Allah için yaptığımız işlerde samimi olmamız gerektiği gibi insanlara karşı da iyi niyetli ve samimi olmamız gerekir. Onların yüzüne gülüp içimizden başka şeyler düşünmek kalbin ikiyüzlülüğünü gösterir. Bu da kalp niyetin merkezi olduğu için bütün amellerimize bulaşır. Büyük velilerden Serî Sekatî k.s. hazretleri bizi bu hususta şu sözlerle uyarır:
“Bir kişi davet etmek istemediği birini yemeğe davet etse ve o kişi yemeğinden yese iki günah kazanır, eğer yemeğinden yemezse sadece bir günah kazanır. Bu iki günahtan biri gerçekten istemediği halde, samimiyetsiz bir şekilde ve geçersiz bir niyetle bu işi yapmasındandır. İkinci günah ise din kardeşini kandırarak sevmediği ve öfkeleneceği bir işe zorlamasındandır. Çünkü eğer davet etmek istemediğini söyleseydi, davet edilen kişi yemeğine gelmezdi.”
Niyetlerimiz güzelleştikçe davranışlarımız, davranışlarımız güzelleştikçe de hem dünyamız hem ahiretimiz güzelleşir. Bütün bu güzellikleri elde etmek için ne yapsak yeridir. Zaten niyetlerimiz bozuk olduktan sonra bizi kurtaracak bir reçete de yoktur. Bunun için Allah dostları sürekli niyetleri tazelemeyi hatta iki güzel şey arasında kalınca daha güzeline yönelmeyi tavsiye ederler. Davud-i Taî k.s. hazretleri şunları söylemiştir:
“Salih kişinin bütün derdi takvaya ulaşmaktır. Bu kişi, bütün organları dünyaya bağlansa bile, iyi niyeti sayesinde bir gün niyetindeki güzelliğe döner. Bütün derdi dünyalıktan ve nefsinin arzularından ibaret olan kişi ise, organlarının tamamı salih amellere bağlansa bile, bir gün mutlaka niyetine uygun olan duruma, yani dünya peşinde koşma haline döner. Zira onun içinde gizlediği gerçek emeli dünya menfaatleridir.”
Unutmayalım: Niyet hayırsa akıbet hayırdır.
“Bir kişi davet etmek istemediği birini yemeğe davet etse ve o kişi yemeğinden yese iki günah kazanır, eğer yemeğinden yemezse sadece bir günah kazanır. Bu iki günahtan biri gerçekten istemediği halde, samimiyetsiz bir şekilde ve geçersiz bir niyetle bu işi yapmasındandır. İkinci günah ise din kardeşini kandırarak sevmediği ve öfkeleneceği bir işe zorlamasındandır. Çünkü eğer davet etmek istemediğini söyleseydi, davet edilen kişi yemeğine gelmezdi.”
Niyetlerimiz güzelleştikçe davranışlarımız, davranışlarımız güzelleştikçe de hem dünyamız hem ahiretimiz güzelleşir. Bütün bu güzellikleri elde etmek için ne yapsak yeridir. Zaten niyetlerimiz bozuk olduktan sonra bizi kurtaracak bir reçete de yoktur. Bunun için Allah dostları sürekli niyetleri tazelemeyi hatta iki güzel şey arasında kalınca daha güzeline yönelmeyi tavsiye ederler. Davud-i Taî k.s. hazretleri şunları söylemiştir:
“Salih kişinin bütün derdi takvaya ulaşmaktır. Bu kişi, bütün organları dünyaya bağlansa bile, iyi niyeti sayesinde bir gün niyetindeki güzelliğe döner. Bütün derdi dünyalıktan ve nefsinin arzularından ibaret olan kişi ise, organlarının tamamı salih amellere bağlansa bile, bir gün mutlaka niyetine uygun olan duruma, yani dünya peşinde koşma haline döner. Zira onun içinde gizlediği gerçek emeli dünya menfaatleridir.”
Unutmayalım: Niyet hayırsa akıbet hayırdır.
Son düzenleme: