Efendim, ahir zaman kardeşlerinden, en aciz ve hakir olan ben. Cüretim hicabımı, hayamı aşmış da sana hitap eder hale gelmişim. Aşkıma ver bunu, kabul buyur efendim…
Biriktirdiğim ömür süresince, her bir karemde senden gayrısını göremiyorum. Aşkın yüreğimi korlara çevirmiş, gecem-gündüzüme karışmış yitmiş saatler. Yorganıma yastığıma yabancı kalmışım. Mecnunların en delisi benim. Dili kurur, eli kurur, gözü akar Mecnun’un bir görseydi beni.
Ey aşkına esir olmuş Züleyha! Yusuf’u gördüğünde ellerini doğrayan kadınlar… Seni görseler hançerleri yüreklerine saplamazlar mıydı? Ne mümkün gül cemaline doyasıya bakmak, ne mümkün kelamından nasipdar olmak! O ashap nasıl yaşadılar efendim, gülden ala kokunu duyup güneşten aydınlık cemalini seyredip nasıl yaşadılar… Başımı yoluna kurban, canımı davana ikram edeyim efendim…
Muhabbetin yakar kavurur yüreğimi, gönlüme senden başka yaren seçemem! Bütün yarların sonu sana çıkar efendim. Ferhat dağı sana deler, su senin için akar! Mecnun beyabanları sana gezer, dikenler sana ağlar efendim. Yusuf sana yanar, Züleyha gölgededir efendim. Tüm aşıklar senin ilhamındandır ve aşk bile lügatte sana hayrandır efendim.
Adını zikrettiğimde duyuyorsun biliyorum. Selamıma cevap veriyorsun ama nerde bende onu duyacak maneviyat! Hele o an bir karşıma dikiliversen, desen ki Aleykum Selam… Yarılsa yüreğim o an, dayanamasam, yığılsam efendim. Bana seni örecek göz lazım. Hicranım, hasretim, yüreğimi dağlıyor, senden ayrı kalmanın acısını dağ gibi taşıyorum.
Taş sana hasret, su sana hasret, alev içten içe sana yanıyor. Beni bu bela_yı aşka düçar kılan Rabb’e binlerce hamd olsun.
Vuslat aşkıyla yanan yüreğime bir nazar, himmet ey sevgililerin Husrev’i! Ne asırlarca yıl uzakta ne de bir nefes kadar yakınsın. Sen dilimizi ıslak tutan adınla daima yüreğimizde, ruhumuzdasın. Ruhuna aşık olduğum, ruhumun aşık olduğu, aşk seninle indi yeryüzüne ve seninle son bulacaktır. Ölüm vuslattır bana, aydınlık ise zindan… Şefaatin, himmetin bunlar hep nefsimedir. Nitekim halim harap, sahiplen beni yeter, “Ente minni” kafidir sönmüş ruhumun ihyası için.
Ölümü yaratana şükürler olsun. Bir kere nemli gözlerime görün yeter. Ey canına canımı bağladığım, bu hasret yeter.
Aşk gizli kalır mı kimseden, niçin aldatır kendini insan?
Gönül yanıp dururken, gözden akarken çeşme gibi gözyaşı…
Katre-i Matem...
Biriktirdiğim ömür süresince, her bir karemde senden gayrısını göremiyorum. Aşkın yüreğimi korlara çevirmiş, gecem-gündüzüme karışmış yitmiş saatler. Yorganıma yastığıma yabancı kalmışım. Mecnunların en delisi benim. Dili kurur, eli kurur, gözü akar Mecnun’un bir görseydi beni.
Ey aşkına esir olmuş Züleyha! Yusuf’u gördüğünde ellerini doğrayan kadınlar… Seni görseler hançerleri yüreklerine saplamazlar mıydı? Ne mümkün gül cemaline doyasıya bakmak, ne mümkün kelamından nasipdar olmak! O ashap nasıl yaşadılar efendim, gülden ala kokunu duyup güneşten aydınlık cemalini seyredip nasıl yaşadılar… Başımı yoluna kurban, canımı davana ikram edeyim efendim…
Muhabbetin yakar kavurur yüreğimi, gönlüme senden başka yaren seçemem! Bütün yarların sonu sana çıkar efendim. Ferhat dağı sana deler, su senin için akar! Mecnun beyabanları sana gezer, dikenler sana ağlar efendim. Yusuf sana yanar, Züleyha gölgededir efendim. Tüm aşıklar senin ilhamındandır ve aşk bile lügatte sana hayrandır efendim.
Adını zikrettiğimde duyuyorsun biliyorum. Selamıma cevap veriyorsun ama nerde bende onu duyacak maneviyat! Hele o an bir karşıma dikiliversen, desen ki Aleykum Selam… Yarılsa yüreğim o an, dayanamasam, yığılsam efendim. Bana seni örecek göz lazım. Hicranım, hasretim, yüreğimi dağlıyor, senden ayrı kalmanın acısını dağ gibi taşıyorum.
Taş sana hasret, su sana hasret, alev içten içe sana yanıyor. Beni bu bela_yı aşka düçar kılan Rabb’e binlerce hamd olsun.
Vuslat aşkıyla yanan yüreğime bir nazar, himmet ey sevgililerin Husrev’i! Ne asırlarca yıl uzakta ne de bir nefes kadar yakınsın. Sen dilimizi ıslak tutan adınla daima yüreğimizde, ruhumuzdasın. Ruhuna aşık olduğum, ruhumun aşık olduğu, aşk seninle indi yeryüzüne ve seninle son bulacaktır. Ölüm vuslattır bana, aydınlık ise zindan… Şefaatin, himmetin bunlar hep nefsimedir. Nitekim halim harap, sahiplen beni yeter, “Ente minni” kafidir sönmüş ruhumun ihyası için.
Ölümü yaratana şükürler olsun. Bir kere nemli gözlerime görün yeter. Ey canına canımı bağladığım, bu hasret yeter.
Aşk gizli kalır mı kimseden, niçin aldatır kendini insan?
Gönül yanıp dururken, gözden akarken çeşme gibi gözyaşı…
Katre-i Matem...
ne güzel yazmışsınız...serde yazarlık var galiba..