Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

zekaikc

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
23 Şub 2011
Mesajlar
1,411
Aldığı Beğeniler
6
Takım
Beşiktaş
1cef777321a8fc08687.jpg


Semerkand Aile; pek çoğumuz için artık kanıksanan bir duygu olan öfkenin esasında hastalıklı bir durum olabileceğine dikkat çekiyor

Semerkanda Aile'nin Ağustos sayısı çıktı. Kapak dosyasını "Öfkeyle Başımız Dertte" başlığıyla hazırlayan Semerkand Aile; pek çoğumuz için artık kanıksanan bir duygu olan öfkenin esasında hastalıklı bir durum olabileceğine dikkat çekiyor. Hayatımızın her anına öfke duygumuzu hakim kıldığımıza değinen dosyada ilgi çekici ifadeler ise şöyle; "İş yerinde patronu ile sorun yaşayan eşimiz akşam eve geldiğinde patlamaya hazır bomba gibi olur mesela. Ortada hiçbir sebep yokken "Yemek niye hazır değil?" diye bize çıkışabilir. Yahut tüm gün çocuğumuzun peşinde koşturup da onun yaramazlıklarına sinirlendiysek eğer, eşimizi anlayışsızlıkla suçlayıp ona kızarken buluruz kendimizi. Günlük hayatımızın çok içinde olan bu örnekler insanın aklına hemen kendi yaşantısından kesitler getiriyor şüphesiz. Trafikte birbirine bağıran, korna çalan sürücüler, evladına kızan bir anne, işçisini azarlayan bir patron ya da komşusundan şikayetlenen bir adam... Ne yazık ki bu örnekleri çoğaltmamız mümkün..."

Dosya kapsamında uzman görüşlerine de başvurulan yazıda özellikle psikolog Yasemin Yalçın Aktasun'un ifadeleri oldukça ilgi çekici. Öfke ile başa çıkabilme sürecinde muhatabın tavrının da öfkelen kişi kadar önemli olduğuna vurgu yapan Aktasun şunları söylüyor: "Bir insana 'sen öfkelisin' demek onu bir şekilde itham etmek oluyor. Bu sebeple insanların öfkeli kişi karşısında kendilerini güçlü ifade etmeleri gerekiyor. Biz ilişkilerde şunu görüyoruz: 'Çok bağırıyorsun, sen çok öfkelisin, çok yanlış konuşuyorsun...' Hep bu ifadeler kullanılır...

Bu durum da farkındalık oluşturmaz, bilakis öfkeli kişide bir savunma oluşturur. Çünkü öfkelenen insan suçlanır ve eleştirilir, bundan dolayı da sürekli bir savunma haline girer. Kendini savunduğu için de davranışına daha çok sahip çıkmaya başlar. 'Ben böyleyim' demeye başlar. Bu sebeple kendimizi ifade ederken, yaşadığımız duygu minvalinde konuşmalıyız, muhatabımıza yüklenerek suçlayarak değil..."

Ağustos ayında birbirinden ilgi çekici pek çok konuya değinilen Semerkand Aile'de özellikle eski Ramazanların güzelliklerini çocuklarımıza da anlatmamamız gerektiğine vurgu yapan, "Çocukların Hafızalarına Özlenen Ramazanlar Kaydedilsin" ve evlilikte yaşanan her şeyi anlatmanın doğru bir tutum olmadığına değinen "Evliliğiniz Hakkında Konuşurken Sınırınız Olsun" yazıları okunması tavsiye edilen konular arasında yer alıyor.
 

Fahl_

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
18 Haz 2011
Mesajlar
1,821
Aldığı Beğeniler
30
Konum
Antalya
Takım
Beşiktaş

Bu durum da farkındalık oluşturmaz, bilakis öfkeli kişide bir savunma oluşturur. Çünkü öfkelenen insan suçlanır ve eleştirilir, bundan dolayı da sürekli bir savunma haline girer. Kendini savunduğu için de davranışına daha çok sahip çıkmaya başlar. 'Ben böyleyim' demeye başlar. Bu sebeple kendimizi ifade ederken, yaşadığımız duygu minvalinde konuşmalıyız, muhatabımıza yüklenerek suçlayarak değil.


Allah razı olsun..
 

yunus selvi

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
7 Ağu 2011
Mesajlar
2
Aldığı Beğeniler
0
Takım
Galatasaray
:ok::ok:
Kod:
[I][/I]
1cef777321a8fc08687.jpg


Semerkand Aile; pek çoğumuz için artık kanıksanan bir duygu olan öfkenin esasında hastalıklı bir durum olabileceğine dikkat çekiyor

Semerkanda Aile'nin Ağustos sayısı çıktı. Kapak dosyasını "Öfkeyle Başımız Dertte" başlığıyla hazırlayan Semerkand Aile; pek çoğumuz için artık kanıksanan bir duygu olan öfkenin esasında hastalıklı bir durum olabileceğine dikkat çekiyor. Hayatımızın her anına öfke duygumuzu hakim kıldığımıza değinen dosyada ilgi çekici ifadeler ise şöyle; "İş yerinde patronu ile sorun yaşayan eşimiz akşam eve geldiğinde patlamaya hazır bomba gibi olur mesela. Ortada hiçbir sebep yokken "Yemek niye hazır değil?" diye bize çıkışabilir. Yahut tüm gün çocuğumuzun peşinde koşturup da onun yaramazlıklarına sinirlendiysek eğer, eşimizi anlayışsızlıkla suçlayıp ona kızarken buluruz kendimizi. Günlük hayatımızın çok içinde olan bu örnekler insanın aklına hemen kendi yaşantısından kesitler getiriyor şüphesiz. Trafikte birbirine bağıran, korna çalan sürücüler, evladına kızan bir anne, işçisini azarlayan bir patron ya da komşusundan şikayetlenen bir adam... Ne yazık ki bu örnekleri çoğaltmamız mümkün..."

