Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

fzehra

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
9,365
Aldığı Beğeniler
1,490
Konum
İstanbul
SALAT-Ü SELAM OKUMA



Peygamberimiz sallallahü aleyhi ve sellem üzerine salât-ü selâm okumak, en faziletli bir ibâdet, kulu Allah'ü Teâlâ'ya yakınlaştıran en büyük bir ameldir. Allah (c.c) salât-ü selâm okuyan kimsenin derecesini yükseltir, sevabını çoğaltır, günahlarını siler ve onu dünya ve âhirette mes'ud kılar.


Salât'ın manası, Allah'tan olursa rahmet ve mağfiret,

meleklerden olursa; istiğfâr,

kuldan olursa; duâ anlamına gelir.

Aziz ve Celil olan Rabb'ımız Kerim Kitabında bizlere şöyle emretmektedir:

''Gerçekten Allah ve melekleri Peygamber'e salât ederler. Ey îmân edenler! siz de O'na teslimiyetle salât ve selâm edin.''
(1)

Bu ilâhî emre göre, Peygamber aleyhisselam üzerine ömründe bir kere salât-ü selam okumak farzdır. Bu durumdaki emir kelime-i tevhid'e benzer. Onu bir kere söylemek, farzı yerine getirmek için yeterlidir.


Fakat, Onun şerefli ismi her zikredildiğinde veya her mecliste bir defa veyahut da, bir sayı ile sınırlandırılmaksızın salât-ü selâm'ı çokça yapmanın vâcibliği hakkındaki görüş ise; salât-ü selâm'ı okumaya teşvik eden, terkinden sakındıran hadis-i şeriflerle bir istidlâldır. Yani, bu konunun vâcib olmasını âlimler, hadis-i şeriflerden delil getirerek ortaya koymuşlardır. (2)


Büyük müfessir Elmalı Hamdi Yazır bu konuda adı geçen âyetin tefsirinde :'' Bu âyet gösterir ki Peygamber (aleyhisselama) salavât getirmek farzdır. Ancak tekrarına değinilmemiştir. Sahih olan budur ki; ismi (her) zikr olundukça vâcib olur,'' demiştir.

Hanefî mezhebine göre, Peygamber aleyhisselam'a ömründe bir kere salât okumak, farz; her zikr olunduğunda salât okumanın vâcib olması hakkında ise, mezhebin büyük imamlarından İmam Tahâvî ve İmam Kerhî ayrı ayrı görüş bildirmişlerdir.
Tahâvî yanında muhtâr olan, -Velev ki meclis bir olsa bile- Peygamber aleyhisselam'ın ismi şeriflerinin her zikredilişinde, vâcibliğin tekrar etmesidir. Bu görüşü Zâhidî, Müctebâ'da sahihlemiştir. Kirmânî, Eb-ül Leys'in mukaddemesinin şerhinde, Tahâvî'nin 'vâcibliğin tekrarı' görüşünü, kifayet yoluyla olmasıyla kayıtlamış ve:'' onlardan bazısı O'nun üzerine salât okursa diğerlerinden (salât'ın vacibliği) sâkıt olur. Çünkü; bazısının salâtiyle O'nun ta'zimi ve şerefinin izhârı için maksat hâsıl olmuş olur,'' demiştir.


Hanefi âlimlerinden bazıları ise, peygamber aleyhisselam'ın şerefli ismini bir mecliste pek çok defa işiten kimse için tilavet secdesi bahsinde açıklandığı gibi, bir defa salât getirmenin vâcib oduğuna hükmetmişler; fakat, salâtı tekrar etmenin mendup olduğunu ifade etmişlerdir. Bu görüş, Kâfî'de sahihlenmiştir. Bu konuda Hanefî mezhebinin görüşü müstehaplık olsa da, mezhepte itimad edilen görüş, Tahâvî'nin görüşüdür. (3)


Salât konusu fıkıh kitaplarımızda bu şekilde açıklanırken selâm konusu üzerinde fazlaca durulmamıştır. Bunun sebebi; 've sellimû' emrinin manası: '' O'nun hükmüne tam bir teslimiyetle teslim olun '' anlamına gelmesinden dolayıdır. Bu görüş Nihaye'de, Şeyh-ül İslâm Serahsî'nin Mebsut'undan nakledilmiştir. Kuhistânî ise, selâm'ın manasının: ''gerçek bir itaatle itaat edip, boyun eğmek,'' anlamına geldiğini ifade etmiş ve bu görüşü pek çoklarına nisbet etmiştir.


