- Üyelik Tarihi
- 15 Eyl 2005
- Mesajlar
- 1,033
- Aldığı Beğeniler
- 8
Yaradan Rabbimin adıyla okudum.
Ey Muhammed seni okudum.
Okudum, çoğaldı harflerim, ırmaklarım, yıldızlarım...
Tüm kitaplara senin isminle yazıldım.
Doğdum, Muhammede doğdum.
Âşıksam, Muhammede âşığım.
Ölürsem Muhammede ölürüm.
Gelirsem, Muhammede gelirim.
Yusuf oldum kuyularda hep seni bekledim,
Hüseyin oldum kerbelada,
Kuruyan dudaklarımla sayıkladım ismini,
Gelsin de ırmaklar taşıyan ellerinden,
Abı hayat akıtsın içime diye bekledim.
Bekledim, kapandı yollarım, uzattım parmaklarımı
Hallaç gibi doğrandı elerim.
Hiç seni söyleyemedim.
Dağlandı dudaklarım.
Yazdım gözyaşlarımla mekkenin dağlarına:
Ey sevgili, gel diye...
Ağlama duvarını bir çıban gibi sırtında taşırken,
Yorulan kollarıyla taş atan Kudüsüm ben.
Kaldırımlarımda ateşler yükselirken,
Geldin öptün beni alnımdan,
Serinleyip sarıldım taşlara yeniden.
Ey Muhammed...
Ey Sevgili.
Ey Badı Sabah.
Ey üzerimize doğan ay.
Ey Güzelliklerin şahikası.
Ey Şefaat pınarı.
Her düşmem gül ayaklarına kapanmamdır,
Böğrümden yediğim her kurşunla tutarım ellerinden.
Her şarkımda seni söylerim.
Her tebessümüm senindir.
Hep seni beklerim:
Sen bir gelsen diye ey Sevgili...
Sevgili...
Ben Veyselim,
Kenan illerinde hasretini soluyan,
Hırkana bürünürüm karanlıkta kaybolduğumda,
Dört taraftan vururlar bana,
Vururlar da söyletmezler sensizliği,
Sümeyye gibi develer ayırır bedenimi...
Hamzayım Ey Sevgili,
Uhuddayım tam önündeyim,
Vahşinin mızrağı deler geçer yüreğimi,
Gel de okşa ne olur oyulmuş kalbimi,
Hind değil hasretin acıtır onu....
Ben Grozniyim, Keşmidim, kandaharım...
Saraybosnayım, Hamayım, Buharayım...
Bağdatım, Morayım, taşkentim...
Doğu Timorum, Türkistanım, Ahıskayım...
Halepçeyim, Kırımım, İstanbulum,
Ben kurşunlara evlat vermiş anneyim.
Kurşunlardan sakınan bedeniyle seni özleyen,
Taş atan bir filistinliyim.
Gel öp bizi alnımızdan,
Gel sev bizi kanayan yaralarımızdan.
Ey Sevgili...
Ey Muhammed....
Gittin yak gül yüzlü sevgili,
Kırıldım gittiğinden beri.
Karıldıkça yandı canım.
Çarmıhta çivilenen benim ellerim,
Benim ayaklarım.
Harami sofralarda sergilenen benim başım.
Beni bir ağaçta kıstırdılar,
Kör bir testereyle biçildim.
Ağladım, kurudu göz pınarlarım,
Ağladım, hasretine türkü yaktım.
Ağladım, gel diye ey sevgili....
Sevgili....
Ömerim, Aliyim, Osmanım,
Vuruldum bir niyaz vaktinde,
Kanım dağıldı kitabın sayfalarına.
Seni yazdım bir damla kanla,
İsminin dolaştığı semaya,
Bir baştan bir başa.
Sen gel diye Ey sevgili....
Ey Sevgili....
Kırıldı mı dişin?
Dikenler acıtı mı ayaklarını?
Deve işkembeleri kirletti mi elbiselerini?
Medine yollarında yoruldun mu?
Taifte taşlar kanattı mı gül yanağını?
Kırıldı mı kalbin bize?
Kırgın mısın Sevgili?
Ne çare Bekirler yok şimdi,
Aliler, Osmanlar, Ömerler yok.
Halidlerg itti, Musablar gitti.
Hatice yok, Zeynep yok, Fatıma yok.
Müminlerin annesi sofra açmaz evlerimizde.
Kedilerin babası dolaşmaz sokaklarımızda.
