Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

Cabir_

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
19 Mar 2007
Mesajlar
16
Aldığı Beğeniler
0
Gelelim Allahin izin verdikleri ile ilgili ayetlere

Günümüzdeki meal yazarlarının büyük çoğunluğu taklitçilikten kurtulamadıkları için, şefaatle ilgili ayetleri bu inanca göre göre aynen yahudiler gibi çarpıtmışlardır.Malum bu yanlış anlayışa göre peygamberlerin, alimlerin,şehitlerinşefaat etme yetkisi vardır.Bu inancın kaynağıda tabiki Kur'ana uymasa dahi, tetkik edilmeden delil olarak kabul edilen hadislerdir.

Sebe 23 Allahın huzurunda, kendisinin izin verdiği kimselerden başkasının şefaati fayda vermez. Nihayet onların yüreklerinden korku giderilince: Rabbiniz ne buyurdu? derler. Onlar da: Hak olanı buyurdu, derler. O, yücedir, büyüktür. (şaban piriş)

Şimdide aslına sadık olarak ayeti yazalım
Sebe 23 Allahın huzurunda, kendisinin izin verdiği kimselerden başkasına şefaat fayda vermez. Nihayet onların yüreklerinden korku giderilince: Rabbiniz ne buyurdu? derler. Onlar da: Hak olanı buyurdu, derler. O, yücedir, büyüktür.

Aradaki korkunç farkı anlayabildiniz mi ? Bakınız bir kaç harf değişikliği ve anlam tamamen şirk dininne göre uyarlanabiliyor. İlkinde Allahın bazi kişilere şefaat yetkisi vereceği anlaşılırken, diğerinde, Allahın izin verdileri kişilerin Allahın şefaatinden yaralanabilecekleri gayet net anlaşılıyor.
Şefaatle ilgili çarpıtılan diğer ayetler

Meryem 87- (O gün) Rahmân (olan Allah)ın katında bir ahd almış olan kimseden başkaları şefaat etme hakkına sahip olamayacaklardır.(buda elmalıdan )

Doğrusu
Meryem 87 O gün Rahman (olan Allah)ın nezdinde söz ve izin alandan başkaları şefaata sahip olmayacaktır

Taha 109- O gün, Rahmânın kendisine izin verdiği ve sözünden hoşnud olduğu kimselerden başkasının şefaatı fayda vermez. (Elmalı)
Doğrusu
Taha 109 O gün, Rahmanın izin verdiği ve sözünden hoşlandığından başkasına şefaat fayda vermez.

Zuhruf 86- Onların Allahı bırakıp da tapdıkları putlar şefaat hakkına sahip değillerdir. Ancak bilerek hakka şahitlik edenler şefâat edebilir.(Elmalı)

Doğrusu
Zuhruf 86 Allahtan başkasına yalvaranlar, şefaate sahip olamazlar.(la yemliku)Ancak bilerek hakka şahitlik edenler müstesna

ayette  la yeşfeu' ( bakınız bakara 255) şefaat edemezler diye bir ibare yok.Elmalı ne hikmetse?? mülk kökünden gelen yemliku kelimesini şefaat etnek olarak çevirmiş.

Şefaat etmek, ile şafaate sahip olmak tamamen farklı şeyler

Konunun başında belirtiğimi gibi,Allahu Teala hesap gününde, hesaptan sonra bağışlanmayı hak edenler için şefaat (af) izni çıkartacak. İşte bu şefaaat izniniden istifade edecekler, dünya hayatında iken Allahtan başkasına yalvarmayanlar,Allahın kitabına şahitlik edenler (zuhruf 86) Allahı razı edecek sözlerdeve amellerde bulunanlar (taha 109) Allah tealanın şefaat iznine layık olup günahları bağışlanarak cehenneme girmekten kurtulacaklar.

Bakara 255- Allahtan başka hiçbir ilâh yoktur. O daima diridir (hayydır), bütün varlığın idaresini yürüten (kayyum)dir. Onu ne gaflet basar, ne de uyku. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Onundur. İzni olmadan huzurunda şefaat edecek olan kimdir? O, kullarının önlerinde ve arkalarında ne varsa hepsini bilir. Onlar ise, Onun dilediği kadarından başka ilminden hiç bir şey kavrayamazlar. Onun kürsisi, bütün gökleri ve yeri kucaklamıştır. Onların her ikisini de görüp gözetmek Ona bir ağırlık vermez. O çok yücedir, çok büyüktür.