Büyük müfessir Kurtubî, El-Cami' Li Ahkâm-il Kur'an isimli tefsirinde ''Ve sellimû teslimen'' âyet-i kerimesini açıklarken, Kadı Ebû Bekir bin Bekîr'in: ''Bu âyet, Peygamber aleyhisselam hakkında indi ve Allah Ashâb-ı Kiram'ına, O'na selam vermelerini; aynı şekilde onlardan sonra (gelen ümmetine de) kabrini ziyaretlerinde ve işm-i şerifinin her anılışında selâm vermelerini emretti,'' sözünü naklettikten sonra, Nesâî'nin rivayet ettiği şu hadis-i şerifi, delil olarak getirmiştir. Abdullah bin Ebi Talha babasından rivayet etti ki:'' Bir gün Rasulullah sallallahü aleyhi vesellem yüzünde bir şevinç olduğu halde geldi. Kendisine: 'Yüzünde bir sevinç görüyoruz' dedik. Buyurdular ki: ' bana melek geldi ve şöyle dedi:'' Ey Muhammed! Rabbin diyor ki:'' Sana salavât okuyan herkese benim on rahmette bulunmam, selâm okuyan herkese de benim on selâm okumam sana (ikram olarak) yetmez mi?'' (4)

Kurtubî aynı âyetin tefsirinde şu hadis-i şerifleri de nakletmektedir. Muhammed bin Abd-ür Rahmân'dan, Rasulullah sallallahü aleyhi ve sellem buyurdular ki: '' Sizden bir kimse vefat ettiğim zaman bana selâm ederse, onun selâmı Cibril ile beraber bana gelir, Cibril: '' Ya Muhammed! Bu fülân oğlu fülân, sana selam ediyor,'' der. Ben de hemen:'' selâm, Allah'ın rahmeti ve bereketi onun üzerine olsun,'' derim.

Nesâî Abdullah ibn-i Mes'ud'dan rivayet ediyor, dedi ki :'' Rasulullah sallallahü aleyhi ve sellem şöyle buyurdular :'' Yer yüzünde Allah'ın seyyah melekleri vardır. Onlar, ümmetimin selâmını (ânında) bana tebliğ ederler.'' Kuşeyrî (r.h) Rasulullah aleyhisselam'a selâm vermek: '' Selâmün aleyke '' demektir, demiştir. (5)
 

sürmeli

Bir_Katre
 
Üyelik Tarihi
20 Ağu 2006
Mesajlar
3,305
Aldığı Beğeniler
26
Takım
Diğer
Allah cc razı olsun...

("Delailül Hayrat" tavsiye ederim bu kitap seçilmiş Peygambere salavat kitabıdır hem hergün düzenli olarak salavat var içerisinde sadece bir tavsiye...)

paylaşım için Allah Teala razı olsun teyzecim...
selam dua ve tevbe ile...
 

Bir_Katre

RAHMETLE ANIYORUZ DEĞERLİ KARDEŞİM
 
Üyelik Tarihi
4 Ağu 2006
Mesajlar
5,632
Aldığı Beğeniler
50
Konum
Ağrı
Takım
Galatasaray
Allah (cc) razı olsun ablam ellerine sağlık....
 

MuHaMMeT...

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
16 Mar 2007
Mesajlar
20
Aldığı Beğeniler
0
allah EMEKLERİNİ KARŞILIKSIZ BIRAKMASIN...
SENDEN VE SENİN GİBİLERİNDEN HOŞNUT OLSUN
ARKADAŞLAR MUHAMEDİ BİLMENİZ VE BİLDİRMENİZ HATIRLAMANIZ VE HATIRLATMANIZ KONUŞTUĞUNUZ HER KELİMEDE ONUN KELAMLARI VE ONUNLA İLGİLİ ALLAH RIZASI İÇİN NE YAPIYORSANIZ HEPSİ BİRER SELATTIR ÖNCE ALLAHI SONRA RESÜLÜNÜ DİLİNİZDEN KALBİNİZDEN SAKIN DÜŞÜRMEYİN
ALLAH'TAN, HEPİNİZİN KALPLERİNİ BÖYLE BİR İNANCLA DONATSIN
AMİN..
 

fzehra

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
9,365
Aldığı Beğeniler
1,490
Konum
İstanbul
Peygamberimiz (sallallahü aleyhi vesellem) bizim her şeyimizdir. Her ne kadar hakkı olan vefa ve sadâkati gösterememiş olsak da, aşk ölçüsünde sevdiğimiz, kendimizi en fazla medyûn hissettiğimiz, nûr cemâlini görebilmek, fem-i mübareğinden bir tek kelime olsun duyabilmek için dünyaları feda etmeye and içtiğimiz bir ikinci varlık gösterilemez. Zaten O'nu sevmek Hakk'ı sevmek; O'na itaat etmek Hakk'a itaat etmektir.