Dosya kapsamında uzman görüşlerine de başvurulan yazıda özellikle psikolog Yasemin Yalçın Aktasun'un ifadeleri oldukça ilgi çekici. Öfke ile başa çıkabilme sürecinde muhatabın tavrının da öfkelen kişi kadar önemli olduğuna vurgu yapan Aktasun şunları söylüyor: "Bir insana 'sen öfkelisin' demek onu bir şekilde itham etmek oluyor. Bu sebeple insanların öfkeli kişi karşısında kendilerini güçlü ifade etmeleri gerekiyor. Biz ilişkilerde şunu görüyoruz: 'Çok bağırıyorsun, sen çok öfkelisin, çok yanlış konuşuyorsun...' Hep bu ifadeler kullanılır...

Bu durum da farkındalık oluşturmaz, bilakis öfkeli kişide bir savunma oluşturur. Çünkü öfkelenen insan suçlanır ve eleştirilir, bundan dolayı da sürekli bir savunma haline girer. Kendini savunduğu için de davranışına daha çok sahip çıkmaya başlar. 'Ben böyleyim' demeye başlar. Bu sebeple kendimizi ifade ederken, yaşadığımız duygu minvalinde konuşmalıyız, muhatabımıza yüklenerek suçlayarak değil..."

Ağustos ayında birbirinden ilgi çekici pek çok konuya değinilen Semerkand Aile'de özellikle eski Ramazanların güzelliklerini çocuklarımıza da anlatmamamız gerektiğine vurgu yapan, "Çocukların Hafızalarına Özlenen Ramazanlar Kaydedilsin" ve evlilikte yaşanan her şeyi anlatmanın doğru bir tutum olmadığına değinen "Evliliğiniz Hakkında Konuşurken Sınırınız Olsun" yazıları okunması tavsiye edilen konular arasında yer alıyor.
 

yunus selvi

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
7 Ağu 2011
Mesajlar
2
Aldığı Beğeniler
0
Takım
Galatasaray
:ok::ok:
Kod:
[I][/I]
1cef777321a8fc08687.jpg


Semerkand Aile; pek çoğumuz için artık kanıksanan bir duygu olan öfkenin esasında hastalıklı bir durum olabileceğine dikkat çekiyor

Semerkanda Aile'nin Ağustos sayısı çıktı. Kapak dosyasını "Öfkeyle Başımız Dertte" başlığıyla hazırlayan Semerkand Aile; pek çoğumuz için artık kanıksanan bir duygu olan öfkenin esasında hastalıklı bir durum olabileceğine dikkat çekiyor. Hayatımızın her anına öfke duygumuzu hakim kıldığımıza değinen dosyada ilgi çekici ifadeler ise şöyle; "İş yerinde patronu ile sorun yaşayan eşimiz akşam eve geldiğinde patlamaya hazır bomba gibi olur mesela. Ortada hiçbir sebep yokken "Yemek niye hazır değil?" diye bize çıkışabilir. Yahut tüm gün çocuğumuzun peşinde koşturup da onun yaramazlıklarına sinirlendiysek eğer, eşimizi anlayışsızlıkla suçlayıp ona kızarken buluruz kendimizi. Günlük hayatımızın çok içinde olan bu örnekler insanın aklına hemen kendi yaşantısından kesitler getiriyor şüphesiz. Trafikte birbirine bağıran, korna çalan sürücüler, evladına kızan bir anne, işçisini azarlayan bir patron ya da komşusundan şikayetlenen bir adam... Ne yazık ki bu örnekleri çoğaltmamız mümkün..."

Dosya kapsamında uzman görüşlerine de başvurulan yazıda özellikle psikolog Yasemin Yalçın Aktasun'un ifadeleri oldukça ilgi çekici. Öfke ile başa çıkabilme sürecinde muhatabın tavrının da öfkelen kişi kadar önemli olduğuna vurgu yapan Aktasun şunları söylüyor: "Bir insana 'sen öfkelisin' demek onu bir şekilde itham etmek oluyor. Bu sebeple insanların öfkeli kişi karşısında kendilerini güçlü ifade etmeleri gerekiyor. Biz ilişkilerde şunu görüyoruz: 'Çok bağırıyorsun, sen çok öfkelisin, çok yanlış konuşuyorsun...' Hep bu ifadeler kullanılır...

Bu durum da farkındalık oluşturmaz, bilakis öfkeli kişide bir savunma oluşturur. Çünkü öfkelenen insan suçlanır ve eleştirilir, bundan dolayı da sürekli bir savunma haline girer. Kendini savunduğu için de davranışına daha çok sahip çıkmaya başlar. 'Ben böyleyim' demeye başlar. Bu sebeple kendimizi ifade ederken, yaşadığımız duygu minvalinde konuşmalıyız, muhatabımıza yüklenerek suçlayarak değil..."

Ağustos ayında birbirinden ilgi çekici pek çok konuya değinilen Semerkand Aile'de özellikle eski Ramazanların güzelliklerini çocuklarımıza da anlatmamamız gerektiğine vurgu yapan, "Çocukların Hafızalarına Özlenen Ramazanlar Kaydedilsin" ve evlilikte yaşanan her şeyi anlatmanın doğru bir tutum olmadığına değinen "Evliliğiniz Hakkında Konuşurken Sınırınız Olsun" yazıları okunması tavsiye edilen konular arasında yer alıyor.
 
Üst Alt