- Üyelik Tarihi
- 30 Ara 2007
- Mesajlar
- 8,908
- Aldığı Beğeniler
- 128
- Takım
- Fenerbahçe
Sana En çok Ne Yakışır...
Sana en yakışanı bulmak için düştüm yollara bu kez, seni ifade edebileceğim bütün kelimeleri gönlümün kütüphanesinden indirip, en kıymetlisini aradım, yorulmadım. Hangisinin manası tamamıyla seni ifade etmeye yeter ki
Sordum umuda sende midir diye,
Umut; bende bir garip umut yolunu gözlemekteyim dedi,
Sordum hasrete sende mi diye,
Hasret; sence ben neden hazanla birlikte anılıyorum sanıyorsun dedi.
Sevdanın kapısına gittim, ey sevda yoksa sende mi gizlidir dedim,
Sevda buğulu bir sesle bende olsa böyle düştüğüm yüreği yakar mıyım dedi.
Kışa sordum, o olsa böyle üşür müyüm dedi,
Baharın gözlerine baktım, ?ellerimde çiçeklerle neden bekliyorum zannediyorsun dedi.
Güne sor asım geldi, ?oda özlemin büyük olmasa geceye sarılır mıyım böylesine dedi.
Geceyi yakalamaya kalktım, yıldızlarım semadan neden ayrılıyor fark etmedin mi dedi.
Güle sordum, ben yıllardır kokusuyla yetinmekteyim?dedi.
Bülbülse sence yanık namelerim kimedir dedi.
Adına yaratılan kâinata sordum boynum bükük,
O (s.a.v), ebedi vuslattır dedi.
Sana en yakışan zamanı bulmak istedim, olurda koylarında kendimi unutup, senden başkasını aramam diye, seninle var olup, seninle kaybolurum diye zamanın uçsuz bucaksız ummanlarına saldım kendimi
Düne sordum seni,
Bende misafirdi dedi.
Bugüne sordum,
Sen istediğin müddetçe yanımızda kalır dedi.
Yarına sordum,
Gelir mi, kalır mı bilinmez dedi.
Haftaya sordum,
Sence neden yedi güne bölündüm zannediyorsun
Ben umudu, sevgiyi, özlemi, ayrılığı, hasreti, hüznü, vuslatı boşuna mı yüreğime saldım dedi.
Aylara sormadan daha on iki karanfil birden boynunu büküverdi.
Yıllar üç yüz atmış beş gün onu aramaya yetmiyor dedi.
Asırların kapısına varınca
?Bizim en şanslımız on dört asır evveldi dedi.
Galiba dün, bugün, yarın belirsiz kalıyor,
Saat, dakika, saniye, salise, an çok yalın kalıyor,
Hafta, ay, yıl, asır bir ihtimalde?
Sana en çok sonsuzluk yakışıyor.
Sana en yakışan çiçeği bulmaya kalktım, suretinin nurundan nurlanmış, sana dair üzerinde bir şeyler kalmışları aradım. Tabiatı dolandın durdum bir iz bulurum diye
Papatya ya sordum,
Naifliğime ve aydınlığıma aldanma, bende onu bulmak için bitkin düştüm ve bembeyaz kesildim dedi
Menekşeye sordum,
Her taşın bağrından neden çıkıyorum sanıyorsun dedi.
Kardelene sordum
Dostlar baharda bulamayınca bende kışa bakayım dedi.
Akasyaya sordum
Yükseklerden hala gelir diye yolunu gözlüyorum dedi.
Zambağa sordum
Issız vadilere kendimi neden saldım dedi
Çiğdeme, yasemine sordum
O yeter ki gelsin de biz solalım dedi.
Güle sormadan daha
Kokusundan nasiplenmek için her mevsimde
Hazanda, baharda durmaksızın açıyorum dedi.
Her bir çeşidimle ashabını temsil ediyorum dedi.
Sana en yakışanı aradım işte acizliğimle, önüme ne çıktıysa sordum hesapsızca, seni bulmalıydım en ihtiyaç duyduğum bu devirde ve yine sordum belli belirsizce
Sordum ummana sen belki gördün diye
Beni ben yapan bağrımdaki hasret gözyaşlarımdır dedi.
Sordum dağa belki sana uğramıştır diye
Sence neden böyle arşa uzanmaktayım dedi.
Çöllere sordum,
Hasretinden yandım yandım küle döndüm dedi.
Rüzgârların önüne dikildim,
Bulsaydık böyle bir öteye bir beriye savrulur muyduk?dedi.
Yağmura sordum,
Ben daha bulutları teselli edemiyorum dedi.
Güneşe sordum,
İçimi bir şeyler yakıyor dedi.
Önüme çıkan seyyaha sordum
Yüreğine sor bir bakalım dedi
Yüreğime sorunca
Şimdiye kadar nerdeydin dedi.