Tek kelimeyle O, bizim Efendimizdir ve tabiî, İnsanlığın Şeref Levhası, Kainatın da İftihar Tablosudur. Varlığımızdan, imanımızdan, hak ve hakîkate uyanışımızdan tabiî ne ölçüde uyanabilmişsek- dolayı hep O'na minnettarız. İşte bu mülahazalarla her zaman, El-minnetü lillâhi ve lirasûlihî-Minnet sadece Allah'a ve Rasûlüne'dir, deriz.

Aslında sadece biz değil bütün beşeriyet O'na medyûndur zira dünya huzuruna ve ukbâ saadetine giden yolun rehberliği O'na verilmiş, o yolu aydınlatan elektrik lambasının düğmesine o dokunmuştur. Yine O dur ki, dil, din, ırk, kavim, zengin, fakir ayrımı gözetmeden herkesin elinden tutmak, onları alıp Cennet'e götürmek için Kendini helâk edercesine gayret etmiş ve hem geride bıraktıklarıyla hem de manevî, rûhî himmetiyle etmeye devam ediyor. O ölmedi, ölmeyecek; bugüne kadar ümmetinin önünde yürüdü, bundan sonra da ümmetinin önünde hep O yürüyecek.

Yolunun yolcuları olarak Allah Rasûlü'ne karşı borcumuzu edâ etmenin fiilî/pratik yolu, O'nun sünnet-i seniyyesini, âdabına varana kadar hayatımıza tatbik etmekten geçer. Aslında bu, Allah'a itaatin de en sarîh ifadesidir. O Muallim-i Ekber'in din olarak bize tebliğ ettiği hususları bütün incelikleriyle yaşamaya çalışmakla O'na karşı dâima şükran hisleri içinde olduğumuzu ve bu hislerin gereğini yerine getirmeye âmâde bulunduğumuzu ilan etmiş oluruz.

Bu vefa borcunu îfâ etmenin kavlî yani sözlü yolu ise o Efendiler Efendisi'ni her zaman salât ü selâmlarla yâd etmektir.
Bütün semâvî dinlerin ve kitapların asıllarına ve umum peygamberlere iman edip saygıda kusur yapmamayı iman esasları içinde benimsemiş bir ümmetin fertleri olarak gayet açık ve net söylememiz gerekir ki, nâm-ı celîli geçtiğinde Nübüvvet Divanının Hâtemi olan o en güzel örneği hayırla yâd etmek topyekün beşeriyetin insanlık borcudur.

O Gaybın Son Habercisi'ni en güzel şekilde anmamak, ümmeti için bir vefasızlık ve sadakatsızlık, diğer insanlar için de kadirbilmezlik ve saygısızlıktır. Evet, müslümanlar azamî vefa, azamî sadakat, azamî saygıyla dopdolu olmanın gereği, başka dinlerin müntesipleri de, insaflı olmanın muktezası, O Nebîler Serveri'nin âlemlere rahmet oluşunun hakkını mutlaka vermelidirler.

Salât ü Selâm, Önemi, Fazileti


Salât kelimesi bilindiği üzere, dua, istiğfar, mağfiret, bereket, medh ü senâ gibi anlamlara gelir. Allah'tan olunca rahmet, melâike-i kirâmdan olunca mağfiret talebi, müminler tarafından olunca da hayır dua etmek manalarına gelir. Çoğulu da salavâttır. Selâm da esenlik, emniyet ve barış demektir. Müminlerin Efendiler Efendisi'ne selamları, O'na karşı sadakatleri ve ne şekilde olursa olsun O, Dünyanın En Hassas İnsanı'nı incitmeyecekleri hususundaki ahd ü peymanlarını yenilemeleri demektir.

