- Üyelik Tarihi
- 23 Haz 2010
- Mesajlar
- 5,705
- Aldığı Beğeniler
- 14,607
- Takım
- Galatasaray
Şarkıya Dön!
O Büyük Serin Sessizliğe
Afrika’da bir kabile, kadim bir âdet olarak, doğan her çocuğun kendisine ait bir şarkıyla hayatını sürdürmesini konu edinen görkemli bir şiirin ortasında yaşıyor. Ki buna yaşamak denir.
Şiirin konusu şöyle; anne olmaya karar veren kadın bir ağacın altına oturur ve dünyaya getireceği çocuğunun şarkısını duyuncaya kadar sabırla orada bekler. Bu bekleyiş bazen günler, haftalar hatta aylar boyunca sürebilir. Çocuğunun şarkısını, kalbinde, zihninde, gönlünde duyan ve kulağına o şarkının fısıldandığını hisseden 'anne adayı' ağacın altından kalkarak duyduğu melodiyi büyük bir heyecanla önce eşine, sonra da kabilenin ileri gelenlerine, yaşlı kadınlara ve köyün diğer çocuklarına müziğiyle birlikte anlatır.
Herkes şarkıyı öğrenir.
Annenin, ağacın altında şarkıyı duyduğu gün çocuğun doğum günü olarak kabul edilir. Anne, hamile kaldıktan sonra karnındaki bebeğini duyduğu bu şarkıyı söyleyerek bekler.
Çocuk, doğum sırasında bu şarkıyla karşılanır. Uykuya dalması için ninni niyetine söylenir, düşüp bir yerini incittiğinde yine aynı şarkıyla avutulur. Yere düşerse veya dizi kanarsa, hemen kucağa alınır ve kulağına şarkısı söylenerek teskin edilir. Ergenlik törenlerinde, kutlamalarda, merasimlerde başarısını kutlamak ya da ödüllendirmek maksadıyla, toplu halde, annenin ağacın altında duyduğu o melodiye eşlik edilir.
Buraya kadar tamam.
Bir melodinin, insanın ömrü boyunca kalbinde taşıyacağı bir kimlik kartına dönüşmesi oldukça şiirsel bir şey.
Ama şurası da var;
Eğer çocuk yüz kızartıcı bir suç işlerse, kabile ahlakını çiğneyen bir davranış gösterirse veya arkadaşlarına/ailesine kötü davranırsa, köy meydanına çağrılır ve etrafında bir çember oluşturularak yüksek sesle yüzüne karşı şarkısı söylenir.
Yıllar önce bir ağacın altında annesine verdiği söz hatırlatılır yani.
Bu bir cezalandırma biçimi değil, yalnızca bir hatırlatmadır!
Şarkısını unutan, şarkısını yarıda yolda bırakan ve şarkısından uzaklaşan insana şarkıya dönmesini salık veren, melodiden yapılma bir kimlik hatırlatması.
Şarkınızı hatırladığınızda, kendinizi hatırlarsınız çünkü.
Afrikalı ilkel bir kabileden en sevdiğimiz şaire kadar uzanan o yol; şarkıya dön, o büyük serin sessizliğe.
Güven Adıgüzel
O Büyük Serin Sessizliğe
Afrika’da bir kabile, kadim bir âdet olarak, doğan her çocuğun kendisine ait bir şarkıyla hayatını sürdürmesini konu edinen görkemli bir şiirin ortasında yaşıyor. Ki buna yaşamak denir.
Şiirin konusu şöyle; anne olmaya karar veren kadın bir ağacın altına oturur ve dünyaya getireceği çocuğunun şarkısını duyuncaya kadar sabırla orada bekler. Bu bekleyiş bazen günler, haftalar hatta aylar boyunca sürebilir. Çocuğunun şarkısını, kalbinde, zihninde, gönlünde duyan ve kulağına o şarkının fısıldandığını hisseden 'anne adayı' ağacın altından kalkarak duyduğu melodiyi büyük bir heyecanla önce eşine, sonra da kabilenin ileri gelenlerine, yaşlı kadınlara ve köyün diğer çocuklarına müziğiyle birlikte anlatır.
Herkes şarkıyı öğrenir.
Annenin, ağacın altında şarkıyı duyduğu gün çocuğun doğum günü olarak kabul edilir. Anne, hamile kaldıktan sonra karnındaki bebeğini duyduğu bu şarkıyı söyleyerek bekler.
Çocuk, doğum sırasında bu şarkıyla karşılanır. Uykuya dalması için ninni niyetine söylenir, düşüp bir yerini incittiğinde yine aynı şarkıyla avutulur. Yere düşerse veya dizi kanarsa, hemen kucağa alınır ve kulağına şarkısı söylenerek teskin edilir. Ergenlik törenlerinde, kutlamalarda, merasimlerde başarısını kutlamak ya da ödüllendirmek maksadıyla, toplu halde, annenin ağacın altında duyduğu o melodiye eşlik edilir.
Buraya kadar tamam.
Bir melodinin, insanın ömrü boyunca kalbinde taşıyacağı bir kimlik kartına dönüşmesi oldukça şiirsel bir şey.
Ama şurası da var;
Eğer çocuk yüz kızartıcı bir suç işlerse, kabile ahlakını çiğneyen bir davranış gösterirse veya arkadaşlarına/ailesine kötü davranırsa, köy meydanına çağrılır ve etrafında bir çember oluşturularak yüksek sesle yüzüne karşı şarkısı söylenir.
Yıllar önce bir ağacın altında annesine verdiği söz hatırlatılır yani.
Bu bir cezalandırma biçimi değil, yalnızca bir hatırlatmadır!
Şarkısını unutan, şarkısını yarıda yolda bırakan ve şarkısından uzaklaşan insana şarkıya dönmesini salık veren, melodiden yapılma bir kimlik hatırlatması.
Şarkınızı hatırladığınızda, kendinizi hatırlarsınız çünkü.
Afrikalı ilkel bir kabileden en sevdiğimiz şaire kadar uzanan o yol; şarkıya dön, o büyük serin sessizliğe.
Güven Adıgüzel