O ne mekândadır, nede zamanda
Buyuruyor ki; KİŞİ SEVDİĞİYLE BERABERDİR
Yani kişi sevdiğiyledir dedi
Sana en çok ümmetinin başında olmak yakışıyor
İlknur DOĞANAY
Sana en yakışanı bulmak için düştüm yollara bu kez, seni ifade edebileceğim bütün kelimeleri gönlümün kütüphanesinden indirip, en kıymetlisini aradım, yorulmadım. Hangisinin manası tamamıyla seni ifade etmeye yeter ki
Sordum umuda sende midir diye,
Umut; bende bir garip umut yolunu gözlemekteyim dedi,
Sordum hasrete sende mi diye,
Hasret; sence ben neden hazanla birlikte anılıyorum sanıyorsun dedi.
Sevdanın kapısına gittim, ey sevda yoksa sende mi gizlidir dedim,
Sevda buğulu bir sesle bende olsa böyle düştüğüm yüreği yakar mıyım dedi.
Kışa sordum, o olsa böyle üşür müyüm dedi,
Baharın gözlerine baktım, ?ellerimde çiçeklerle neden bekliyorum zannediyorsun dedi.
Güne sor asım geldi, ?oda özlemin büyük olmasa geceye sarılır mıyım böylesine dedi.
Geceyi yakalamaya kalktım, yıldızlarım semadan neden ayrılıyor fark etmedin mi dedi.
Güle sordum, ben yıllardır kokusuyla yetinmekteyim?dedi.
Bülbülse sence yanık namelerim kimedir dedi.
Adına yaratılan kâinata sordum boynum bükük,
O (s.a.v), ebedi vuslattır dedi.
Sana en yakışan zamanı bulmak istedim, olurda koylarında kendimi unutup, senden başkasını aramam diye, seninle var olup, seninle kaybolurum diye zamanın uçsuz bucaksız ummanlarına saldım kendimi
Düne sordum seni,
Bende misafirdi dedi.
Bugüne sordum,
Sen istediğin müddetçe yanımızda kalır dedi.
Yarına sordum,
Gelir mi, kalır mı bilinmez dedi.
Haftaya sordum,
Sence neden yedi güne bölündüm zannediyorsun
Ben umudu, sevgiyi, özlemi, ayrılığı, hasreti, hüznü, vuslatı boşuna mı yüreğime saldım dedi.
Aylara sormadan daha on iki karanfil birden boynunu büküverdi.
Yıllar üç yüz atmış beş gün onu aramaya yetmiyor dedi.
Asırların kapısına varınca
?Bizim en şanslımız on dört asır evveldi dedi.
Galiba dün, bugün, yarın belirsiz kalıyor,
Saat, dakika, saniye, salise, an çok yalın kalıyor,
Hafta, ay, yıl, asır bir ihtimalde?
Sana en çok sonsuzluk yakışıyor.
Sana en yakışan çiçeği bulmaya kalktım, suretinin nurundan nurlanmış, sana dair üzerinde bir şeyler kalmışları aradım. Tabiatı dolandın durdum bir iz bulurum diye
Papatya ya sordum,
Naifliğime ve aydınlığıma aldanma, bende onu bulmak için bitkin düştüm ve bembeyaz kesildim dedi
Menekşeye sordum,
Her taşın bağrından neden çıkıyorum sanıyorsun dedi.
Kardelene sordum
Dostlar baharda bulamayınca bende kışa bakayım dedi.
Akasyaya sordum
Yükseklerden hala gelir diye yolunu gözlüyorum dedi.
Zambağa sordum
Issız vadilere kendimi neden saldım dedi
Çiğdeme, yasemine sordum
O yeter ki gelsin de biz solalım dedi.
Güle sormadan daha
Kokusundan nasiplenmek için her mevsimde
Hazanda, baharda durmaksızın açıyorum dedi.
Her bir çeşidimle ashabını temsil ediyorum dedi.
Sana en yakışanı aradım işte acizliğimle, önüme ne çıktıysa sordum hesapsızca, seni bulmalıydım en ihtiyaç duyduğum bu devirde ve yine sordum belli belirsizce
Sordum ummana sen belki gördün diye
Beni ben yapan bağrımdaki hasret gözyaşlarımdır dedi.
Sordum dağa belki sana uğramıştır diye
Sence neden böyle arşa uzanmaktayım dedi.
Çöllere sordum,
Hasretinden yandım yandım küle döndüm dedi.
Rüzgârların önüne dikildim,
Bulsaydık böyle bir öteye bir beriye savrulur muyduk?dedi.
Yağmura sordum,
Ben daha bulutları teselli edemiyorum dedi.
Güneşe sordum,
İçimi bir şeyler yakıyor dedi.
Önüme çıkan seyyaha sordum
Yüreğine sor bir bakalım dedi
Yüreğime sorunca
Şimdiye kadar nerdeydin dedi.
O ne mekândadır, nede zamanda
Buyuruyor ki; KİŞİ SEVDİĞİYLE BERABERDİR
Yani kişi sevdiğiyledir dedi
Sana en çok ümmetinin başında olmak yakışıyor
İlknur DOĞANAY