Efendimiz (aleyhisselâma) salât ü selam getirmek her şeyden önce bir kulluk vazifesidir.
Zira Kur'an-ı Mübîn'de, Allah ve melekleri, Peygambere hep salât ederler. Ey iman edenler! Siz de ona salât edin ve tam bir içtenlikle selâm verin. (Ahzab,56) buyrulmuştur. Büyüklerimizin de ifade ettikleri gibi, salât u selamlarla iki cihanın vesîle-i saadeti Peygamberimiz'i her anışımız, hem O'nun peygamberliğini bir tebrik, hem getirdiği saadet-i ebediye müjdesine karşı bir teşekkür ve hem de bildirdiği fermanlara itaatimizi ve biatımızı yenilememiz manasına gelmektedir.

Bizler, Efendiler Efendisi'ne salât ü selâm okumakla, O'na olan bağlılığımızı yenilemiş, ümmeti arasına bizi de dahil etmesi isteği ile kendisine müracaat etmiş oluyoruz.

Seni andık, Seni düşündük; Allah Teala'ya Senin kadrini yüceltmesi için dua ve dilekte bulunduk demiş ve Dahîlek yâ Resûlallah-Bizi de nurlu halkana al ey Allah'ın Resûlü!.. talebimizi tekrar ederek O'nun engin şefkat ve şefaatine sığınmış oluyoruz. Dolayısıyla, salât ü selama Efendimiz'den daha çok biz muhtaç bulunuyoruz.

Salât ü Selâmda Cimrilik Yapmayalım


Salât ü selâm ikinci olarak, az önce de zikredildiği üzere, Allah'ın Son Peygamberi'ne karşı hem O'nun ümmetinin hem de bütün insanlığın vefa borcudur. Kadrine rûhânîlerin destan kestiği o En Büyük Elçi, bize bizzat Kendi ifadeleriyle salât ü selâmın ehemmiyetini hatırlatmakta ve bu hususta tembellik hatta âhesterevlik etmenin elîm âkıbetine dikkatlerimizi çekmektedir. Bu hususta sâdır olmuş bazı hadis-i şerifler şunlardır:

Allah benim için iki melek vazifelendirmiştir. Ben bir müslümanın yanında anıldığım da o müslüman bana salavât getirirse, mutlaka o iki melek ona: Allah seni mağfiret etsin' derler.

Cenab-ı Allah ve diğer melekleri de o iki meleğin duasına Amîn' derler. Bir müslümanın yanında adım zikrolunduğunda Bana salavât getirmezse, mutlaka o iki melek, Allah'ın mağfiretinden mahrum kalasın!' derler. Allah ( celle celâlühû) ve diğer melekler de o iki meleğin duasına Amîn' derler. (Mecmeu'z-Zevâid, 10/164; İbn-i Kesîr, 6/465)

Bir başka hadis-i şerif şöyledir: Bulunduğu yerde ismim zikrolunduğunda Bana salavât getirmeyen kimsenin burnu sürtülsün, hakarete uğrasın! (Sünen-i Tirmizî, Deavât 110; Müsned, 2/254) Burada istidrâdî olarak ifade edelim ki, yerine getirmeyenler hakkında ciddi vaîd (tehdit)lerin yer aldığı emirlerin Dinde pek büyük bir önemi vardır. Onun için de burnu sürtülsün' tehdîd-âmiz ifadesinin basit bir emrin terki hakkında gelemeyeceği düşünüldüğünde Allah Rasûlü'ne salât ü selâm okumanın ehemmiyeti kendiliğinden ortaya çıkar.

Bir diğer hadîs-i nebevîde şu ifade edilir: Her kim benim için bir salât ü selam okursa, Allah da ona on salât eder. Aynı zamanda on günahını affedip derecesini de on basamak yükseltir. (Nesâî, Sehv 55)

Efendimizin bu mevzudaki bir diğer muştusu da şudur: Yeryüzünde Cenab-ı Allah'ın bazı melekleri vardır; onlar ümmetimin selâmını bana ulaştırırlar. (Nesâî, Sehv 46)

Yine Cenâb-ı Hakk'ın ona itaati Zâtına itaat saydığı o Mümtazlardan Mümtaz Zat buyurur ki: Kıyamet günü Bana en yakın olacak insan, en çok salavât getirendir.(Tirmizî, Salât 357)

Yaratılışın gayesi, enbiyanın serveri, tevhid hakikatinin en gür sesi, Efendiler Efendisi'nin bir diğer kavli de şudur: Gerçek cimri, yanında ismim zikredildiği halde bana salât ü selâm etmeyendir. (Tirmizî, Deavât 110)
 
Üst Alt