Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

Cabir_

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
19 Mar 2007
Mesajlar
16
Aldığı Beğeniler
0
Gelelim tahlile:

Salât sözcüğü yapı olarak görünüş itibariyle saly ve salv köklerinden türemiş olabilir. Dilbilgisi kurallarına göre her ikisi de olabilir. Zira her iki sözcük de nâkıstır. Yani son harfleri harfi illettir. Dikkat çeken bir husus da salv kökünden olan kalıpların çekimlerinin bir çoğunun galb neticesi ya ya dönüşmesidir. Ki, üzerinde ciddi bir araştırma yapılmazsa bu bir çok karışıklığa neden olabilmektedir.

Biz Arapçadaki bu mastarlar üzerinden tahlil ve anlamını açıklayalım. Birincisi:
Saly: Ateşe atmak-ateşe girmek anlamına gelir. Bu mânâda el Hakka suresi 31.âyette kullanılmıştır:

Sonra cahime (cehennem) sallayın onu. (sallûhû)
Bu kökten türemiş olarak ve bu anlamda Kurânda islavhâ, yeslâ, veseyeslavne, seüslîhi, layeslâhâ gibi farklı kalıplar ile bir çok kez yer alır.

Türkçedeki sallamak ve yaslamak sözcükleri de Arapçadaki Saly sözcüğünden gelmiştir.


İkincisi:

Salv: İsim olarak uyluk, fiil olarak uyluklamak yani uylukları hareket ettirmek demektir. Ki kişi herhangi birisinin sırtındaki yüke veya herhangi bir hayvana yüklenmiş ağır yüke destek vermek isterse uyluğun (bacağın diz ile kalça arasındaki bölümünü) birini kaldırır, uyluğu yatay haline getirip yükün altına uzatır, destek sağlar.

Salât sözcüğünün aslı salvettir. Kelime nakıs (sonu harfi illetli) olduğundan genel dilbilgisi kuralları gereği salât şekline dönüşmüştür. Bize göre salât sözcüğünün kökü kesinlikle salv dır saly değildir. Zira kelimenin çoğulunda kelimenin asıl harfi olan vav açıkça ortaya çıkmakta; çoğulu salavât olarak gelmektedir. Bunun bir çok örneği daha vardır. Meselâ gazâ/savaştı sözcüğü aynı konumuz olan sallâ (mastarı salâttır) sözcüğüne benzer. Onun mastarı gazve, Gazvenin çoğulu gazevât olarak gelir. Diğer fiil çekimlerinde de gazânın vavı, ya yaya kalb olur yahut da düşer yok olur.

Saly sözcüğünün anlamı ile Namaz, dua yakarış, çaba, gayret, destek anlamları arasında herhangi bir anlam ilişkisi kurmaya da imkanı yoktur.

Eğer salât sözcüğünün kökünün saly olduğunu varsayarsak çok enteresandır ki Kevser suresindeki salli emrinden onu ateşe at ve Ahzab suresi 56. ayetteki sallû aleyhi den de Muhammedi ateşe sallayın, atın anlamı çıkarmamız gerekir.

Doğal olarak sözcükler yan anlamlara kayarlar. Ama hep ana eksen etrafında olur bunlar. Kesinlikle ana eksen kaybolmaz. Ki örneklerini Nahr, Ebter sözcüklerinin tahlillerinde görebilirsiniz.

Tamam böyledir ama yine de bu çok ciddi meselede her insanın zihninde bir acaba mutlaka kalır. İşte o istifhamı Kurân zihnimizden çeker alır. Zira Salv, Sallâ, salât sözcüğünün açık anlamı 75/Kıyamet suresinin 31, 32. âyetlerinde çok bariz olarak açıklanmıştır. Ki orada bu sözcüklerin karşıt anlamları da verilmiştir. Şöyle ki: Felâ saddaqa velâ Sallâ velâkin kezzebe ve tevellâ = O, ne tasdik etti ne de çaba harcadı/destekledi. Ama yalanladı ve geri durdu. Âyette dört eylem yer almış, ikisi diğer ikisinin karşıt anlamı olarak gösterilmiştir. Âyette saddakanın karşıtı kezzebe Yani tasdik etmenin karşıtı tekzib etme; sallâ fiilinin karşıt anlamı olarak da tevellâ = sürekli geri durmak, sürekli yüz dönmek, lakayt kalmak, ilgisizlik, pasiflik, ve yapılmakta olan girişimleri kösteklemek  fiili gösterilmiştir. Tevellâ sözcüğü kalıbı itibariyle süreklilik anlamını taşır. Buradan hareket edersek sallâ, tevellânın karşıtıdır. Yani anlam olarak destek olmak, seyirci kalmamak anlamındadır.

İş burada bitmedi. Salât sözcüğü nasıl yanlış girdiyse İslâmi hayatımıza, selâm ve teslîm sözcükleri de yanlış girmiş durumdadır. Âyeti celilenin ve sellimû teslimen kısmının da tavzih zarureti doğmuş durumdadır. Zira elinize hangi meali alsanız âyeti celiledeki bu, müminlere verilen ikinci görev için ....ve tam bir teslimiyetle selam veriniz! dendiğini göreceksiniz.(Bazı kelime farklılıkları olabilir.) Halbuki sözcüklerin gerçek manaları üzerinde dikkat gösterilse kolay kolay bu hata yapılmaz. Şöyle ki:

Âyette geçen sellimû ve teslîmen sözcüklerinin kökü, slm harflerinden oluşan muhtelif harekelerle de ifade edilebilen selm, silm kökleridir. Hangisi kabul edilirse edilsin manasında selâmetlik yani eski tabirle isabeti mekruhtan emin olmak anlamını taşır.

