Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

Maximillian

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Eyl 2005
Mesajlar
231
Aldığı Beğeniler
3
http://www.muhammedmustafa.net/resimler/guller/guller.htm
60530.jpg


naksi-kadim1_small.jpg


Hazret-i Ali (ALLAH ondan razı olsun), Hazreti Peygamber (ALLAH'ın salât ve selamı Onun üzerine olsun)' i vasfettiği zaman, şöyle buyurdu:

Hazreti Peygamberin boyu ne çok kısa, ne de çok uzundu, orta boyluydu. Ne kıvırcık kısa ne düz uzun saçlı; saçı, kıvırcıkla düz arasında idi. Değirmi (yuvarlak) yüzlü, duru beyaz tenli, iri ve siyah gözlü, uzun kirpikliydi. İri kemikli ve geniş omuzluydu. Göğsü, ortadan karnına kadar kılsızdı. İki avucu ve tabanları dolgundu. Yürüdüğü zaman, sanki yokuş aşağı iner gibi rahatlıkla ilerlerdi. Sağına ve soluna baktığında bütün vücuduyla dönerdi. İki omuzu arasında "Nübüvvet Mührü" vardı. Bu Onun sonuncu peygamber oluşunun nişanesi idi. O, insanların en cömert gönüllüsü, en doğru sözlüsü, en yumuşak huylusu, en arkadaş canlısıydı. Kendilerini ansızın görenler Onun heybeti karşısında sarsıntı geçirirler, fakat üstün vasıflarını bilerek sohbetinde bulunanlar ise, Onu her şeyden çok severlerdi.

Oturuş tarzları: Peygamberimiz (sav) kimseye darlık vermemek için,ashab içinde ayaklarını uzatıp oturdukları vaki değildir. Umumiyetle kıbleye müteveccih otururlardı. Yanlarına gelen misafirlerin altına çoğu zaman sırtlarında ki abayı serer ve otururlardı. Bazen de misafirlerine kendi minderlerini verirlerdi.

Konuşmaları: Peygamberimizin konuşmaları tatlı ve tesirli idi. Söz söyledikleri zaman gür ve yüksek sesle, kelimeleri tane tane söylerdi. Hatta dinleyenler sözlerini ezberleyebilirlerdi. Sözlerini umumiyetle üç defa tekrar ederler,konuşma esnasında başını yukarıya kaldırırlardı. Kimseye fena söz söylemez ve kimsenin sözünü kesmezdi. Boş söz asla konuşmazlardı.

Peygamberimizin ilk zevceleri Hz. Hatice(ra) validemizin ilk kocasından Hind adında bir oğlu vardı. Hz. Hind (ra) iyi bir hatipti. Hz. Hasan bir gün Hind'e "Peygamberin konuşma tarzı nasıldı?" diye sormuş. O da: "Peygamber daima düşünür ve sükutu ihtiyar ederlerdi. Lüzum hasıl olmadıkça konuşmazlardı. Konuştukları zamanda her kelimeyi açık ve fasih olarak söylerlerdi. Elleriyle işaret ettikleri zaman bütün kolunu kaldırırlardı. Bir şeye taaccüb edince elini içeri çevirirlerdi. Bazen bir şey söylerken iki elini birbirine çarparlardı. Söz esnasında latife yaparak, gözlerini öne indirirlerdi. Nadiren güler,fakat ekseriya tebessüm ederlerdi.
Bazı rivayetlere göre de Peygamberimiz hiçbir zaman kahkaha ile gülmemişlerdi. Resul-i Ekrem hiddetli hallerinde de,normal zamanlarında da daima hakkı söylerlerdi. Kendileri güzel konuşurlar ve güzel konuşmayanlara da iltifat etmezlerdi. Konuşulması ve anlatılması gereken bazı şeylere kinaye yolu ile işaret ederlerdi. Kendileri sustukları zaman ashab konuşurlardı.