Biz ne çok yetim olduk da,
Senin gibi okşayanımız yok artık.
Gel bir okşa ne olur,
Yaralarımızda irinler azdı.
Canımız acıdı.
Bir merhamet et, bir gülümse efendim.
Birg örün puslu şehirlerin üstünde.
Bir ses ver puslu yüreklerimize.
Bekler dururuz her seherde,
Sen gel diye Ay Sevgili....
Ey Sevgili....
Buralara bir hal oldu:
Ne Yakup iniyor şimdi,
Ne Mısırda rüya görülüyor,
Züleyhalar yalancı,
Yedi adam ne yapsın,
Mağaraların kapıları da kapalı.
Musa vurunca asasını, oynamıyor yer yerinden.
Yol vermiyor Kızıldeniz.
Sakınmıyor İbrahimi ateşler,
Su taşımıyor karınca.
Ethemin balıkları getirmiyor iğneleri denizden.
Buralara bir hal oldu:
Sen yoksun, buralar duman oldu Efendim.
Bir mektubun gelmedi buralara....
Bir Necaşi sormaz halimizi.
Bir yalnızlıktır düştü ocağımıza.
Bir karanlık çöktü başımıza.
Ay aydınlatmıyor,
Gül kokmuyor.
Yokluğun karabasanlar gibi çökünce sinemize,
Dağıldı hanemiz,
Dağıldı yüreğimiz,
Dağıldı birliğimiz...
Sevgili affet bizi:
Bir deve olamadık,
Hasretinden çatlayıp ölecek.
Bir kuru ağaç olamadık,
Yokluğunla kanlı gözyaşları dökecek.
Bir Bilal olamadık,
Sensiz ses vermeyecek.
Bir Ebu Zer olamadık,
Alıp başını gidecek.
Ey Sevgili,
Ey şefaat sahibi,
Affet bizi.
Affet...
Şimdi bir şarkı düşer dilimize,
Bir aşk iner yüreğimize.
Bir el tutar elimizden.
Bir af fermanı gelir ötelerden.
Bir sen gelirsin.
Bir seng elirsin.
Biz bir seviniriz:
Sevgilim muhammed diye....
Sevgilim Muhammed diye...
Meleklerle yarış ederiz...
Gel sevgili,
Gel öp, kokla ve yeşert bizi, kalbimizi....
ADEM ÖZBAY
Ey Muhammed seni okudum.
Okudum, çoğaldı harflerim, ırmaklarım, yıldızlarım...
Tüm kitaplara senin isminle yazıldım.
Doğdum, Muhammede doğdum.
Âşıksam, Muhammede âşığım.
Ölürsem Muhammede ölürüm.
Gelirsem, Muhammede gelirim.
Yusuf oldum kuyularda hep seni bekledim,
Hüseyin oldum kerbelada,
Kuruyan dudaklarımla sayıkladım ismini,
Gelsin de ırmaklar taşıyan ellerinden,
Abı hayat akıtsın içime diye bekledim.
Bekledim, kapandı yollarım, uzattım parmaklarımı
Hallaç gibi doğrandı elerim.
Hiç seni söyleyemedim.
Dağlandı dudaklarım.
Yazdım gözyaşlarımla mekkenin dağlarına:
Ey sevgili, gel diye...
Ağlama duvarını bir çıban gibi sırtında taşırken,
Yorulan kollarıyla taş atan Kudüsüm ben.
Kaldırımlarımda ateşler yükselirken,
Geldin öptün beni alnımdan,
Serinleyip sarıldım taşlara yeniden.
Ey Muhammed...
Ey Sevgili.
Ey Badı Sabah.
Ey üzerimize doğan ay.
Ey Güzelliklerin şahikası.
Ey Şefaat pınarı.
Her düşmem gül ayaklarına kapanmamdır,
Böğrümden yediğim her kurşunla tutarım ellerinden.
Her şarkımda seni söylerim.
Her tebessümüm senindir.
Hep seni beklerim:
Sen bir gelsen diye ey Sevgili...
Sevgili...
Ben Veyselim,
Kenan illerinde hasretini soluyan,
Hırkana bürünürüm karanlıkta kaybolduğumda,
Dört taraftan vururlar bana,
Vururlar da söyletmezler sensizliği,
Sümeyye gibi develer ayırır bedenimi...
Hamzayım Ey Sevgili,
Uhuddayım tam önündeyim,
Vahşinin mızrağı deler geçer yüreğimi,
Gel de okşa ne olur oyulmuş kalbimi,
Hind değil hasretin acıtır onu....
