- Üyelik Tarihi
- 30 Ara 2007
- Mesajlar
- 8,908
- Aldığı Beğeniler
- 128
- Takım
- Fenerbahçe
Sebeb-i Ziyaretim!..
Yine yollarındayım…
Vakit henüz erken.
Güneş, kızıllığını bile henüz göstermedi.
Gün ağardığında sana varmış olurum herhalde…
. . .
Sana gelirken tüm “mavi”lerden vazgeçiyorum.
“Su”suzluğu seçiyorum.
Gözümü karanlıklara alıştırıp geliyorum sana…
Alışık olduğum gün ışığını bırakıp,
Kendini griye salan gökyüzünün umutsuzluğuna belki…
Yağmura hasret kalan,
Bi o kadar fırtınaya müsait soğukluğuna geliyorum…
Senin yollarında olmak üşütüyor beni…
Çünkü seni sevmiyorum.
En kabullenemediğim de bu ya,
Enteresan bi hayranlık…(!)
Yokluğunda peyda olan özlem…
İçimdeki yerin…
Dedim ya, sevmiyorum.
Çünkü sana gelirken içimden bir şeyler kopuyor…
Suskunluğum artıyor…
Gözlerim baktığı yerde, daldığı boşluklarda daha da sabitleşiyor.
Sana gelmek ürpertiyor bazen beni…
Genzime acı bir hüzün yerleşiveriyor.
Gülümsetmiyor bu sızı beni…
Çünkü barındırmıyorsun;
Gözlerimin içinde kaybolacağı,sessiz gemilerin geçtiği “mavi”yi…
Gökyüzün daha alçakta,sanki üzerime düşecek
Ve ben almaya çalıştığım nefeste boğulacağım…
Seni hep,içinde taşıdığın yapmacık tebessümlerle hatırladım.
Sende,seninle yaşayanların;
Kalplerinin bir parçası eksik sandım…
Nası oldu da yanıldım,
Nası hep sahte tebessümler barındırdığını sandım…
İçinde “O” varken…!
Dedim ya; yanıldım…
Misafir ettiğin herkes aynı sandım.
Öyle inandım ki bu masala,
Her gece,her an o buz soğukluğunda yandım…
“mavi” olmasa ne olurdu ki…
Gözüm,denizin derinliğinde kaybolmazsa mutlu olamam sandım…
Bilemedim, okyanustan daha derinleri sakladığını…
Sana gelirken içimden bir şey kopuyor dedim ya;
Kopsun…
Sana gelince tamamlanıyor o yarım…
Artık gülümsemelerin en içten olanları buluyor sanki beni…
Griye çalmış gökyüzünün arasındaki ışıklar aydınlatıyor içimi.
“O” değiştirdi fikrimi.
“Bulunduğun mekan, sevdiklerinle güzelleşir” dedi.
Seni yine de seviyor değilim,
Lakin mutsuz da değilim.
Adını duyduğumda içim kıpır kıpır olmuyor değil.
-Her ne kadar adın hep gerilim dolu haberlerde anılsa da…-
. . .
Önceleri kalemi elime aldığımda parmaklarım titrerdi,
Çizgili defterin üzerinde,
Yazmayı öğrenmeye çalışan bir çocuk gibi;
Sadece iki paralel çizgi arasındaydım…
Çizgiyi aşarsam kızardı sanki öğretmen…
Sonra büyüdüm galiba,
Çizgisiz dosya kağıdına korkmadan yazıyorum…
Biliyorum ki;
Kalemim nereye ulaşırsa ulaşsın, bir sebebi var…
Kalemimin dokunduğu yerde “O” var…
. . .
Şimdi ürkütmüyor gittiğim yerler…
“Kısmet”se gidiveriyorum.
Biliyorum ki;
Nefes aldığım yer neresi olursa olsun, bir sebebi var…
Soluklandığım yerde “O” var…
. . .