Konumuzdaki sellimû ve teslimen ifadeleri ise mezidattan tefil babından emri hazır ve mastardırlar. Bu babda anlam: emin etmek, korumak, güvenlik sağlamaktır.(
Sellemehüllah, Allah onu korudu, onun güvenliğini sağladı. diye kullanılır. Burada mana: ve tam bir güvenlik sağlamak suretiyle Peygamberin güvenliğini sağlayınız! demektir. Yoksa padişahım çok yaşa, yaşasın kral misilli şeyler bir şey ifade etmez. Padişahı çok yaşatmak için, kralın yaşaması için canla başla çaba harcamak gerekir. Laf ile lak lak değil.

Şimdi bahsimizde yer alan âyetin manası şöyle olur:

Ahzap suresi âyet 56:

.

Örnek verdiğimiz ayetlerin de gerçek ifadesi şöyledir:

Ahzap suresi âyet 43.

O, odur ki sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarsın diye kendisi ve melekleri (yüsalli aleyküm) sizin için gerekeni yapıyor/ size destek oluyor. Zaten O, inananlara karşı çok çok acıyıcıdır.

Bu âyetin mealini bir de şu âyetle karşılaştırın. Allahın salâtının nasıl olduğunu ne demek olduğunu ne manaya geldiğini kendiniz a de anlayacaksınız.

Hadid suresi âyet 9:

O, odur ki, sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarsın diye kulu üzerine gerçeği apaçık gösteren âyetler indiriyor. Allah size karşı gerçekten çok çok şefkatli, çok çok acıyıcıdır.

Görüldüğü gibi Allahın salavâtına/yardımından, desteğinden bir tanesi de Kulu üzerine gerçeği apaçık gösteren âyetler indirmesidir.

Ahzap suresi 56. âyetin yer aldığı sure, özel bir suredir. Orada Peygamberimizin özel hayatı, aile hayatı, sırlarını, misyonu, eşlerinin konumu, görevleri ve ayrıcalıkları yer alır.. Konumuz olan âyeti celileyi en iyi dereceden anlayabilmek için mümkünse surenin tamamını okuyup dikkate alınız. Ve bu destek ve güvenlik sağlama görevlerini yapmayarak peygamberi üzenlerin akıbetinin de neler olacağını 57 ve 58. âyetlerden bakınız. Sakın konu ve pasaj bütünlüklerini bozmayınız

Bir düşünelim: Bu âyetler indiği zaman Sahabe-i kiram neler yaptı? Herkes bir köşeye çekilip Allahümme salli ve sellim.. mi dedi? Yoksa varıyla yoğuyla, canıyla harekete geçip Allah yolunda Peygamberimize destek mi oldular, güvenliğini mi sağladılar?

Salavat getirmekle ilgili rivâyetleri inceleyiniz; râvilere ve rivâyetin yer aldığı kitaplara dikkat ediniz. Çoğu kastlı ihanetten kimisi de özendirme amaçlı cehaletten ortaya atılmış şeyler!

Şimdi manzaraya bir bakalım:

Allah,
- Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamberi destekliyorlar/ ona yardım ediyorlar/ onun için gerekeni yapıyorlar. Ey müminler! Siz de ona destek olun ona yardım edin/ onun için gerekeni yapın ve onun güvenliğini tam bir güvenlikle sağlayınız! buyuruyor.
-
Biz de çıkmışız:
- Allahümme salli ala muhammed ve sellim.. Ey Allahım! Muhammede sen yardım et, gerekli desteği sen yap ve onun güvenliğini sen sağla..... diyoruz.

Ne büyük tezat/çelişki ve ne iğrenç küstahlık!

Bu hal, Maide suresi 20-26 daki konu içersinde 24. âyet:  Dediler ki: Ey Mûsa! Onlar orada oldukça biz oraya asla girmeyeceğiz. Hadi sen git, Rabbinle birlikte savaşın. Biz şuracıkta oturacağız.

Beniisrail ile Musa As.ın vaziyetine benziyor mu benzemiyor mu? Bizimkisi biraz kibarca olsa da!

Allah ve melekler gerekeni sürekli yapıp duruyorlar: (yusallûne, fiilimuzâri sıygasıyla vârid olduğundan bu mânâyı mutazammındır.) Gerekeni yapacak olan, destek olacak olan, peygamberin güvenliğini sağlayacak bu işe çaba harcayacak olan, yerinde oturmayıp kalkıp kımıldayacak olan kısaca bu işle yükümlü olan biziz, biz müminleriz.

Peygamber bu gün aramızda olmadığına göre bu görevi destk ve güvenlik sağlamayı toplumda peygamberlik misyonunu (Rasülüllah`ın Medinedeki konumunu; Kur`an`ın tebliği ve tebyinini, İ,müslümanların devlet başkanlığı görevini) sürdüren kişi ve kurumlara yapmalıyız. Ama padişahım çok yaşa! diyerek değil.
 

fzehra

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
9,365
Aldığı Beğeniler
1,490
Konum
İstanbul
elinize e sağlık RABBİM amil olmayı nasip eylesin..

bu bilgilerin yazarı kim acaba??
 
Üst Alt