Rabiatü’l-Adeviyye rh.a. doğduğu gün onu saracak bir bez parçası, göbeğini yağlamak için bir damla yağ bulunamamıştı. Babasının üç kızı daha vardı, Rabia dördüncüydü. Bunun için ona Rabia yani “dördüncü” ismini vermişlerdi. Annesi babasından bir komşudan yağ istemesini rica etti. Baba gidip geldikten sonra:
– Uyumuşlar, dedi.
Fakat adamcağızın canı sıkılmıştı, yattı uyudu. Rüyasında Hz. Peygamber s.a.v.’i gördü. Efendimiz O’na:
– Üzülme! Bu kız öyle hanımdır ki, ümmetimden yetmiş bin kişi onun şefaatini isteyecek, dedi ve sonra şöyle buyurdu: Basra emiri olan İsa Rada’nın yanına var ve benim adıma ona aynen şunu söyle: “Sen her gece Hz. Peygamber s.a.v.’e yüz kere, cuma gecesi ise dört yüz defa salât okuyorsun. Geçtiğimiz cumartesi salâvatı unuttun. Onun kefareti olarak bana dört yüz altın ver.”
Rabia’nın babası sabahleyin bu rüyayı bir kâğıda yazdı, İsa Rada’nın evine gitti. Birisi vasıtasıyla bu kâğıdı ona ulaştırdı. İsa Rada kâğıdı okuyunca Rasulullah Efendimiz s.a.v.’in kendisini anmış olmasının şükrü olmak üzere on bin gümüş paranın sadaka olarak dağıtılmasını, Rabia’nın babasına dört yüz altın verilmesini emretti.
Tezkiretü’l-Evliyâ
Abdullah S.Demirtaş..