Sana geliyorum işte yine Ankara…
Dışı buz, içi ateş sıcaklığına…
Aslında O’na…
O’nun hatırına varıyorum tekrar sana…
İnşaAllah hayırlı ola…
Rabia Çağlayan
Yine yollarındayım…
Vakit henüz erken.
Güneş, kızıllığını bile henüz göstermedi.
Gün ağardığında sana varmış olurum herhalde…
. . .
Sana gelirken tüm “mavi”lerden vazgeçiyorum.
“Su”suzluğu seçiyorum.
Gözümü karanlıklara alıştırıp geliyorum sana…
Alışık olduğum gün ışığını bırakıp,
Kendini griye salan gökyüzünün umutsuzluğuna belki…
Yağmura hasret kalan,
Bi o kadar fırtınaya müsait soğukluğuna geliyorum…
Senin yollarında olmak üşütüyor beni…
Çünkü seni sevmiyorum.
En kabullenemediğim de bu ya,
Enteresan bi hayranlık…(!)
Yokluğunda peyda olan özlem…
İçimdeki yerin…
Dedim ya, sevmiyorum.
Çünkü sana gelirken içimden bir şeyler kopuyor…
Suskunluğum artıyor…
Gözlerim baktığı yerde, daldığı boşluklarda daha da sabitleşiyor.
Sana gelmek ürpertiyor bazen beni…
Genzime acı bir hüzün yerleşiveriyor.
Gülümsetmiyor bu sızı beni…
Çünkü barındırmıyorsun;
Gözlerimin içinde kaybolacağı,sessiz gemilerin geçtiği “mavi”yi…
Gökyüzün daha alçakta,sanki üzerime düşecek
Ve ben almaya çalıştığım nefeste boğulacağım…
Seni hep,içinde taşıdığın yapmacık tebessümlerle hatırladım.
Sende,seninle yaşayanların;
Kalplerinin bir parçası eksik sandım…
Nası oldu da yanıldım,
Nası hep sahte tebessümler barındırdığını sandım…
İçinde “O” varken…!
Dedim ya; yanıldım…
Misafir ettiğin herkes aynı sandım.
Öyle inandım ki bu masala,
Her gece,her an o buz soğukluğunda yandım…
“mavi” olmasa ne olurdu ki…
Gözüm,denizin derinliğinde kaybolmazsa mutlu olamam sandım…
Bilemedim, okyanustan daha derinleri sakladığını…
Sana gelirken içimden bir şey kopuyor dedim ya;
Kopsun…
Sana gelince tamamlanıyor o yarım…
Artık gülümsemelerin en içten olanları buluyor sanki beni…
Griye çalmış gökyüzünün arasındaki ışıklar aydınlatıyor içimi.
“O” değiştirdi fikrimi.
“Bulunduğun mekan, sevdiklerinle güzelleşir” dedi.
Seni yine de seviyor değilim,
Lakin mutsuz da değilim.
Adını duyduğumda içim kıpır kıpır olmuyor değil.
-Her ne kadar adın hep gerilim dolu haberlerde anılsa da…-
. . .
Önceleri kalemi elime aldığımda parmaklarım titrerdi,
Çizgili defterin üzerinde,
Yazmayı öğrenmeye çalışan bir çocuk gibi;
Sadece iki paralel çizgi arasındaydım…
Çizgiyi aşarsam kızardı sanki öğretmen…
Sonra büyüdüm galiba,
Çizgisiz dosya kağıdına korkmadan yazıyorum…
Biliyorum ki;
Kalemim nereye ulaşırsa ulaşsın, bir sebebi var…
Kalemimin dokunduğu yerde “O” var…
. . .
Şimdi ürkütmüyor gittiğim yerler…
“Kısmet”se gidiveriyorum.
Biliyorum ki;
Nefes aldığım yer neresi olursa olsun, bir sebebi var…
Soluklandığım yerde “O” var…
. . .
Sana geliyorum işte yine Ankara…
Dışı buz, içi ateş sıcaklığına…
Aslında O’na…
O’nun hatırına varıyorum tekrar sana…
İnşaAllah hayırlı ola…
Rabia Çağlayan