Bu ayetteki izin meseleside maalesef çarpıtılarak  bakın Allahın izni olmadan kimse şefaat edemez' geçiyor, demekki Allahın izin verdikleri kimseler şefaat edecekler diye insanları saptırıyorlar. Peki ya bir önceki ayeti nereye koyacağız

254- Ey iman edenler! Kendisinde hiçbir alış verişin, hiçbir dostluğun ve hiçbir şefaatin bulunmadığı bir gün gelmeden önce, size verdiğimiz rızıklardan Allah yolunda harcayın. Kâfirlere gelince, onlar zalimlerdir.
bakara 255 teki izin ne anlama gelir

Allahın izniyle tabiriyle Allahın otoritesinin sınırsızlığı ve bütün inisiyatifin Allahın elinde olduğu vurgulanmak suretiyle konuya farklı bir uslubla, anlatım tekniğiyle açıklık getirilmektedir
Bu ifade şekli Kuranın anlatım tekniklerinden biridir. Bu konuda şu ayet de örnek verilebilir:

Bundan böyle sana Kurânı okutacağız da unutmayacaksın.
Yalnız ALLAHIN DİLEDİĞİ BAŞKADIR. Çünkü o açığı da bilir, gizliyi de. (Ala suresi 6-7. ayetler)

Görüldüğü gibi Allahın dilediği başka ifadesiyle yine Allahın mutlak inisiyatif sahibi olduğu vurgulanmaktadır. Yani bir kul unutmamaya ne kadar gayret etse de Allah dilerse unutabilir. Kainatta olup biten herşey Allahın onayını aldıktan sonra cereyan etmektedir.
Hiçbir yaprak Onun izni olmaksızın düşmez ayetini hatırlayalım.

Demek ki bu Allahın diledikleri hariç kalıbı Peygamberimizin bazı ayetleri unuttuğu anlamına gelmemektedir. Allah dilerse unutabilirdi. Allah unutmasını dilemiştir şeklinde bir beyan mevcut değildir.

Tıpkı bunun gibi Allahın izni olmadan kimse şefaat edemez. cümlesinden Allahın birilerine şefaat için izin vereceği anlamına gelmez. Yani kısaca Allah bu ayette müşriklere meydan okuyarak şu mesajı vermektdir

Siz ey müşrikler; birilerinin Allah katında şefaatçi olacağına inanıyorsunuz.Peki benim iznim olmadan bunlar nasıl şefat edecek

Necm 26 Göklerde nice melek var ki onların şefaatleri, dilediği ve hoşnut olduğu kimse için Allahın izin vermesi dışında, bir işe yaramaz

Peki bu ayeti nasıl anlamamız gerekir ?
Dikkat edilirse ayette hesap gününe dair hiç bir vurgu yoktur.Allahtan başkasının şefaatinin olmadığını bildiren ayetler de ise sürekli hesap gününe vurgu vardır.Bu vurgu çok önemli bir ayrışımdır. O takdirde meleklerin şefaatinin dünya hayatında olduğunu kuranın bütünlüğünde anlayabilriz.Evet meleklerin şefaati dünya hayatında vardır.

İlgili ayetler
Enfal 9- O vakit siz Rabbinizden yardim diliyordunuz. O da: Ben iste ardarda bin melekle size yardım ediyorum diye duanizi kabul buyurmustu.

Enfal 10- Bunu da Allah size sirf bir müjde olsun ve bununla kalbleriniz yatissin diye yapmisti. Yoksa zafer ancak Allah katindandir. Gerçekten Allah mutlak galiptir ve hikmet sahibidir.

Enfal 11- O sirada size, yine katından bir güven ve esenlik olmak üzere bir uyku sardırıyordu, sizi temizlemek, seytanin vesvesesini sizden gidermek, yüreklerinize kuvvet vermek ve ayaklarinizi saglam durdurmak için gökten üzerinize yagmur indiriyordu.

Enfal 12- Iste o anda Rabbin meleklere şöyle vahyediyordu: Ben sizinle beraberim, müminlere sebat verin. Kâfirlerin yüregine korku salacagim, hemen boyunlarinin üstüne vurun, parmaklarına, parmaklarına vurun.

Tevbe 25- Inkâr kabul etmez bir durumdur ki, Allah size birçok yerde yardim etti. Özellikle Huneyn Günü ki, o gün kendi çoklugunuz size güven vermisti de o gün size onun bir faydasi olmamisti. Yeryüzü bütün genisligine ragmen basiniza dar gelmisti. Sonra da bozguna ugrayarak gerisin geri dönüp kaçmaya baslamistiniz.

Tevbe 26- Sonra Allah, Resulünün üzerine ve müminlerin üzerine sekinetini (kalplere huzur veren rahmetini) indirdi ve gözle görmediginiz (melek) orduları indirdi de kendisini tanimayan kâfirleri azaba ugratti. Ve o kâfirlerin cezasi iste budur.

Zaten şefaat kavramı yardım anlamınıda içinde barındırmaktadır.Dolayısıyla dünya hayatında Allahın razı olduğu kimseler için, Allahın izni ile meleklerin şefaati (yardımı) vardır

Hala bu tevhidi konuyu Allah isterse gibi laf oyunları ile sulandırmaya çalışanlara son bir ayet

Zümer 18- O kullarımı ki, onlar sözü dinlerler, sonra da en güzeline uyarlar. İşte onlar, Allahın kendilerine hidayet verdiği kimselerdir. İşte temiz akıllılar da onlardır.