Giyinişleri: Resul-u Ekrem hazretleri giyinişlerinde muayyen bir tarz takip etmezler; izar, rida,gömlek ve cübbeden ne bulurlarsa onu giyerlerdi. Sade giyinmeyi severler,yeşil elbiseden hoşlanır ve ekseriya beyaz giyerlerdi. Bazen işleme kaftan giydikleri de olurdu. Beyaz tenlerine çok güzel yakışan atlastan bir kaftanları vardı. Elbiselerini topuktan aşağı uzatmazlardı. Sarığının taylasanını omuzları arasına sarkıtırlardı. Bazı rivayetlere göre Allah'ın Resulü Hulle-i humra denilen,üzerinde kırmızı çizgiler bulunan yemen kumaşı kullanırlardı. Resulullahın irtihalini müteakip Hz. Aişe O'nun son dakikaları esnasında giydikleri elbiseyi halka göstermişlerdi. Bunlar yamalı bir örtü,el dokuması sert bir entariden ibaretti. Peygamberimizin ayakkabıları sandal şeklinde olup,bağları bağlanıp bu suretle ayaklarını tutarlardı.

Umumi adetleri: Peygamberimiz umumiyetle sağ eliyle iş görmeyi severlerdi. Ayakkabılarını giyerken önce sağ ayakkabılarını giyerlerdi. Camiye girerken önce sağ ayağıyla adım atarlar,şayet birşey dağıtacak olursalar sağında bulunanlardan başlar ve bir iş yapacakları zaman besmele çekerlerdi. Elbiseyi de önce sağdan giyerler,soldan çıkarırlardı.
Hz. Enes(ra) diyorlar ki: "Resulullah(sav) bir gün evime gelerek su istediler,ben de süt getirdim. O'nun solunda Hz. Ebubekir,önünde Hz. Ömer,sağ tarafında da bir bedevi oturuyordu. Peygamberimiz sütü içtikten sonra Hz. Ömer kabı Hz. Ebubekire uzatmak istemişti. Resul-u Ekremse sağ tarafında bulunan bedeviye ikramını istemişti."
Peygamberimiz ashabı künyeleriyle çağırır çocuğu olan kadınlara da künyeleriyle seslenirlerdi. Çocuğu olmayan kadınlara da bir künye bulur ve öyle seslenirlerdi. Böylece herkesin gönlünü hoş ederlerdi.

Yemek yiyiş tarzları: Peygamberimiz zâhidane bir hayat yaşadıklarından,bulduklarını yerler ve kalabalıkla yemekten zevk duyarlardı. Yemeği yere diz çöküp,iki ayağı üzerine oturarak,besmele ile yerlerdi. Sıcak yemek yemezle ve sıcak yemekte bereket olmayacağını söylerlerdi. "Sıcak yemekte bereket yoktur. Allah-u Teala bize ateş yedirmez. Öyle ise yemeği soğutun" buyurmuşlardır.
Bir gün Hz. Osman Rasulullah'a palûze yemeği getirdi. Resul-u Ekrem yemeği yedikten sonra "Bu nedir ve nasıl yapılır?" diye sordu. Hz. Osman "anam babam sana feda olsun ya Resulullah! Yağ ile balı tavaya koyar ateşle eritiriz. Sonra buğday ununun özünü alır,tavaya dökeriz. Sonra katılaşıncaya kadar karıştırırız. Sonra gördüğünüz gibi helva olur." dedi. Peygamber de " gerçekten güzel yemek " buyurdular.
Allah Rasulü elenmemiş arpa unundan yapılan ekmeği yerler,salatalığı da taze hurma ve tuz ile yerlerdi. Su içerken üç kerede içmeyi adet edinmişlerdi. Her defasında besmele ile başlar ve hamd ile bitirirlerdi. Cemaat için su veya süt içtiklerinde kabı hemen sağındakine verir,böylece devretmesini arzu ederlerdi. İçtikleri kaba üflemezler,nefes vermezlerdi. Kabı uzaklaştırdıktan sonra nefes alır veya verirlerdi. Evin içinde bir cariyeden daha utangaç hareket ederler,yemek istemezler;ancak sofra kurulursa yerlerdi. Yedirilinden yer,içirilinden içerdi. Yiyecek ve içeceği bizzat kendisi aldıkları da olurdu.

