Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

Ahiretime Duamsın

***AHİRETİME DUAM'SIN***
 
Üyelik Tarihi
11 Haz 2007
Mesajlar
4,386
Aldığı Beğeniler
1,783
Konum
тÜяκİує/αитακуα
Takım
Galatasaray
Cehennemde odun yoktu. Herkes kendi odununu da ateşini de kendi hazırlar, kendi tutuştururdu. Dünya mümin için zindandı ama kısacık hayatı cennet huzuru ile yaşayanlar da olabilir miydi? Turuna devam etti derviş.

Yaver Dedeye uğradı önce. Bulgaristan göçmeni bu ihtiyar, tek başına yaşadığı kulübesinde günlerini Kuran okuyarak geçirirdi. Büyük bir rahlede iri hatlarla yazılmış Kuranını gözlük kullanmadan okuyabiliyordu. Karısı ölmüş, çocukları yıllar evvel köyü terk etmişti. Ne zaman nasılsınız dense, şükrederdi Yaver Dede. Halinden şikayetlendiği hiç görülmemişti. Aç mıydı, tok muydu çoğu kere bilmezdi insanlar. Getirdiği poşetleri mutfağa bırakırken sordu: Dedem ekmeğin, erzakın var mı? Bir şeyler bırakayım mı?..

- Var Kızanım! Çok şükür hepsi var! Rızkımızı veriyor Allah.

Göçmen şivesi ile çocuğum yerine kızanım derdi Yaver Dede. Ekmeği olmasa dahi var elhamdülillah derdi. Kimseden bir şey talep etmezdi. Tavsiyelerini aldı, tecrübelerini dinledi Yaver Dedenin. Onu rahlesi ile baş başa bırakıp vedalaşırken göz attı mutfağına. Ekmek sepetinde birkaç küflü dilim ekmek, sebzeliğinde pörsümüş bir iki domatesten başka bir şey yoktu. Buna rağmen yok kelimesini kullanmıyor, şükrediyordu. Yaver Dede, ihtiyaçsızlık ve isteksizlik cennetini yaşıyordu!

***

Akrabadan bir hanımın evini ziyaret edecekti. 5 yıl önce genç yaşta eşini ahirete uğurlamış bu hanım, 3 çocukla emekli maaşına talim ederek mütevazı bir yaşam sürüyordu. Cenaze günü Onun tevekkül ve teslimiyetine hayran olmuştu. Çocuklar babalarının cesedi başında ağlarken, O yaşının üzerinde bir olgunlukla tevekkül ve teslimiyet tebessümü yayıyordu etrafa. Herkes perişandı. Sadece O sükunet içinde seyrediyordu. Şimdilerde zihinsel özürlü bir oğulla liseye devam eden iki genç kızı hayata hazırlama mücadelesi veriyordu.

Sevinçle karşıladılar dervişi. Bu evde pozitif bir enerji vardı sanki. Çocuklar ve annesi, herkes gülümsüyor, insanlar neşe saçıyordu. Oysa dışarıdan bakan için keder ve sıkıntı yumağı olmalıydı burası. Fakat tam aksi idi. Çaylar içildi, çerezler atıştırıldı, muhabbet gırla gitti.

Ayrılırken sordu evin hanımına:  Bunu nasıl başarıyorsunuz? Hiç dedi, hiç. Hakkımıza; bize verilene razıyız o kadar. Bir de kimse ile uğraşmayız. Kendi halimizde kendi işimize bakarız!

Haktan gelene razı olmak ve özüne dönmek cennet bahşediyordu insanlara!

***

Kırlara uzandı. Çoban Hasan amcayı ziyaret etmek üzere kekik kokan yamaçlara tırmandı. Salkım söğüt altında gölgelenen Hasan amca Onu uzaktan görünce havlamaya başlayan köpeğini yanına çağırıp susturdu. Kucaklaştılar. Ömrü dağlar ve koyunlar arasında geçmişti Hasan amcanın. Otur hele şöyle dedi ve iki taşın ortasına yerleştirdiği isli çaydanlığın altına meşe odunları sürdü. Yere açtığı oyuğa közler aktardı ve kül içine gömdü patatesleri.

- Şehir yerinde külleme patates yemek için tomarla para ödersiniz. Bak hakikisi burada evlat. Bekle de gör, dedi.

Patatesler kızaracak, kumpirin hası tadılacaktı az sonra. Çay da tavşan kanı çıkacak, rüzgara karşı yudumlanacak, belki de kaval eşliğinde doğal atmosferde seyran edilecekti.

Dayanamadı sordu:

- Hiç mi derdin yok Hasan amca?.. Medeniyeti, kenti, teknik imkanları hiç mi özlemezsin?..

Hasan amca çayları doldurdu. Patateslerden birini de külden alıp soyarken:

- Senin teknik ve medeniyet dediğin trafik gürültüsü ile stres dediğiniz sıkıntılar değil mi?..

Plastik kaplarda yiyip içeliden beri hayatınız plastik olmuş, çevreniz hep sahte yüzler!. Deterjanlar kanser ediyor dersiniz ama bir türlü de vazgeçmezsiniz. Bu mu yani?..

- İyi ama sen burada mahrumiyetler içindesin!

- Kim demiş?.. Havam temiz, çevrem temiz, aşımda ekmeğimde hormon yok, ben mi mahrumum yoksa sen mi?

Sustu. Hasan amcaya laf yetişecek gibi değildi. Kuzu melemelerine keklik sesleri karışırken doğallık cennetini anlamaya çalışıyordu.

&&

Tekkesine dönüp mürşidine bunları da anlattı. Mürşidi yüzünü ekşiterek konuştu:

- Senden adam olmaz!...

Bekledi. Niye böyle demişti ki? Sorulmazdı ki! Acaba niye böyle demişti? Devam etti mürşidi:

- Sen de bu Cennet Tutkusu, Cehennem Korkusu oldukça senden adam olmaz!... Dervişlik bu değil anladın mı, bu değiiiiilllll!...

Celalin dozu yükselmişti. Mürşidi kalkıp hücresine giderken tekke duvarındaki levhayı işaret ederek son sözlerini söyledi:

- Burada yazan manaya ermedikçe, Vahdeti böyle algılamadıkça senden hiçbir şey olmaz!

Başını önüne eğdi. Mürşidi odasına geçtikten sonra duvara yaklaştı ve levhayı okudu:

CENNET CENNET DEDİKLERİ

BİR KAÇ BAHÇE BİR KAÇ HURİ

İSTEYENE VER ONLARI

BANA SENİ GEREK SENİ! (Yunus Emre)
 

Necmeddin

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
24 Ocak 2006
Mesajlar
10,138
Aldığı Beğeniler
179
Konum
Batman
Takım
Diğer
Haktan gelene razı olmak ve özüne dönmek cennet bahşediyordu insanlara!

RABBIM hayırlı ömürler nasip etsin.
 

GüleHayran

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
28 Tem 2007
Mesajlar
167
Aldığı Beğeniler
0
öyle rabia ra´in dedigi gibi:" Rabbim eger sana cennetin icin ibadet ediyorsam bana nasib etme, eger cehenneminden korktugum icin ibadet ediyorsam beni ona sok, ben yanli seni istiyorum":)
 
Üst Alt