Zümer 19- Ya üzerine azab kelimesi hak olmuş kimse de mi (böyledir)? Artık o ateşteki kimseyi sen mi kurtaracaksın?

Sonuç

Ahirette, Allahtan başkasının şefaatine inanalar Allaha ortak koşmaktadırlar.Zira Subhanallahi ve teala
ŞERİKİ YEVMİDDİN değil
MALİKİ YEVMİDDİN dir
İşte namaz ve işte fatiha suresi
Fatiha suresinde okuduğumuz bu ayet herhangşi sıradan bir dua değil, her gün her namazda Allaha verdiğimiz sözdür.Sözünden dönüp birilerinin hesap gününüde şefaat yetkisine inanmak ise şüphesiz Allaha ortak koşmaktır
 

fzehra

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
9,365
Aldığı Beğeniler
1,490
Konum
İstanbul
Şefaat nedir?

Şefaat, müminlerden büyük günah işlemekten dolayı cehennem azabını hak edenler hakkında, başta Nebiler Serveri Hz. Muhammed Mustafa (sas) olmak üzere, peygamberlerin, şehitlerin ve sâlihlerin Allahın izin ve rızası dahilinde Cennete girmeleri için dua ederek talepte bulunmalarıdır.

Dünya fâni ve geçicidir. Burada çekilen sıkıntılar da bir cihetle işlenen günahlara keffaret sayılır. Ancak insanların perişan ve derbeder olacakları ve kendilerini kurtaracak yeni bir amele de fırsat bulamayacakları bir gün gelecektir -ki, biz ona ahiret diyoruz- işte o gün, Allah Rasulü bütün insanlığı içine alan şefaatiyle ortaya çıkacak ve en büyük şefaat manâsına şefaat-ı uzmâsıyla şefaat edecektir. Nitekim, Her Peygamberin bir duası vardır. Ben ise, duamı inşaallah kıyamet gününde ümmetime şefâat etmek için saklamak istiyorum. (Buhârî, Daavât, 1) hadisi bu hakikati ifade etmektedir.


Efendimiz, şefaatinin büyük günah işleyenlere olduğunu ifade etmişler ve Benim şefaatim ümmetimden büyük günah işleyenleredir. (Buhârî, Rikak, 51) buyurmuşlardır. O her hususta olduğu gibi bu mevzuda da bir denge insanıdır. Zaten bütün ümmet Onun bu ifadeleriyle teselli bulmakta ve Allah Rasulünün şefaatine nail olmayı ummaktadır.


Kimler şefaat edecek?



Şefaat herkesten önce Cenab-ı Hakkın kendi elindedir ve Onun izni ve emri ile gerçekleşebilir. Şefaat etmesine izin verilenler kendi dilediklerine değil, yine Allahın dilediklerine şefaat imkânını bulabilir.

Kulun günahını ancak Allah affedebilir. Ama bu affı, dilediği seçkin kullarının hatırı için yapmakla onların şerefini bütün mahşer ehline ilân eder. Bu mânâya en büyük mazhar Efendimizdir. Allahın

O en sevgili kulu, mahşer meydanında Makam-ı Mahmud denilen ulvî bir makamda Rabbine secde edecek, yalvarıp yakaracak, Allahın kendisine ilham ettiği ve o güne kadar duyulmamış hamd cümleleriyle Onu tâzim edecek ve sonunda kendisine şefaat izni verilecektir.

O da ancak Allahın razı olduğu kimselere şefaat edebilecektir. Nitekim Allahın huzurunda, Onun izin verdiğinden başkasının şefaatleri fayda vermez. (Sebe, 34/23) Göklerde nice melek vardır ki, Allah, dilediği ve razı olduğu kimseler için izin vermedikçe onların şefaatı hiçbir işe yaramaz. (Necm, 53/26) ayet-i kerimeleri bu hakikati dile getirmektedir.

Rabbimiz ayet-i kerimelerde peygamber, veli, şehid ve bildikleri ile amel eden imanlı âlimler ve kâmil müminler gibi rızasına mazhar olmuş kimselere şefâat etme izni vereceğini ifade etmektedir. (Bkz. Bakara, 2/255; Yûnus, 10/3; Meryem, 19/87; Tâhâ, 20/109; Zuhruf, 43/86).



Şefaati doğru anlamalı


Allah katında kendisine şefaat izni verilenlerin durumu ve yetkileri, ödül törenlerinde ödülleri vermek üzere kürsüye çağrılan şeref konuklarınınkine benzemektedir. Ödülün kime verileceğini bilen ve belirleyen onlar değildir. Ancak bu merasimi tertipleyenlere göre onlar, şerefli, saygıya layık, büyük kimseler olduklarından kendilerine böyle bir imtiyaz verilmiştir. Allah katında şefaatlerine izin verilecek olanlar da Allaha yakın ve sevgili kullar olacaktır.iktibas..
 
Üst Alt