Yolculuk esnasında adetleri: Peygamberimiz cihad ve umre için yola çıktıkları zaman,kendilerine refakat edecek zevcelerini de kura ile tayin ederlerdi. Peygamber umumiyetle perşembe günleri yola çıkmaktan hoşlanırlar,sabah erkenden yola çıkmayı tercih ederlerdi. Bineğine binerken" Bismillah" derler,üzerine yerleşince üç defa tekbir getirerek,hamd ederlerdi. Yolda tepeye çıktıkça tekbir, yokuş indikçe de tesbih ederlerdi. Yolculuktan dönünce önce camiye giderler,iki rekat namaz kılarlar,sonra evlerine giderek aileleriyle görüşürlerdi.
Allah Rasulü yolda yürürken sağa sola bakmadan,adeta bir yokuştan aşağı iner gibi kolaylık ve süratle yürürlerdi. Yürüme esnasında küçük fakat sık adım atarlardı. Yanlarında gidenler çoğu zaman geri kalır veya güçlükle yetişebilirlerdi. Bir şeye veya bir yere bakmak icap ederse bütün vücutları ile dönüp öyle bakarlardı.

Hz. Ali'nin (r.a.) beyanına göre Peygamberimiz Efendimiz (s.a.v.):
* Uzuna yakın orta boylu, iri kemikli, iri yapılı, güçlü kuvvetli ve yakışıklı bir insandı.
* Cildi yumuşak, teni kırmızıya çalan beyazdı.
* Kirpikleri siyah ve uzundu.
* Gözleri kara ve büyükçe idi.
* İki kaşının arası açık, fakat kaşları birbirine yakındı.
* Saçları ne dümdüz ne de kıvırcıktı.
* Sakalı sık ve bir tutamdı.
* Büyük başlı ve hilâl kaşlıydı.
* Alnı yüksek, burnu çekme, boynu uzun, göğsü genişti.
* Karnı ile göğsü bir idi, şişman değildi. Zayıf da değildi, sıkı etliydi.
* Ayaklarının altı çukur idi; düz taban değildi.
* Gözleri uzağı görür, kulakları uzaktan ses alırdı.
* Ağızları genişçe idi.
* Dişleri sıktı.
* Yüzünün bütün çizgileri görünürdü.
* Omuzları etli, omuz kemikleri enliydi.
Ebu Hureyre (r.a.) Peygamberimiz Efendimiz (s.a.v.)'i tanıtırken şu vasıflarla vasfetmişti:
* Peygamberimiz Efendimiz, orta boylu idi, fakat uzuna daha yakındı.
* Beyaz tenli idi.
* Sakal kılları siyahtı.
* Dişleri çok güzeldi.
* Gözlerinin kirpikleri sık ve uzundu.
* İki omuz arası genişti.
* Yanakları ne şişkin ne de çöküktü.
* Ayağının bütünüyle yere basardı.
* Bütün vücuduyla öne döner ve bütün vücuduyla arkaya dönerdi.
* Ne O'ndan önce ve ne de O'ndan sonra güzellikte O'nun gibisini görmedim.

***

Sahâbe-i Kiram'dan Câbir bin Semure (r.a.) de Efendimiz Aleyhisselât-u Vesselam'ın fiziki halini şu vasıflarla tanıtmıştır. Demiştir ki:
* Ben mehtaplı bir gecede Peygamber Aleyhisselam'ı gördüm. Üzerinde bir cübbe vardı. Rasulüllah'ın nurlu yüzü ile ay'ın yüzünden hangisinin daha güzel olduğunu tesbit etmek maksadıyla önce Allah'ın Rasûlünün yüzüne baktım; daha sonra da ay'ın yüzüne baktım. Vallahi bana göre, Peygamberimiz Efendimizin o mübârek yüzleri Ay'dan çok daha güzeldi.
***
Sahâbe'den Berâ bin Azib (r.a) de Rasûlüllah (s.a.v.) Efendimizi şöyle vasfetmiştir:
* Peygamberimiz Efendimiz (s.a.v.) orta boylu idi.
* İki omuzlarının arası genişçe idi.
* Mübarek başlarından omuzlarına doğru uzanan saçları, kulak yumuşağına kadar inerdi.
* Peygamber Aleyhisselam (s.a.v.) o kadar güzeldi ki, ben ondan daha güzel bir kimse görmedim.

