Konum
Ankara
Takım
Galatasaray
rabbim sizden razı ve hoşnut olsun.
 
Üst Alt