- Üyelik Tarihi
- 5 Eyl 2011
- Mesajlar
- 3,789
- Aldığı Beğeniler
- 13,779
- Takım
- Galatasaray
Emre TEKNECİ
Şair Ölümü & Yokluğun Son Gecesi
orta yaşlı şairin evindeki sandalye devrildi yere doğru ölüme bakamayacak kadar korkaktı belki ama ölümü karşısına alacak kadar cesur bu yüzden çocuğuna baktı bu yüzden bütün borçları adına konuştu bu yüzden aynı yere gidip çantasını doldurdu ama pek hızlı koşmadı belki biraz daha hızlı koşsaydı olduğu yerde dururdu biraz daha hızlı koşsaydı ben onu bulurdum.
bir şair böyle mi ölür? benim önümdeki böyle öldü. ucuz bir dudakta bir yudumdu orta yaşlı şairin evindeki o sandalye devrildi yere doğru.
benden iki gece sonra karanlığın en uzun filmini izlemeye başladı ve kırgın bir güz mevsimi (ve kırgın bir genç şair) bıraktı bu şehirdeki gecenin boşluğuna glayöller, zambaklar, korku... devrildi yere doğru.
kış, fısıldadı sesi kısık. kurtlara açlığın apaçık tehdidini savurdu ayan beyan bu geceyi anlattı gördüm gerçekleri ölü bir kuşun kar altındaki bedeninde sakladığını kış. ses. kurt. tehdit. gece. gerçek. ölü. kuş. kar.
&
ağaçların arasındayım geç ağarmış sakallarım yangını göze alıyor yangına hazır artık elimde bir bardak kola aklımda yanan bir kibrit yanımda hâlâ atmacalar var ağaç. geç. sakal. yangın. göz. kola. akıl. kibrit. atmaca.
ve bir market kasasında
bir market müdürü kandırdı beni
ve yatağımda yatarken
cebrail kolye taktı bana
adım yahya
peygamber
benim soyumdan
market. kasa. müdür. yatak. cebrail. kolye. yahya. peygamber. soy.
seni her gördüğümde korkak bir saat kadarım düşlerim bile seni haklı çıkardı o yüzden o beyaz dükkândan çantanı almadan çıktım artık eve gitmeliyim bu saatte sokakta yalnızca geç kalmışlar kalır. korkak. düş. sen. beyaz. artık. ev. saat. sokak. geç.
Şair Ölümü & Yokluğun Son Gecesi
orta yaşlı şairin evindeki sandalye devrildi yere doğru ölüme bakamayacak kadar korkaktı belki ama ölümü karşısına alacak kadar cesur bu yüzden çocuğuna baktı bu yüzden bütün borçları adına konuştu bu yüzden aynı yere gidip çantasını doldurdu ama pek hızlı koşmadı belki biraz daha hızlı koşsaydı olduğu yerde dururdu biraz daha hızlı koşsaydı ben onu bulurdum.
bir şair böyle mi ölür? benim önümdeki böyle öldü. ucuz bir dudakta bir yudumdu orta yaşlı şairin evindeki o sandalye devrildi yere doğru.
benden iki gece sonra karanlığın en uzun filmini izlemeye başladı ve kırgın bir güz mevsimi (ve kırgın bir genç şair) bıraktı bu şehirdeki gecenin boşluğuna glayöller, zambaklar, korku... devrildi yere doğru.
kış, fısıldadı sesi kısık. kurtlara açlığın apaçık tehdidini savurdu ayan beyan bu geceyi anlattı gördüm gerçekleri ölü bir kuşun kar altındaki bedeninde sakladığını kış. ses. kurt. tehdit. gece. gerçek. ölü. kuş. kar.
&
ağaçların arasındayım geç ağarmış sakallarım yangını göze alıyor yangına hazır artık elimde bir bardak kola aklımda yanan bir kibrit yanımda hâlâ atmacalar var ağaç. geç. sakal. yangın. göz. kola. akıl. kibrit. atmaca.
ve bir market kasasında
bir market müdürü kandırdı beni
ve yatağımda yatarken
cebrail kolye taktı bana
adım yahya
peygamber
benim soyumdan
market. kasa. müdür. yatak. cebrail. kolye. yahya. peygamber. soy.
seni her gördüğümde korkak bir saat kadarım düşlerim bile seni haklı çıkardı o yüzden o beyaz dükkândan çantanı almadan çıktım artık eve gitmeliyim bu saatte sokakta yalnızca geç kalmışlar kalır. korkak. düş. sen. beyaz. artık. ev. saat. sokak. geç.