***

Kaynaklar:

1- Tirmizi, Şemail ve Menakıb h. 3638

2- Nesai, 8/183

3- Müslim, Fezail b. 91-93

4- Buhari Libas: 7/57-58; menâkıb: 4/164-165

5- Edebu'l Müfret: 2/520, 659
 

Maximillian

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Eyl 2005
Mesajlar
231
Aldığı Beğeniler
3
Risâle-i Nurda Evsaf-ı Muhammediye (asm)

Bu Yazı 16,5,2003 tarihli Yeni Asya Gazetesinden Alınmıştır



Risale-i Nurdan Sünnet-i Seniyye




Peygamberimizin İsimleri


Şemail (Şiir)
1. Alem-i bakideki hayat-ı daime ve saadet-i ebediyenin en kuvvetli müjdecisi

2. Alem-i şehadette iken gaybiyattan haber verir bir beşir ve nezir

3. Asr-ı Saadetin güneşi

4. Ayine-i Samedani

5. Beni ademin medar-ı şerefi

6. Bu alemin medar-ı iftiharı

7. Bu kâinatın Ayetü'l-Kübrası

8. Bu kâinatın Manevi Güneşi

9. Bürhan-ı hak

10. Bürhan-ı katı'

11. Bürhan-ı natık

12. Bütün ehl-i imana imam

13. Bütün enbiya ve evliyadan mürekkep bir halka-i zikrin serzakiri

14. Bütün enbiyanın reisi

15. Bütün evliyanın başı

16. Bütün evliyaya seyyid

17. Bütün insanlara hatip

18. Cemaat-i mü'minine en son ve en ali imam

19. Delil-i sadık

20. Delil-i satı'

21. Dellal-ı a'zam

22. Divan-ı nübüvvetin hatemi

23. Efdalü'l-halk

24. Ekmelü'l-halk

25. En ala ve ekmel bir surette, Kurân vasıtasıyla o marziyat ve arzuları beyan eden ve getiren

26. En azamî bir derecede bütün meratib-i tevhid-i ilân eden

27. En azami bir surette teşhir edici ve tavsif edici ve tarif edici

28. En nuranî bir semere-i şecere-i hilkat

29. En şaşaalı bir surette ayinedarlık eden ve gösteren ve sevip ve başkasına sevdiren

30. En vazıh bir surette ve en azami bir derecede hakaik-i Kurâniye vasıtasıyla o tılsımı (Kâinatın tahavvülatındaki maksat ve gaye) ve o muammayı (mevcudatın nereden, nereye ve ne oldukları) halleden