Ben Grozniyim, Keşmidim, kandaharım...
Saraybosnayım, Hamayım, Buharayım...
Bağdatım, Morayım, taşkentim...
Doğu Timorum, Türkistanım, Ahıskayım...
Halepçeyim, Kırımım, İstanbulum,
Ben kurşunlara evlat vermiş anneyim.
Kurşunlardan sakınan bedeniyle seni özleyen,
Taş atan bir filistinliyim.
Gel öp bizi alnımızdan,
Gel sev bizi kanayan yaralarımızdan.
Ey Sevgili...
Ey Muhammed....
Gittin yak gül yüzlü sevgili,
Kırıldım gittiğinden beri.
Karıldıkça yandı canım.
Çarmıhta çivilenen benim ellerim,
Benim ayaklarım.
Harami sofralarda sergilenen benim başım.
Beni bir ağaçta kıstırdılar,
Kör bir testereyle biçildim.
Ağladım, kurudu göz pınarlarım,
Ağladım, hasretine türkü yaktım.
Ağladım, gel diye ey sevgili....
Sevgili....
Ömerim, Aliyim, Osmanım,
Vuruldum bir niyaz vaktinde,
Kanım dağıldı kitabın sayfalarına.
Seni yazdım bir damla kanla,
İsminin dolaştığı semaya,
Bir baştan bir başa.
Sen gel diye Ey sevgili....
Ey Sevgili....
Kırıldı mı dişin?
Dikenler acıtı mı ayaklarını?
Deve işkembeleri kirletti mi elbiselerini?
Medine yollarında yoruldun mu?
Taifte taşlar kanattı mı gül yanağını?
Kırıldı mı kalbin bize?
Kırgın mısın Sevgili?
Ne çare Bekirler yok şimdi,
Aliler, Osmanlar, Ömerler yok.
Halidlerg itti, Musablar gitti.
Hatice yok, Zeynep yok, Fatıma yok.
Müminlerin annesi sofra açmaz evlerimizde.
Kedilerin babası dolaşmaz sokaklarımızda.
Biz ne çok yetim olduk da,
Senin gibi okşayanımız yok artık.
Gel bir okşa ne olur,
Yaralarımızda irinler azdı.
Canımız acıdı.
Bir merhamet et, bir gülümse efendim.
Birg örün puslu şehirlerin üstünde.
Bir ses ver puslu yüreklerimize.
Bekler dururuz her seherde,
Sen gel diye Ay Sevgili....
Ey Sevgili....
Buralara bir hal oldu:
Ne Yakup iniyor şimdi,
Ne Mısırda rüya görülüyor,
Züleyhalar yalancı,
Yedi adam ne yapsın,
Mağaraların kapıları da kapalı.
Musa vurunca asasını, oynamıyor yer yerinden.
Yol vermiyor Kızıldeniz.
Sakınmıyor İbrahimi ateşler,
Su taşımıyor karınca.
Ethemin balıkları getirmiyor iğneleri denizden.
Buralara bir hal oldu:
Sen yoksun, buralar duman oldu Efendim.
Bir mektubun gelmedi buralara....
Bir Necaşi sormaz halimizi.
Bir yalnızlıktır düştü ocağımıza.
Bir karanlık çöktü başımıza.
Ay aydınlatmıyor,
Gül kokmuyor.
Yokluğun karabasanlar gibi çökünce sinemize,
Dağıldı hanemiz,
Dağıldı yüreğimiz,
Dağıldı birliğimiz...
Sevgili affet bizi:
Bir deve olamadık,
Hasretinden çatlayıp ölecek.
Bir kuru ağaç olamadık,
Yokluğunla kanlı gözyaşları dökecek.
Bir Bilal olamadık,
Sensiz ses vermeyecek.
Bir Ebu Zer olamadık,
Alıp başını gidecek.
Ey Sevgili,
Ey şefaat sahibi,
Affet bizi.
Affet...
Şimdi bir şarkı düşer dilimize,
Bir aşk iner yüreğimize.
Bir el tutar elimizden.
Bir af fermanı gelir ötelerden.
Bir sen gelirsin.
Bir seng elirsin.
Biz bir seviniriz:
Sevgilim muhammed diye....
Sevgilim Muhammed diye...
Meleklerle yarış ederiz...
Gel sevgili,
Gel öp, kokla ve yeşert bizi, kalbimizi....
ADEM ÖZBAY