31. En yüksek bir sada ile dellallık eden

32. Esma-i İlâhiyenin gizli definelerinin keşşafı

33. Eşref-i mahlûkat

34. Eşrefü'l-insan

35. Fahr-i alem

36. Fahr-i Kâinat

37. Ferid-i kevn-ü zaman

38. Güneşler Güneşi

39. Habib-i Ekrem Aleyhissalatü ve Ekmelüsselâm

40. Habib-i Rahmani

41. Habibullah

42. Hakikat-ı insaniyenin şerefi

43. Hakikatin ziyası

44. Hakk'ın burhanı

45. Hâlık-ı Kâinatın tercümanı

46. Hâlıkımızın en parlak bir bürhanı

47. Hatemü'l-Enbiya

48. Hatib-i kudsi

49. Hatib-i mürşid

50. Hazret-i Muhammed

51. Hidayetin güneşi

52. İki alemin güneşi

53. İki Cihanın güneşi

54. İmamü'l-evliya ve'l-ulema

55. Kâinat tılsımının ve hilkat muammasının bir doğru keşşafı

56. Kâinatın bir sebeb-i hilkati

57. Kâinatın çekirdek-i aslisi

58. Kâinatın en mükemmel meyvesi

59. Kâinatın kemalatını keşfeden canlı bir güneş

60. Kâinatın neticesi ve en mükemmel meyvesi

61. Kâinatın tılsımını açıp, ayatını keşf ve beyan eden resulü

62. Künuz-u esma-i İlahiyenin keşşafı, göstericisi

63. Künuz-u mahfiyenin miftahı

64. Lütuf ve rahmetinin bir parlak misali

65. Mahbub-u kulub

66. Marziyat-ı İlâhiyenin mübelliği

67. Mehbit-i vahy-i İlâhî

68. Misal-i muhabbet

69. Muallim-i ekmel

70. Muallim-i ukul

71. Muhabbet-i Rahmaniyenin misali

72. Muhammed-i Arabi

73. Muhammed-i Kureyşi

74. Muhammedü'l-Emin

75. Muhammedü'l-Haşimi

76. Mukteda-i küll

77. Murebbi-i nüfus

78. Murşid-i harika

79. Murşid-i imanî

80. Murşid-i kâmil

81. Murşid-i umumî

82. Mübelliğ

83. Müezzin-i azam

84. Nebi-i Akdes

85. Nev-i beşere imam

86. Nev-i beşere rehber

87. Nev-i beşerin hatib-i şehiri

88. Nev-i beşerin medar-ı iftiharı

89. Nev-i beşerin üstad-ı ekberi

90. Nurani bürhan

91. Nurani bürhan-ı tevhid

92. Peygamber-i zişan

93. Rahmetenli'l-alemin

94. Rahmet-i binihayenin kaşifi ve ilancısı

95. Rahmet-i Rabbaniyenin timsali

96. Re'fetli Nebi

97. Rehber-i ekber

98. Rehber-i ekmel

99. Resul-i Ekrem Aleyhissalatü Vesselâm

100. Risâletin vazifesini en ekmel bir tarzda ifade eden

101. Ruhanilere ve melaikelere de Kurân-ı Kerim vasıtasıyla rehberlik eden

102. Saadet-i ebediyenin de vücuda gelmesine kati bir delil ve zahir bir burhan

103. Saadet-i ebediyenin muhbiri, müjdecisi

104. Saadet-i ebediyenin sebeb-i husulü ve vesile-i vüsulü

105. Saadetin sebeb-i vücudu ve vesile-i icadı

106. Saadetin vesilesi

107. Saltanat-ı Rububiyetin dellalı

108. Saltanat-ı Rububiyetin mehasininin dellâlı

109. Saniin nazarında en ziyade mahbub

110. Saniin o ferd-i ferid dediğimiz muhatab-ı hassı

111. Sema-i Risâletin güneşi

112. Seyyidü'l-enam

113. Seyyidü'l-Enbiya

114. Sirac-ı hakikat

115. Subhanallah, maşaallah, barekallah diyerek semavatı çınlatan ve Kurân'ın nağamatıyla Kâinatı velveleye verdiren, istihsan ve takdir ile tefekkür ve teşhir ile zikir ve tevhid ile, berr ve bahri cezbeye getiren

116. Sultan-ı ervah

117. Şahid-i sadık

118. Şahsiyet-i mâneviyesiyle Kâinatın kemaline bir fihriste

119. Şecere-i hilkatin en kıymettar ve kıymetli bahadır bir semeresi

120. Şefkatli Resul

121. Şefkat ve muhabbetinin bir beliğ lisanı

122. Şems-i hidayet

123. Şeref-i beni Adem

124. Şeref-i insaniyet

125. Şeref-i nev'i insan

126. Tercüman-ı zişan

127. Tevhidin bir bürhan-ı natıkı

128. Tevhidin hakikat olduğuna bir delil-i hak

129. Tılsım-ı Kâinatın keşşafı

130. Timsal-i rahmet

131. Ubudiyet (dairesinin) reisi

132. Üstad-ı mutlak

133. Üstadü'l-beşer

134. Vahdaniyet-i İlâhiyeye bir burhan-ı sadık-ı natık

135. Vesile-i saadet

136. Zat-ı mualla

137. Zat-ı murşid

138. Zat-ı mübarek

139. Zat-ı nurani
 

ExELaNcE

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
3 Eyl 2005
Mesajlar
3,446
Aldığı Beğeniler
13
Allah razı olsun..güzel bir paylaşım..[GLOW=green]Ne mutlu O Rasule tabi olanlara[/GLOW]
 

zeyno

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
2 Eyl 2005
Mesajlar
1,699
Aldığı Beğeniler
6
Konum
Gümüşhane
Takım
Galatasaray
Şu sıralar peygamber efendimizle (s.a.v) o kadar doluyum ki.Onu her haliyle tam olarak öğrenme hevesindeyim...İletilen yazılarda çok güzel...Allah razı olsun...
 
Üst Alt